Yalnız kur’an diyenler terörün kaynağıdır

Konu sahibi son olarak 2797 gün önce görüldü
YALNIZ KUR’AN DİYENLER TERÖRÜN KAYNAĞIDIR


Gerçek müslümanlara göre İslamiyetin delili 4’dür. Bütün dini kâide ve hükümlerin delili bu 4 kaynaktan alınmaktadır. Buna Edille-i Şer’iyye denir. Yani dini bir hüküm eğer bu 4 kaynaktan nakledilen bir bilgiye dayanmıyorsa bu bilgi kıymetsizdir ve buna göre amel ve itikad edilmez.
Kıcaca Edille-i Şer’iyye;
1- Kitap ( Kur’anı Kerim )
2- Sünnet ( Hadis-i Şerifler )
3- İcma ( Âlim olan zâtların sözbirliği )
4- Kıyas-ı Fukaha ( Fıkıh Âlimlerinin İctihâdı )
Her meselede bu dört delile bakılır. Mesela namaz günde kaç rekat kılınması farzdır diye bu delillere bakılır. Bir de, dört hak mezhepte bazı fıkhi konular farklıdır. Bir mezhepte haram olan öteki mezhepte mubah olabilir. Onun için herkes kendi mezhebine göre amel etmesi gerekir. Bu delillerle inanmayan, dört mezhepten birisinde bulunmayıp sadece Kur’an diyen kimse mezhepsizdir. Mezhepsizin sapık veya kâfir olduğu Seyyid Ahmed Tahtavi’nin Dürr-ül-muhtar hâşiyesinin Zebâyıh kısmında bildirilmektedir.
Mukallid yani Müctehid olmayan müslümanların delili ise tekdir. O da tâbi oldukları Müctehid âlimin ictihadıdır. Müctehid olan zâtın yani Sevgili Peygamberimizin vârisi olan zâtın, O’na (aleyhisselam) uyarak ictihad ettiği kaideler ve naklettiği bilgiler ile amel ederler.
4 Hak mezhep arasındaki farklılıklar ise yine Sevgili ve Şerefli Peygamberimizin farklı amelleri esas alınarak ortaya çıkan bir farklılıklardır. Bu farklılıklar müslümanların karşılaştığı çeşitli durumlarda amellerinde kolaylık sağlanması bakımından Allahü Azimüşşânın bir ihsanıdır. Fakat amelde olan farklılıklar, itikad konusunda söz konusu değildir. Çünkü imanda yani inanmakta yani iman edilecek şeylerde değişiklik olmaz. Buna göre gerçek müslümanlar amelde 4, itikadda ise tek mezheptir. Buna Ehli Sünnet Vel Cemaat denilmiştir. Yani Peygamber Efendimizin ve O’nun aleyhisselam Eshabının sünnetine yapışan cemaat demektir.
Ehli Sünnet müslümanların yani Sünnilerin kısaca yolu budur. Bu yol doğrudan doğruya Sevgili ve Şerefli Peygamberimize bağlıdır. Dinde tek geçerli hüküm ve kâide, nakle dayanan bilgidir. Yani dini kaidelerin hüküm koyucusu bütün kâinatın tek sahibi hepimizin yaradanı Allah Azze ve Celle’dir ve O’nun Şanlı Resulüdür. Hükümleri açıklayan ( Nahl 44. ) insanların anlayabilecekleri şekilde beyan etmeye tek yetkili ise Sevgili ve Şerefli Peygamberimiz Hazreti Muhammed’dir. Bu sebeple, Allahü teâlâ buyuruyor ki:
(İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44]
Bir insan, bir âyet-i kerimeyi tefsir ederken, açıklarken, daha önceki müfessirlerden işitilmeyen şekilde, yalnız kendi görüşüne, kendi aklına göre açıklama yaparsa kâfir olur. İşte bundan dolayı, Peygamberler hariç, insanların en üstünü olan, Hazret-i Ebu Bekri Sıddık, (Kur’an-ı kerimi kendi reyimle, kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler?) buyurmuştur. (Şir’a)
4 Hak Mezhebin imamları, (Âlimlerden sorup öğrenin) mealindeki âyet-i kerime mucibince, Kur’an-ı kerimin manasını, Tâbiinden ve Eshab-ı kiramdan öğrenerek, kitaplarına yazmışlardır. Diğer âlimlerimiz de, bunların kitaplarından, tefsirden, hadisten anladıklarını, bizim gibilere açık, kolay öğretmek için, binlerce Fıkıh ve İlmihal kitabı hazırlamışlardır. (Birgivi)
Eshabı Kiram bizzat bu yüce Nebi’nin (aleyhisselam) sohbetinde ve tedrisatında yetiştiği için sonra gelen bütün müslümanlardan yüksek ve şereflidir. Her biri Müctehittir. Her biri âlim ve velîdir. Kur’an-ı kerimde, kendi kafamıza, anladığımıza değil bizzat Resulullaha ve âlimlere uymamız emrediliyor. (Al-i İmran 31, Haşr 7, Nahl 43)
Kur’an-ı kerimi yanlış anladıklarından dolayı 72 sapık fırka meydana çıkmıştır. Eğer herkes aynı şeyi anlayabilseydi bu kadar sapık fırka meydana çıkmazdı. Herkes (Benim anladığım doğru) diyor. Peygamber efendimizinkinden farklı anlayanların anlayışları geçerli değildir. Onun için Kur’an-ı kerimi en iyi anlayan elbette Peygamber efendimizdir. Onun hadis-i şeriflerini de en iyi anlayan Onun vârisleri olan Ehl-i sünnet âlimleridir. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uyan, Kur’an-ı kerimi en iyi anlamış olur.
Kur’an-ı kerimi anlamak için açıklamaya ihtiyaç olduğunu bizzat Hak teâlâ bildiriyor:
(Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44] (Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7] (O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4] (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
Bu sebeple Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimiz;(Ümmetim, 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’si, Cehenneme gidecek, yalnız bir fırka kurtulacaktır. Cehennemden kurtulacak olan tek fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir.) [Tirmizi, İbni Mace]
İşte Sünni olan yani Ehli Sünnet müslümanlar dinde, hocadan talebeye nakli esas alan ve buna göre amel eden salih müslümanlardır. Nakli terkeden , kendi kafasına göre ayet ve hadisi şeriflere mânâ verenlerin ve hatta dininizi sadece Kur’andan öğrenin diyenlerin müslümanlara ne denli alçakça bir tuzak kurmak istedikleri çok açık ortadadır.
Bir kıt’a şiiri bi 50 kişi okusa, her biri farklı mânâ anlar ve bu şiirde bu söyleniyor der. Oysa şiiri yazan kişinin murad ettiği mânâ çok farklı olabilir. Bir kıt’a şiirde dahi ortak noktada buluşamayan insanların Kur’anı Kerime kendi kafasına göre mânâ vererek doğru noktada buluşması mümkün değildir. Çünkü her birinin ilmi, aklı, zekası anlayışı ve ayetlerin indirildiği meselelerdeki bilgi derinliği çok farklıdır. Bir çoğunun bunlardan haberi bile yoktur. Üstelik ayrıca Kur’anı Kerimi doğru anlayabilmek için yine Ehli sünnet alimlerine mutlak ihtiyaç vardır. Bir çok ilmde en üst düzeyde yetişmiş olmak şartları da vardır.
Şimdi siz bir inşaat ustasının eline bioloji kitabı verseniz ne kadar anlar ne kadar izah yapabilir? Ya da bir avukata hemotoloji kitabı verseniz neyin ne olduğunu ne kadar anlayabilir , ne kadar anlatabilir? Doğru bir şekilde anlayıp izah edebilmeleri için o işin içinde yüksek düzeyde bilgi ve yetki sahibi olan hocaların tedrisatından geçmeleri ve yetişmeleri lazımdır.
Velhasıl , yalnız Kur’an diyerek müslümanları herkesin kendi anladığına göre din üretmeye ve bunu İslam zannetmeye taşvik etme gayretinde olanların İslam’ı ve Müslümanları parçalamak niyetinden başka bir niyet taşımadıkları çok açık ortadadır.
Eğer her Kur’an okuyan doğru olan mânâyı idrak edip uysaydı bugün İslam alemi 73 fırkaya bölünmez aralarında ciddi itikadı farklılıklar ortaya çıkmazdı. Burada sadece doğru yolda kalan Sevgili ve Şerefli Paygamberimizin ve Eshabının yolunu takip edenler , nakli esas alanlardır. Doğru yoldan kayanlar , ayetlere kafasına göre mânâ verip kendi sapıttığı gibi başkalarını da saptıranlardır. İşte bu ayrıştırmayı gerçekleştirerek Müslümanları parça parça eden, birbirlerine düşman eden, Yahudi ve İngilizlerdir.
Bu parçalanmayı din adamı kılığına soktukları münâfık ajanları eli ile tüm İslam alemine yaymışlardır. Bu gün İslam alemindeki acı, kan ve gözyaşının temelinde bu derin yara vardır.
Yani ; Yalnız Kur’an diyenler , tek rehber var o da Peygamber Efendimiz diyenler ( yani 4 hak mezhebi ve 1400 küsür yıldır gelen alimlerin, fakihlerin, muhaddislerin, müctehidlerin nakli esas alan dini kaideleri yok sayanlar. Aç kafana göre oku, ne anlarsan İslam odur diyenler ) İslamiyetin ve Müslümanların en büyük ve azılı düşmanıdır.
Peki bu yolla ne elde etmek istiyorlar ?
1- Milyarlarca beşeri dincikler türetip İslamiyeti büsbütün yeryüzünden kaldırmayı hedefliyorlar. Bu yüzden mezhepsizliği teşvik ediyorlar.
2- Ortak dini değerleri alt üst olan Müslümanların birlik beraberliğini yok etmek istiyorlar. Bu sayede kendi küresel kanlı çetelerinin karşısında ortak bir güç birliği olmayacak istedikleri gibi toplumları sömürebilecek, yer altı ve yer üstü kaynaklarını büsbütün kendi kontrollerinde tutabilecekler.
3- İslam’sız bir İslam birliği kurmayı hedefliyorlar. Başlarına da münafık yada zır cahil bir kukla halife geçirerek kendi kontrollerinde olan koca bir imparatorluk hayali kuruyorlar.
4- Emperyalizm ve siyonizmin geleceğini bu kamufle ile perdeleyip dışı Osmanlı içi küffar olan bir çatıda yürütmeyi son kurtuluş harekâtı olarak görüyorlar. Yani Osmanlı’nın itibarına çöreklenmeyi bir kurtuluş olarak görüyorlar. Neticede bütün fesatların başı İngiltere ve Yahudiler ve bunların kontrol ettikleri ülkelerde bulunan siyasi piyonlar ve icra ajanlarıdır.
“Yalnız Kur’an , tek rehber Peygamber, Sünnilik diye bir dinimiz yok , 4 hak mezhep en büyük tehlike” diyenlerin güttükleri misyon İslamiyeti ve gerçek müslümanları yeryüzünden kaldırmaktır.
Alıntı : Ahmed Faruk Buhari
 
