Vatan Sana Canım Feda (Tüm Şehit haberleri ve olaylar burda)

Konu sahibi son olarak 2630 gün önce görüldü
Çekmeköy'de şehitler için mevlid okutuldu

cekmekoyde_sehitler_icin_mevlid_okutuldu13533304750_h953860.jpg


Dönem başkanlığını Yücel Yalçınkaya'nın Çekmeköy İl Dernekler Platformu, son günlerde yurdun değişik bölgelerinde terör sebebiyle şehit düşen güvenlik görevlileri için mevlit okuttu.

Çekmeköy Şahinbey Camii'nde yatsı namazından sonra okunan mevlite vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kur'an-ı Kerim, Mevlid-i Şerif ve ilahilerin okunduğu programın son bölümünde şehitlerimize dua edildi.
Çekmeköy Kaymakamı Mehmet Arslan, Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, Çekmeköy İlçe Müftüsü Harun Cimitoğlu, AK Parti Çekmeköy İlçe Başkanı Şahmettin Yüksel'in katıldığı Mevlid-i Şerif, Çekmeköy'de manevi bir atmosfer oluşmasını sağladı.
Toplumsal parçalanmanın had safhaya ulaştığı, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan bu dönemde siyasi görüşü, memleketi neresi olursa olsun "kahraman şehitlerimiz" için birer Fatiha okumaya davet eden Yücel Yalçınkaya konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
"Türk milleti olarak birlik ve beraber içerisinde olduğumuzu asırlardır gösterdik ve bundan sonrada göstermeye devam edeceğiz. İç ve dış mihrakların oyunuyla bizi içimizde bölmeye çalışanlara inat Türk milleti olarak bir ve beraber olduğumuzu asırlardır gösterdik ve bundan sonrada göstermeye devam edeceğiz."
 
Şehit babası Mehmet Akif'in şiiriyle tepki gösterdi

sehit_babasi_mehmet_akifin_siiriyle_tepki_gosterdi13533199320_h953740.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Astsubay Bekir Çavuş'un babası Ali Çavuş, teröre Mehmet Akif Ersoy'un dizeleriyle yanıt verdi.

Şehidin Adana'daki baba ocağında taziye çadırı kuruldu. Baba Ali Çavuş ve kardeşleri evin önünde taziyeleri kabul etti. Taziye için Adana İl Jandarma Komutanı Albay Murat Koç, İl Müftüsü Arif Gökce ile çok sayıda vatandaş geldi. Taziyeleri kabul eden şehit babası, oğluyla en son 15 gün önce görüştüğünü belirterek, "Oğlum vatan için şehit oldu, millet sağolsun, hepimizin başı sağolsun" dedi.

Baba Ali Çavuş, oğluna Allah'tan gani gani rahmet dileyerek, "Yaklaşık 15 gün görmedim, sesini duymadım, ne söyleyeyim ki. 'Hazan ağlar baharımda' diyor Mehmet Akif Ersoy, şehidimdir, benim milletimin şehidi, üzülmüyorum. Ama şu pis oyuna üzülüyorum. Hala da bunu söylerim. Lanet olsun diyorum" diye konuştu. Şehidin naaşının Hakkari'de yapılan törenin ardından İncirlik 10. Tanker Üs Komutanlığı'na getirilerek, buradan Adana Asker Hastanesi morguna kaldırılacağı öğrenildi. Şehidin cenazesinin ise yarın Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde yapılacak törenin ardından burada toprağa verileceği belirtildi.
 
Şehit babası: terörün temelinde cehalet var

bitliste_sehit_korucular_icin_toren13507412110_h942636.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit düşen Jandarma Astsubay Çavuş Bekir Çavuş'un cenazesi Adana'ya getirildi.

Van'da yapılan askeri törenin ardından kargo uçağıyla İncirlik 10 Tanker Üs Komutanlığı'na indirilen şehidin naaşını babası Ali, annesi Hürrü, kardeşleri, komutanları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. İncirlik'te cenaze aracına konulan şehidin Türk bayrağına sarılı cenazesi, oluşturulan konvoy eşliğinde Adana Asker Hastanesi morguna kaldırıldı.

FUZULİ'NİN DİZELERİYLE DUYGULARINI YANSITTI

Şehidin babası Ali Çavuş, Beyazevler Mahallesi'ndeki evinde taziyeleri kabul etti. Gözyaşlarına hakim olamayan Çavuş, basın mensuplarının soruları üzerine duygularını Divan Edebiyatı önemli şairlerinden Fuzuli'nin “Kim yanar bana ateş-i dilden özge/ Ne açar kimse kapım badı sabadan gayrı” dizeleriyle ifade etti. “Ne diyebilir ki, sizler kapımı çaldınız, teşekkür ederim.” diye devam eden Çavuş, terör olaylarının temelinde “cehaletin” yattığını vurguladı.

Acılı baba, şöyle devam etti:“Dünyanın her yerinde sefaletin, kanın ve gözyaşının temelinde cehalet vardır. Kürtler Türkmendir; bunu yüzde yüz garanti ediyorum. Herkes bunu böyle bilsin. Bu pis oyun bitmelidir. Fil ile fare avlatıyorlar. Fil fare avlamaz. Fareyi kedi avlar. Eğer file fareyi avlatırsanız çırpına çırpına ölür. Cümle şehitlerimize Allah rahmet eylesin, milletimizin başı sağ olsun. Mutlu ve kutlu yıllar milletimin olsun. Millet sağ olsun.”

Çavuş, en son 15 gün önce şehit oğlu ile telefonda görüştüğünü bildirdi. Okunan Kur'an-ı Kerim ve dualar şehitlerin ruhuna ithaf edildi. İl Jandarma Alay Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Murat Koç ve diğer askeri personel hazır bulundu.Şehidin cenazesi yarın Osmaniye'nin Kadirli ilçesine götürülerek, burada düzenlenecek törenin ardından toprağa verilecek.
 
