Verenika Ölmek İstiyor

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
Verenika Ölmek İstiyor


Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun yeni romanı.

Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya’da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir.

Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir.

Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder.

 
simyacı evet en güzel romanı ama bu romanda en çok hoşuma giden bölüm ise;


tanrı varsa, ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum, insan aklının sınırları olduğunu da bilir. yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. tanrı varsa, bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizleri burda vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir
 
simyacı evet en güzel romanı ama bu romanda en çok hoşuma giden bölüm ise;


tanrı varsa, ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum, insan aklının sınırları olduğunu da bilir. yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. tanrı varsa, bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizleri burda vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir


İlgini sadece o kısmımı çekti. Ben çok hatırlamıyorum ama genel olarak insanın mutluluğu dışarda aradığı ancak mutluluk insanın kendisinde olduğu anlatılıyordu...
 
Ian Dllas ın Gariplerin Kitabı isimli eseri de aynı içerikteydi. Harikaydı.
 
tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyorlarmış gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.

Kitap cümlelerini okurken şu kısım aklıma Dostoyevski yi getirdi Dostoyevski yalnızca ahmaklarin başkalarının kötü anlarina bakıp başına gelmediği için sevindigini söyler.
 
Geri