Yakışıklı Geyik

Konu sahibi son olarak 1008 gün önce görüldü
Yakışıklı Geyik

Tibet munçağının Hani isminde tek papağanı vardı.
Munçak, Hani’yi satmak istiyordu ama kimse Hani’yi almaya yanaşmıyordu.
İşte, az evvel tavşanın biri Hani’yi satın alabilmek iradeiş fakat Hani gerçekleşir olmaz yerde söze karışarak bu satışı manilemişti.
Tavşan gittikten ardından, onların arasında şu konuşma geçti:
“ Kızma be Munçak..Ne olmuş başka bir deyişle iki çift de soz biz ettiysek.
Ben yanlızca kendisimi tanıtmaya çalıştım.
Bunun için muhtelif mevzularda düşünce ileri sürüp, yorum yaptım.
Kime ne zararı var benim düşüncelerimin.
Beyinsel işlevlerimın tek ürünü bu düşünceler, başka bir deyişle işleyen beyin düşünce üretiyor, düşünce soz şeklinde de ağızdan çıkıyor.
Hem tavşan beni beğenmediğinden değil, seninle olmam defa henüz yararlı olacağı için, beni satın almadı ve tavşan beni satın almadı diye bana kızmak hakkına sahip değilsin.
“
Bunun üstüne Munçak, Hani’nin yer aldığı kafese sarıldı:
“ Canım Hani, seni satmak benim zoruma gitmiyor mu sanıyorsun? Yüreğim parçalansa da seni satmaya mecburum.
Tavşan defa varlıklıdi, süper para öneri etti.
Bir ev alır, içini dayar döşer, kalanla iş kurardım, yaşamım kurtulurdu.
Keşke her söze limon sıkıp tavşanı vazgeçirmeseydin.
“
“ Tamam, Munçak.
Beni sevdiğini kanıtladın.
Şimdi tek ismim geriye git de, havasız kalmaktan kurtulayım.
İki ismim demedim karizmatik geyik, tek ismim diye konuştum.
Bir ismim ileri gelirsen söyleyeceklerimi henüz yakından dinlemek ve henüz iyi kavramak ihtimaline kavuşursun.
Eee ne söylüyordun, beni satıp dayalı – döşeli ev alıyordun, iş kuruyordun.
Ya ben ne oluyorum? “
“ Ne demek, ben ne oluyorum? Sen varlıklı birinin yanına gidiyorsun ve lüks içerisinde yaşıyorsun.
Yeni sahibin belki seni altın tek kafese koyar.
Hayatın değişir, realite sevinç neymiş öğrenirsin.
“
“ Altın kafes ve realite sevinç.
Altın kafesi anladım da, realite sevinç ne demekmiş? Şu sevinç tecrübe et yetişkinun gerçeği sebep oluyor? “
“ Bak Hani, şuana kadar neşeli olabildiğimiz, neşeli olabildiğimiz vakitler vardı.
Arada mutsuz olabildiğimiz haller da yer alıyor.
Bazen ne neşeliluğu, ne mutsuzluğu düşünmeye gerek kalmadan yaşarız.
İşte, bu sevinç hayali sevinçtur; tek görünür, tek yok gerçekleşir.
Gerçek sevinç ise, müddetgelir başka bir deyişle hep neşeli gerçekleşirsun.
“
“ Varlıklı tavşan beni almış olsaydı, altın kafese koymuş olsaydı, en güzel yiyeceklerle besleseydi realite sevinç neymiş öğrenemezdim, zira sen yanımda mahrum diye mutsuz gerçekleşirdum.
“
Hani’nin bu tür konuşması üstüne Munçak derinceden tesirlendi.
İçi cız etti.
Onu satarsam mutsuz olacak, diye rüyasındü.
Satmasa ne kaybederdi? Yatacak yeri vardı.
Yiyecek, meşrubat ormanda boldu.
Hem Hani gibi tek arkadaşı arasan bulamazdın.
Söyledikleri ise, yabana atılır türden değildi.
Anlayana defa şey öğretirdi.
Munçak, seni satmaktan vazgeçtim deyince Hani tek sevindi, tek sevindi ki, sormayın.
Aradan aylar geçti.
Sonbaharın nihai günleriydi.
Havalar soğumaya başlayaraktı.
Tibet Dağları’nda yaşam sürdüren geyiklerin mevki delegasyoncilerinin toplanıp, kış için ihtiyaç duyulan hazırlıkları konuşacakları gün gelmişti.
Toplantı kısmına geyikler üçlü kümeler durumunda geliyordu.
Munçak ise, Hani’yi mağarada bırakmıştı.
