AKP’nin tarih anlatısında olaylar akla mantığa hiç sığmayacak yerlere bağlanıyor. Mesela bir bakıyorsunuz 15 Temmuz ile Çanakkale zaferi arasında bağ kuruyorlar. Ardından bakıyorsunuz Atatürk’ün o dönem vatan toprağı olan Libya’da bulunması ile bugünkü Libya arasında bağ kuruyorlar. Bununla da kalmıyorlar. Tarihi, yani yaşanmış geçmişi dönemin koşullarından ve olaylarından bağımsız ele alıp sadece sonuca odaklanıyorlar. Örneğin 200 yıl önce Japonya’da gerçekleşmiş bir maden kazası ile bugün Türkiye’de yaşanan bir maden kazasını kıyaslamaları gibi.
Özellikle iç siyasette tıkandıkları zaman olaylar genellikle direkt 1930-1940’lara bağlanıyor. Menderes, Demirel, Özal sanki hiç yaşamadı. İnönü’den sonra reis geldi.
Yukarıdaki konuda da bunun bir örneğini görüyoruz. Dört bir yanı fiili olarak düşman işgali altında olan ve henüz sınırları dahi belli olmayan bir ülkenin verdiği kurtuluş savaşı ile başka bir ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğünü hiçe sayarak Şam’da namaz kılma heveslisi olduğunu söyleyen, o ülkenin ordusuna karşı cihatçı grupları silahlandırıp bunlara Kuvayi Milliye diyen(ki bu da taraflarınca söylendi) ve bunu da o dönemki ruhla özdeşleştiren bir zihniyettir bu.
Biliyoruz ki tarih boyunca savaşlar siyasi iktidarlar tarafından içerideki hoşnutsuzluğu örtmek ve hatta bastırmak için de kullanılmıştır. Bu açıdan önümüzdeki süreçte, bölgedeki gerilimi ülkemize daha fazla yansıtacaklardır. Ama olan, şehadet şerbetini içen yine fakir fukara olacaktır. Dolayısıyla bu tür benzetmelere itibar edilmemesi gerekir. .
Çok savaş meraklısıysanız gidin siz şehit olun. Hatta vakti zamanında bakan Taner Yıldız'ın söylediği gibi; Allah hepinize şehitlik nasip eder inşallah.
Özellikle iç siyasette tıkandıkları zaman olaylar genellikle direkt 1930-1940’lara bağlanıyor. Menderes, Demirel, Özal sanki hiç yaşamadı. İnönü’den sonra reis geldi.
Yukarıdaki konuda da bunun bir örneğini görüyoruz. Dört bir yanı fiili olarak düşman işgali altında olan ve henüz sınırları dahi belli olmayan bir ülkenin verdiği kurtuluş savaşı ile başka bir ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğünü hiçe sayarak Şam’da namaz kılma heveslisi olduğunu söyleyen, o ülkenin ordusuna karşı cihatçı grupları silahlandırıp bunlara Kuvayi Milliye diyen(ki bu da taraflarınca söylendi) ve bunu da o dönemki ruhla özdeşleştiren bir zihniyettir bu.
Biliyoruz ki tarih boyunca savaşlar siyasi iktidarlar tarafından içerideki hoşnutsuzluğu örtmek ve hatta bastırmak için de kullanılmıştır. Bu açıdan önümüzdeki süreçte, bölgedeki gerilimi ülkemize daha fazla yansıtacaklardır. Ama olan, şehadet şerbetini içen yine fakir fukara olacaktır. Dolayısıyla bu tür benzetmelere itibar edilmemesi gerekir. .
Çok savaş meraklısıysanız gidin siz şehit olun. Hatta vakti zamanında bakan Taner Yıldız'ın söylediği gibi; Allah hepinize şehitlik nasip eder inşallah.