Yalanlar, yalanlar..
İnsanlar öyle yalanlar söylüyorlar ki, zamanla bu yalana kendilerini de inandırıyor, birilerinin doğrusunu bildiğini düşünemez hale geliyorlar.
Ne garip!
Yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmeleri ne üzücü.
Öte yandan bir yalanı dinlerken birileri tebessüm eder, birileri inanmış gibi yapar.
Yalan söyleme kardeşim!
Yalan söylediğini biliyorum! demek yerine.
Bu da bir tür yalan değil midir aslında?
İnsanoğlunun fıtratında var sanırım.
Yalan söylemek, yalanı yalanla doğrulamaya çalışıp, karşısındakileri iknaya çabalamak.
En zavallıca olanı ise, ikna edebilirliğini yitirdiğinde savunma makanizmasını üzerlerine yamalamak.
Üstün çıkma çabasıyla karşısındakine saldırmak.
Bu aynı debelendikçe daha çok balçığa batmak gibi.
Her zaman söylemişimdir, insanları aptal yerine koymadan önce aptalca yalanlar söylememeyi düşünmeli insan.
Bu yalan inandırıcı mı?
Karşındaki insan bu yalanı yer mi?
Bu yalan sana ne katacak?
Sor kendine, hesaplaş benliğinle !
Yalan söyleyip dibe batıracagına, doğruyu söyleyip oradan çık.
En fazla ne olabilir ki?
Bunu da iliştireyim.