Uysallar (Netflix)

Konu sahibi son olarak 436 gün önce görüldü


Dışarıdan ideal bir aile gibi gözüken ama her birinin birbirinden gizlediği ikili hayatı olan, orta yaş bunalımına girip gizli bir punk hayatı yaşamaya başlayan bir mimar olan Oktay Uysal ile eşi, çocukları ve babasının krizlerle boğuştukları hayatlarını mercek altına alacak olan Uysallar dizisinden tanıtım fragmanı yayınlandı. Dizi, 30 Mart'tan itibaren Netflix'te izleyiciyle buluşacak.

Dizide; Uysal ailesinin fertleri Oktay, Nil, Olcay, Ege ve Ece'ye sırasıyla Öner Erkan, Songül Öden, Uğur Yücel, Umut Yeşildağ ve Nilay Yeral hayat verirken, Berhudar adlı karakteri oynayacak Haluk Bilginer ile Bilyana Jovanovska, Serkan Altunorak, İbrahim Selim, Nezaket Erden gibi oyuncular kadroda yer alan diğer isimler olacak. Hakan Günday'ın kaleminden çıkan dizinin yönetmenliğini, yazarın geçmişte Şahsiyet ve Daha'da iş birliği yaptığı Onur Saylak üstleniyor.


*hakan günday & onur saylak işbirliğindeki işleri çok sevmiş biri olarak bu dizinin fragmanı da merak etmeme yetti. kötü bir iş çıkacağını pek sanmıyorum, umarım yanılmam. uğur yücel ve haluk bilginer'i birlikte izleyebilmek de keyifli olacak gibi. haluk bilginer'in 9 kere leyla'dan sonra kendini bi silkelemesi lazımdı umarım o iş bu iştir.
 
dizinin ilk bölümü bence en güzel bölümüydü, ilk bölümle bitirselerdi harika olurdu. motörhead - ace of spades ile başlayıp, arkadaşıyla olan konuşmasında ''evde her şey yolunda mı?'' sorusuna ''evdeki kabloların hiçbiri ortada değil, hiçbiri görünmüyor. hepsi de gayet düzgün. gizlenmiş bir yerde duruyor. o açıdan bir sorun yok. ev iyi.'' gibi muhteşem bir cevap verdikleri sahneyle zirveye çıkıp bitirmelilerdi. daha tamamını izlemedim, 4 bölümüm daha var ama şu ana kadar ki hissiyatım biraz eksik kalması. aslında karakterleri görünce hemen tanıyorsunuz, çok bilindik şeyler, bilindik arayışlar, vazgeçişler, olmayışlar ama anlatırken biraz sığ kalmış gibi. yine de izlenir mi? izlenir. voov bir etkisi var mı? şu ana kadar yok... beyaz yakalıların hayatlarını yansıtırken de birçok şeyi ''ay evet ya, bu işte'' diyerek izliyorsunuz ama -çok az spoiler gelecek- beyaz yakalı, çalışan her kadının patronuyla yatmadan oralarda çalışamayacağı gibi bir algı yaratılması saçma, böyle bir algının varlığına değinmek için bile bu şekilde aktarmak saçma geldi, yersiz yani. patronunun tacizine uğramamış veya patronuyla yatmamış bir kadına ''o zaman sen hiç çalışmamışsın'' demek fazla abartı.-gerçi hakan günday sever bu tarzı- bunlar olmadığından değil, gereksiz yüksek bir noktadan anlatıldığından abartı. izlerken zaten o karakterden bir tık yaka silkebilirsiniz. bitirdikten sonra biraz daha yazarız... bi de songül öden'in saçları beni krize soktu... lütfen düzleştir su saçlarını.
 
dizinin ilk bölümü bence en güzel bölümüydü, ilk bölümle bitirselerdi harika olurdu. motörhead - ace of spades ile başlayıp, arkadaşıyla olan konuşmasında ''evde her şey yolunda mı?'' sorusuna ''evdeki kabloların hiçbiri ortada değil, hiçbiri görünmüyor. hepsi de gayet düzgün. gizlenmiş bir yerde duruyor. o açıdan bir sorun yok. ev iyi.'' gibi muhteşem bir cevap verdikleri sahneyle zirveye çıkıp bitirmelilerdi. daha tamamını izlemedim, 4 bölümüm daha var ama şu ana kadar ki hissiyatım biraz eksik kalması. aslında karakterleri görünce hemen tanıyorsunuz, çok bilindik şeyler, bilindik arayışlar, vazgeçişler, olmayışlar ama anlatırken biraz sığ kalmış gibi. yine de izlenir mi? izlenir. voov bir etkisi var mı? şu ana kadar yok... beyaz yakalıların hayatlarını yansıtırken de birçok şeyi ''ay evet ya, bu işte'' diyerek izliyorsunuz ama -çok az spoiler gelecek- beyaz yakalı, çalışan her kadının patronuyla yatmadan oralarda çalışamayacağı gibi bir algı yaratılması saçma, böyle bir algının varlığına değinmek için bile bu şekilde aktarmak saçma geldi, yersiz yani. patronunun tacizine uğramamış veya patronuyla yatmamış bir kadına ''o zaman sen hiç çalışmamışsın'' demek fazla abartı.-gerçi hakan günday sever bu tarzı- bunlar olmadığından değil, gereksiz yüksek bir noktadan anlatıldığından abartı. izlerken zaten o karakterden bir tık yaka silkebilirsiniz. bitirdikten sonra biraz daha yazarız... bi de songül öden'in saçları beni krize soktu... lütfen düzleştir su saçlarını.
Klavye ates ediyor resmen. Ne ara yazdin o kadar yaziyi...
 
iki bölüm izledim. ben biraz sıkıldım. şahsiyet ilk bölümden sarmıştı beni. bitirecrğim tabi ki. kadroya ayıp olur. bitirince tekrar geleceğim.
 
iki bölüm izledim. ben biraz sıkıldım. şahsiyet ilk bölümden sarmıştı beni. bitirecrğim tabi ki. kadroya ayıp olur. bitirince tekrar geleceğim.
bi olmamışlık hissi geliyor dimi izlerken? şahsiyeti 10 kere izlesem yine aynı heyecanla izlerdim de bunu şu an sadece bitirip, sonunu görmek için izliyorum.
 
bi olmamışlık hissi geliyor dimi izlerken? şahsiyeti 10 kere izlesem yine aynı heyecanla izlerdim de bunu şu an sadece bitirip, sonunu görmek için izliyorum.
evet. ama müzikler çok güzel ^^ bazı detaylar da hoşuma gitti. şu kredi, ev, araba, mezar mevzusu. üzücü. küçük kızın biraz sjw takılması. dikkatimi çeken hoş detay ve tespitlerdi.
şahsiyet bir başkaydı melo. şu an yanına yaklaşamadı.
 
35 yaş üstüne hitap ettiğini düşündüğüm bir dizi olmuş. bu sıkışmışlık ancak yorgunlukla, hayal kırıklıklarıyla, ne olacaktım ne oldumla ve ne olacağımla açıklanabilir. bunlar da yarım kalan en az 35 yıllık bir hayatla mümkündür gibi geliyor bana.
sistem eleştirisine hiç girmeyeceğim, şu sıralar moda zaten. bildiklerimizi anlatıyor.
ben izlerken keyif aldım, biraz da empati yaptım Oktay ile.
seni çok iyi anlıyorum Oktay.
 
Son düzenleme:
bitirdim. son bölüm hariç beni ekran başına çakamadı. çok büyük hayalkırıklığı yarattı bende. hep "şahsiyet"le karşılaştırıp durdum. oyunculara sözüm yok, onlar konuşturmuşlar sanatlarını. bana bir olmamışlık hissi geldi, belki de anlayamadım bilmiyorum.
 
ben de dun izlemeye baslamistim :p daha 1 bolumum kaldi ama hic sarmadi. hatta beni cok gerdi. baska netflix turk yapimi kisa bir dizi vardi, onda da ayni hissetmistim. mutsuz, zor, keyifsiz tatsiz tuzsuz hayatlar. verdikleri mesaj, anlatmaya calistiklari guzel ama.
 
Son düzenleme:
ben de bitirdim diziyi. başta olmamışlık hissini daha fazla hissederken sonlara doğru oktay'la aynı yerde hissettim kendimi. sıkışmışlığı, içinden çıkamadığın durumları, mecburiyetleri ve kendini kendine bile anlatırken bir şeyleri tam itiraf edememeyi güzel işlemişler. son bölümlerde yağmur'u görmemek de etkili olabilir bunda, ay hala sesi kulaklarımda sus be kadın. öner erkan'ın kariyerinin en iyi işi olabilir, izlediklerim arasında tabii. oyunculuklar gerçekten iyi. dizideki sorun hikayelerin bir kısmının seyirciye bırakılması olabilir. anlatılıyor bir şeyler ama onu herkes kendi içinde, kendi hayatında tamamlasın istemişler. bana öyle yansıdı yani bu durum. ve o koca hapishanede ister istemez buldum kendimi. son sahnede de oktay'ın çıldırmasını çok isterdim ama orada bile konuşamadı ya, konuşamadı işte be öyle bir zehir bu. neyse işte beklentimi tam karşılamadığı için oyunculukların etkisiyle 7/10 verdim. fazla mesaj kaygısı da beni bir yerden sonra baydığı için puanları kırdık azıcık. puanımda müzik seçimlerinin hatrı da büyüktür.
bi nick cave - to be by your side hak ettik.
 
Azizlerimsilik hissiyatı yaratmasa iyiydi. O şahane kadro ile anlatılmak istenen ancak o kadar anlatılamayabilirdi. Uysallardan mütevellit Azizleri gömdükten sonra -ki her yerde gömülmeyi hakediyor bence- Gelelim Uysallara:
Hakan Günday' ın kalem oynattığı bir yapım elbet boş olmayacaktı ama kadrodan dolayı bir Şahsiyet beklentisi gerçekleşmedi değil. Alışılmışın dışında ama bizden olma hayatlar bizlere daha nasıl anlatılabilirdiki. Bu ikili nirvanayı Şahsiyette yakalamıştı, Uysallar çıtayı düşürsede bu adamların kafaları çok başka bu yüzden işleride hep sıradışı ve takip edilesi.
 
Bu bahsi geçen Şahsiyet adlı yapın hangi platformda? Netflix tebulamadım
 
tamam belki bi oktay değildik ama biz de bazen "bu takım elbise de ney lan, bu kravat da neyin nesi vs." dedik çokça.

ayrıca
bkz: kimse benim hapishanemi s*kemez!...
 
Geri