İki dostuyla beraber toplantı kısmına gelince geyiklerin sevgi gösterisiyle karşılandı.
Munçak bir miktar ardından toplantı başkanlığı için aday bulunduğunu izah etti.
Hani mağaranın dışında hengâmeler duydu.
Kulak kabarttı.
Pek defa ayak sesi giderek yakınlaştı ve berrakldu.
Artık pek tek ses duyuluyordu.
O da, tek insan sesiydi.
Ses özet olarak, geyiklerin gerçekleştirdikleri toplantının basılacağını ve tüm geyiklerin mermilanacağını diyordu.
Gelenler, yarım saat ardından gidince, Hani toparlandı.
Bunlar kötü kişilerdı.
Bir katliam gerçekleştireceklardı.
Oysa Munçak giderken sevinçliydi.
Başkan seçilirim söylüyordu.
Munçak can vermemeliydi, hiçbir geyik can vermemeliydi.
Yazıktı onlara.
Katliam olmayacaktı.
Kafesten çıkar, uçarak gider, duyduklarını söyler, onları kurtarırdı.
Hani defa uğraştı demir kafesin kilidini kırmak için.
Kanatlanıp kanatlanıp kafesi taş duvara çarptı.
Her yönü yara-bere içerisinde kaldı.
Tüyleri birer birer kopup yere rüyasıyordu.
Hani’nin bu olağanüstü efor gösterisine kilit dayanamadı ve kırıldı.
Hani kafesten fırlayıp, mağaranın dışına çıktı.
Fakat Hani tek türlü uçmayı başaramadı.
Yardıma koşamadı.
Bunda Hani’nin kafeste doğup büyümesinin rolü vardı.
Zaten Hani yaşamı süresince hiç uçmamıştı.
Kötü kişilerin yaptığı katliam korkunç oldu.
Geyiklerin fazlası toplantı bölümünde can verdi.
Sadece Munçak ve dört Barasinga geyiği kurtulmayı muvaffak oldu.
Munçak, Barasinga geyikleriyle beraber, mağaraya geldiği zaman Hani’yi bulamadı.
Demir kafes yerde, kilidi kırılmış, mağara Hani’nin güzelim tüyleriyle doluydu.
Munçak aut çıkınca ayak takip etrini fark etti.
İnsanların ayak takip etrini.
Oysa bu takip etr mağarada yoktu.
İzler alçaktan geliyor, toplantı kısmına doğru gidiyordu.
Demek ki, kişiler burada mola vermişlerdi ve Hani konuşmaları duyup takviyea gelmek emeliyle kafesin kilidini güçlükle kırmıştı.
Hani uçamazdı, takviyea gelemezdi, o vakit neredeydi? Munçak evvel Hani’yi bulacak ve ardından muvaffakiyetlması imkansız gibi gözüken tasarınını uygulayıp, tam toplantı başkanı seçildiği anda ortalığı kan gölüne çeviren, suçsuz geyikleri katleden kişileri cezalandıracaktı.
Munçak, ayak takip etrini izleyerek, Hani’yi buldu.
Zaten çok uzağa gidememiş, bir miktar ilerdeki çalıların dibinde baygın yatıyordu.
Yaraları sarıldıktan ardından mağaraya bırakıldı.
Munçak ve Barasinga geyikleri gece yarısı toplantı kısmını rahatlıkla görebilecekleri tek tepeye çıkarak vaziyet değerlendirmesi yaptılar.
İnsanlar, çadırlarda uyuyorlardı.
Sadece üç nöbetçi bırakmışlardı.
Munçak işin bu gece bitmesini istiyordu.
Fakat Barasinga geyikleri yarın öğle zamanı, gündüz gözleri ile diyorlardı.
Munçak, onlarla çok münakaşadı.
Tamam, sizin diye konuştuğiniz olsun, diyerek sözü bağladı.
Daha ardından geyikler tek mağaraya girip yattılar.
Barasinga geyikleri uyur, Munçak ahenkazdı.
Sessizce mağaradan çıkarak, toplantı kısmına geldi.
Nöbetçileri kollayarak çadırlara yaklaştı.
Üstün koku alma kuvvetinü kullanarak cephanelik çadırını buldu.
Kapıdaki nöbetçiyi bayıltarak çadıra girdi.
Dinamit dolu çantayla tek kutu kibrit alarak kaçtı.
Munçak tepeye çıktı.
Oradaki gölün toplantı kısmına bakan yamaçlarındaki kayaların arasına dinamitleri yerleştirdi ve fitili ateşledi.
Biraz ardından patlayan dinamitler devasa kaya parçalarını ve tonlarca suyu toplantı kısmına indirdi.
