Yargıtay AYM gerilimi

Konu sahibi son olarak 21 gün önce görüldü
Yargıtay'ın AYM kararını tanımayıp üstüne suç duyurusunda bulunduğu belki de cumhuriyet tarihinin en şoke edici olaylarından biri.
İşin garibi ciddiye alınmıyor gibi geldi bi cok kesimde. Forumda bile Hamas kadar konuşmadı kimse hatta hiç kimse neredeyse.
Sizin düşünceleriniz neler, gidişat ne olur?

@juju @HosgeldinHarunAbi @Hilal @Lawyer

Konuya düşüncelerinizi paylaşırsanız memnun olurum şahsen.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Hayırdır yahu yine özgürlükten mi bahsediyor yoksa. Ne oldu canım özgürlüğe pranga mı vuruldu vah vah Çok üzüldüm. Ne gereği var canım gözlerin içine baka baka adam öldürmek varken cezaevine atmak neymiş? çıkarsınlar bir zahmet. Nasıl olsa göre göre öldürmek artık dünya gelişmişlik-özgürlük haline haline göre. E biz de dünyalıyız değil mi? Herhalde sen ne biçim konuşuyorsun deyip de beni yargılamazsınız değil mi? Hani binlerce çocuğun öldürdüğü bir dünyada, Benimkinin Lafı bile olmaz sevgili özgürlükçü kardeşlerim. Ama tabii ki kınıyorum devletimizi milletimizi bölüp sağa sola peşkeş çekmek varken, Amerika'ya özgürlük getir bize deyip domalmak varken hapse atılmak nedir ya Var mı böyle bir şey yobazlık resmen. esefle kınıyorum..!

En iyisi Amerika'nın yargıcını talep etmek Yoksa bu iş olmayacak

Sakın Ha biriniz yanılıp biraz batılı ol modern düşün demeyin, öldürürler vallahi. Ee biz Emperyalist babamızdan böyle gördük bir bir daha 5 var mı ötesi?
 
Ulu America demiş ki; İsrail Günde 4 saat güneye geçişler için Ateşkes ilan edecek yararlanın Ha ha ha ha. İşte budur ya Özgür orrr..(pardon demiyorum.) çocukları. Bu büyük lutfunuz inanın tarihe geçecek.

Size bu balık beyinli insanlardan ne zaman unutmaları beklenir? ben soru sorayım. Hani ufacık çocukları ya da anne babaları öldürülenler asla unutmayacak da bizim gibi özgürlük diye orasını Burası yırtıp, modernlik budalaları ne zaman unuturuz?
 
Kamil gene her zamanki gibi sapla samanı birbirine karıştırmış.
Hukuksuzluğu ve yargı vesayetini savunmak için kırk takla atıyor.
 
anayasa mahkemesi'nin yakın dönemde iki tane kritik kararı oldu ve bence bu kararlar iktidar bloğunda mahkemenin statüsünü tartışmaya açtı.

1) hdp davası
2) selahattin demirtaş davası

aym'den bu iki konuda da "iktidarın beklentilerini" karşılayan kararlar çıkmadı.

bildiğimiz üzere bu adamların bağımsız hiçbir kuruma, kuruluşa tahammülleri yok. ülkede devlet millet adına karar veren ne kadar kurum varsa hepsinin parantez içinde "yerli ve milli" olmasını istiyorlar. kendi çizgilerinde hareket etmesini istiyorlar. güçler ayrılığına karşı olduklarını her fırsatta deklare eden bu tek adamcı kafa istiyor ki istemedikleri kararlar alınamasın, siyasetlerine uymayan hükümler verilemesin, bazı meselelerde hak hukuk değil iktidarın istekleri gözetilsin. bu zamana kadar dokunamadıkları tek yer, yani nispeten bağımsız kararlar alabilen tek yer anayasa mahkemesi kalmıştı, nihayet sıra ona da geldi. bu adam da, yani vekil seçildiği halde hapis yatan arkadaş da, bu çatışmanın arasında kaldı gibime geliyor. mesele onun şahsından daha öte bi mesele.

o yüzden yargıtay'daki şahısların bu işi hukuk bilmediklerinden ya da kendi inisiyatifleriyle yaptıklarını düşünmek saflık olur, belli ki bir yerlerden düğmeye basılmış ve aym tartışılır, sorgulanır hale getiriliyor. sonrası için de bir planları vardır tabii.

günümüz abdülhamit'lerinden modern istibdat.
 
