tanıyıp, tanımamak önemli değil.
bir mimiği, bir hareketi, oturuşu, kalkışı, cümle kuruşu, bakışı, arabaya binişi, elini yüzünü yıkayışı, abdest alışı, bir şey isteyişi, yemek yeyişi, sokakta yürüyüşü, trafikte araba sürüşü artık ne zıkkımsa işte insanoğlu bu silsilenin içinde ne mal olduğunu belli eder.
bu davranışlardan herhangi bir veya birkaçında herhangi bir falsosunu yakaladıysam ya da bana aksettirdiyse otomatik olarak beynime "bu adam-kadın maldır" sinyalini gönderiyorum ve öyle kodluyorum.
eğer aynı ortamdaysam mümkün mertebe uzak duruyorum. asgari samimiyet seviyesine indirgiyorum ikili ilişkiyi. mecbur kalmadıkça da muhatap olmuyorum, yüzüne dâhi bakmıyorum.
tabi bu arada O'na olan (ki ucu bana dokunan işleri vs varsa) sinirim katbekat artarak, devam eder. kendi arkadaş çevresinde istediği kadar sevilen olsun, ben bir kere üstünü çizdim mi bitmiştir benim için.
vardı iş yerinde böyle bir tip. daha kuruma gelir gelmez vermiştim notumu. ha diyeceksiniz ki nasıl emin oldun. yeni atanmışım, hafta sonu ve arkadaşlar "kurumdayız, buraya gel" deyince elimde valizle kuruma gitmiştim. akşam olunca, bizim çocuklar "biz gidiyoruz" dediler. bu şahıs da bana "istersen sen kal, nasıl olsa sen ilgileneceksin bu işlerle" dedi. ulan sabah 6'da kalkmışım uçağa binmişim, yorgunum, açım, elimde valiz ve bu adam bana bunu söyledi. orada verdim notumu ve sonra zaten arkadaşlar benim düşüncelerimi teyit edince direkt kodlayım "bu adam maldır" diye.
sonra bizim birime geldi. hani derler ya istemediğin ot, burnunun dibinde bitermiş diye :d
yüzüne dâhi bakmıyorum. hiç muhatap bile olmuyorum. bir ara birim içi bi açık tartışma yapıldı. herkes eteğindeki taşı döksün diye. bi mal daha vardı. bunların ikisine de verdim veriştirdim.
neyse demem o ki aranızda da böyle [argo]mallar[/argo] var ve uzaktan uzağa olumsuz düşünceler besliyorum size. ve bu kolay kolay da değişmeyecek.