A
Aşka Sıfır
Ziyaretçi
Ziyaretçi
4. BÖLÜM (KÖZE DÜŞEN YÜREK)
Sedat eve girdiğinde telefon susmuştu. Saate bakmak için telefonu eline aldığında cevapsız çağrıyı gördü. Yine rehbere kayıtlı bir numara değildi yine Vodafone’du. Daha önce arayan numara olup olmadığını bilmiyordu; zaten bunu düşünecek durumda da değildi. Yine dönüş yapmadı. Aklında yapmak istediği tek iş vardı; Kocaeli Emniyet Müdürlüğüne gitmek.
Binanın giriş kapısı üzerindeki levhayı aydınlatan lamba duvarları altın sarısına bürüyordu. Bazı pencerelerde ışık yoktu. Bina yüzlerce gözünden birçoğunu kaybetmiş canavarı andırıyordu. Rüzgâr bütün şiddeti ile esmekteydi. Havada yağmur yoktu.
Sedat emniyet müdürlüğünden içeri girdiğinde adrenalin yüklüydü. Heyecanını kapıdaki görevli memur hemen fark etti:
- Hayrola genç? Bir problem mi var?
Sedat hiç vakit kaybetmeden konuya girdi. Cümleleri birbiri ardına öyle hızlı sıralıyordu ki Rap yarışmasına direkt adaydı. Memur Sedat’ı büyük bir olgunluk ve sabırla dinledi. Sonra ifadesini kayda geçirmesi için başka bir memura sevk etti. O sırada yukarı kattan inen baş komiser Ayhan ile yüz yüze geldiler. Sedat’ın yanındaki memur Baş komiser ile Sedat’ı tanıştırdı. Sedat ona da yüzünde yalvarır bir ifade ile kızı kurtarmaları için elinden geleni yapmalarını istedi. Baş komiser Ayhan olaydan habersiz bir şekilde Sedat’ı kuşkuyla süzmüştü. Yanındaki memur olayı kısa bir özet geçtikten sonra Ayhan gencin kolundan tutup ofisine götürdü. Durum ile ilgilenmesinin ötesinde; yüzünde bazı parçaları birleştiriyor gibi bir manzara vardı. Ofisin kapısını kapatıp Sedat’a döndü:
- Kızın ismi?
- Buket
- Soyadı?
- Bilmiyorum
Kısa bir sessizlik oldu. Dışarıdaki rüzgâr camları dövüyordu.
- Kızdan telefon kaç saatleri arasında geldi?
- Sinemadan yeni çıkmıştık. Sekize geliyordu…
- Aranızdaki samimiyet?
Sedat biraz duraksadı düşünüyordu. Gerçekten aralarındaki samimiyet neydi? Baş komiser sorusunu tekrarladı. Gözlerinin içindeki kıvılcım ofisi bir petek gibi ısıtıyordu.
- Henüz yeni tanışmıştık. Aynı okuldayız. Sinemaya gitmek için anlaşmıştık. Sinema çıkışında Buket’e telefon geldi. Babasını karakola aldıklarını söyledi. Ardından bir taksiye atlayıp kayboldu. Bir müddet sonra da kötü sesiyle karşılaştığım bir telefon aldım.
Sedat son cümleyi söylerken sesi boğuklaşmıştı Ağlıyordu. Ortam duygusal bir akustiğe bürünmüştü. Baş komiser Ayhan’ın kafasında kırk tilki dolanmaktaydı ve kırkının da kuyrukları birbirine değmiyordu.
- Babasının ismini biliyor musun?
Sedat hayır anlamında başını salladı. Gözünden düşen bir damla yaş, kolundaki saatin camını on ikiden vurmuştu. Ayhan dolgun ses tonuyla sözlerine devam etti:
- Akşamüzeri ünlü iş adamı Burhan Kazargil’i sorguya çağırttım. Kendisi pek tekin olmayan işlerle uğraşıyor. Birçok da sabıkası mevcut Onun da bir kızı var acaba…
O esnada ofisin kapısı çalındı. Ayhan ‘gel’ dedikten sonra içeri orta boylarda bir polis memuru girdi. Üzerindeki üniformanın düğmeleri namludan çıkmaya hazır mermiler gibi duruyordu:
- Komiserim Burhan Kazargil’in kızı kaçırılmış. Talimatınız nedir?
