Yahudi Irkı – Siyonizm – İsrail Devleti

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
Yahudi Irkı – Siyonizm – İsrail Devleti



Siyonizm, sanıldığının aksine 19. yüzyılın sonlarında gündeme gelmiş bir fikir değildir.

Muharref (tahrif edilmiş) Tevrat’ta “Dünya Krallığı”nın merkezi haline gelecek bir Yahudi Devleti’nin kurulacağından bahsedilmiştir. Dolayısıyla Siyonizmin tarihi Tevrat kadar eskidir.

Siyonizm, Kudüs’teki Siyon Tepesi adından gelmektedir.

İsim, esas olarak Kudüs yakınlarında bulunan Siyon Dağı ile bu dağ üzerindeki Siyon Kalesi’ni belirtmek için kullanılmaktaydı.

Sonraları Kral Davud döneminde, “Siyon” tüm Kudüs şehrine ve İsrail Diyarı’na atıfta bulunan bir yer haline gelmiştir.

Yahudi halkının Filistin’e dönme umudu, Yahudi düşüncesinin bir yönünü oluşturur ve bu düşünce Mesih’in geri gelme düşüncesinden ayrı tutulmaz. Mesih’in gelme amacı, dünyada bir Yahudi devleti kurmaktır.

Hatta İsrail kurulduğu zaman Yahudi gazeteleri “Mesih’in Ayak Sesleri” başlığını atmışlardır.

Siyonizm, 19.yy. sonlarında Avusturyalı gazeteci Theodor Herzl(1860-1904) tarafından siyasi bir ideolojiye dönüştürülmüştür. Bu düşünce Yahudi camiası tarafından da kabul görmüştür.

Herzl’in 1896 yılında yazdığı kitabı Der Judenstaat (Yahudi Devleti) ve 1897 yılında yazdığı, Die Welt (Dünya) gazetesi, 29 Ağustos 1897 tarihinde Basel’de toplanan 1.Dünya Siyonist Kongresi’nde savunulan düşüncelerin kaynağı olmuştur.

Herzl için Siyonizm’in babası desek, herhalde yanlış bir şey söylemiş olmayız. Peki, Siyonizm aslında Theodor Herzl tarafından mı ortaya çıkarıldı? Elbette bu durumun Tevrat, Talmud merkezli dini kaynakları da bulunmaktadır.

Herzl Siyonizm’i tam anlamıyla ideolojiye büründüren isimdir. Tevrat’taki birçok ayette, İsrail oğullarından Siyon halkı, Siyon’un oğulları ya da kızları olarak bahsedilir.

Yahudi milliyetçiliğini tanımlamak için kullanılan bir terim olarak “Siyonizm” ilk milliyetçi Yahudi öğrenci hareketi Kadimah’ın kurucusu Avusturyalı Yahudi yayımcı Nathan Birnbaum tarafından, kendi çıkarttığı Selbstemanzipation adlı gazetede, 1890 yılında ortaya atılmıştır.

Siyonizm, Filistin’de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketidir.

Söz konusu alan, Tevrat’ta bahsi geçen ve İsrail Diyarı (İbranice: Eretz Yisra’el) adı verilen topraklardır. İsrail’in kurulmasından bu yana, Siyonist hareket de şekil değiştirerek öncelikle modern İsrail devletinin desteklenmesi amacı ile varlığını sürdürmektedir.

“1890′lı yıllarda, Theodor Herzl Siyonizme yeni bir ideoloji ve fiili aciliyet katarak, Dünya Siyonist Örgütü’nün (WZO) oluşturulduğu 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde düzenlenen ilk kongrenin toplanmasını sağlamıştır.

Herzl’in amacı, Yahudi devleti hedefinin elde edilmesi için gerekli hazırlık niteliğindeki adımları başlatmaktır.

Theodor Herzl, başkanlığını yaptığı bu kongrede kuracakları Yahudi Devleti’nin sınırlarını şöyle açıklamıştır: “Kuzey sınırlarımız Kapadokya’da ki (Orta Anadolu) dağlarına kadar; Güneyde ise Süveyş Kanalı’na, sloganımız Davud ve Süleyman’ın Filistin’i olacaktır.”