Şehitler memleketlerine uğurlandı

sehitler_memleketlerine_ugurlandi13533192220_h953728.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde şehit olan 5 askerin cenazeleri, Van'da düzenlenen törenle memleketlerine uğurlandı.

Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Sılo yaylası kırsalında askerler ile PKK'lılar arasında çıkan çatışmada şehit olan Üsteğmen Gökhan Korkut, Astsubay Çavuş Nihat Gün, Uzman Çavuş Mehmet Bostancı, Uzman Çavuş Bekir Çavuş ve Uzman Çavuş Bilal Akgün için öğlen saatlerinde Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı'na bağlı Helikopter Filo Komutanlığı'nda bir tören düzenlendi. Şehit yakınları ve askeri erkanın katıldığı törenin ardından şehitlerin cenazeleri taşıyan kargo uçaklarından biri Adana'ya, diğeri ise Konya'ya gitmek üzere havalandı.
 
5 şehit askerin katilleri topa tutuldu

irakta_havan_topu_saldirisi_h883313.jpg


Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nin Derecik Beldesi'nde bulunan Irak sınırındaki Habeşli Yaylası'nda başlatılan operasyon sürdürülürken, bu sabah çatışmanın olduğu bölgeye yoğun top atışı yapıldı.

Derecik Beldesi'nde bulunan askeri birlikler, dün sabah Irak sınırındaki Habeşli Yaylası'nda operasyon yaptıkları sırada bir grup PKK'lı ile karşılaştı. Güvenlik güçleri ile PKK'lılar arasında çıkan çatışmada 5 asker şehit olurken, 1 asker de yaralandı. Gün boyu hava destekli sürdürülen operasyonda çıkan çatışmalarda 4 PKK'lı ölü, 1'i yaralı 5 PKK'lı da sağ olarak ele geçirildi. 2 PKK'lı ise kendiliğinden güvenlik güçlerine teslim oldu.

Çatışmanın ardından geniş çaplı operasyonların sürdüğü Habeşli Yaylası, bu sabah saatlerinde de top atışına tutuldu. Derecik Beldesi'ndeki 2'nci Hudut Taburu'ndan çatışmanın olduğu Habeşli Yaylası'na havan ve öbüs topları atıldı. Beldeden rahatlıkla görülebilen top atışları yaklaşık 40 dakika sürdü.
 
Şehit babası: Dimdik ayaktayız...

sehit_babasi_dimdik_ayaktayiz13532677720_h953578.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Ortaklar köyü kırsalında PKK'lı teröristlerle girilen çatışmada şehit olan 5 askerden, 25 yaşındaki Uzman Çavuş Bilal Akgün'ün Kahramanmaraş'taki baba ocağına ateş düştü.

Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Ortaklar köyü kırsalında PKK'lı teröristlerle girilen çatışmada şehit olan 5 askerden, 25 yaşındaki Uzman Çavuş Bilal Akgün'ün Kahramanmaraş'taki baba ocağına ateş düştü. Metanetli duruşuyla dikkat çeken baba Mustafa Akgün, "Dimdik ayaktayız. Allah dinimize, milletimize zeval getirmesin.” dedi.

Şehit Uzman Çavuş Akgün'ün acı haberi, merkeze bağlı Dereli köyünde oturan ailesine İl Jandarma Komutanlığı yetkililerince verildi. Acı haberle birlikte şehidin baba ocağından feryatlar yükselirken, sinir krizi geçiren anne Dilber Akgün'e, sağlık ekipleri müdahale etti. Ağıtlar yakan anne Dilber Akgün'ü, taziyeye gelen yakınları sakinleştirmeye çalıştı. Şehit Akgün'ün, 1 hafta önce izne geldiği, baba evinden ayrılarak birliğine teslim olduğu öğrenildi.

"ALLAH DİNİMİZE, MİLLETİMİZE ZEVAL GETİRMESİN"

Metanetli duruşuyla dikkat çeken baba Mustafa Akgün, oğlunun bir hafta önce izninin bittiğini belirterek, Hakkari'ye döndüğünü söyledi. Akgün, “Bilal, Kurban Bayramı'nda yanımızdaydı. Bir ay önce de Ankara'ya keskin nişancılık eğitimi almaya gitti. Eğitiminin ardından yanımıza gelerek 20 gün izin kullandı. Birliğine döneli bir hafta olmuştu. Akşam üzeride şehadet haberini aldık. 3 oğlum daha var. Onlar da askere göndereceğim. Vatanımızı bekleyen askerlerimizi Allah korusun. Yapacak bir şey yok. Bilal'i bize Allah verdi, geride Allah aldı. Dimdik ayaktayız. Allah dinimize, milletimize zeval getirmesin.” diye konuştu.

Bekar olan Uzman Çavuş Akgün'ün, 2'si kız, 4'ü erkek 6 çocuklu ailenin en büyüğü olduğu öğrenildi. Şehidin naaşının, yarın Kahramanmaraş'ta toprağa verilmesi bekleniyor.
 
Adana şehidinin babası yürekleri dağladı

adana_sehidinin_babasi_yurekleri_dagladi13534065240_h954241.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Astsubay Bekir Çavuş'un babası, sonkez baba evine gelen oğlunun naaşının başında yaptığı konuşma yürekleri dağladı.

