Yalnız İnsanlar Müdürlüğü (:

Konu sahibi son olarak 138 gün önce görüldü
Seni sevmek dikenli teller'den kaçmak gibi...
Senin'le öpüşmek özgürlük.
Seni sevmek fırında yanmış börek.
Bir acı bir zulüm bir mutluluk.
Seni sevmek diş ağrısı gecenin bir yarısı.
Bir'de gözümü kaynak aldığında ettiğim küfürler olsa gerek...
Seni sevmek bir ayağı kısa masada inatla yemek yemek...
Seni sevmek bir yerlerden vazgeçmek demek.
Sonu belli olmayan maceraya tebessümle gitmek.
Senin heyecanlarına yenilmek seninle mutsuzluğa da olsa he demek.
Seni sevmek bir rüyadan uyanmak gibi bir diğerine...
Seni sevmek modasi geçmiş sözlerle değil ne de itibarini yitirmiş kelimelerle değil
Bir bakış bir sarılış bir seni sevmek...
Mütemadiyen yazmadığım şiir'lerim, hep seni sevdiğim.
 
Beni o uzak şarkılara götür. Sadece benim için söylensin ve hiç kimse bilmesin o şarkıyı. Hiç kimse dinlemesin benden başka...
 
971135_10151726676944708_1968042291_n.jpg
 
Kızıyordum, artık kızmıyorum. Bir şey oldu epey önce, kimsenin beni öldüremeyeceğini fark ettim. Affedilmeyecek ihanetlere tanık oldum. Affetmeyeceğim. Affetmenin, ne büyük uyum isteği ve palavra olduğunu fark ettim. Çok uyumsuz muşum. Azıcık uyayım diye, ne fedakarlıklar yaptım, geçmiş olsun, affedemiyorum, etmeyeceğim de. Korku kendi cehenneminde debelensin, benim cehennemim başka...
 
Nereye gitsek şehir,
kime gitsek bir uzaklık kalıyor kendimize.
 
kaç acı birden imtihan etti beni
bir tek gece vardır insanın hayatında
ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
iyi ol, sağ ol, uzak ol
ama bir daha görme beni.
 
[YOUTUBE]zqfUhYX1GLU[/YOUTUBE]
Veremem sana acımı!
 
İkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım,
Bir yanım öbür yanıma düşman,
Sağımda kızgın kumlar gezdirdim,
Solum üşüyor eski bir anıdan.
 
Her şey yolundaymış gibi görünüyordu. Ve herkes görünene aldanmaya hazırdı. Çünkü görünene aldanmak, hayatı dayanılır kılmanın ilk şartıydı.
 
bazı şarkılar vardır
kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır
kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu
o şarkının adı
ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı
keşke ismim iris olsaydı
keşke ismimin bir anlamı olmasaydı
 
993350_10151752452394708_1907546793_n.jpg

Yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir ömrünce.
 
Şimdi bir tren penceresinden
Başka yaşamlara bakar gibiyim.
Zamanı eksilten saniyelerden,
Sevinçlerden, üzüntülerden
Hangisi düş, hangisi gerçek ?
Sonunda sanki her şey eşitlendi.
 
Terlemeyi, hapşırmayı, hatta horlamayı ve gülmeyi olumsuzlamayan normal insan kültürleri, ağlamayı bir zayıflık ve zavallılık, ağlamaya direnmeyi güçlülük olarak görmüşlerdir. Ve normal erkekler, zayıf ve zavallı yanlarını göstermekten çok korkarlar. Halbuki normal erkeklerin hep güçlü görünmek zorunluluğu gibi çok zayıf bir yanları vardır.
 
“Güneşli günler de sıkabilirmiş insanı
Bir rastlantı gibi gelen mutluluklar da
Susarsak susarmışız da, ölçemezmiş kimse derinliğini . . .''
 
Boyumu aşan büyük hayaller kurdum. Sonra acı bir biçimde anladım ki benim yaşadığım süre içinde bunların gerçekleşme ihtimali yok. Dünya acımasız. Pek çok insan ancak bencillik ve canavarlıkla kendini güvence altına alabiliyor. Merhametli, onurlu ve uysal olanlarsa her zaman eziliyor. Ben kusursuz doğmadım, acemi ve sakardım. İyi bir insan olmaya, vicdanımı temiz tutmaya çabalarken kırıldım. Hayat çok ince çok kırılgan.
1094936_406104716166600_1237259877_n.jpg
 
Geri