Hira
Üye
-
- Katılım
- Temmuz 18, 2019
-
- Mesajlar
- 2,063
-
- Tepkime puanı
- 2,138
-
- Puanları
- 288
“İç sesim olarak yazar mısın?” dedi. “Memnuniyetle denerim.” dedim. Kendisinin onayıyla, velevki’nin iç sesi olarak, dökülenler...
—————————————————————————
Bugün yorgunum biraz. Biraz incinmiş, biraz deli, biraz gururlu, biraz mahcup, bolca öfkeli ve hayal kırıklığı ile doluyum.
Hiç ait olmadığım ve çok geç tanıştığım bu dünyada muhattap olduğum, hayatıma kattığım insanları düşünüp, tercihlerimi sorguluyorum çokça.
Sonra bir de hayatımdan gerçekten geçen, hikayelerini bildiğim insanları düşünüyorum ve mahcubiyetim artıyor. Diyorlar ki bana “sen bizim bunca canımızın yandığını bilirken, nasıl oluyorda böyleleriyle muhattap oluyorsun?”
Cevap bulamıyorum tabi ki... “Senin inancını ve kararlarını başkalarına anlatmaya ve öğretmeye ihtiyacın mı var?” diye soruyorlar üstüne. Ona cevap buluyorum işte... “Öğretebilsem, yansıtsam güzel olur ama hayır. Yok öyle bir ihtiyacım.” Düşüncelerimde onlarla böyle söyleşirken hep Methap’ın ağlamaklı yüzü gözümün önünde. Ben sustum, siz susmayın diyen, gönlümü yaralayan gözleri benimkilerde.
İşte o noktada içimdeki deliyi sahneye salayım diyorum lakin o bile bu kadar riyakarlıkla baş edemeyecek durumda. Hem ben, hem de delim, çekiliyoruz bir kenara... Dualar eşliğinde biraz ağlıyor, biraz da bekliyoruz. Çıkacak bir nokta, kalacak bir oda bulamıyoruz. Sonra deli gidiyor, ben kalıyorum.
Yine ben, bana kalıyorum. Karanlık gecenin nurlu sabahına ulaşmasını beklerken aklımda bir soru...
Neden Allah’ım, ben neden hem avazım çıktığı kadar susup, hem de avazım çıktığı kadar bağırarak anneyim ben, kadınım ben, İNSANIM ben diye haykırmak istiyorum?
—————————————————————————
Bugün yorgunum biraz. Biraz incinmiş, biraz deli, biraz gururlu, biraz mahcup, bolca öfkeli ve hayal kırıklığı ile doluyum.
Hiç ait olmadığım ve çok geç tanıştığım bu dünyada muhattap olduğum, hayatıma kattığım insanları düşünüp, tercihlerimi sorguluyorum çokça.
Sonra bir de hayatımdan gerçekten geçen, hikayelerini bildiğim insanları düşünüyorum ve mahcubiyetim artıyor. Diyorlar ki bana “sen bizim bunca canımızın yandığını bilirken, nasıl oluyorda böyleleriyle muhattap oluyorsun?”
Cevap bulamıyorum tabi ki... “Senin inancını ve kararlarını başkalarına anlatmaya ve öğretmeye ihtiyacın mı var?” diye soruyorlar üstüne. Ona cevap buluyorum işte... “Öğretebilsem, yansıtsam güzel olur ama hayır. Yok öyle bir ihtiyacım.” Düşüncelerimde onlarla böyle söyleşirken hep Methap’ın ağlamaklı yüzü gözümün önünde. Ben sustum, siz susmayın diyen, gönlümü yaralayan gözleri benimkilerde.
İşte o noktada içimdeki deliyi sahneye salayım diyorum lakin o bile bu kadar riyakarlıkla baş edemeyecek durumda. Hem ben, hem de delim, çekiliyoruz bir kenara... Dualar eşliğinde biraz ağlıyor, biraz da bekliyoruz. Çıkacak bir nokta, kalacak bir oda bulamıyoruz. Sonra deli gidiyor, ben kalıyorum.
Yine ben, bana kalıyorum. Karanlık gecenin nurlu sabahına ulaşmasını beklerken aklımda bir soru...
Neden Allah’ım, ben neden hem avazım çıktığı kadar susup, hem de avazım çıktığı kadar bağırarak anneyim ben, kadınım ben, İNSANIM ben diye haykırmak istiyorum?