Burada şehidin babası Ali, annesi Hürü ve kardeşleri şehidin Türk Bayrağı'na sarılı naaşına sarılıp öptü. Şehidin ailesi, "Seni unutmayacağız" diyerek gözyaşı döktü. Şehidin 5 yaşındaki oğlu Ataberk Çavuş her şeyden habersiz babasının tabutunu izledi. Şehidin babası tabut başında yaptığı konuşmada cenazeyi karşılamaya gelen herkese teşekkür ederek, "Sizler benim ailemsiniz, benim ailemi sevmekten bini kimse men edemez. Benim ailemi sevmem kimseye düşman olduğum manasına gelmez. Şehitler ölmez, amenna, üzülmediğim, yanmadığım, vallahi yalan, billahi yalan. Bu benim canım cananımdır, sevgilimdi, beni yanmaktan, üzülmekten kimse men edemez. Benim canım benim kalbimdir" diye konuştu.
Konuşmanın ardından cenaze gelen herkes ağladı. Babanın feryadıyla İl Jandarma Komutanlığı'nda görevli Uzman Çavuş Levent Gezer de gözyaşlarını tutamadı. Daha sora şehidin naaşı cenaze aracına konarak Osmaniye'nin Kadirli ilçesine doğru yola çıktı. Şehidin naaşını akrabaları, komşuları ağıtlarla uğurlarken askerler selam durdu.
Şehidin baba ocağına Adana İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Murat Koç, MHP Adana İl Başkanı Mustafa İzgioğlu, Kamu-Sen Adana İl Temsilcisi Kamil Köse ve çok sayıda asker ile vatandaş katıldı.
Kadirli'de öğle namazının ardından düzenlenecek cenaze töreninin ardından şehidin cenazesi şehitlikte toprağa verilecek.
 
Şehit Korkut, son kez baba evinde

sehit_korkut_son_kez_baba_evinde13534067470_h954247.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesi yakınlarında çıkan çatışmada şehit düşen 27 yaşındaki Üsteğmen Gökhan Korkut'un cenazesi, son kez Antalya'daki babaevine getirilerek helallik alındı.

Şehidin cenazesi konvoy eşliğinde Akdeniz Üniversitesi morgundan alınarak Kepez ilçesi Erenköy Mahallesi'ndeki baba evine getirildi. Şehidin cenazesini yüzlerce vatandaş, ellerinde Türk bayraklarıyla karşıladı.
Evinin önüne konulan masada bir süre bekletilen şehidin cenazesini, anne Leyla Korkut, baba Veli Korkut, erkek kardeşleri Oğuzhan Korkut ve Mustafa Korkut ile nişanlısı Zeynep Çatallar gözyaşları ile karşıladı. Tabuta dokunan ve öpen yakınları daha sonra ellerini şehit Üsteğmen Gökhan Korkut'un tabutunun üzerinde birleştirdi.
Şehidin cenazesi daha sonra askerlerin omuzuna alkışlar eşliğinde alınarak cenaze aracına götürüldü. Şehidin cenazesi Muratpaşa Camiinde kılınacak cenaze namazından sonra toprağa verilecek.
 
Türkiye Şemdinli şehitlerini uğurladı

sehit_cavus_gozyaslari_icinde_topraga_verildi13534092890_h954287.jpg


Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Astsubay Bekir Çavuş'un cenazesi memleketi Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

OSMANİYE
Şehidin naaşı, silah arkadaşlarının omzundan Hükümet Caddesi üzerindeki Kadirli İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı önünde düzenlenen tören alanına getirildi. Bu sırada şehidin babası Ali Çavuş,
tabut üzerindeki oğlunun fotoğrafını alıp basın mensuplarına gösterdi. Bu arada, şehit yakınları da gelerek tabutun üzerindeki fotoğrafı öptüler.Şehit annesi Hürü Çavuş ile şehidin eşi Eşeme önündeki oğlu Ataberk'in omuzlarına elini koyarak metanetlerin korumaya çalıştı.

Daha sonra şehidin özgeçmişi okundu, ardından cenaze namazı kılındı.
ANTALYA
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Üsteğmen Gökhan Korkut'un cenazesi, Antalya'da toprağa verildi.
Şehidin annesi Leyla Korkut, babası Veli Korkut, kardeşleri Oğuzhan ve Mustafa Korkut ile nişanlısı Zeynep Çatallar, tabuta sarılarak ağladı. Birbirlerini ''ağlamayın, sevindirmeyin'' şeklinde teskin eden şehidin yakınları, şehidin tabutunun üstüne ellerini üst üste koyarak dua etti.
Cenaze törenine katılan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, şehidin ailesine başsağlığı diledi.
KONYA
Hakkari'nin Şemdinli ilçesi kırsalında 4 silah arkadaşıyla birlikte şehit düşen Jandarma Astsubay Çavuş Nihat Gün gözyaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı.
Şehidin annesi oğluna el sallayıp dua ederken, şehidin 1 ay önce nikah yaptığı eşine 6. ayda düğün yapacağı öğrenildi. Gün'ün yaralı arkadaşlarını kurtarmaya gittiğinde şehit olduğu belirtildi.
Bir süre top aracıyla götürülen şehidin naaşı, vatandaşlar tarafından omuzlara alınarak şehitliğe kadar taşındı. Daha sonra şehidin naaşı gözyaşları arasında defnedildi.
 
Şehit savcının eşinden Hüseyin Aygün çağrısı

sehit_savcinin_esinden_huseyin_aygun_cagrisi13543518820_h958926.jpg


Tunceli'de şehit edilen Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun'un eşi hemşire Cihan Uzun, CHP Milletvekili Hüseyin Aygün'ün de dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Uzun, Başbakan Erdoğan ile sürekli görüşme halinde olduklarını da açıkladı.