İsrail Devleti’nin kurulması için Filistin topraklarını ele geçirmek, Siyonizmin ilk hedefiydi. İlk Siyonist Kongresi’nin yapıldığı dönemde, bu topraklar Osmanlı Devleti’nin elinde bulunuyordu. Bu nedenle Yahudi liderlerin ilk işi, Filistin’i Osmanlı’dan koparmak üzere çalışmaya başlamak olmuştur.

Theodor Herzl bu amaçla birçok defa İstanbul’a gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan faydalanarak Filistin’i satın almaya çalışmış; böylece Yahudi Devleti’ni kurmayı amaçlamıştır.

Theodor Herzl, dönemin sultanı II. Abdülhamid’e Kont Nevlinski (Bir Leh soylusu, II. Abdülhamid’in şahsi dostu) aracılığla Filistin’e özerklik ve Musevi ikametliği istemiş ve buna karşılık şu taahhütlerde bulunmuştur:

Osmanlı Devleti’nin 33 milyon İngiliz altınına ulaşan borçlarının tamamını ödeyelim.

İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın Frank’a mal olacak deniz filosu yaptıralım.

Devletin mali durumunu canlandırmak için 35 milyon altın lira faizsiz borç verelim.

II. Abdülhamid, teklifi kabul etmemiş ve şu yanıtı vermiştir:

“Bu yerler bana ait değil, milletime aittir. Bu yerlerin her karış toprağı için şehit verilmiştir. Ben canlı vücud üzerinde paylaştırma yapamam. Filistin’e ancak cesetlerimiz üzerinden girilebilir. Böyle bir teklif yapan bir adam, bir adım daha atmasın ve memleketi terk etsin.”

Parayla toprak satın alma girişimleri, Abdülhamit’in kararlı tutumuyla sonuçsuz kalınca, Siyonist hareket, Osmanlı’yı yıkmak için yoğun bir faaliyet başlatmıştır.

Herzl bu durumu kendi sözleriyle şöyle açıklamıştır: “Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı’nın dağılmasını beklemeliyiz.” Tabi bu son derece “aktif” bir bekleyiş olmuştur.

Siyonistler, İsrail Devleti’ne izin vermeyen Abdülhamid’i kesin olarak saf dışı bırakmaya karar vermişlerdir. Planlarının ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini düşünmüşlerdir.

Bunun için de sadece dışarıdan yapılacak müdahalelerin yeterli olmayacağı da görülmekteydi. Dolayısıyla, Abdülhamid karşıtı bir iç muhalefet grubuyla iş birliği yapmak gerekmiştir.

Yahudi liderler bu noktadan hareketle, Jön Türklerle iş birliği yapmaya karar vermişlerdir. Jön Türkler ve daha sonra da İttihat Terakki hareketiyle kurulan sıkı ilişkiler sonucunda Osmanlı İmparatorluğu kısa sürede çökertilmiştir.

Yüzyıllar boyunca yurtları olmayan ve başka ülkelerde azınlık olarak yaşayan Yahudiler, dinlerine ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, içinde bulundukları toplumlarla kaynaşmamışlardır. Bu dönemde azınlıklara yönelik önyargılar nedeniyle çeşitli baskı ve kıyımlara uğramışlardır.

1905′te Rusya’da baş gösteren büyük ayaklanmanın bastırılmasının ardından çarlık güçlerince başlatılan Yahudi kıyımı, bu ülkeden birçok kişinin Filistin’e göç etmesine yol açmıştır.

Daha sonra Chaim Weizmann’ın (1874-1952) önderliğinde İngiltere’den destek arayan Siyonistler, 1917′de İngiliz yönetiminin Balfour Bildirisi’ni yayımlamasını sağlamışlardır. Bu bildiriyle İngiltere, Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasına yardım edeceğine söz vermiştir.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Milletler Cemiyeti Filistin topraklarında İngiliz manda yönetimini onaylayınca (1922) birçok Yahudi buraya göç etmeye başlamıştır.

1925′te Filistin’de yaşayan Yahudi sayısı 108 bin iken, 1933′te 238 bine ulaşarak Filistin nüfusunun yüzde 20′sini oluşturmuştur. Filistin’de yaşayan Araplar kendi topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasına karşı çıkmış ve iki topluluk arasında önemli çarpışmalar olmuştur.

II. Dünya Savaşı’nda Naziler’in Yahudilere uyguladığı soykırım Filistin’e göçü hızlandırmıştır. Bu dönemde, Yahudiler ile Araplar arasındaki gerginlik de giderek artmış ve sonunda İngiltere sorunu Birleşmiş Milletlere götürmüştür.

Birleşmiş Milletler 1947′de bölgede biri Arap, öbürü Yahudi olmak üzere iki devlet kurulmasına ve Kudüs’ün uluslararası bir statüsünün olmasına karar vermiştir.

Araplar bu karara karşı çıkmışsa da, bir yıl sonra İngiliz mandası sona ermiş ve Yahudiler 14 Mayıs 1948′de İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilan etmiştir.

Böylece Siyonistler amaçlarına ulaşmış, 2.000 yıldan sonra ilk kez bir Yahudi devleti kurulmuştur. Ama bölgede sorunlar bitmemiştir.

İsrail Devleti’nin kurulmasının ardından çıkan 1948-49 Arap-İsrail Savaşı’nın sonunda Birleşmiş Milletlerin belirlediğinden daha geniş bir alanı işgal eden İsrail, burada yaşayan 500 binden fazla Filistinli Arap’ı yaşadıkları bölgeden göçe zorlamıştır.

Daha sonra da Araplar ile İsrailliler arasındaki çatışmalar sürmeye devam etmiştir.

Siyonizm, sanıldığının aksine 19. yüzyılın sonlarında gündeme gelmiş bir fikir değildir.

Muharref (tahrif edilmiş) Tevrat’ta “Dünya Krallığı”nın merkezi haline gelecek bir Yahudi Devleti’nin kurulacağından bahsedilmiştir. Dolayısıyla Siyonizmin tarihi Tevrat kadar eskidir. Siyonizmin vazgeçilmez hedefi olan bu devletin sınırları Tevrat’ta şöyle tarif edilmiştir:

“Et yiyin ve kan için. Yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve dünya beylerinin kanını içeceksiniz. Sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz.” (Tevrat, Hezekiel Bölümü 39/18-20)

“Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için onları hazırla.” (Tevrat, Yeremya Bölümü, 12/3)

Peki, Yahudiler neden üstün ırk olduklarına inanıyorlar. Şu ayetleri de okuyalım: “Siz Allahın Rabbin oğullarısınız. Çünkü sen Allah’ın Rabbe mukaddes bir kavimsin ve Rab yer üzerinde olan bütün kavimlerden üstün olarak kendisine has bir kavim olmak üzere seni seçti.” (Tensiye Bab:14 Ayet 12S:191)

“Ve aranızda yürüyeceğim ve sizin Allahınız olacağım ve siz benim kavmim olacaksınız.” (Levililer Bab:26 Ayet 12 S:127)

“… Ve onlardan nefret ettim. Fakat size dedim: Siz onların topraklarını o miras olarak alacaksınız ve ben size onu mülk olmak üzere vereceğim, ben sizi milletlerden ayırt eden Allahınız Rabbim ve bana mukaddes olacaksınız, benim olmanız için sizi kavimlerden ayırt ettim. ” (Levililer Bab:2Ayet24-26 S:120)

“Saf altında tartılan Sionun değerli oğulları” (Yeremyanın Mersiyeleri Bab:4 Ayet:2 S:785)

“Ve o kralların günlerinde göklerin Allahı (Yehova) ebediyen harap olmayacak bir krallık kuracak ve onun hâkimiyeti başka bir kavme bırakılmayacak; ancak bu krallıkların (devletlerin) hepsini o parçalayacak ve bitirecek.” (Daniel Bab 2 Ayet 44 S.342)

“O zaman Rab Yehova bütün bu milletleri önünüzden kovacak ve sizden büyük bir kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak. ” ( Tensiye Bab 14 Ayet 23-24 S.139)

“İşte, şimdi bildim ki bütün dünyada Allah yoktur, ancak İsrail’de vardır.” (2.Krallar Bab:5 Ayet.15)

Cansel KARASU
 
Geri