Yalnızca Hisset ~~

Konu sahibi son olarak 2492 gün önce görüldü
[YOUTUBE]vIj42LYUOO4[/YOUTUBE]

Bazen sadece hissetmek gerekir görebilmek anlayabilmek için bazen sadece hissetmek gerekir gerçekten bilebilmek için böyle bir konu olsun buda...

547104_4544939584405_148356826_n.jpg

" Gittiğinde dudaklarıma bıraktığın boşluğu hiçbir kelime dolduramadı ne yazık ki..Şimdi kelimelerim darmadağın, tıpkı sensiz yüreğim gibi..”

Yalnızlığın demlediği bir akşam üstü yine notaları öksüz kalmış şarkıyı dinliyorum…Sezen Aksu- İki Gözlüm…Ve söylenen her söze pas tutmuş yüreğimi bırakıyorum tıpkı senin yüreğime bıraktığın yokluk gibi..Her satırı kan revan içinde, her notası gözyaşımda son nefesini vermekte…..

Sensizliğin sokaklarına bırakılmış kelimeleri toplamaktayım yine. Yoksun yine..Darmadağın her şey.. Kıyılarıma yokluğun acıları demirlemiş ve adımla başlayan kelimelerim ayrılığına mühürlenmiş..Artık ben “ sende “ sadece siyah- beyaz fotoğrafım..Artık ben “ sende “ yaşanıp hatıralara gömülen koyu bir pişmanlığım…Saçlarında başkalarının elleri gezinirken ben sana hala “ sen” kadar uzağım..

Hatırlıyor musun sana geldiğim günleri..Kan revan içindeydi kelimelerim, tozlu ayrılıkların arifesindeydi yüreğim..Dallarım kırılmıştı, umut diye ektiğim tüm tomurcuklar zamansız budanmıştı..Yıkılmış bir yürekle gelmiştim sana.. Senin teninde var olmaya gelmemiştim oysa..Aşk adına aldığım yaraları senin gülüşlerinle sarmaya gelmiştim..Acılarıma ortak, umutlarıma yoldaş bilmiştim seni…Ellerini tutamayacağımı bile bile, yüreğini gülüşlerimle bir kez öpemeyeceğimi bile bile seni sevmeye gelmiştim..Uzaklardaki varlığınla yaşamayı kabullenip sadece seninle aynı çınar ağacının gölgesinde ölüme uzanmayı istemiştim sadece..Seni “ sen “ diye sevmek için gelmiştim sana..Gülüşlerinle baharı, sevginle mutlulukları yüreğime mühürlemeye gelmiştim…

Ve bir gün sana uzattığım ellerimi tuttun, kanayan yaralarıma “ mutluluklarını " sundun…Ölüm kokan ellerimle avuçlarına sığınan ben gibi sende imkansızlığına inat yüreğime doyasıya sarıldın.. Arasına dağlar örülü uzaklığımıza aldırmadan her nefeste sevdaya uzandı ellerimiz. Zamanı durduk gözlerimizde..Yetim kalmış kelebekleri emzirdik imkansızlığımıza akan gözbebeklerimizde.. Savaştık durduk mevsimsiz açan yokluk deliverenlerle..Kanattık birbirimizle anılmayan sevda cümlelerini..Katili olduk bize ayrılığı reva görenlerin…İki bedende yaşanan bu sevdayı tek yüreğe sığdırmaya çalıştık.. Savaştık delicesine..Karanlık geceleri sevdamıza şahit bildik, yazgımıza yazılmamış bu aşkın kavuşmasını ahirete erteledik..Biz seninle sırtları birbirine yaslanan karlı dağın birbirlerinin ellerini tutamayan iki yamacıydık; senin yüzün güneşe bakardı benim ise imkansızlığa…

Sonra kum saatinden akan zamana kanıp gittin işte. Ardında beni “ bana “ bırakarak.. Oysa senden hiçbir şey istemedim..Sadece umut istedim karanlık gecelerime, sadece mutluluklarını istedim seni beklemekle geçecek günlerime… Ne bana ait olmayan hayatını istedim senden ne de " bana yasak" tenini bedenime diledim .. Sadece uzaklardaki varlığına sarılıp kirpiklerinde dinlendirmek istedim yüreğime üşüşmüş ayazları.. Sadece sesinin sıcaklığına uzanıp gülüşlerinle sarmayı diledim yalnızlıktan bakiye acılarımı..