İlk kez İHA kamerasına konuşan Şehit Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun'un eşi Cihan Uzun, önemli açıklamalarda bulundu. Gündemi takip ettiğini belirten Cihan Uzun, "Sinirlendim. Bu geç kalınmış yapılması gereken bir şey ama benim bu konuda kesinlikle bir talebim olacak. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile sürekli görüşme halindeyiz. Hüseyin Aygün adlı CHP milletvekilinin de dokunulmazlığının kaldırılmasını kesinlikle istiyorum. Çünkü onun eşimin uğradığı o silahlı saldırıdaki faillerle ciddi anlamda ilişkili olduğunu düşünüyorum. Gerek bu konuda aldığım duyumlar olsun, gerekse de medyayı takip ediyorum. İlişkili olduğunu düşünüyorum. Onun da dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyorum ki suç duyurusunda bulunacağım. Eşimin bu uğradığı saldırıyla alakalı kesinlikle ve kesinlikle ihmal olduğunu düşündüğüm için farklı yerlere farklı davalarım da olacak. Zamanla bunların hepsinin üstesinden geleceğim. Bununla ilgili gerekli hazırlıklarımı yaptım. Gerekli medyadan bilgilerimi topladım. Bunlarla alakalı şu andaki talebin Hüseyin Aygün'ün de fezlekeye dahil edilmesidir, dokunulmazlığının kaldırılmasıdır. Benim en azından adaleti görebilmem için yolumun açılmasıdır. Şu anda bunu istiyorum" dedi.

"AYGÜN'ÜN KAÇIRILMA KONUSUNDA ŞÜPHELERİM VAR"

Aygün'ün kaçırılma olayında şüphelerinin olduğunu ifade eden Uzun, "Hüseyin Aygün'ün kaçırılması yani kaçırılması oda kesin değil, onun hakkında da şüphelerim var ama bununla alakalı o olayın yaşandığında ben Tunceli'de eşimle beraber çalışıyorduk. Bizzat kendisini de Ovacık'ta gördüm. Kahvede halkla çay içtiğini, halkla çok rahat gezdiğin gördüm. Yakalanması konusunda yani kaçırıldı, yakalandı konusunda herkes de olduğu gibi şüphelerim var. Çünkü hiç kimse uymuyor. Hiç kimse de hani söylenen her şey 'tamam bu doğru, bu şekildedir' diyerek yatmıyor. Kesinlikle bundan eminim. Aklıma her şey geliyor. Eşimin uğradığı silahlı saldırıdan 1.5 ay önce Hüseyin Aygün adlı kişi kaçırılıyor. Ne hikmetse dağda birkaç gün çok güzel vakit geçiriyor. Kendi ifadeleri böyle. Sonra serbest bırakılıyor. Burada eşimle alakalı bir planda yapılmış olabilir. Onu bilemeyiz, hiç kimse bunu bilemez. İşte bunların hesabını verecek, tek cevabını verecek kişidir. Onun için suç duyurusunda bulunacağım. Zaten dün onun çiçek çocuklarının mağaradan çıkarılışlarını gördüm. Gerçekten çiçek gibi çocuklardı. Mağaradan üstleri başları çamur içersinde, yüzleri gözleri dağınık bir şekilde çıkmışlardı. Keşke o şekilde olmasalardı da okul sıralarında silahşör değil, kalemşör olsalardı. Hüseyin Aygün'e o noktada katıldım. O çocuklar çiçek gibi çocuklarmış. Mağaradan çıkarılışlarını gördüm. Eminim tüm Türkiye'de böyle düşünüyordur. O çocukların nasıl olduğu konusunda. Ama ciddi anlamda şüphelerim var. Bunun bir komplo olduğunu, bunun daha önceden hazırlanmış bir plan olduğunu düşünüyorum. Hüseyin Aygün'ün de bunun içinde olduğunu düşüyorum. Medyadan aldığım haberler olsun, duyumlarım olsun halen Ovacık ilçesinde görüştüğüm çok insan var. Onlardan aldığım bilgiler olsun, beni hep bu şekilde düşünmeye sevk ediyor. Bunların hesabı sorulacak. Böyle karanlık noktalarda kalmayacak. Şimdi 12 Eylül dosyaları nasıl çıkarılıp, yeniden gündeme gelip, bazı kişilere bazı şeylerin hesabı sorulduysa, mutlaka bununda bugün, bu yıl, 10 yıl sonra mutlaka bu olayın da hesabı sorulacak. Gerekirse kapalı dosyalar açılıp, tekrar işleme konulacaktır. Ben adalete güveniyorum. Bu böyle olmak zorunda. Çünkü şehit edilen bir asker veya polis değil, bir Cumhuriyet Başsavcısı. Şimdi bu olaydan sonra benimde şaşırdığım bir nokta da o oldu. Türkiye'nin yerin yerden oynaması gerekirdi. Cumhuriyet başsavcısı şehit edildi. Alakalı kişilere herhangi bir şey sorulmadı. Herkes işine devam ediyor. Dokunulmazlık adı altında artık onamı sığınıyorlar, bilmiyorum herkes kendi rolünü çok güzel oynadı ve çekildi. Onlara göre, şimdi ortada acılı ve sıkıntılı bir aile kaldı. Ama öyle değiliz. 'Mahvolduk, dağıldık, çok acı sıkıntı içindeyiz, başka bir şey görmeyeceğiz' noktasına gelmedik. Hiçbir zaman bükülmedim. Bu konuda çok üzgünüm. 'Giden gitti, bundan sonrasına bakalım' demedim, demeyeceğim de asla. Şimdi bugün buradan başlıyorum. Başbakanımızın da bilgisi var. Onunla da görüştüm. Sürekli telefonla görüşüyoruz. Artık bazı şeyler için beklemeyeceğim. Çünkü 2 ay bekledim" diye konuştu.