kuran'ın bizzat kendisi söyler bunu. sadece kuran demek, allah bana yeter demektir. sadece kuran demek, allah kuran'ı eksik bırakmadı demektir.
sadece kuran demek peygamberi devreden çıkartmak değil, tüm peygamberleri sevmek ve eşit görmektir.*

Siz once aranizda bi anlasin agacim , enterese yazilardan yola cikmayin
 
kuran'ın bizzat kendisi söyler bunu. sadece kuran demek, allah bana yeter demektir. sadece kuran demek, allah kuran'ı eksik bırakmadı demektir.
sadece kuran demek peygamberi devreden çıkartmak değil, tüm peygamberleri sevmek ve eşit görmektir.*

Siz once aranizda bi anlasin agacim , enterese yazilardan yola cikmayin

"Sadece Kur'an" sloganıyla gezenler Hadisleri çöpe atınca peygamberi devre dışı bırakmış oluyorlar. Kur'an Resule itaat edilmesini de söylüyor. Sadece Kur'an diyenler işlerine gelen ayetlerle amel etmeyi iyi biliyorlar.
 
"Sadece Kur'an" sloganıyla gezenler Hadisleri çöpe atınca peygamberi devre dışı bırakmış oluyorlar. Kur'an Resule itaat edilmesini de söylüyor. Sadece Kur'an diyenler işlerine gelen ayetlerle amel etmeyi iyi biliyorlar.


Onuda konusup anlasin aga bi zahmet bi sonuca varilsin
Celiski celiski nereye kadar
 
Onuda konusup anlasin aga bi zahmet bi sonuca varilsin
Celiski celiski nereye kadar

Olayı çıkar haline getirenler İslam veya Ehl-i Sünnet değil, ona karşı olanlar. Sırf kendi istediklerinin olması için "Kur'an'daki eksik sayfa" diye kendi yazdıklarını ortaya atanlar bu çelişkinin müsebbibidirler. Hazreti Peygamber'in söyledikleriyle alıp veremedikleri var ki onlar sürekli bununla uğraşıyor. Biz peygamberimizin söylediklerini kabul ediyoruz.
 
Neden bu kadar sapık var?

“Papalığa göre, Hıristiyanlaştırmada en büyük engel; Müslümanların, Muhammed aleyhisselamın son peygamber olduğu, O’na inanmayıp yolunda gitmeyenlerin, sonsuz olarak Cehennemde kalacağı, inancıdır.
Bu inancın kırılması için ortaya yeni fikirler attılar. Bu fikirleri yerleştirmek için, Papaz Thomas Michael 1987’de Türkiye’ye geldi. Bazı İlahiyat fakültelerinde seminerler verdi. Bu fikirlerin devamlı kendileri tarafından seslendirilmesinin tepki doğuracağını bildikleri için de, düşüncelerini yayma işini İlahiyat fakültelerinde ikna ettikleri bazı akademik kadrolara havale ettiler”.-- Aytunç Altındal
 
Geri