Vatanını satan, dinden, imandan ve namustan bahsedemez…

Konu sahibi son olarak 2421 gün önce görüldü
Vatanını satan, dinden, imandan ve namustan bahsedemez…

Devlet her tarafından dökülüyor neresini tutsanız elinizde kalıyor. Düşman işgaline uğrasa bu ülke bu kadar hasar almazdı. Şu an ülkede TSK terör örgütü, yargı çete, polis haşhaşi, basın vatan haini, milletin yarısı düşman, bu ülkeyi hangi düşman işgali bu hale getirebilirdi ki? Terör örgütü lideri olmakla suçlanan bir mahkum ben devletin üçüncü adamıyım, ben söylüyorum başbakan yapıyor diyor, Genel Kurmay Başkanı terör örgütü reisi olmaktan tutuklanıyor. Üç ay içerisinde 12000 polis ve polis şefi, 800 savcı ve hakim çete suçlamasıyla sürülüyor (demek ki sürüldükleri yerde savcıların ve polislerin çete mensubu olmasının bir önemi yok) TSK nın general kadrosunun dörtte biri terör suçlusu olarak içeriye atılıyor,ölen ölüyor kalanlar "Sizlere kumpas kurulmuş"diyerek hapisten çıkartılıyor,içeri atan kim? kumpas kuran kim? hükümeti yöneten kim? belli değil.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:

“Vatan ve milletini satan, dinden, imandan ve namustan asla bahsedemez…”

Ve asgari ücret hala açlık sınırının altında.

Bu ülke bu hale nasıl geldi hiç düşündünüz mü, bu perişanlığın, pespayeliğin, hukuksuzluğun sorumlusu kim? Demokratik ülkelerde bu işlerin sorumlusu iktidardır ama bunlara sorarsanız bu işlerin sorumlusu muhalefet ve paralellerdir.

Memleketin bütün ayarlarıyla oynayarak içine ettim demiyorlar.

Güya kurnazlık yapıyorlar.

Milleti aptal yerine koyuyorlar.

Peki nasıl iktidara geldi bunlar?

Herkes, her şey karşıtını beraberinde taşır…

Her çıkışın bir inişi, her kötünün bir iyisi, her namussuzun bir namuslusu vardır… Bu millet senin de vurguladığın gibi çok sabırlıdır, çok dayanır, çok bekler, ama bir de ayağa kalkarsa önünde kimseler duramaz…


Eskiden, siyasal yönetime başkaldırıp dağa çıkan, yol kesen, soygun yapan, haraç alan isyancı köylüler vardı. Bunlara eşkıya denilirdi.

Bir zamanlar eşkıyalar dağlarda saklanırlardı. Mesleklerini oralarda icra ederlerdi. Şimdi her yerde, her koşulda, her ortamda karşımıza çıkıyorlar. Bir veba gibi sarmışlar dört bir yanımızı. Kentlerde, köylerde, kasabalarda…

Devletin içinde yuvalanmış eşkıya…

İhalelere giriyor. Kamu kurumlarını yok pahasına satın alıyor. Madenleri, ormanları yağmalıyor. Tüm kamu kuruluşlarını yabancılara peşkeş çekiyor. İstediğini içeri atıyor, istediğini serbest bırakıyor. Ama asla ve asla Amerika’nın emrinden dışarı çıkmıyor. ABD’ye tek söz söylemiyor. Söyletmiyor.

Yargıda yuvalanmış eşkıya…

Eğitimde yuvalanmış…

Haksızlık, hukuksuzluk yapıyor.

Hem de açık açık. Göstere göstere. Sırıtarak. Koca bir ulusu aptal yerine koyarak…

Utanmadan, sıkılmadan…

Kul hakkı yiyor.

Hem de bu işler, “insanlarımız dindar olsun, namuslu olsun, hakka hukuka saygı göstersin” diye,100 bin camide 80 bin imamın görev yaptığı, devlet bütçesinden 2 Katrilyon liranın bu hizmetlere ayrıldığı bir ülkede gerçekleşiyor.

Kuran kursları, imam hatipler, çarşaflı, türbanlı, takkeli, şalvarlı, sakallı insanlar giderek artıyor sokaklarımızda, caddelerimizde… Devletin açtığı sınavlara kızlar, kara çarşaflarla giriyorlar artık.

Sınıflarımızda cübbeli, sarıklı imamlar ders vermeye başladı bile…

Ve ne yazık ki bu ülke bugün, “ahlaksızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık sıralamasında, dünya ulusları arasında 10. sırada.

Ne var ki şeriat ve şeriatçılık Ortaçağ ürünüdür.

Zamanını doldurmuştur.

Son kullanım tarihi geçmiştir.

Çağdaş, uygar toplumlarda dine dayalı iktidarlar, kurumlar yoktur artık.

AKP şaşkınlık içerisindedir şimdi. Siz bakmayın onun atıp tuttuğuna, kurbağa gibi şişinmesine… Sonu patlayan kurbağa gibi olacaktır…

Çünkü ekonomi dibe vurmuştur.

Suriye’de amansız bir yenilgiye uğramıştır. Dünyada yalnız kalmıştır. Yandaşı, ağababası, destekçisi, stratejik ortağı Amerika bile bu olayda ondan elini eteğini çekmiş, onu boşlukta bırakmıştır.

Yolsuzluklar, kanunsuzluklar, hukuksuzluklar arşa çıkmıştır. Özel mahkemelerin ne yapmak istediğini, kimin emrinde hizmet gördüğünü halk bile anlamaya başlamıştır. Bu nedenle AKP yasa değişikliğine gidip bunları kaldırmak zorunda kalmıştır.

Artık mızrak çuvala sığmamaktadır…


Herkes, her şey karşıtını beraberinde taşır…

Her çıkışın bir inişi, her kötünün bir iyisi, her namussuzun bir namuslusu vardır… Bu millet senin de vurguladığın gibi çok sabırlıdır, çok dayanır, çok bekler, ama bir de ayağa kalkarsa önünde kimseler duramaz…

Namussuzların, namuslulara hesap vereceği günler yakındır…

Nazım, ne güzel söylemiş:

“Bir şafak vakti karanlığın kenarından, ağır ellerinizi toprağa basıp doğrulduğunuz zaman. Sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı değişmiş olacaktır."

Tayyip Erdoğan bir yıkım projesidir ve eğer bu toplum ayağa kalkmakta biraz daha gecikirse sona yaklaşılmıştır.
 
Geri