Söyle bana senden çok şeyler mi istedim ? Senden çok şeyler mi bekledim.. Hadi kaldır başını…” Bu yürek yaşamalı “ sözleriyle başlayan mutlulukların neden “ ne olur anla “ cümlesine sığdırılmış ayrılıklara gebe kaldı ? Bana gitmek için geldiğini bildiğim halde çok sevmiştim seni. Çok mu geldi gözlerinde beni mutlu görmek ? Ellerini tutamayacağımı bildiğim halde seni sevmek çok mu geldi sana ? Bana duyduğun sevgi bir avuntu muydu yoksa ? Bu aşk için bir rüyaydı geldi geçti de bana.. Seni hiç sevmedim de .. Seni “ senden “ çok sevdiğim için küfürler savur bana.. Ellerini tutamayacak olsam da seninle mutluluğum için ayrılığında yüreğimden vur beni….Suskunluğunla kanat dudaklarımdaki ismini.. İmkansızlığınla öldüremediğin bu adamı yokluğuna göm emi.. Sende pişmanlık duyulan bir günah olduğumu haykır.. Ölümsüz sevdamızın Zamansız yaşanması gereken ve bir o kadar kısa tutulması gereken avuntudan ibaret olduğunu söyle hadi .. Gülüşlerinle yamadığın yüreğimi “ yüreğimden “ sök te git.. Her şey bitti de; kurduğun tüm kelimelerin, seni seviyorum ile başlayan tüm cümlelerim yalandı de bana.. Ölüm gibi susma karşımda...

Haklısın; sen bana gitmek için gelmiştin. Yaşandı ve bitti bu kadar basit işte..Ama gittiğin günden beri kanayan yüreğim niye hala acıyor sevgili ? Niye ?.Söyle bana…Sana duyduğum sevginin sana yetmediğini söyle..Küfürler savur bana.. Git de, bana ait değilsin de.. Sen benim hayatımın en büyük hatasın diye suçla beni.. Unuttuğunu söyle.. Bittiğini söyle. Gittiğin gün yüreğinin acımadığını itiraf et..Adından öteye hiçbir zaman dudaklarımda olmadın ki de b.. Sesimi duyduğumda sesimin titremediğini haykır. Sigara küllüklerine savurduğun izmaritlerde adımın yandığını söyle…Gecelerin şahit olduğu bu sevda hiç yaşanmadı ki de bana…Bir cümle kadar yer tutmadı adın diye söyle hadi .. Seni sevdiğim için küfürler et bana.. Bedelini yüreğimle ödediğim en masum günahı sana yaşattığım için beddualar et bana.. Ölüme pusular kuran Firavunlardan kalma ayrılıkları hediye eyle sensiz yüreğime.Kör kuyulara at beni..Beni hiç sevmediğini söyle…Susma bir şeyler söyle…Yüreğinde hiç var olmadığımı söyle…Hadi tüm cesaretini topla ve “ seni hiç sevmedim ki “ cümlesini savur ayak uçlarıma…

Biliyorum her zamanki gibi susacaksın …Sus.. Tek bir kelime et..Sus ki; adımı anmakla heba olacak nefesin boşa gitmesin.. Seni severken bana hiçbri zaman gelmeyeceğinin farkında idim. Ama sevdim işte. Ölüm olsan da sevdim seni işte..Sadece sevdim.. Seni “ senden “ çok severek.. Uğruna “ yüreğimi “ bedenimden sökerek sevdim.. Biliyorum bundan sona yine gelmeyecektin ve beni " seni senden cok seven " ben kadar sevmeyeceksin…Ait olduğun karanlıkları bırakıp bana gelecek gücün yok senin.. Belki de hiç sevmedin beni..Bırak sevme artık.. Bırak bana söylediğin her kelime yalan olsun.. Unutma ki; “ yüreğimdeki sen” , seni sensizlikte bile sevecek kadar büyük. “ Yüreğimdeki seni “ hiçbir kelime, hiçbir yalan küçültemeyecektir..Çünkü, başkasına ait soyadını taşıyan bir kadını değil; beni “ seven “ kadını -yüreğime ait kadını - sevdim hep …Züleyha gözlü gecelerde saçlarında hangi erkeğin elleri dolaşıyor, teninde hangi yüreğin nefesi kokuyor inan hiç umrumda değil. Bana söylediğin kelimelerin yalan olduğunu da ilgilendirmiyor beni.. Ben sadece beni seven “ seni “ sevdim…Ve şimdi bana bıraktığın sensizliğin içinde seni " senden " çok seven yüreğime son kurşunu sıkıyorum...