"EŞİM 'NE ZAMAN ALEX'TEN FARKLI TUTULACAK' DİYE BEKLEDİM"

Eşinin Başbakan'ın gündemine hiç gelmediğini kaydeden Uzun, "Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğüm zaman kendisine 'muhatap arıyorum, sorumlu kim, kimlerin parmağı var' dedim. Sadece tetik çeken değil, onlar beyinleri yıkanmış zavallı insanlar. Gerçekten hallerine acınacak insanlardır. Sadece onlar değil, onlara bunu yaptıranlar da sorumludur. 'Bunlarla alakalı muhatap kimi alacağım' diye sordum. Kendisi de 'geleceğim, görüşeceğiz' dedi. Başbakanımızı bu ay içersinde bekliyordum. Kasım bitene kadar da bekledim. Artık gündem tam yeri ve zamanıdır. Benim eşim cumhuriyet başsavcısı. Benim eşim ne zaman gündeme oturacak. Bir Alex'ten veya bir Kürt sempatizanından farklı tutulacak onu bekledim. Bekledim gündemde hiçbir zaman eşim olmadı. Yani bir Cumhuriyet Başsavcısı şehit edildi. Bu gündemde 'araştırılıyor, soruşturuluyor' denilip geçildi. Daha farklı bekliyordum. Çünkü bu o kadar kolay bir konu değil. Şehit ailesi olarak 'vatan millet sağ olsun' deyip kapacak değilim" şeklinde konuştu.

"SİYASİ MALZEME YAPILMASIN"

Adaletin mutlaka yerini bulacağını söyleyen Uzun, "Şu anda 20-25 kişi yakalanmış. Hüseyin Aygün'ün ifadesine göre Dersim dağlarında yakalanmış. Bunların eşimin failleriyle alakalı olmadığı duydum. Keşke yakalanmasalar da oralarda hak ettikleri şekilde, layıkıyla leşlerini görebilsek. Yakalanıp cezaevlerinde bakılmasalar. Bunu isterim çünkü onlara yakışanı budur. Başbakanımız ile görüşüyoruz. Başbakanım böyle düşündüğümü de biliyor. Adaleti savunuyorum. Adalet mutlaka yerini bulacaktır. Adalet ve Kalkınma Partisi mutlaka adaleti sağlayıp, bazı konularda halkı kalkındıracaktır. Temennim budur. Ben 'A' veya 'B' partisi şeklinde konuşmuyorum. Partici değilim. Eşimin uğradığı silahlı saldırıyı siyasi malzeme olarak kimsenin kullanmasına da izin vermem. Başbakanımızdan özellikle bir beklentim ve isteğim yok" ifadelerini kullandı.
 
Şehit er İsmail Akça'yla ilgili şok iddia!

sehit_er_ismail_akcayla_ilgili_sok_iddia13544399640_h959297.jpg


Şırnak'ta, askerlik görevini yaparken kaza kurşunuyla şehit düştüğü ileri sürülen Kuşadalı İsmail Akça'nın aynı birlikte görev yaptığı bir arkadaşı, İsmail'in kaza ile değil bir uzman çavuş tarafından vurulduğunu iddia etti.

Şırnak'ta, askerlik görevini yaparken kaza kurşunuyla şehit düştüğü ileri sürülen Kuşadalı İsmail Akça'nın ölüm şekliyle ilgili beraber askerlik yaptığı bir arkadaşından ailesine gelen telefon kafaları karıştırdı.
İsmail Akça'nın Kuşadası'nda yaşayan babası Asım Akça'yı arayan aynı birlikte görev yaptığı bir arkadaşı, İsmail'in kaza ile değil bir uzman çavuş tarafından vurulduğunu iddia etti. Gelen telefon üzerine İsmail Akça'nın avukat olan amcası Hasan Akça, olayın araştırılması için suç duyurusunda bulundu.

Kuşadası'nda çok sevilen ve önceki yıl Acun Ilıcalı'nın Yetenek Sizsiniz Programına katılarak, Kuşadası'nın yanı sıra tüm Türkiye'de de büyük sempati toplayan 25 yaşındaki İsmail Akça'nın askerde kaza sonucu şehit olduğu haberi Kuşadası'ndaki baba evine ateş gibi düşmüştü. Terhisine 61 gün kala askerlik görevi sırasında hayatını kaybeden İsmail Akça'nın babası Asım Akça'ya İsmail'in birlikte görev yaptığı asker arkadaşlarından gelen bir telefon Akça ailesini daha da kahretti. İsmail Akça'nın asker arkadaşı ve üst devresi A.K, gözü yaşlı baba İsmail Akça'yı arayarak, “Oğlunuz kaza ile hayatını kaybetmedi, onu birliğimizdeki uzman çavuş vurdu. İsmail kendini vuracak biri değildi. Onu bir başkası vurdu, büyük ihtimalle komutanımız uzman çavuş vurdu. Birlikte cep telefonu kullanmamız yasaktı. İsmail, cep telefonu yakalattı. İsmail ile bu uzman çavuş arasında daha önce de bir tartışma yaşanmıştı. Bu tartışmadan dolayı İsmail, 'Disko' olarak bilinen askeri disiplin koğuşunda yatmıştı“ dedi.