Munçak sabah olunca toplantı kısmına şu şekilde tek baktı.
Çadırlar yoktu, ortalıkta insan görünmüyordu.
İnsanların hepsi can vermiş müydü? Sağ kalanlar varsa garanti peşine düşeceklerdi.
O vakit Barasinga geyiklerini yanına alarak tepenin arkasındaki bataklığa sığınacaktı.
Munçak, Barasinga geyiklerini mağarada buldu.
Onlar, gece yarısı yer sarsıntısı bulunduğunu zannetmişler ve aut çıkmamışlardı.
Olanları Munçak’tan dinleyince defa kızdılar.
Dördü birlik olup Munçak’ın üzerine yürüdüler.
Munçak mağaradan kendisini aut zor attı.
Barasingalar, laf manasıyordu.
Amaç, hunharca can verdirülen geyiklerin intikamını alabilmek değil miydi? İşte, intikam alınmıştı.
Bu nefret sebepti? Gündüz gözleri ile esasen bişi yapılamazdı.
Barasingaların belirlenmiş tek tasariı yoktu.
Güpegündüz eli silahlı onca kişiyin üzerine tekme-yumruk yürüyemezdin ya.
Bol bol yiyip, bel bel bakınmakla intikam alınamazdı.
Masum geyiklerin kanaat yerde kalırdı.
Birbiri ardınca patlayan silahlar manasız münakaşaya nihai verdi.
Munçak ve Barasingalar, süratle tepeyi aşıp, bataklığa doğru kaçtılar.
Peşlerinde devasa patlamadan sağ kalan üç insan vardı.
Gözleri dönmüş, merhametsiz, katil ruhlu kişilerdı.
Bataklıkta Munçak’la Barasingalar arasında yeni tek ihtilaf çıktı.
Barasingalar, üç insandan kaçmayı gururlarına yedirememişti.
Onların silahları varsa bizim boynuzlarımız var diyorlardı.
Geri dönüp saldıracaklardı.
Munçak defa diretti dönmeyin diye fakat dinletemedi.
Munçak’ın boş yer aldığı tek anda onu bataklığın balçıklu sularına ittiler.
Munçak biraz biraz bataklığa definelürken, tek sefer olsun takviye edin demedi.
Bütün Barasinga geyikleri bu tür değildi fakat, bu dört aksio sebep tek araya gelmişti, hayret!..Barasingalar, bataklığın çıkışında namlulara amaç oldular ve birer birer cansız yere serildiler.
Aradan altı ay geçti.
İnsanlar gitmiş, olanlar unutulmuştu.
Papağan Hani iyileşmiş, uçmayı öğrenmişti.
Munçak’ı arıyordu, neredeydi Munçak? Hani, tek gün bataklıktaki ağaçların birinin üzerinde dinleniyordu.
Uzaklarda tek geyik gördü.
İster misin bu Munçak olsundu? Hani, heyecan içerisindeydi, yakındaki tek ağaca kondu.
Artık güvenilirdi, Munçak karşısındaydı.
Hani, mutluluk çığlıkları atarak, Munçak’la kucaklaştı.
Munçak ise, Hani’ye hiç beklemediği tek anda kavuşmuştu.
Olanı, biteni anlattı.
Barasingalar doğrulusunda bataklığa itildikten ardından yaşamdan ümit kestiğini ifade etti.
Bunun üstüne Hani:
“ Peki, sebep kurtuldun? “ diye sordu.
Munçak:
“ Kurtulmadım, kurtarıldım…†diye konuştu.
“ Seni kim kurtardı? “
“ Su seneyenı Rave.
Dört metre boyunda, büyük tek su seneyenı.
Beni yine yaşama döndürdü.
Onunla defa iyi dost olduk.
Güçlü tek mizaç yapısına ve dayanıklı tek istemye sahip.
Ağzından kırıcı soz duyamazsın, yalan söylemez, kötülük bilmez.
“
“ Rave şimdi nerede? “
“ Buralardadır.
Bazen benden ayrılır, şu şekilde tek dolaşıp geleyim, der gider.
İki, üç saat ortada görünmez.
Nereye gider, ne yapar bilmem.
“
“ Sorsan ya, dost neredeydin, diye.
“
“ O kadarı da çok.
Özel yaşamına karışamam.
Dostları, kankaları bulunmaktadır, onların yanına gidiyordur.
Herhalde tüm süresini bana bölecak değildi.
“
“ Gel Munçak, takip edelim şu Rave’yi.
Bakalım nerelere gidiyor, neler yapıyor? “
“ Takip edelim de, ayıp etmiş olmaz mıyız? Belki bizim bilmememiz lüzumlenen haller bulunmaktadır.
