EdLmaster
Üye
-
- Katılım
- Ocak 9, 2010
-
- Mesajlar
- 14,231
-
- Tepkime puanı
- 6,676
-
- Puanları
- 524
-
- Konum
- Onudamı Merak Ettınız.
-
- Web sitesi
- www.tic10.com
ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısıyla ülkesinden kaçırılan Nicolas Maduro, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçlamalarıyla mahkemeye çıkarılmak üzere New York’a getirildi. İlerleyen saatlerde hâkim karşısına çıkması beklenen Maduro’ya mahkemede kendisine yöneltilen suçlamaların resmen okunacak.
Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ahmet İnsel, bu adımın yalnızca Venezuela’yla sınırlı olmadığını, uluslararası düzenin çözülüşünü simgelediğini söyledi. İnsel, “Artık uluslararası düzen diye bir şey kalmadı” diyerek yaşananları sert sözlerle değerlendirdi.
İnsel, bu adımın arkasında Trump’ın iç politikadaki sıkışmışlığının da bulunduğunu vurgulayarak, “Enflasyon düşmüş değil, gümrük vergileri fiyatları yükseltti, ekonomik canlanma yok. Böyle bir ortamda ‘Amerikan gücü geri döndü’ mesajı vermek istiyor” dedi.
İnsel’e göre Venezuela petrolü de bu hesapta önemli bir yer tutuyor, ancak “o petrol sanıldığı kadar kolay elde edilecek bir kaynak değil.”
Bu yaklaşımın anlamı İnsel’e göre net: “Amerika kıtasında söz sahibi benim, burada ben yönetirim.” Honduras’tan sonra Venezuela’nın hedef alınmasının, Kolombiya ve Küba’ya yönelik tehditleri de daha inandırıcı kıldığını söyledi.
“Uluslararası hukuk çiğneniyor” denildiğini ama “kimin çiğnediğinin söylenmediğini” vurgulayan İnsel, Avrupa’nın asıl tepkiyi Venezuela için değil, Trump Grönland’ı tehdit ettiğinde verdiğine dikkat çekti.
İran konusunda ise daha dolaylı senaryolara işaret etti: “İran’da ciddi bir iç huzursuzluk var. Amerika doğrudan değil, iç güçleri destekleyerek bir değişim arayabilir.”
Ancak İnsel’e göre en yakın ve somut tehdit Grönland:
İnsel, “Orada zaten Amerikan ve NATO üsleri var. Trump’ın dışarıdan müdahale etmesine bile gerek yok. Satın alma adı altında bir işgal ve ilhak süreci gündeme gelebilir” dedi.
Bunun Avrupa Birliği açısından varoluşsal bir sınav olacağını belirten İnsel, “AB hiçbir şey yapamazsa bu, Avrupa Birliği’nin çökmesi demektir. Bu da Trump’ın ve Putin’in arzuladığı bir şey” dedi.
Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ahmet İnsel, bu adımın yalnızca Venezuela’yla sınırlı olmadığını, uluslararası düzenin çözülüşünü simgelediğini söyledi. İnsel, “Artık uluslararası düzen diye bir şey kalmadı” diyerek yaşananları sert sözlerle değerlendirdi.
“Bu bir güç gösterisi, aynı zamanda yağma girişimi”
İnsel’e göre ABD’nin hamlesi tesadüfi değil. Maduro hakkında ABD’de 2020’den bu yana süren bir soruşturma olduğunu hatırlatan İnsel, “Trump’ın Maduro takıntısı birinci Trump döneminden başlıyor” dedi.İnsel, bu adımın arkasında Trump’ın iç politikadaki sıkışmışlığının da bulunduğunu vurgulayarak, “Enflasyon düşmüş değil, gümrük vergileri fiyatları yükseltti, ekonomik canlanma yok. Böyle bir ortamda ‘Amerikan gücü geri döndü’ mesajı vermek istiyor” dedi.
İnsel’e göre Venezuela petrolü de bu hesapta önemli bir yer tutuyor, ancak “o petrol sanıldığı kadar kolay elde edilecek bir kaynak değil.”
“Monroe Doktrini yeniden adlandırıldı”
Ahmet İnsel, ABD’nin bu hamlesini daha geniş bir stratejik çerçeveye oturtarak, “Bir ay önce açıklanan Ulusal Strateji Belgesi’nde Monroe Doktrini’nin yeniden canlandırıldığı açıkça görülüyordu” dedi. Trump’ın bunu gizlemediğini hatırlatan İnsel, “Trump, ‘Bundan sonra bunun adı Don-Rio Doktrini olacak’ dedi. Yani Monroe yerine kendi adını koydu” ifadelerini kullandı.Bu yaklaşımın anlamı İnsel’e göre net: “Amerika kıtasında söz sahibi benim, burada ben yönetirim.” Honduras’tan sonra Venezuela’nın hedef alınmasının, Kolombiya ve Küba’ya yönelik tehditleri de daha inandırıcı kıldığını söyledi.
“Batı’nın sessizliği 1938’i hatırlatıyor”
Batılı ülkelerin, Avrupa Birliği’nin (ABD) sessizliğini de eleştiren İnsel, “Bu bana 1938’de Münih’ten dönen İngiliz ve Fransız liderlerin sessizliğini hatırlattı” dedi.“Uluslararası hukuk çiğneniyor” denildiğini ama “kimin çiğnediğinin söylenmediğini” vurgulayan İnsel, Avrupa’nın asıl tepkiyi Venezuela için değil, Trump Grönland’ı tehdit ettiğinde verdiğine dikkat çekti.
Çin, İran ve Grönland: Venezuela’dan sonra sıra nerede?
İnsel, bu örneğin başka güçler için de emsal oluşturduğunu söyledi: “Çin, uygun bir zamanda Tayvan’a benzer bir müdahalede bulunursa Amerika’nın söyleyecek çok fazla sözü kalmaz.”İran konusunda ise daha dolaylı senaryolara işaret etti: “İran’da ciddi bir iç huzursuzluk var. Amerika doğrudan değil, iç güçleri destekleyerek bir değişim arayabilir.”
Ancak İnsel’e göre en yakın ve somut tehdit Grönland:
İnsel, “Orada zaten Amerikan ve NATO üsleri var. Trump’ın dışarıdan müdahale etmesine bile gerek yok. Satın alma adı altında bir işgal ve ilhak süreci gündeme gelebilir” dedi.
Bunun Avrupa Birliği açısından varoluşsal bir sınav olacağını belirten İnsel, “AB hiçbir şey yapamazsa bu, Avrupa Birliği’nin çökmesi demektir. Bu da Trump’ın ve Putin’in arzuladığı bir şey” dedi.