Bu telefon üzerine İsmail Akça'nın avukat olan amcası Hasan Akça, olayın araştırılması ve aydınlatılması için girişimlere başladı. Önce Kuşadası Savcılığına, ardından da Kuşadası Merkez Karakolu'na giderek suç duyurusunda bulunan Hasan Akça, olayın peşini bırakmayacaklarını söyledi. Ağabeyi Asım Akça'nın evinde iken İsmail'in asker arkadaşından telefon geldiğini belirten amca Hasan Akça, şöyle konuştu: “Olay olduktan sonra konuşurken abim Asım Akça'yı İsmail'ın askerden üst devresi A.K. isimli asker telefon etti. (İsmail kendini öldürecek bir insan değil abi, onu başkası vurdu, büyük ihtimal ile komutanı vurdu) dedi. Telefon geldiğinde bende ağabeyimin yayındaydım. Askerin söyledikleri net bir şekilde duyuluyordu. Evde bize taziyeye gelen komutanlar da duydu zaten. Zaten İsmail hayat dolu bir insan, kendini öldürecek biri değildi. Bunun üzerine savcılığa gittik, polis karakoluna gittik ve başvurduk. Olaya askeri savcılığın baktığını ve ayrıca sivil savcılık tarafından da otopsi yapıldığı söylendi. Bu olayın aydınlatılması için her şeyi yapacağız ve peşini bırakmayacağız. Bize gerçeğin ne olduğunu söylemelerini istiyoruz.“

ŞEHİT ER İSMAİL AKÇA'NIN CENAZESİ KUŞADASI'NA GETİRİLDİ

Şırnak'ta askerlik görevi sırasında hayatını kaybeden Şehit Er İsmail Akça'nın cenazesi, Kuşadası'na getirildi. Jandarma araçlarının eşliğinde getirilen cenaze, Kuşadası Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. İsmail Akça, Hanım Camisi'nde kılınacak cenaze namazından sonra Adalızade Mezarlığı'nda defnedilecek. Bu arada, 61 gün sonra terhis olacak oğlunu beklerken cenazesinin gelecek olması nedeniyle sinir krizi geçiren baba Asım Akça'nın sakinleştirici iğne ile ayakta durduğu öğrenildi.
 
Şehit acısını her gün ziyaretle dindiriyorlar

bitliste_sehit_korucular_icin_toren13507412110_h942636.jpg


Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 2010 Temmuz ayında 22 yaşında şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Samet Yılmaz'ın anne ve babası, acılarını dindirmek için her gün oğullarının kabrini ziyaret ediyor.

Turgutlu Belediye Mezarlığı Şehitlik bölümünde defnedilmiş olan Yılmaz'ın kabri, anne ve babası tarafından yalnız bırakılmıyor.

Evlerinin bir odasını şehit oğullarının fotoğrafları, giysileri ve Türk bayrağı ile donatan anne Hatice ve baba Selahattin Yılmaz, acılarına dindirmek için aksatmadan şehit oğullarının mezarını ziyaret ederek, kabrinin tozunu alıyor, taze çiçeklerle donatıyor ve dualar okuyor.

Anne Hatice Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oğullarına doyamadan, hain bir saldırının onu kendilerinden aldığını, özlemlerini gidermek ve acılarını dindirmek için her gün mezarını ziyaret ettiklerini dile getirerek, ''Oğlumun kabrini ziyaret etmediğim gün, kendimi suçlu hissediyorum. O gece uyku uyuyamıyorum. Oğlum sürekli beni yanına çağırıyor. Rüyalarıma giriyor. Ben her gün çiçeklerle kabrinde oğlumla buluşuyorum ve çektiğim acıları dindiriyorum'' dedi.

-''Tek tesellimiz devletimizin ilgisi''-

Baba Selahattin Yılmaz ise oğullarının şehit haberiyle yıkıldıklarını, oğullarının kabrini ziyaret ederek ayakta durmaya çalıştıklarını ifade etti.

Oğullarının şehit olduğu günden itibaren devlet büyüklerinin kendilerini yalnız bırakmadığını, tek tesellilerinin de bu olduğunu vurgulayan baba Yılmaz, ''Devletimizin ilgisi bizleri teselli ediyor. Özellikle Kaymakamımız, Belediye Başkanımız ve diğer ilçe yöneticileri bizleri sürekli ziyaret ederek sorunlarımızla ilgileniyor. Bizleri yalnız bırakmayarak, acımıza ortak olarak acımızı hafifletiyorlar'' diye konuştu.
 
ŞEHİTLERİMİZ GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI



MALATYA'dan Ankara'ya giderken Kayseri'nin Pınarbaşı ve Sarız ilçeleri arasındaki Büyükçaylak Yaylası'nda düşen askeri helikopterde şehit olan Kara Pilot Üsteğmen Faik Şimşek ve Kara Pilot Üsteğmen Volkan Koçyiğit için Ankara Kocatepe Camii'nde bugün ögleyin tören düzenlendi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un da katıldığı törenin ardından şehitlerin naaşları, toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi.

Kocatepe Camii'ndeki törende Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner ve eşi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atila Işık, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Arslan Güner, Ankara Valisi Kemal Önal, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Ankara Garnizonu'nda görevli generaller ile subay ve astsubaylar hazır bulundu.

Törene, şehit Üstteğmen Şimşek'in eşi Eda Şimşek, ikiz çocukları 1.5 yaşındaki Belinay ve Berkay, annesi Samiye ve babası Mustafa Şimşek ile şehit Üsteğmen Koçyiğit'in eşi Seyran Koçyiğit, 17 Mart'ta 3 yaşına girecek olan oğlu Tuna ile annesi Gönül ve babası Yusuf Koçyiğit, aile yakınları katıldı.

Cumhurbaşkanı Gül, Orgeneral Başbuğ ve diğer komutanlar, Kocatepe Camisi'ne gelişlerinde şehit üsteğmenlerin ailelerine taziyede bulundu, yetim kalan çocukları sevdi.

BEBEKLER, TÖRENE KATILANLARI AĞLATTI

Şehit Üsteğmen Faik Şimşek'in ikiz çocukları olan ve henüz 1.5 yaşındaki Belinay ile Berkay, anneleri Eda ve babaanneleri Samiye Şimşek'in kucaklarında babalarının ölümünden habersiz etrafı izledi.

Şehit Üsteğmen Volkan Koçyiğit'in 17 Mart'ta 3 yaşına girecek oğlu Tuna ise, tören sırasında elinde bulunan bir oyuncakla baloncuklar yaparak arkasından koşturdu. Minik Tuna, cenazeler götürülürken annesi Seyran Koçyiğit'in kucağında babasına el sallayıp, gözyaşı dökerek veda etti.
Şehitlerin yetim yavrularının törendeki görüntüleri, katılan sivil ve askerleri ağlattı.

Şehit üsteğmenler Şimşek ve Koçyiğit'in Türk bayrağına sarılı naaşları, öğleyin kılınan namazın ardından, bir süre askerlerin omzunda taşındıktan sonra top arabasına konuldu. Askeri törenin ardından şehit Üsteğmen Faik Şimşek'in cenazesi toprağa verilmek üzere Kırşehir'e, şehit Üsteğmen Koçyiğit'in cenazesi de İzmir'e götürüldü.
 
5 polisi şehit eden PKK'lılara 30'ar kez müebbet

uc_ilde_uyusturucu_operasyonu_17_gozalti13567757510_h970990.jpg


Diyarbakır'da 2008 yılında Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksekokulu personelini taşıyan servis otobüsüne PKK'lılar tarafından düzenlenen ve 1'i teknisyen 5 polisin şehit olduğu saldırının faillerine istenen ceza belli oldu.

25 polisin de yaralandığı saldırıya fiilen katıldıkları iddiasıyla 5 kişiye 30'ar kez ağırlaştırılmış ömürboyu hapis cezası istendi. Savcının mütalaasını verdiği dava, karar duruşması için ertelendi.

Diyarbakır Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksek Okulu personelini taşıyan servis aracı, 8 Ekim 2008 tarihinde Diyarbakır'ın Seyrantepe Semti'nde PKK'lıların silahlı saldırısına uğradı. Saldırı sonucunda araçta bulunan biri teknisyen 5 polis şehit olurken, 25 polis yaralandı. Kamuoyunda 'Seyrantepe saldırısı' olarak da bilinen olayla ilgili davaya bugün Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Murat Yildeniz, Neytullah Bayram, Halis Yildeniz, Ramazan Yenice ve Ali Nergiz katılırken, 10 tutuksuz sanık ise katılmadı.

'EYLEM SINIRÖTESİ TEZKERESİNE KARŞILIK YAPILDI'

Duruşmada yapılan kimlik tespitinin ardından Cumhuriyet Savcısı, 5 sayfadan oluşan esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Mütalaada, eylemin TBMM'nin hükümete sınırötesine asker gönderilmesine izin verilmesine ilişkin tezkerenin süresinin uzatılmasına karşılık yapıldığı belirtildi. Eylemin PKK'nın halen dağ kadrosunda bulunan 'Soro' kod adlı Salih Kaplan, 'Rizgar' Kod adlı Mehmet Söğüt, 'Ziya' kod adlı Engin Çatak ve 'Reber' kod adlı Mehmet Şah Yildeniz tarafından kararlaştırıldığı belirtilirken, bu 4 kişinin halen yakalanmadıkları için daha önce dosyaları ayırma kararı verilmişti. Tezkerenin uzatılmasına karşılık, yapılacak terör eyleminin Mehmet Şah Yildeniz'in kontrolünde yapılmasının kararlaştırıldığı belirtilen mütalaada, sanıkların bu amaçla Diyarbakır'ın Lice ilçesi Birlik Köyü'nde bir evde toplantı yaptıkları kaydedildi.

'CEP TELEFONLARI KULLANILMAYACAK'

Olayla ilgili ayrıntılı değerlendirmelerde bulunan Cumhuriyet Savcısı Mustafa Uğur Kabasakal, teröristlerin eylem yapılıncaya kadar cep telefonu kullanılmayacağı ile ilgili uyarıldıklarını, eylem yöneticisi Mehmet Şah İldeniz'in bir süre sonra Diyarbakır'a gelerek eyleme katılacak kişilerle irtibat kurduğunu belirtti. Yildeniz'in, 29 Eylül tarihinden eylemin yapıldığı güne kadar bölgede keşif ve hazırlık çalışması yaptığını anlatan savcı şöyle dedi:

"Eylemin 8 Ekim tarihinde polis okulu servis aracının Seyrantepe'den geçişi sırasında yapılması kararlaştırılmıştır. Olaydan bir gün önce son kez toplantı yaptıkları, burada eylemle ilgili Mehmet Şah İldeniz'in sanıklara direktif verdiği, sanıklardan Neytullah Bayram'ı eylemin yapıldığı yere göndererek güvenlik kuvveti olup olmadığını kontrol ettirdiği belirlenmiştir. Sanık Neytullah Bayram'ın telefonuna çağrı bırakması üzerine diğer şüpheliler de keşif yapmak için bölgeye gitmiştir."

ARAÇTA BULUNAN HERKESİN ÖLDÜRÜLMESİ İSTENMİŞ

Sanıkların eylemden önce olay yerine giderek toplantıda konuşulan konular hakkında keşif yaptığını belirten savcı şu ifadelere yer verdi:

"Mehmet Şah İldeniz, olay yerinde aracın geliş yönü, kimin nerede duracağı, eylemin nerede yapılacağı hususunu bire bir anlatmıştır. Bu bağlamda araçta bulunan herkesin öldürülmesine yönelik eylem gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda Halis Yildeniz'e, araca ateş edildikten sonra kaçanlara ve yardıma gelecek güvenlik güçlerine el bombası atması görevi verilmiştir. Mehmet Şah Yildeniz'in genel itibariyle araçta bulunanların tümünün öldürülmesine yönelik atışlar yapacağı yönünde keşif yapıp bölgeden ayrılmışlardır."

EYLEM SIRASINDA AT KUYRUKLU PERUK TAKTI

Sanıkların saat 16.00'da tekrar Halis Yildeniz'in evinde toplandığını belirten Savcı, olay tarihi itibariyle tezkere görüşmelerinin TBMM'de sürdüğünü belirtti. Sanıkların son görüşmesinden sonra Mehmet Şah Yildeniz'in silah ve bombaları çıkararak dağıttığını ifade eden Savcı mütalaasını şöyle sürdürdü:

"Bulunduğu mahal itibariyle 21 AAA 22 plakalı servis aracının yolun eğimli olması nedeniyle bir miktar hızını yavaşlattığı, bu sırada Mehmet Şah Yildeniz'in çantasından at kuyruklu peruğu çıkararak başına taktığı, sonrasında servis aracının hemen önüne geçerek elinde bulunan uzun namlulu silahla önce aracın tekerleklerine, sonrasında servis aracını kullanan şehit Vedat Ulu'yu hedef alarak ateş ettiği saptanmıştır. Yine aracın ön tarafına ve sağ tarafına seri şekilde ateş ederek arkasına kadar seri atışa devam ettiği tespit edilmiştir. Diğer şüpheliler Murat Yildeniz ve Neytullah Bayram'ın ise uzun namlulu silahla araçta bulunan herkesi öldürmek için ateş ettikleri, araçtan kaçmak için inen kamu görevlilerinin öldürülmesi için ise Halis Yildeniz'in iki adet el bombası attığı tespit edilmiştir. Sanıklar eylemden sonra iki silahı ve iki el bombasını olay yerinde bırakarak sanık Ramazanh Benice'nin kullandığı araçla olay yerinden kaçmışlardır."

KALAŞNİKOFLAR BAŞKA EYLEMLERDE DE KULLANILMIŞ

Olay yerinde yapılan incelemede 2 Kalaşnikof marka silah ele geçirildiği belirtilen mütalaada silahların balistik incelemesine yer verildi. Ele geçirilen silahların 20 Mayıs 2005 yılında Bingöl'ün Ortaçanak ve Dallıtepe bölgelerinde terör örgütü mensuplarının güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada kullanıldığı vurgulandı. Boş kovan incelemesinde silahların 06 Haziran 2006 tarihinde Bingöl kırsalında meydana gelen bir patlama için olay yerine giden jandarma olay yeri inceleme ekibine yapılan ve 2 güvenlik görevlisinin yaralandığı olayda da kullanıldığı belirtildi.

Mütalaada olay yerinde yapılan incelemede 2 Kalaşnikof marka silah, 9 şarjör, 120 dolu fişek, 136 boş kovan, 5 patlamamış el bombası ve bir patlamamış el yapımı patlayıcı cbulunduğu belirtildi.

SAVCI REKOR CEZA İSTEDİ

Mütalaasında, sanıkların devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak kastı ile tasarlayarak eylemi planladıklarını kaydeden Savcı, "Bombalama sureti ile ve yine mağdurların yerine getirdikleri kamu görevi nedeniyle 5 emniyet görevlisini şehit ettikleri ve 25 emniyet görevlisine yönelik eylemlerin teşebbüs aşamasında kaldığı, yine kamu malına zarar verdikleri, izinsiz patlayıcı madde ve yasak silah bulundurdukları anlaşılmıştır" dedi.

Savcı mütalaada 5 polisin şehit edilmesi olayına bizzat katılan Murat Yildeniz, Neytullah Bayram, Halis Yildeniz ve Ramazan Benice ile eylemin ön toplantısına katıldığı, örgüt mensuplarına yardım ettiği iddiasıyla Ali Nergiz'in 30 kez ağırlaştırılmış ömürboyu hapis cezasıyla cezalandırılmalarını istedi. Ağırlaştırılmış ömürboyu hapis cezası istenen 5 sanık hakkında ayrıca 'Kamu malına zarar vermek', 'İzinsiz patlayıcı madde bulundurmak' gibi suçlardan da 36'şar yıla kadar hapis cezaları istendi.

DOSYA KARAR DURUŞMASINA KALDI

Savcı, eylemin yöneticisi olan Mehmet Şah Yildeniz'i evinde saklayan ablası tutuksuz sanıklar Maşallah Yildeniz ve eniştesi Şevki Yildeniz'in, 'PKK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme' suçundan 15 yıl kadar hapis cezasıyla cezalandırılmalarını istedi. Mütalaada, sanıklardan İhsan Bayram ve Mevlüt Özbey'in de 15'er yıl hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

5 SANIĞA BERAAT İSTEMİ

Savcı, dosya sanıklarından Emiş Bayram, Refika Nergiz, Kamile Bayram, Arap Yildeniz, Orhan Figan'ın işledikleri iddia edilen suçlarla ilgili yeterli delil bulunamadığından beraatlerini istedi. Mütalaada, sanıklardan Ali Nergiz'in babası Ömer Nergiz'in ise adresinin bulunamadığı, yargılama sırasında dinlenmediği belirtilerek dava açılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaanın okunmasının ardından mahkeme sanık avukatlarının savunma yapmaları ve kararını açıklamak üzere duruşmayı erteledi.
 
Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin bize Kuran ve Peygamberden sonra şefaatçi olmayı nasip etsin
 
Bu üzüntüyü ne kimse dindirebilir ne de çare olabilir. Öğlen saatlerinde 2 Polisimiz, akşam saatlerinde 15 Askerimiz şehit oldu. Şehitlerimize Allahtan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.
 
Geri