(Çocuğun adını yazmam zaten abes olur; örgütün/grubun/tarikatın adını da açıklamak istemiyorum)
İslamî bir grup davasından tutuklu bulunan genç bir çocuğun mektubunu okuyamamışlar, cezaevi idaresinden bir sabah beni çağırdılar -en kötü metni bile okuyabilirim- Mektup güzel ve rahat bir Türkçe ile yazılmıştı ama benim bile doğru-düzgün okuyabileceğim bir metin değildi.
Çocuk Vatikan'ın Ankara elçiliğine yazdığı mektupta, müslümanlıktan çıkıp hıristiyan olmak ve vaftiz edilmek istediğini yazıyordu, Hıristiyanlığı yeterince araştırdığını gösterme çabasıyla özellikle kullandığını hissettiğim kelimelerle.
(Ara not: Cezaevlerine gelen ve cezaevlerinden dışarıya giden bütün mektuplar idare tarafından okunur)
Yazılanları beni çağıran iki müdür yardımcısına (müdür yardımcısı değil ikinci müdür denir hapishanelerdekilere, "iki ikinci müdür" dememeye çalıştım) naklettikten sonra "ben bu arkadaşla görüşebilir miyim?" dedim. Görüştürmediler. Hatta en nefret ettiğim şeyi yapıp "bakarız, ederiz" gibi yuvarlak laflarla beni koğuşa yollayıp sonra dilekçe de yazdığım halde bakmadılar, etmediler. Neyse...
Çocuğu çok iyi anlıyordum. Hem kızgın, hem pişmandı. Kızgınlığı aslında kendisineydi ve bu kızgınlığı çocuk yaşta cazibesine kapılıp İslamla özdeşleştirdiği abuk subuk gruba, yani kendi çarpık algısıyla, İslam dinine yansıtıyordu. Görüşsek -bu kadar ukala konuşmazdım ama- neredeyse müslüman sayısı kadar İslam bulunduğunu, et kafalı şeflerinin İslamını İslam olarak kabul etmek zorunda olmadığını filan söyleyecektim. Hıristiyan olsa bile ömrü boyunca kafasının içinde müslüman geçmişiyle tartışmaya, çatışmaya, itişip kakışmaya devam edeceğini, öte yandan, kendisine acı çektiren, İslamla özdeşleştirip intikam aldığını sandığı bu insanların eline koz vermekten başka bir şey de yapmış olmayacağını anlatacaktım. Belki Hristiyanlığın tarihinden "hıristiyan terörizmi", "katolik terörizmi" denebilecek kanlı olaylar anlatacaktım. Araya herhangi bir sakal veya sakallı koymadan kalbinle yaratıcın arasına bir hat çekmeyi neden düşünmüyorsun diyecektim belki. Olmadı. Görüşmemize izin çıkmadı.
Görüşsek bir şey değişir miydi bilemem. Ben 17'ime geldiğimde "birŞey" değil "birey" olmaya karar vermiştim. Ona da bunu tavsiye edecektim, edemedim.
Yıllar sonra bir gün aklıma geldi çocuk. Artık dışarıda ve onlayn'dım. Notlarım arasında adı-soyadı vardı. Google'a mevzu olmuş mu bir bakayım dedim. Birkaçı İngilizce yayın yapan pek çok Hint sitesinde (belki de Hindu demeliyim, dinle alakalı siteler) arkadaşın adına rastladım. Törenle Hindu olmuş! 2015'te, 25 yaşında.
Dipnot: Bu yazının her kelimesi doğrudur. Espri veya kurgu içermez. Olayın kahramanının adını vermek istemeyişim, dinsel-politik geçmişi bilinmezken belki omuz silkilip geçilebilecekken, geçmişi öğrenildiğinde hedef haline gelebilecek olmasındandır.