Yakamoz

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Türk Dili dergisinin 2018 yılının Nisan ayına ait sayısında çok etkileyici bir insan ile tanıştım:
Aziz Haydar Hanım

Aslen Balkan kökenli ve Mustafa Kemal Atatürk'ün sokak arkadaşı ve eğitimli, kendini yetiştiren, kahraman, mücadeleci bir Türk kadını. Balkan Savaşlarını içeren hatıralarını anlattığı yazılar var. Balkan Savaşı felaketi bir ulusu yoklukla, ölümle sınamış resmen ve Aziz Haydar Hanım da Rumeli'den göçüp yaşam mücadelesine atılan fedakar kadınlardan biri. Dergide onunla ilgili denk geldiğim bölüm biraz uzun gibi gelebilir ama okumanızı öneririm kesinlikle:
 
Yer adları her zaman ilgimi çekmiştir. Bir yer adını nasıl aldı, geçmişte nasıldı soruları kafamı kurcalar. Cumhuriyet kenti olduğunu düşündüğüm Ankara'ya yönelik böyle küçük bir çalışmaya denk geldim. Vatan Caddesinin geçmişte bostanlık olduğunu, dere yatağı olduğunu; Ulustan dere geçtiğini hatta 63 yıl önce sele neden olduğunu duysa günümüz insanı ne garipser.
Tarihin izlerini takip edebilmekte yerlerin adları önemlidir ama biz adları sıklıkla değiştiririz, tarihi yapıtlara zarar veririz. Bu yazıda da bu duruma sitem ediliyor:

Bu yazıyı da Türk Dili dergisinde okudum. Abonelik fiyatı çok uygun, öğretmenlere indirimli hatta. Abone olunuz.
 
Batı'da Türk'ü Pierre Loti gibi seven yazarlar olduğu gibi, sevmeyenler de vardır Dostoyevski, Lord Byron, Victor Hugo gibi... Teolojik edebiyat alanında yazan Reverend George Croly de sevmeyen biri olarak bu hususta bir örnek vermiş Yunan ve Türkmen adlı şiiri ile:

A night attack by Constantine Paleologus, on a detached camp of the troops of Mahomet the second, at the siege of Constantinople
The Turkman lay beside the river,
The wind play’d loose through bow and quiver,
The charger on the bank fed free,
The shield hung glittering from the tree,
The trumpet, shawm, and atabal,
Were hid from dew by cloak and pall;
...
 
E40D2864-94B9-4714-8CD5-FA809BD289DB.jpeg

Faydalı bir metin. Özellikle “Niçin Sanat?” sorusuna verdiği yanıt çok faydalı. Tarık Buğra’nın Eyvah Gençliğim yapıtını öneriyorum.
 
İran'ın demografik yapısı
d.jpg

İran'da Türk dağılımı
t.png

Suriye, Irak ve İran'daki Türk çoğunluk bu kadarken doğu bölgemizin Kürt ağırlıklı olduğuna inanan düştedir.​
 
Son düzenleme:
ElRzJceXIAgDf37.jpg

Roma İmparatorluğunun Yolları ve Ticaret Ağı (MS 117)
 
Bilinen ilk Türk şairi Aprın Çor Tigin'den bir şiir:
"Öz amrakımın öyür men
Öyü evirür men ödü çün
Öz amrakımın
Öpügseyür men"

Anlam:
"Kendi sevgilimi düşünüyorum
Daha fazla düşündükçe
Sevgilimi
Öpmek istiyorum"
 
Ekran Alıntısı.JPG

Oldum olası harita incelemeyi severim.
Bu harita yaklaşık bin yıl öncesine ait ve Karadeniz'in kuzeyi, Tuna'dan Orta Asya bozkırlarına kadar Türk boylarının yerleşim alanı. Anadolu'dan önce Karadeniz'in kuzeyini zaptetmişiz. Bu gün hala Türkler yaşar ama azınlık olarak kaldılar maalesef Moldova'da, Kırım'da, Kazan'da...

Ekran Alıntısı.JPG

1910lu yıllara ait Balkanları bölüm bölüm ayırmış bir Avusturya-Macaristan ordu haritası.
 
Osmanlı Kadısı Sünbülzade Vehbi ve erotik şiiri

1718-1809 yılları arasında yaşamış olan Divan şairi Sünbülzade Vehbi, dönemin şairleri tarafından ahlak dışı şeyler yazan biri olarak tanımlanıyordu.

Vehbi, Maraşlı bir ulemâ sülalesi olan Sünbülzâdeler'e mensuptur. Dedesi Maraş müftüsüdür. müderrislik ve hatta kadılık da yapan Vehbi, aynı zamanda şairdir. Onun şiirleri hezeliyât akımı diyebileceğimiz, yani alaycı ifadeler içeren şiirlere örnektir.

Necip Fazıl yerine Sünbülzade Vehbi'ye sahip çıkmalıyız, ne güzel hemşehrim var.
Erotik şiiri ile baş başa bırakayım sizleri

Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-i revan.

Salınarak giderken arkandan ben sokayım,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam
Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

Herkese vermektesin, bir de bana versene,
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.

Sen her zaman gelesin, ben Vehbi’ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümselam.
 


Önemli buluşlardan biri olan yazı. Tarihi süreçte çok değişik biçimlerde karşımıza çıkıyor.
Görseldekini görene kadar ilk yazarlar için çileli bir iş olduğunu düşünüyordum. Gerçi yine zorlukları vardır, ama yazma eylemine yönelik bir zorluk değil.
 
Bilgi yükü eski çağlardan beri insanlara sorun olmuş. Dolayısıyla bilgi çok değerliyse bilgiye ulaşmayı bilmek daha da değerlidir. -i.b
 
6C0B0D65-EB2B-4E48-B960-C8F7F9014AF4.jpeg

Dördüncü ve beşinci madde çok ilgi çekici. THK bu yazın sıklıkla anılan kurumu. 1962 tarihli Başbakanlığa yazılan bir raporun ilk sayfası.

Düşüncelerde geçen gerçeklerin resmiyete dökülmüş maddeleri. Daha acısı, aradan geçen yıllarda değişmeyenler.
 
Kimine Nasrettin Hoca, kimine Marx çıkıyor. Coğrafya kaderdir.
 
Geri