Yalan Dili

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Yanıltmak amacı güdülerek yapılan rol veya doğru olmayan herhangi bir ifadeye yalan diyor ve genelde yalan söylediğimizde hep bir nedeni de olduğunu söze ekliyoruz.

“Yalan, her zaman bir amaca mı hizmet ediyor?”.

Ahlak geleneğince yalan, kötü olarak kabul edilse de, yalanın birçok farklı boyutu vardır. Yalan, psikolojik, sosyolojik ve biyolojik nedenlerle de örülüdür.

Elbette bu konuda sadece bir bilimin bile ortaya koyduğu kaideleri yazmaya kalksak, binlerce makale çıkar. Ama ipucu niteliğinde olabilecek birkaç araştırmayla iletmek istediğim mesaja ulaşabileceğimi düşünüyorum.

Örnekle Feldman, insanların yalan söylemelerini reflekse benzetir. Refleks: “Dıştan gelen bir uyarı sonucunda doğan devinim.” Yalan söylemenin psikolojik nedenlerine baktığımızda en çok; zarar görmekten, cezadan, kabul görmemekten, kaybetmekten korkma gibi etkenlerin yanı sıra tartışmadan kaçınma ya da yardımsever olma gibi nedenler de yatmaktadır. Dikkat ederseniz psikolojik olarak korku, yalan için en önemli nedenlerdendir. Yalan aynı zamanda psikolojik olarak bizi kaygı, korku ve endişeye sokabilir. Örnekle yalan söyleyen kişilerin, yalanın ortaya çıkmaması için çok sık strese girdikleri bilinen bir durumdur. Bu ve buna benzer yüzlerce durum da bize yalanın psikolojik yanları olduğu kadar bizi psikolojik olarak olumsuz etkilediğinin göstergesidir.

Peki, yalan söylemenin biyolojik nedenleri var mı?

Almanya'daki Bonn Üniversitesi'nden bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada, saldırganlığı artırdığı bilinen testosteronun yalan söyleme ihtiyacını da azalttığı gözlemlenmiş. Öyleyse hormonlarımızın yalan söylememiz üzerinde etkisi olduğunu söylenebiliriz. Ayrıca Prof. Anita Kelly’nin yapmış olduğu bir araştırmaya göre de; çok yalan söyleyenlerin sağlıklarının da kötü olduğu tespit edilmiş. O halde yalanın da biyolojik olarak bizi etkilediğini hatta bu etkileşimin olumsuz olduğunu da söyleyebiliriz. Psychological Science dergisinde yayınlanan araştırmayı yürüten isimlerden Shalvi" İnsanlar hızlı davrandıklarında, ahlak kurallarını esnetmek ve yalan söylemeye başvurarak kendi çıkarlarını garantiye almaya çalışabilir.” Gibi binlerce araştırma ve araştırmacıyı da konuya ilişkin ekleyebiliriz. Sonuç olarak yalanın biyolojik de bir olgu olduğunu görebiliriz.

Sosyolojik olarak da yalanın yüzlerce farklı boyutu olduğu yadsınamaz. Sosyolojik olarak baktığımızda en çok sosyal kabuller, ahlak, gelenek, görenek ve töre gibi kavramların insanı yalan söylemeye meyillendirdiğini söyleyebiliriz. Ve tam aksi şekilde de yalan da sosyal bir olguyu ortaya çıkarabilir.

Aynı zamanda yalan bir semptom, bir belirti ya da dışa vurumdur. Bu nedenle yalan söyleyene değil yalan söyleyenin nedenlerine bakmakta yarar vardır.

Sonuç olarak yalan, nedenleri kadar sonuçlarıyla da bizi etkileyen bir unsurdur. Bu unsurdan en az yara almak için düşünerek konuşmak ve yalan söylemek için gerçekten iyi bir sebebe sahip olup olmadığını düşünmek gereklidir.
 
Geri