Sanırım Kamil bize bir şey anlatmaya çalışıyor.
 
ciddiye alan tek kesim her zamanki gibi avukatlar ve bazı muhalif kesim. bu hakimler savcılar bu kadar bağımsız değilken neden bu kadar sessizler? isin ucunun kendilerine de dokunacağının nasıl farkında değiller? hiç aklım almıyor.
konuyla alakalı yargıtay ceza dairesi üyelerine anayasa cep kitaplarından hediye etmek istiyorum, bende fazladan var. anayasa'nın en üst yargı mercii olduğunu bilmek için hukuk profesörü de olmaya gerek yok. haberi duyduğumda bu ne cürret dedim ve bugün çok sevgili cbşkanımız da bizi şaşırtmayan bir açıklama yaptı. yargıtay anayasa mah.'ni yok sayar, istinaf mahkemeleri yargıtay'ı yok sayar, ilk derece mahkemeleri de kafasına göre takılsın. olacak iş mi.. nerede arayacağız hakkımızı? bu sadece hukukçuları ilgileren bir olay değil. anayasa'yı yok sayıyorsa senin temel hakları da, yaşama hakkını da yok sayar. yeni anayasa çıkarmaya yol yaptığına dair söylentiler var. olamaz demiyorum ve ülkede yaşamaktan her saniye daha fazla nefret ediyorum.

@HosgeldinHarunAbi bu konuyla ilgili daha iyi aydınlatabilir.
olayın çok ayrıntısı, tartışılacak çok yanı var ama boşa.. olası ayaklanmalara karşı dün gece ankara emniyet müdürlüğü gerekli göz dağını da verdi.) ne güzel hukuk devleti.
 
cumhurbaşkanı tam da beklenen açıklamaları yaptı bununla ilgili. kurumlar arasındaki görüş ayrılığının (?) bir anayasa ve sistem krizine dönüşmesinin adımlarını süratle atacaklarmış, bu durum yeni bir anayasanın gerekliliğini bir kez daha göstermiş. kendi önlerini açmak için ülkede itibarsızlaştırmadıkları tek bir kurum kalmamıştı, sonunda bunu da yaptılar. çocuğun eline bile oyuncağı verdiğinde bir zaman sonra oynamayı bırakır ama bu adamlar yıllardır oynamaya da oynatmaya da doymadı, doyamadı. bunu bugün sadece can atalay üzerinden değerlendirerek sessiz kalanların yarın aynı şeyin, hiçbir sebep sunmaya ihtiyaç bile duyulmadan, hukuksuzca, ''canımın istediği'' anlayışıyla başına geleceğini de unutmamaları gerekir. bu düzenin sonsuza kadar süreceğine olan inançlarıyla sessizliğe gömülen herkes, kollarını iki yana açıp ''buyurun bu ben, bu da benim haklarım gasp edin'' demekten farksız durumdalar. siz bu kardeşinize yetkiyi verdiniz, bakalım daha neler göreceğiz.
 
Kısa bir değerlendirme yapmak isterim ;

Olayın hukuki boyutunu tartışmak yersiz. Kıymetli Prof.Dr.Muhammed Özekes'in bugün bahsettiği gibi "Hukuk devleti varsa bazı şeyler olmaz ve tartışılamaz. Bunlar oluyorsa geçmiş olsun! Durumun teknik açıklaması için çaba göstermek anlamsızdır. "

Ben bu kararın hukuka uygunluğunu hukukçu olmayan biriyle tartışmam. Zaten Yargıtay'ın vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğunu düşünin de ruhsatının iptali gerekir. İşin hukuki boyutunu merak eden varsa, Muhammed Özekes'in, İzzet Özgenç'in, Türkiye Barolar Birliği'nin ve bilimum iktidar kanadında milletvekili olmayan herhangi bir hukukçunun konu ile ilgili açıklamalarına bakabilir. Hatta iktidar kanadının hukukçularının açıklamalarına da bakabilir (Abdulhamit Gül vs)

Olay bir yargı kararından ya da Can Atalay'ın ihlal yaşamasından ibaret değil. Olay anayasaya karşı bir kalkışma ve bu kalkışmanın yargı eliyle yapılması.

AKP iktidara geldiği esnada "Kürsü dokunulmazlığı" "Dokunulmazlık" mevzusu çok sık tartışılıyordu o dönem başbakan seçilen Abdullah Gül, "Biz dokunulmazlıkları kaldıramayız. Eğer kaldırırsak bu kemalist yargı bizi yargı yoluyla ıslah etmeye, tasfiye etmeye çalışacak" tarzında konuşmuştu. Sene 2017 olduğunda Yargı tamamen iktidarın maşası haline geldiğinde ise gönül rahatlığı ile artık dokunulmazlıkları kaldırır oldular. Çünkü artık yargıyı ıslah etme, tasfiye etme amaçlı kullanan, gezici mahkeme heyetleri ile Selçuk Kozağaçlı, Canan Kaftancıoğlu, Selahattin Demirtaş'a aynı mahkeme üyeleri ile ceza verebilen kendileri oldu.

Bir müddettir zaten iktidarın küçük ortağı ve yargının büyük bölümünü elinde tutan MHP kanadından zaten AYM'ye dönük eleştiriler geliyordu, hatta Bahçeli kapatılmasını dahi önermişti. Yani kaynayan kurbağa deneyini uyguladılar aslında yavaş yavaş AYM 'yi kriminalize etmeye başladılar. Bugün ise artık Yargıtay eliyle işi bambaşka bir noktaya taşıdılar.

AYM ne peki? Hani olur ya meclisten bazen tüm toplumu ilgilendiren bir kanun çıkar ama "BU NE YAHU" deriz hah işte o kanunu iptal edebilecek tek mercii AYM. Olur ya hani bir gün adliyede bir iftira ile yargılanırsınız, sizi şikayet edenler rüşvet ile hakimleri bağlar da haksız yere ceza alırsınız. Ya da bir twit atarsınız da birileri rahatsız olur ve "Hakaret" iddiası ile hakaret etmediğiniz halde ceza alırsını. Hah işte AYM sizin almış olduğunuz cezadan sonra uğradığınız ihlali giderebilecek tek mercii.

Tam olarak işte buna müdahale etmek istiyorlar. Olur ya "Kentsel dönüşüm yasası" adı altında sahibi olduğun taşınmaza çökebilecekleri bir kanun çıkarırlar, AYM de "olur mu kardeşim herkesin malına çökebilecek bir kanun çıkaramazsın." der. Hah işte onu engellemeye çalışıyorlar.

Ya da olur ya sırf daha güçsüz, daha az paran var diye ihlale uğrarsın da AYM "Bu kişiye haksızlık ettiniz, hükmünü kaldırın bir de tazminat ödeyin." der. Hah işte onu engellemeye çalışıyorlar istiyorlar ki bir yere gideme "Şeriatın kestiği parmak acımaz." de otur evinde.

Gelelim nasıl bu noktaya geldiğimize ; Bir fıkra vardır. Tam bu duruma uygun ;

"Biri Türk, biri Kürt, diğeri de Ermeni olan üç arkadaş bir gün yola çıkıp yürümeye başlamışlar. Ermeni olan aynı zamanda papazmış ve üzerinde de papaz kıyafetleri varmış.

Sıcak yaz günü yolda ilerlerken susamışlar, dilleri damaklarına yapışmış. Etrafta su yokmuş ama yollarının üzerinde üzüm bağları varmış. Bakmışlar susuzluğa çare yok, şu bağlardan birisine girelim de iki salkım üzüm yiyelim demişler.

Bir süre sonra bağın sahibi Türk çıkagelmiş. Üzümlerinin yendiğini görünce çok sinirlenmiş. Pataklamak istemiş bu üç arkadaşı. Ama üçünü birden dövmesi zor tabii...

Birinin kıyafetinden papaz ve Ermeni olduğunu; diğerinin konuşmasından Kürt olduğunu; üçüncünün de Türk olduğunu çakmış hemen. İlk önce gözüne Ermeni’yi kestirmiş. “Ulan” demiş, “Bu Türk’tür benim kanımdandır. Bu Kürt’tür benim din kardeşimdir. Sana ne oluyor da benim üzümümü yiyorsun.” Sonra da bir güzel pataklamaya başlamış Ermeniyi. Türk’le Kürt bakmışlar kendilerine çıkan bir fatura yok. Arkadaşlarının yediği dayağı seyretmişler öylece.

Bağın sahibi papazı iki seksen yere serdikten sonra, bu defa Kürt’e dönmüş.“Tamam” demiş “Anladık Müslüman’sın da neden izin almadan bağıma giriyorsun? Bu adam Türk o benim kan kardeşim de, sana ne oluyor?” Ardından pata küte yere sermiş Kürt’ü de... Türk oralı olmamış.

Sıra Türk’e gelmiş.
"Behey utanmaz bunlardan biri dinimden değil hadi yapar mı yapar, Diğeri kanımdan değil hadi yapar mı yapar, Sen hem kanımdan hem dinimdensin, sen nasıl bana bunu yaparsın, nasıl malımı çalarsın?" demiş ve başlamış Türk'ü de dövmeye.

Türk de yediği yumruklarla yere düşünce Kürt’e dönmüş ve “Biz” demiş “Ermeniyi dövdürmeyecektik.”

AİHM Kavala için, Demirtaş için ihlal kararı verdiğinde(bunlar popüler olan isimler uygulanmayan daha nice AİHM kararı var), o ihlal kararlarını uygulamayıp ses çıkarmazsan, bugün AYM kararını uygulanmaz yarın Yargıtay kararı uygulanmaz, öbürgün İstinaf kararı. İlk derece mahkemeleri adamına göre yargılama yapar it izi at izine karışır ve o "Hukuk Devleti"nden geriye hiçbir şey kalmaz.

Ha 10 Kasımdan bir gün önce bu kararın verilmesi kısmına, verilen mesaja falan da hiç girmiyorum.

Sonradan hayıflanmamak adına, yaşadığımız garabetin farkına varıp tepki gösterilmeli, geri adım attırılmalı. Aksi halde yarın meclis "Ben karma eğitimi kaldırdım, tehvidi tedrisat iptal artık kızlar kız okullarına erkekler erkek okullarına " dediğinde, "Kız çocukları da ancak 5 sene okuyabilir" dediğinde çıkan bu yasaların Anayasaya uygunluğunu denetleyecek hiçbir mercii bulamayacağız.

Nitekim ktidar kanadının tamamının açıklamalarındaki vurgu "Yüce meclisin kararlarına nasıl AYM karışır" idi. "Halkın iradesi, Yüce Meclis, Halk, Vesayet" gibi süslü kelimeler niyeti gizlemeye yetmemeli.
 
Geri