“ Sen bana ait olmasan da ben sadece senin yüreğine aitim…
Sadece senin sevdiğin bu yüreği “ senin yüreğine “ gömüyorum
Senden başka kimse sevmesin diye..”​
 



alone__by_HolyAnna.jpg



Sana yüklediğim anlamları senmişsin gibi düşünme, Aldanırsın ! O anlamlarla sadece bende varsın. "Ben seviyorsam sen bahanesin."
 
Çok vagonlu bir trende her istasyonda yeniden başlayan çok seferli bir yolculuktur yalnızlık! Yalnızlık sana gelirken yolları günlerin ardında bitirmek; senden giderken yollarda “ömrünü” bitirmektir

Eğer insan unutmak istemezse, bir günü bile hatırlar on yıl sonra… Ve unutmak isteyen, bir günde unutur on yılı…​
 
scaled.php


Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?
 
goodbye_my_lover_by_Herzstation.jpg


Gittin..

Geri dönüşü olmayan bi gidiş bu..

Sızlayan sol yanıma yeni sızılar..

O’na gittin..

Nasıl da acırdı içim bana O’nu anlattığında..

Susardım..

Dinlerdim..

Söyle şimdi..Kaçırmadan gözlerini..Utanmadan söyle..Oluk oluk yaralar açarken kalbimin ortasına sen..Benmiydim hayatını mahfeden?

Ne çabuk temizledin kirli hecelerini..Lanet olası hayatıma girerken hiç düşünmedin cümlelerimin üstüne yüklediğin yenilgiyi..

Kahretsin..Yine sana ağlıyorum..Sana ağladıkça utanıyorum..

Yalan dolanla hayatımı zehir eden sen..Mutlu olan yine sen..

Hayat ne adi..Bu ne büyük yenilgi..

Ne git diyebildim ne de kal..

Ne farkeder ki..Kırmak istemediğini söylediğin kalbimi her gün her saniye kırdın..

Ve gittin..Son kez..

Sus diyorum kalbime..Sus ! Konuşma,düşünme,ağlama !

Mutlu olmak istiyor(d)um !

Olamadım..

Sus Kalbim..Konuşma Düşünme Ağlama !
 
[YOUTUBE]VZO2MYgSiVw[/YOUTUBE]

39807_454392843622_171633248622_6424260_1313738_n.jpg


'Seni uzaktan seviyorum...' diye düşündü erkek içinden.
'Yaklaşmadan, anlatmadan, anlaşılmadan....
Ben seni beklentisiz seviyorum.
Hiçbir şey ummadan, talepte bulunmadan, hayal bile kurmadan.

Kendi içimde taşıdığım sessiz sedasız bir sır bu.
Ben belki de senden çok bu sırrı seviyorum.'
____

'Seni uzaktan seviyorum....' diye geçirdi kadın içinden
ve başını çevirdi.
Bakmadı bile ondan yana. Bakması gerekmedi.
____

Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen.
Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar ne kanatır.
Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun,
Varlığıyla huzur bulduğun bir denizin
Yakınında yürümek gibidir böyle sevmek...
Uzaktan sevmek en güzelidir bazen."

Elif Şafak..​
 
handeaydin1_1330292008106.jpg


Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
 
[YOUTUBE]diaHnF-zfEg[/YOUTUBE]

eternal+sunshine+of+the+spotless+mind+eternalsunshineofthespotlessmi.jpg


Günaydın olmayan sevgilim ne güzel bir gün değil mi. ?
 
Geri