1 Saat sonra...
Sedat evin içinde bir o yana bir bu yana gezip duruyordu. İçi içini yemekteydi. Buket’e ne olmuştu? Son durumu neydi? Kendisinden hiçbir şekilde haber alamamak genci yiyip bitiriyordu. Sedat Buket ile uzun süreli bir mâziye sahip değildi ama çok kısa sürede ateş bacayı fena halde sarmıştı. Ayhan Baş komiser Sedat’a eve gitmesini bir durum gelişme veya sorması gerektiği bir şey olduğunda onu arayacağını söylemişti. Buket’in babası iyi bir baba mıydı bilmiyordu ama işinin pek iyi olmadığına az da olsa kanaat getirmiş gibiydi.
Buket’in babası gemi parçaları ticaretiyle uğraşıyordu. Burhan Kazargil bu sektörde tanınmış bir iş adamıydı ve epey sağlam kollara sahipti. Başarısının yanında büyük bir mal varlığı vardı. Bunun yanında düşmanları da az değildi. Nede olsa Burhan legal işinin yanında illegal bir iş ile de uğraşmaktaydı.
Burhan Kazargil yol kenarında bulunan adamın şikâyeti üzerine sorguya çekilmiş ardından aramalarda bir kamyonette ve sonrasında depolarında bulunan Gifronin maddesi sebebiyle tutuklanıp nezarete alınmıştı. Gifronin maddesinin içindeki özel karışım insan beyninin bilinçaltı kısmına nüfuz edip hafıza resetlemesine ve sonradan boşalan salt bilinçaltı merkezinin yönlendirilebilir bir moda gelmesine sebebiyet veriyordu. Bu durumda kişi normal hafızasını kaybetmese de irâde ile birlikte kişiliğini de kaybediyor tamamen başka birinin irâdesi altında yönetilebiliyordu.
İlacın amaç doğrultusunda tek yan etkisi B negatif kan grubuna sahip olan kişilerde beyin işlevlerinde karışıklığa sebebiyet vermesiydi. Bu kan grubuna sahip bir insana Gifronin maddesi enjekte edildiğinde kişinin başta bağışıklık sistemi tamamıyla devre dışı kalıyor ve dışarıdan gelen en ufak bir mikrop karşısında savunmasız hâle geliyordu. Bu kan gruplarına yüksek dozda enjekte edildiği takdirde de kişinin sinir sistemi çöküyor vücudunun muhtelif yerlerinde yara ve ağrılar zuhur ediyor sonrasında kişi bitkin bir halde yere yıkılıp bitkisel hayata giriyordu. Kurbanların içinde bu kan grubuna sahip olanlara Gifronin malzemesi yüksek dozda verilip ölüme terk ediyorlardı. Yol kenarında bulunan kişinin de kanı B negatif çıkmıştı. Fakat bulunmasından çok kısa bir süre önce ilaç enjekte edildiği ve erken tedaviye alındığı için hayati riskinin düşürülmesi sağlanmıştı. Yalnız adamın sağlık durumu yine de ciddiyetini korumaktaydı.
Burhan Kazargil yetersiz delil ve üst kesimlerden bazı kişilerin araya girmesi sebebiyle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Baba evine dönmüştü. Aklı kızındaydı. Kimin kaçırdığını az çok tahmin etmekteydi ve zaten çalan telefon düşüncelerini doğrulamıştı. Burhan telefonda kızının sesini duymuştu ve sonra serbest bırakılması için şartı dinlemişti. Düşmanları Gifronin malzemesinin imalat sürecinde %75 kâra sahip olmak veya o malzeme üretiminde uzman iki mühendisi kendilerine verilmesini istiyorlardı. Ancak bu şekilde kızının kılına zarar gelmeden serbest bırakılması mümkündü.