Hem Rave, takip edildiğini fark ederse kendimize kızabilir.
“
“ Kızmaz, kızmaz.
Yardıma gereksinimi olabilir Rave’nin, fakat bunu sana söyleyememiştir.
Aniden meydana menfaatiz, Rave sevinir.
Eğer hatalı yapansak suç benim, seni ben zorladım.
Sen beni kırmamak için, bu işe girdin.
Tamam mı? “
“ Tamam değil.
Senin önsezilerine inancırim.
Boşuna konuşmazsın.
Macera olsun diye hiçbir işe kalkışmazsın.
Garanti Rave’nin takviyea gereksinimi bulunmaktadır.
Dikkat ediyorum da, son zamanlarda daha düşük misafirir oldu.
Gittiği yerden dönünce hep kanaatli oluyor, dalıp gidiyor.
Ben misafiriyorum, o dinliyor.
Aradan birkaç saat geçmeden kendisine gelemiyor.
Rave’yi takip ederiz fakat tek koşulla: Yanlışa düşersek suç ikimizin gerçekleşir.
“
“ Aslanım Munçak, seni seviyorum, koşulunı kabul ediyorum.
“
Munçak ardından yaşamını borçlu bulunduğu su seneyenı Rave’yi Hani ile tanıştırdı.
Hani ilk anda çekindi Rave’den.
‘ Ne kadar çok büyüktemış.
Falso yaparsak ve tek kızarsa yutar beni bu Rave ‘ diye rüyasındü.
Plan, mükemmel olmalıydı.
Rave hiçbir şeyin farkına varmamalıydı.
Kolay değildi, Munçak ölümden dönmüştü.
Daha tam anlamıyla toparlanamamıştı.
O, bataklıkta kısılıp kalacak tek geyik olamazdı.
Bataklıktaki hayat külüstür Munçak’tan birçok şeyi alıp götürmüştü.
Yürümesi ahestelamıştı, süratli koşamıyordu.
Neredeydi o rüzgârla yarışan geyik? Zayıflamıştı azıcık, külüstürsi gibi heybetli değildi.
Ayrıca boynuzunun biri ortadan kırıktı.
Munçak, Barasingalar mağarada kendine saldırdığında boynuzunun kırıldığını söylemişti.
Munçak’ı bu işe çok karıştırmadan Rave’nin vaziyetini incelemelı, takviyea gereksinimi varsa takviye etmeli, Munçak’ın Rave’ye can borcu ödenmeli ve Munçak’ı bataklıktan kurtarıp ormana götürmeliydi.
İşte, o vakit Munçak yeniden rüzgârla yarışırdı.
Eğer Munçak isterse, yine tek kafese girer, Munçak’ın onu iyi tek ücrete satmasını beklerdi.
Yeter ki, Munçak bataklıktan kurtulsundu.
Arkadaşlık diye konuştuğin bu tür gerçekleşirdu.
Bir gün Hani kafasının ağrıdığını ifade ederek bataklıktaki mağarada kaldı.
Munçak ile Rave gezmeye çıktılar.
Bir saat ardından Rave, şu şekilde tek dolaşıp geleyim, diye konuştu ve Munçak’tan ayrıldı.
Rave bataklık suyuna girdi ve yüzmeye başladı.
Hani ise, semande yükseklerde uçarak, Rave’yi takip ediyordu.
O, bu gün Rave’nin nereye gittiğini, ne yaptığını öğrenmeye hükümlüydı.
Rave fazla zaman yüzdükten ardından ufak tek adaya çıktı.
Yanına kendisi kadar tek su seneyenı ve on adet yavru su seneyenı geldi.
İki zamana yakın onların yanısıra kalan Rave, ardından geldiği yoldan Munçak’ı bıraktığı yere doğru yüzmeye başladı.
Hani, Rave’den evvel, Munçak’ı buldu.
Olanları anlattı.
Her şey apaçık ortadaydı.
Rave eşini ve yavrularını görmeye gidiyordu.
Munçak, Rave gelince, bundan sonra ormana gitmek arzuladığıni, ormanı özlediğini ifade etti.
Rave ısrar etti Munçak’a kal diye fakat Munçak, net hükmünı verildiğini, gideceğini, arada sırada ziyarete geleceğini ifade etti.
Daha ardından Munçak ile Hani, Rave’ye bol baht dileyerek ayrıldılar.
Munçak ormanda birkaç ayda kendisine geldi.
Güçlendi.
Hızlı koşmaya başladı.
Hem öyle süratli koşmaya başladı ki, Hani uçarak O’nu geçmekte zorlanıyordu.

Yazan : Serdar Yıldırım
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri