- Katılım
- Eylül 27, 2014
- Mesajlar
- 1,708
- Tepkime puanı
- 1
- Puanları
- 293
- Yaş
- 31
Yavan günler geçiyor satırlarımın arasından. Ne nefes aldığımın farkındayım, ne de akıp gittiğini zamanın.
Sabitlenmiş anılardan çevrelenen çemberin dışından içime bakıyorum.
Her açıda bulamadıklarımı hatırlıyorum yaşanmadığına hayıflanarak.
Arzularımın düğümünde çözülüyor yüreğimin bağları.
Sızım sızım inliyor hasretinin geçtiği yerler.
Dönüp bakınca baygınlığına sarılıyorum tahammülsüzlüğümün ve ilerleyince anlıyorum ihtiyacını geride bırakılanların.
Sorumsuz geçtiğim yolları tekrar adımlamadığıma duyduğum pişmanlık ağır basıyor gereksizliğe.
Çözümsüz denklemlerin bilinmeyeni aşk mıydı hep?
İki bilinmeyen olmalıydık seninle.
İşte o vakit aynı parantezde olma olasılığımız vardı.
Farklı nehirlerde yıkanan yosunların bile aynı denizde buluşma ihtimali varken,
Kapalı birer havza olduğumuzu ve asla aynı parantezde yer alamayacağımızı nerden bilebilirdim.
Hâlbuki coşkun bir akarsu olabilirdim isteseydin tüm setleri aşarak ki çağlamaktan kurudu gözpınarlarım,
Şimdi sonumu bilmeyen avare bir yıldızım kaymayı bekleyen.
Düşerken biri dilek diler de mutlu olur diye seviniyorum teselli olarak.
Ya da gerisin geriye yürüyerek her defasında yeniden kanatıp yaramı anılar sokağında geziniyorum.
Aralık kapını çalamıyorum artık ne yazık, pencerenden de bakamıyorum güneş olup…
Çünkü ışığımı yitiriyorum yavaş yavaş senden uzakta.
Arada bir mum alevine dönüşüp loş ışık altında hayaline bakınıyorum.
Siluetin bile silikleşiyor yıllar eskidikçe; her an hatıraların süzgecinden geçirsem de kirpiklerini.
Silip süpürse de mekan ve an her şeyi yakıp yıkarak.
Enkazıyla gömmeyeceğim bana getirdiklerini. Sadece elemini bırakmadın elbet avuçlarıma.
Kirpiklerini düşleyip mutlu olurum ben, ismimi ve cismimi unutup gitsen de sen.
Hercai gecelerde bir kadeh umudu bulup getirmeyi iyi biliyorum ben.
Son kıskacında ömrümün tek sevinci oluyor gülüşün. Sadece bir kez gördüğüm…