Yalnızlıklar & Hasan Ali Toptaş

Z
  • Kullanıcı ZeN
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kitap Kulübü



Yalnızlıklar & Hasan Ali Toptaş

312992


Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...

Yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek" olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların, somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla, Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak, edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...

ve benim gözlerim gördüklerimden yaratılmıştı o yıllarda, ellerim dokunduklarımdan.
Dilimi sormayın, konuşamadıklarımdandı ve kanlı bir kitap gibi yatıyordu ağzımda.
"Hasan Ali Toptaş, aklımızın ve dilimizin yerleşik egemen mantığına karşı ruhumuzun sözünü geçerli kılıyor."
-Necmiye Alpay-

"Yalnızlıklar", Theater Rast tarafından Hollanda'da Hollandaca ve Tiyatrooyunevi tarafından da Türkiye'de sahneye konulmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)


 



"yalnızlık, karanlığı çocukluğumuzdan kalmış
bir çocuktur;
içimizin içinde oturup ihtiyarlığımızı yaşar.
gözleri gözlerin görmediğidir dünden beri,
elleri ellerin
gelecekte yazmadığı.

yalnızlık bir çocuktur;
kirlenir dili dışarının diliyle,
eli kirlenir,
yönü kirlenir.
yüzümüzden biçilmiş yüzü hatta,
kirlenir.
sessizliği sonra,
fısıltılarının rengi
ve kiri
kirlenir...
çocuklar büyüdükçe kirlenir zaten,
kirlendikçe büyür;
başka ne denir?

çünkü, her kir,
bir saattir.
yalnızlıksa saatleri, günleri
ve haftaları örten
bir başka zamandır.
insalardan oluşmuş acı bir dumandır
yalnızlık;
yamandır.

çocukların büyüttüğü bir çocuktur yalnızlık;
geceleri yastık altlarında büyür,
ikindileri okul haçesinde paydos ziliyle,
masalarda bir de,
köşelerden fırlayan otomobillerle ansızın.
ev içi kavgalarıyla kapı aralarında, sessizce.
bir top yuvarlandıkça ya da...
bir yanı yaşlansa da hep çocuk kalır yalnızlık,
hep bir kalır.

tanırsa seni tanır, onu tanır, beni tanır;
koparmışsak, gülü,
kimi zaman asar kendini yaşamın alnına
ödünç bir bedenle,
kimi zaman senle,
kimi zaman benle,
namluya koşar bir cinneti yaşamak için;
ve birini alır öteki yalnızlıkları kirleterek
bir'ini alır.

kalırsa yalnızlıktan
yalnızlıklar kalır."

Hasan Ali Toptaş
Yalnızlıklar


 



gece gündüz seninle gezer yalnızlık;
adımlarının önünde düşlediğin
adımlarındır kimi zaman.
biraz sonradır yani
sen buradayken
mutfağa gidip sana dönen sendir.
kapıyı kilitledim mi'dir yürüdükçe
musluğu kapattım mı'dır.
ya da kollarının salınımında
bir afişin rengini duymaktır ansızın,
bir tekerleğin ağırlığını
ayak izlerinde görmektir.
yalnızlık düşen bir bardak sesidir
dönüp baktığın,
kırılan şarap şişesidir ya da,
ağzındaki cümleyi kana bulayan

yalnızlık hadi gidelim'dir çoğu kez,
hadi n'olursun

Hasan Ali Toptaş
Yalnızlıklar


 



Yalnızlık alıp karşına kendini
öteki kendinlerle konuşmaktır
Bakışmaktır öteki kendinlerle;
dövüşmektir.
Kimi zaman da, öldürmektir
içlerinde en çok sana benzeyeni,
benzemiyor diye.

Yalnızlık, öldürmektir.

Hasan Ali Toptaş
Yalnızlıklar


 



Neresinden bakılırsa bakılsın,
her cümlede bir çift göz vardır
ve her noktada bir insan.
O insan ki, bakar bize ve ötemize;
ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar
hep
kaygılanır, duraksar ve sessizdir;
ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim
demenin, sen hala gitmiyor musun demenin ya da
ölmek istemenin bir sessizliği varsa,
kelimeleri de vardır sessizliğin
duruşun kelimeleri vardır;
bakışın, uzanışın,
gülüşün...

Ama, yalnızlığın kelimeleri yoktur.
O, bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir.

Hasan Ali Toptaş
Yalnızlıklar


 
Geri