Burhan şartnameyi kabul etti ve sözleşme imzalamak için gitmesi gereken adresi not aldı. Telefonu kapattıktan sonra kravatını gevşetti. Şakaklarındaki damarlar fazla mesai yapan kalbin pompalamalarını gerekli yerlere iletmek için azami çaba sarf ediyorlardı.
Ünlü iş adamı bir yandan Gifronin malzemesi yüzünden süren soruşturma sebebiyle bir yandan da kaçırılan kızı sebebiyle Polis ile sık haşır neşir oluyordu. Özellikle Baş Komiser Ayhan artık evin neredeyse bireyi hâline gelmişti. Burhan gelen telefondan polisi haberdar etmemişti. Ev telefonları dinlemedeydi ama cebini dinlemeye henüz almamışlardı ya da unutmuşlardı.
Burhan arabasına binmek üzereyken kolundan çekildiğini fark etti. Arkasını döndüğünde karşısında uzun boylu bir gencin durduğunu gördü. Genç Burhan’ın kolunu ismini telaffuz ederek çekmişti. Bu ne cüretti? O kimdi ki ona bu şekilde yaklaşabiliyordu? ‘’Sen de kimsin?’’ demekle yetinmişti. Genç yüzündeki solgun ve bir o kadar tehlikeli ifade ile konuştu:
- Ben Sedat. Buket’in okuldan arkadaşıyım. Muhtemelen Buket’i en son görenlerdenim.
Adam söze girmeye çalıştı ama Sedat buna müsaade etmedi:
- Kızınızla yeni tanışmıştık. Sinema çıkışında kendisine telefon gelmişti ve ardından sizin karakola ifade için alındığınız haberi... Sonrasında hızlı bir şekilde eve dönmek için ticari taksiye atlayıp ortadan kayboldu. Kısa bir süre sonra kendisinden telefon geldi. Birileri tarafından kaçırıldığını ve yardım etmemi söylemişti.
- Sen kim oluyorsun da kızımın yanında kızımın yakınında dolaşıyorsun? Onunla sinemaya felan gidiyorsun bu ne cüret? Ne sanıyorsun sen kendini!?
Adam bu sözleri dile getirirken sinir küpüne dönmüştü. Sanki kızı kaçıran o gençti. Hesabı neredeyse ona kesmek üzereydi. Ama Sedat istifini bozmadan kendisini ezdirme tehlikesinden sıyırıp haklı pozisyona geçmek için atağa kalktı:
- Bakın bayım sinema teklifini kızınız yaptı. Ortada bir usulsüzlük varsa kızınız gelince bunu ona sorarsınız. Ama şuan konumuz bu değil. Kızınız kim olduğu belli olmayan kişiler tarafından kaçırıldı ve şuan söz konusu olan onun hayatı.
- Biliyorum dedi İş adamı kendinden emin bir tavırla. Olaylardan haberim var ve mevzu benim kızım olduğu için olaya senden daha çok vâkıfım. Şimdi çekil önümden de beni daha fazla meşgul etme. Kızımı kurtarmak için yapmam gerekenler var.
Genç ‘’ben de sizinle geliyorum’’ demek istedi bir an ama cümleler boğazında bir yumak gibi düğümlenmişti. Bunda kızın babasının sert tavırları da etkili olmuştu. Burhan Kazargil arabasına bindi ve kapıyı sert bir şekilde kapattı. Arabayı çalıştırdı ve patinaj çekerek oradan uzaklaştı. Ani hareketlenen tekerlekler havuzlu evin bahçesinde köpek yavrusu sesine benzer bir ses çıkartmıştı. Sonrasında ortama kavukçuk kokusu hâkim oldu. Sedat âşık olduğu kızın evinin bahçesinde tek başınaydı. Düşünceleri havanın ayazına karışıyordu ve aklından geçenlere hâkim olamıyordu.
4. BÖLÜMÜN SONU