~Uzun Lafın Kısası~

K
  • Kullanıcı Kırmızı
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
550871_522226491127597_741028932_n.jpg
 
Bir imla hatası gerekiyor bana şimdi ,
Gizemli bir ahenk
Kutsal bir taşkınlık,
Aşkı işaretleyip çoktan seçmeli
Acemi bir dize olup,
Virgülsüz sevsem seni.
...
 
ah cancagizim yalniz mi kaldin sen ?
ozlendin bilesin
en kisa surede birseyler fisildayacagim kulagina
sendeki bana iyi bak emi ?
optum kirmizinin en koyu tonundan...
 
İnsanlara hemen ısınamadığım doğrudur
samimi kelimeler sarfedemem
canımlar cicimler kolay çıkmaz parmaklarımdan
sahte gülücük maskesi takamam evet
açıkça yazarım çoğu zaman düşüncelerimi
bu bazen samimiyetsizlik olarak algılanır
bazen ise soğukluk...

ne demiş candan abla;
"ister vur,ister okşa ister tut,ister yolla ister sev ister zorla ben böyleyim..."

öptüm ellerime can olan ellerinden ikinoktabirparantezim...
 
Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi. İnsanlar, müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi. Bütün bize öğretilenler, Peşinden koştuğumuz aşklar, Öldüğümüz bütün ölümler, Yaşadığımız bütün hayatlar. Hiçbir zaman olması gerektiği gibi değiller, Yakın bile değiller Birbiri arkasına yaşadığımız bu hayatlar, Tarih olarak yığılmış, Türlerin israfı, Işığın ve yolun tıkanması, Olması gerektiği gibi değil, Hiç değil, dedi. Bilmiyor muyum, diye cevap verdim. Uzaklaştım aynadan. Sabahtı, öğlendi, akşamdı. Hiçbir şey değişmiyordu, Her şey yerli yerindeydi Bir şey patladı, bir şey kırıldı, Bir şey kaldı...
 
Yağmur yağıyor, ıslanıyor etraf.
Ağlasak kimse anlamaz değil mi?


Oğuz Atay​
 
Uzun süredir dinlemediğiniz, hatta unuttuğunuz bir şarkıya radyoda rastladığınızdaki "Bir yerlerden tanıdık geliyor müziği ama..." ile başlayan hatırlama süreci, ardından gelen gereksiz bir heyecan ve sonrasında gözlerin parlaması ile kendini belli eden büyük mutluluk.
Müdahale edemeyeceğinizi bilip her saniyesini hissederek dinlersiniz hani...

Öyle bir şarkıya rastlasam ya...
 
Uzun saçlarından dolayi rapunzeli kiskaniyordum küçükken biliyor musun?
Simdilerde ise bu saclari neden uzattim diye kendime kizar oldum
Ah azizim hayat boyle iste bi garibiz wesselam...
Hep daha iyisini hep daha guzelini isteriz buldugumuzda yetinmeyi bilmeyiz
Nankoruz nankor

O degil de cay icelim mi ne dersin ? Yalniz cekilmiyor
Hem sana rapunzelin saclarini nasil kiskandigimi anlatırım

Ben caylari koyup geleyim afiyet olsun bize ikinoktabirparantezim
 
Benim için sakladığın tek bir sözcüğün bile yoktu... oysa ben şiirler biriktiriyordum avuç avuç, oysa ben kimselere söylemeden, kimselere göstermeden, gözlerimde hiç sevilmemiş bir çocuk hüznü... ah nasıl anlatsam! herkes o kadar herkesti ki herkes o kadar sen değil herkes o kadar anımsatmıyorken seni ben iliklerime kadar seninle doluyken yine de ve hatırlamak diye bir şey yokken, çünkü sen hep yüreğimdeyken yüreğimmişsin gibi... çırılçıplak kalmışken sözcüklerim,ben sandım ki; bir sözcük kadar vardır değerim gözünde... ben şiirler biriktirdim,senin yüreğinin sesi kısıktı,bende şiir hüznü varken sen gülümsüyordun herkese... yüreğinin sesi kısıktı,yüreğin şiirsiz... işte bu yüzden biz denk değiliz.
 
Şuramda, göğsümün altında bir et
parçası. Alev alev, yangın yangın çırpınan,
sol yumruğun büyüklüğünde; güya yürek.
Öyle garip, öyle tuhaf bi insan
mekanizması. Şuncacık şey hem aklımın
esiri, hem vücudumun anahtarı. Bazen asi,
isyankar hatta günahkar. Yap dese, git
dese, ol dese, sev dese yanacak dünya.
Tutuşup duracak yaşanmamış takvim
yaprakları. Bir yandan öyle masum öyle
garip. Biri alsa ellerine, evi-yuvası
zannedecek. Başka yer, başka gönül sarayı
bilmeyecek. Ama ne imkansız ikisi de,
ne aklı karışık, bilsen nasıl zorda.
Demem o ki, benim ömrüm bir yangında.
Şu sızlayan et parçası; öl dese, öleceğim.

"Kırık dökük umutları, sakıncalı tutkuları
o çocuksu korkuları yazamadım, yazamadım...
 
Bugün de ince, bugün de kırıldı kırılacak
Bugün de
Tam nerede kalmışsam....

Edip Cansever
 
Mevsim deviniyor.
Değişen, gelişen tüm çevreye baş eğiyoruz.
İyisiyle de gelse, kötüsüyle de gelse kabulleniyoruz.
Yakan sıcağı, üşüten soğuğu istemesen,
istemesen mevsimleri çaresi var mı?
Biz yazıyla kışıyla bu devinimi böyle sevmişiz.
Hem beddua etmişiz, hem laf ettirmemişiz.
Devinimlerimiz bir günü tamamlarken Mansur olmuşuz.
 
Geri