folie a deux
Bronz Üye
-
- Katılım
- Mayıs 3, 2019
-
- Mesajlar
- 2,602
-
- Tepkime puanı
- 1,695
-
- Puanları
- 349
Uyandım.
Ne kadar arandıysam, yokluğunun sessizliği çarpıp durdu yüreğime.
En çok acıttığı zaman dilimindeyim aşkın, yokluğunun tam ortasında. Bilmem, akrep ile yelkovan nasıl bu kadar özenle değer birbirine? Ben bile, sana değemedikten sonra.
Sanki farklı şehirlerin sınırladıydık.
Sana güneş doğarken, ben ayazdan dem vuruyordum, üşüyordum. Ne zaman yürü ya artık! ikna etmeye kalksam kendimi, içimdeki sana sığınmaya kalksam, ellerinle döşediğin mayınlarına denk geliyordum, kan revanım..
Ya biz seninle çok yanlış insanlardık ya da zaman, yanlışlıkla bizi doğuruyordu gazabından. Hangisi daha acı, daha hüzün bilmiyordum.
Sensiz olmak mı, sana dair; ardından kalanlara sarılmak mı?
Hangisi daha çok acıtıyordu bilmiyorum, başka insanlarla kahvaltı yapmak mı? Bilmediğim insanlarda seni aramak mı? Yağmurlu havalarda şemsiyenin bir tarafını tutacak birini bulamamak mı?
Ya da karda nefesini atkı yapıp boynuna dolayamamak mı?
Hangisinin daha çok acıttığını bilmiyorum, hangisi daha çok koyardı inan bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, bütünleştiğin adeta evrimleşirdiğin herşeyde, ücramın, herhangi bir parçamın kesik yemesi için, mayandan olması yetiyordu.
İlk görüşte aşka düşme dürtüsünden söz etmiyorum, ilk görüşte içime nasıl düştüğünü söylüyorum.
Sığmadığını, tüm kaldırımları söküp attığım halde, gitmek için yine bir yol bulmandan söz ediyorum. Nasıl kanadığımdan, dudağındaki ruj lekesi kadar yakın olamamaktan, baktığın saatte kendimi göstermemekten, yüzündeki fondöten kadar dokunamamaktan.
Ya! Hiçbir insanın teninden dökülmüyordu aşağı inciler, benim sana içimden döküldüğüm kadar. Hiçbir şair, bir kadını hapsederek; kendi şiirini bu kadar rezil edemeyecekti.
Yinede en güzeliydin.
Çünkü tüm sözlerin, detay veya ayrıntıların içindeydin, bütün kanamaların, acıların, tadından usandığım yalnızlığın..
Herşeyin içine gizlenmişti kimliğin, bu yüzden sevmeye devam ettim.
Sonra gelmez diyenlere inat, inanmaya devam ettim.
Artık hiçbir kadını sevemezdim, kimsenin adamı da olamazdım. Çocuklarım olmayacaktı, sakallarımdan düşen başka bir el dahi olmayacaktı, dokunduğun baktığın herşey ile bekliyor olacaktım.
Yalanların ya da gitmelerinin önemi kalmamıştı artık, çünkü ben seni beklemeyi sevdim.
Aşk imkansızlık ise, kitabın ismini gözlerinden ilham aldım.
Varsın, okuyanlar da kanasın,
Ne var yani!
Rüzgar.
Yalanlarına mektup 2. bölüm
Ne kadar arandıysam, yokluğunun sessizliği çarpıp durdu yüreğime.
En çok acıttığı zaman dilimindeyim aşkın, yokluğunun tam ortasında. Bilmem, akrep ile yelkovan nasıl bu kadar özenle değer birbirine? Ben bile, sana değemedikten sonra.
Sanki farklı şehirlerin sınırladıydık.
Sana güneş doğarken, ben ayazdan dem vuruyordum, üşüyordum. Ne zaman yürü ya artık! ikna etmeye kalksam kendimi, içimdeki sana sığınmaya kalksam, ellerinle döşediğin mayınlarına denk geliyordum, kan revanım..
Ya biz seninle çok yanlış insanlardık ya da zaman, yanlışlıkla bizi doğuruyordu gazabından. Hangisi daha acı, daha hüzün bilmiyordum.
Sensiz olmak mı, sana dair; ardından kalanlara sarılmak mı?
Hangisi daha çok acıtıyordu bilmiyorum, başka insanlarla kahvaltı yapmak mı? Bilmediğim insanlarda seni aramak mı? Yağmurlu havalarda şemsiyenin bir tarafını tutacak birini bulamamak mı?
Ya da karda nefesini atkı yapıp boynuna dolayamamak mı?
Hangisinin daha çok acıttığını bilmiyorum, hangisi daha çok koyardı inan bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, bütünleştiğin adeta evrimleşirdiğin herşeyde, ücramın, herhangi bir parçamın kesik yemesi için, mayandan olması yetiyordu.
İlk görüşte aşka düşme dürtüsünden söz etmiyorum, ilk görüşte içime nasıl düştüğünü söylüyorum.
Sığmadığını, tüm kaldırımları söküp attığım halde, gitmek için yine bir yol bulmandan söz ediyorum. Nasıl kanadığımdan, dudağındaki ruj lekesi kadar yakın olamamaktan, baktığın saatte kendimi göstermemekten, yüzündeki fondöten kadar dokunamamaktan.
Ya! Hiçbir insanın teninden dökülmüyordu aşağı inciler, benim sana içimden döküldüğüm kadar. Hiçbir şair, bir kadını hapsederek; kendi şiirini bu kadar rezil edemeyecekti.
Yinede en güzeliydin.
Çünkü tüm sözlerin, detay veya ayrıntıların içindeydin, bütün kanamaların, acıların, tadından usandığım yalnızlığın..
Herşeyin içine gizlenmişti kimliğin, bu yüzden sevmeye devam ettim.
Sonra gelmez diyenlere inat, inanmaya devam ettim.
Artık hiçbir kadını sevemezdim, kimsenin adamı da olamazdım. Çocuklarım olmayacaktı, sakallarımdan düşen başka bir el dahi olmayacaktı, dokunduğun baktığın herşey ile bekliyor olacaktım.
Yalanların ya da gitmelerinin önemi kalmamıştı artık, çünkü ben seni beklemeyi sevdim.
Aşk imkansızlık ise, kitabın ismini gözlerinden ilham aldım.
Varsın, okuyanlar da kanasın,
Ne var yani!
Rüzgar.
Yalanlarına mektup 2. bölüm
Moderatör tarafında düzenlendi: