AUBURN
Üye
-
- Katılım
- Mart 11, 2013
-
- Mesajlar
- 242
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 30
Büyü sözünü sık sık duyarız. Pek çok kimse büyüden söz eder. Ama çoğumuz bunun ne olduğunu bilmeyiz. Onun için önce büyünün ne olduğunu anlamamız gerekiyor.
Büyü
kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden almak demektir. Çeşitli yollarla
usulleri kötüye kullanarak bir insanı yönetim altına almaya
ona istenilenleri yaptırmaya genel olarak büyü denilir. Büyü ile insanı istemediği şeylere zorlamak
ona istemediği hareketleri yaptırmak kabil değildir.
Büyücülük
her şeyden önce
dine ve inanca kesin şekilde karşıt olan
batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem toplamıdır. Reçeteler
formüllere dayanan
bunlara değişik anlamlar yükleyen bir uygulamadır.
1584’te Anvers’te yayınlanan Gespar Peucer’in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.
Büyücülük
şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen şeyi yerine getirirler.
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü
Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa
psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan
önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin’in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır
ancak sihirbaz
koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel uygulamalara başvurarak
kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.
Büyücülüğün silahı büyülemedir
etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve duygu (sevgi
nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin belirli nesneler
formüller kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo) dahil olmak üzere
her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan mum veya kilden yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey
büyüsel formüller kullanılarak heykelciğe (kukla
bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir başka yöntem
Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli kesilir
kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.
Büyünün amacı doğanın organik gücünü sahiplenmektir ve de bu gücü dilediğince kullanmaktır.
Ak Büyü
Büyüsel işlemlerin tümü etik
ahlaksal bir değerlendirmeye tabi tutulduklarından ayrımlar oluşuyor. İlk ayrım Ak ya da olumlu
iyiye yönelik
şifacı büyüdür.
Ak Büyü ile uğraşan kişi temiz ruhlu
iyi niyetli
hatta dindar biri olarak tanınır. Ak ile Kara Büyü ayrımını antik uygarlıklarda Asur ve Babil’de buluyoruz. M.Ö. 1800 yılında Kral Hammurabi Kara Büyü’yü yasaklamış
uymayanları ölümle cezalandırmıştır.
Ak Büyünün amacı şifadır
destektir. Yorumlara göre örneğin
aşk büyüsü de bu kategoriye girer ama aslında bu bir çeşit zorlamadır. Ak Büyü ile Kara Büyü arasındaki farklılıklar sadece niyet
amaç ve formüllerle belli olmuyor; kullanılan malzemelerde farklıdır. Ak Büyü’de ateş
altın
ayçiçeği
cıva
elma
elmas
fasulye
fildişi
gümüş
horoz
inci
incir
kurşun
kuşkonmaz
portakal
sarımsak
su
süt
sirke
tavuk
tuz
yumurta
zeytinyağı kullanıldığı gibi
Kara Büyü’de ceset parçaları
idrar
kan
karga
kedi (kara)
kurbağa
kurt kanı
timsah dişleri
toprak (mezarlıktan)
tüy (kara tüy) yarasa (gözleri ve kanı) kullanılmaktadır.
Kara Büyü
Ak Büyü’nün ve Ak Büyücü’nün karşıtı olan Kara Büyü
onu uygulayan ise Kara Büyücü’dür. Amacı kötülüktür
zarar vermektir ve cinayete
ölüme kadar gidebilir. Ak Büyücü’nün tersine Kara Büyücü özverici değil
kibirli ve fırsatçıdır
maddiyata bağlıdır.
Allah’tan nefret eder
doğanın kurallarına karşı gelir ve kendisini yüceltebilmek
güçlerini arttırabilmek için herşeyi yapabilir ve yapar.
Kara Büyü ya şeytanla bağlantılıdır ya da ölü ruhlarla (nekromansi)
her ne kadar Hz. Musa’dan başlamak üzere bütün dinler bunu bir sapkınlık sayıp yasakladılarsa da
antik çağlardan beri ölülerin ruhlarını çağırıp sayesinde geleceği öğrenmeye çalışmak
yani
'ölü falı'nı uygulamak oldukça yaygın bir dönemdi. Özellikle Orta Çağ büyücülüğü bununla sık sık beslenmiştir. Orta Çağ tanrı bilimcilerinden Rabano Mauro şöyle yazmıştır; Ölü falına bakanlar
kötü duaları ile ölüleri diriltenler
geleceği öngörüp sorulara cevap vermelerini temin eden kişilerdir. Ölüleri çağırabilmek için ceset kanı gerekiyor
çünkü bu işlemlere yardımcı olan cinler kandan hoşlanırlar.
Kırmızı Büyü
Kırmızı Büyü olumsuz amaç ve niyetleri
uygulamaları ile Kara Büyü’nün bir çeşidi yandaşıdır. Belki de en gerçek ve bu yüzden en tehlikeli büyüdür. Şeytan’ın
kötü ruhların büyüsüdür ve işlemlerinde ayinlerinde kaz kullanır
kurban keser.
Kırmızı Büyü’nün çeşitleri arasında önemlisi
merkezi Haiti olan
oradaki yerliler ve melezler tarafından uygulanan Vudu (Voodoo) dur. Kökenleri
Afrika’nın totemlere dayalı inançlarına bağlıdır. Vudu Büyücülüğünde düzenlenen ayinlerde dansların
müziğini kendinden geçmelerin
kurban edilen hayvanların (kaz
horoz
kara keçi) nedeni ve amacı adları Loas olan bazı ilkel güçleri (ölü ruhları) harekete geçirmektir. Trans haline geçen vudu rahibeleri
birer medyum gibi hareket ederek bu güölere teslim olurlar. Vudu’ya benzer bir uygulamaya Brezilya yerlilerinin Macumba (Makumba) törenlerinde rastlarız.
Macumba
temelde cinsel büyücülüğe bağlıdır
erotizmi boldur. Vudu ayinleri daha çok mezarlarda yer alırken
Macumba için mekan olarak açık alanlar ya da ormanlar tercih edilir.
Vudu’nun çok konuşılan fakat kanıtlanmayan ve fantastik olarak görünen bir tarafı ise
Zombiler’dir
ya da yaşayan ölüler (Zombi: mezardan çıkma). Kara büyüsel işlemlerle
hipnoz ve telkin yolu ile diriltildiği söylenen bu hareket halinde cesetlerin ruhsuz olduğu söylenir. Bir Zombi’nin kumanda edilmesi
yönlendirilmesi onu o hale sokan Kara Büyücü’nün işidir.
~ ~ ~
Voodoo ölümü Haiti kültürüne ait bir öğe. Ölüm
kişinin kendisine büyü yapıldığına inanmasından hemen sonra
geçmişinde hiçbir fizyolojik neden yokken
zamansız bir şekilde gerçekleşiyor. Ancak olur da bu süreç içerisinde söz konusu kişi büyünün bozulabileceğine ikna edilebilirse bu ölüm gerçekleşmeyebiliyor. Bir kişinin tamamen psikolojik nedenlerden ötürü ölüme sürüklenebiliyor olması bizleri olduğu kadar doktorları da hayrete düşürüyor. Ancak zihnin fizyolojik işleyişler üzerindeki etkileri konuyu aydınlatmakta yol gösterici olabiliyor:
• Kişilik özelliklerinin ölüm riski üzerine etkileri Voodoo ölümüyle yakın ilişki içerisinde. Psikolojik etmenler
psikosomatik (psikofizyolojik) hastalıkları tetikleyebiliyorlar. Yaygın psikosomatik hastalıkların arasında ise ülser
asma
kronik baş ağrıları
hipertansiyon ve koroner kalp hastalıkları geliyor.
• Üzerine dikkat yoğunlaştırılan bir diğer konuysa "nevroz
şizofren ya da kişilik bozukluğu"na sahip hastaların sigara içme
dikkatsizce araba kullanma
sağlıksız beslenme ve alkol kullanımı gibi yüksek risk davranışlarını daha sık gösteriyor olmaları. Bizlim insanları
psikiyatri hastalarının zamansız ölüm risklerinin normal nüfusa göre daha yüksek olduğunu belirtiyor.
• Kişilik tipleriyle koroner kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyse bir diğer nokta. Histeri
nevrotizm ve somatik şikayetler koroner hastalıkların ilk belirtileriyle büyük uyum gösteriyor. Ancak yine de kişilik özelliklerinin birinin yaşam süresini kısaltıp kısaltamayacağına dair net ve kesin bir bulgunun olmadığının altı çiziliyor.
• Son olaraksa kişinin stresle başa çıkma yöntemlerine değiniliyor. Üç farklı başa çıkma yöntemi sıralanıyor: Sabit
içe gerilim ve dışa gerilim. Gerilimi psikofizyolojik tepkiyle (içegerilim) yansıtan hastalar onu öfke ve şiddetle (dışa gerilim) yansıtan hastalara göre daha yüksek zamansız ölüm riski taşıyor. Bu kişiler
kaygı
iştah kaybı ve uyku düzen bozuklukları gösteriyor.
• Sosyo-kültürel etmenlerin de ölüm zamanıyla ilişkilendirilebileceğine dair bulgular bulunuyor. Duygusal bir bağla inanç duyulan
örneğin kutsal olduğuna inanılan günler içerisinde ölüm oranları artabiliyor. Bu da bizlere Voodoo ölümünün psikolojik ve sosyal etmenlerden nasıl da etkilenebileceğini gösteriyor.
Sonuç olarak
saydığımız tüm bu faktörler zihnin sağlık ve ölüm zamanı üzerine etkilerini gözler önüne seriyor. Voodoo ölümü ise
her ne kadar tartışmalı bir konu olmayı sürdürse de
bilim insanlarınca çizdiğimiz bu çerçeve içerisinde incelenmeye devam ediliyor.
Büyü
Büyücülük
1584’te Anvers’te yayınlanan Gespar Peucer’in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.
Büyücülük
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü
Büyücülüğün silahı büyülemedir
Büyünün amacı doğanın organik gücünü sahiplenmektir ve de bu gücü dilediğince kullanmaktır.
Ak Büyü
Büyüsel işlemlerin tümü etik
Ak Büyü ile uğraşan kişi temiz ruhlu
Ak Büyünün amacı şifadır
Kara Büyü
Ak Büyü’nün ve Ak Büyücü’nün karşıtı olan Kara Büyü
Allah’tan nefret eder
Kara Büyü ya şeytanla bağlantılıdır ya da ölü ruhlarla (nekromansi)
Kırmızı Büyü
Kırmızı Büyü olumsuz amaç ve niyetleri
Kırmızı Büyü’nün çeşitleri arasında önemlisi
Macumba
Vudu’nun çok konuşılan fakat kanıtlanmayan ve fantastik olarak görünen bir tarafı ise
~ ~ ~
Voodoo ölümü Haiti kültürüne ait bir öğe. Ölüm
• Kişilik özelliklerinin ölüm riski üzerine etkileri Voodoo ölümüyle yakın ilişki içerisinde. Psikolojik etmenler
• Üzerine dikkat yoğunlaştırılan bir diğer konuysa "nevroz
• Kişilik tipleriyle koroner kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyse bir diğer nokta. Histeri
• Son olaraksa kişinin stresle başa çıkma yöntemlerine değiniliyor. Üç farklı başa çıkma yöntemi sıralanıyor: Sabit
• Sosyo-kültürel etmenlerin de ölüm zamanıyla ilişkilendirilebileceğine dair bulgular bulunuyor. Duygusal bir bağla inanç duyulan
Sonuç olarak