Yalnız kalmış güvercin

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü

YALNIZ KALMIŞ GÜVERCİN

Sen, bugün beni sevmiyor gibisin...
Gönlümdeki kova akmayan bir çeşmenin musluğu altında bekler gibi...

Ve boğazımdan geçecek ilk lokma, susuz bir kuyuya düşecek gibi. Sen bugün beni sevmiyor gibisin. Çünkü rüzgâr senden beri esmiyor ve kokun gelmiyor burnuma. Yıldızlar parlamıyor; seni görmüyor gibi...

Sen bugün beni sevmiyor gibisin...

Baksana; sevdalar yansımıyor ve titretmiyor denizi...

Baksana; içimde bir hilkat garîbesi var, üstelik dilsiz işaretleriyle konuşmaya çalışıyor. Ve ben, şehrin bütün insanlarının, sofra başlarına toplandığı akşam ezanından beri, üşümüş bir güvercin gibiyim kuru bir dalın üstünde...

Yalnızlık güvercinleri vurur herkesten çok. Eşsiz kalan kumrular eşsiz bir acı duyar ki bu acıyı tarih tarif edemez...

Eşi vurulmuş kumru "yüreğinden" vurulmuştur, ki artık iflah etmez! Belki su içebilir, yem yiyebilir...

Belki yürüyebilir, hatta uçabilir de belki...

Ama artık içi uçamaz, kötürüm kalır! Her güvercin çifti iki yürekle ve dört kanatla uçar. Her güvercin çifti her an, ama her an görmektedir birbirini. Yalnızlık güvercinleri vurur herkesten çok ve onlar bir kubbe bulur kendilerine günde beş vakit ağlamak için. Onların mezar taşında yalnız kaldıkları günün tarihi yazar!..

Sen, bugün beni sevmiyor gibisin; Baksana, çepeçevre ufkumun senden tarafı bile soğuk ve karanlık bu gece. Baksana yıldızlar kör, yürekler sağır...

Ve kalemler dilsiz bu gece. Sen bugün beni sevmiyor gibisin; Baksana, "yalnız kalmış güvercinler" uçuyor içimde...
 
Geri