Yalnız İnsanlar Müdürlüğü (:

Konu sahibi son olarak 138 gün önce görüldü
anlamasanız da olur, sesim parçalamak içindir dudaklarımı
büyük yaralardan geçtim, kız çocuğunun dizlerinde kanadım.
dipsiz kuyuların ağzına tuttum gövdemi
(anlaşılan artık yakışmıyorum deli sulara)
uyumayı kabus görmek, anıları unutmak için seçtim
eylül bitti, bütün bir yaz kim vurduya gittim.
gül değil, toprak değil, rüzgar kokuyorum.

yeni tiklerim oldu, acının arka yüzündeyim
kalbim açmazda, sarışın oynar, kumral üç hamlede mat

anlamasanız da olur, bir yalnızlığa büyüdüğümü.
 
Huzurluyum. Mutluluk benim için hiçbir zaman önemli olmadı. Daha çok raslantı gibi yaşadım mutluluğu. Kısa anların hediyesi gibi. Yaşamın karşıma çıkardığı bazı anlar benim için mutluluk demekti, o kadar.

Murathan Mungan

1011805_386082241502181_2025764290_n.jpg
 
Sıcak gecelerin sıcak insanları olun. Bir şeyler hayal edin mesela, gerçek olamayacak kadar güzel. Çok sevin mesela, aşık olamayacak kadar.​
 
Yüzüm
hangi dağa baksam
içinde öfkelerinden habersiz
korkunç atlar gezdiren
bu sessiz , yıldızsız.
Yüzüm
hangi yola çıksam
bu yetim avlusu , bu ateş
bu ağlamaklı şey…
 
“Evet yine de şiirdir beni ara sıra dinlendiren,

Acıma aralıklar veren.”
 
Gitmeyecek olanlar, gidemeyecek olanlar bahsederdi gitmekten. Gidecek olanlar konuşmazlardı, yalnızca giderlerdi.
 
Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimden geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor. Zannediyorum ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek… Böyle acz içindeyken odamda her şey bana küçüklüğümü ve zavallılığımı haykırıyor. Sokağa fırlıyorum. Bir tek yakın çehre görsem de yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum. Halbuki arasıra karşılaştığım ahbapları görmemezliğe geliyorum. Hiçbiri bana bu anda yardıma çağrılacak kadar yakın görünmüyor. Bilmem beni anlıyor musunuz?

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali
 
Gökyüzünü öpmek isterdim
gözlerimle değil dudaklarımla

Belki de yerde sürünmenin bir tepkisidir bu,
ya da ne bileyim bilinçsiz bir aykırı olmak duygusu.
Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi?
Kim ne diyebilir ki?
 
İstanbul deyince aklıma martı gelir.

Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık, yarısı kuş.
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir,
bir varmış, bir yokmuş....

1044865_10151683480584708_550140810_n.jpg
 
İnsanın en kalabalık olduğu, yalnız kalmak istediği an'dır aslında
 
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları , önemi kavranır.
Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık.
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır.
 
Hayır! Yokluğun alışkanlığım olmayacak; yasını tutmak onurum olacak. Acını taşımak utandırmayacak beni. Zamanın her şeyi unutturmasına izin vermeyeceğim. Kendisinden daha acıdır çünkü acıların sıradanlaştırdığı her şey...
Unutma sevgili; harcanmış bir yürekle hala kovulduğun kapının önünde bekliyorsan gerekten sevmişsindir.
 
Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?
 
İçime sesleniyorum
Cevap alamıyorum
Ne bu sessizlik?
Neyin nesi bu içimin yanması?
Hadi gel gir içime,
Toparla yüreğimi bir çırpıda,
Ses ol sesime ve tut elimden sıkıca
Hadi geç kalma
Bir yangın nasıl söner göster
Sızlayan yüreğime.
Bak sonuna kadar açık kapıları gönlümün
Sen diye diye dokuyor aşk nakışını acıdan
Hadi geç kalma öp yüreğimin acısını
Gülsün her yanım varlığınla..
 
Karamsar olmak zor değil,
zor olan çılgın bir fırtınadan
sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir…

Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç,
bir tohumla başlar.
En uzun yolculuklar ise, bir adımla başlar.
Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar…

Annem her fırsatta çocuklarına güneşe doğru
zıplamalarını öğütlerdi.
Güneşe ulaşamazdık ama hiç olmazsa,
ayaklarımız yerden kesilirdi..​
 
Büyümek denir adına,benliğini içeri çekersin.Saklarsın yaralı kalbini.Gözyaşını içine akıtırsın.Perde üzerine perde çekersin kimsesiz odanın penceresine,perde üzerine perde çekersin çocuksu düşlerine,aykırılığa,içinden konuşmalarına.
Büyümek dedikleri aslında ,bu korkunç boşlukta hep üşümektir...

Murathan Mungan
 
Geri