URFA MÜZİĞİ HAKKINDA
Mevcut arkeolojik bulgulara göre Şanlıurfa, avcı ve toplayıcı toplumdan, yerleşik hayata geçildiği, mimarlık tarihinin başlangıcı sayılan, neolitik dönemin en önemli ve en eski yerleşim yeridir.
Bilimsel olarak tespit edilen 11.500 yıllık tarihi ile dünyanın en eski kentidir. Yerleşik hayatın başlangıcı olan şehir (bölge) olduğu için, tüm insanlığın ata yurdudur. İlkel dinlerden çok tanrılı ve tek tanrılı dinlere ait her uygarlıktan ve medeniyetten kültür mirasını bağrında taşıyan ender merkezlerden biridir.
Tarih, bilim, hukuk, inanç, kültür, sanat, edebiyat, medeniyet gibi insanlık kültürünün oluşumuna ve gelişimine önemli katkılar sağlamış, tarihinin her döneminde medeniyetlerin ve kültürlerin buluştuğu, kaynaştığı, kardeşliğin ve hoşgörünün hakim olduğu, başta bütün semavi dinlerin atası hazreti İbrahim olmak üzere birçok peygamberin doğduğu, yaşadığı mukaddes bir beldedir.
Hakkında sayısız şiir, destan ve metinler yazılan Urfa mistik atmosferi, otantik yapısı ve özgün mirası ile şairlere, sanatkarlara, bilim insanlarına hala ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Şanlıurfa tarihten gelen müzik ve kültür mirasıyla dünyada ve ülkemizde müstesna bir konuma sahiptir.
Urfa’yı birkaç konu başlığı ile ifade etmeye kalkarsak bu başlıklardan birinin kesinlikle müzik olması gerekir. Kapsamlı bir araştırma yapıldığı takdirde inanıyoruz ki birçok ilk gibi müzik kültürünün de Urfa’dan dünya’ ya yayıldığı görülecektir.
İnsanoğlunun yerleşik hayata geçtiği ilk şehrin Urfa olduğu bilimsel olarak tespit edilince insanın temel ihtiyaçlarından biri olan müziğinde bu tarihle birlikte başlaması gerekir. Çünkü müzik tarihinin insanlık tarihiyle birlikte olageldiği bilimsel bir gerçektir.
Meşhur tarihçi ebul-faraca göre de Urfa Nuh tufanından sonra yeryüzünde kurulan yedi yerleşim merkezinden ilki ve en önemlisidir. Göbeklitepe ve Balıklıgölde yapılan kazılarda bulunan bulgulara göre ise Urfa’nın M.Ö. 9500 yıllık bir tarihe uzandığı tespit edilmiştir. Tarihte ipek yolu üzerinde çok önemli bir kavşakta olması, çok çeşitli din, kültür ve medeniyetlere merkez olması dolayısıyla müziği de çok geniş kaynaklardan beslenmiş ve bugünkü haklı ününe ulaşmıştır.
Yerleşim merkezi olarak yukarıda zikrettiğimiz tarihlere uzanan Urfa’da musikinin tarihi de aynı seyri takip eder. Tespit edilen bilgilere göre miladi 168-222 arasında Edessa (Urfa)’da yaşayan büyük din filozofu, şair ve önemli bir musiki ideologu olan Bardaişan yeni doğan oğlunun adını ahenk anlamına gelen Harmonius koymuştur Bardaişan yazdığı dini şiirleri besteler başkalarına besteletirdi ve bunları dini ayinlerde kullanarak müziğin eşsiz gücünü ilk defa dini alanda kullanarak bu konuda tarihe adını yazdırmıştır. Bu bağlamda ilk kilise müziğinin Urfa kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.
M.S. 5.y.y. tarihlenen Haleplibahçe mozaiklerinde elinde sazı olan şarkı söyleyen müzisyenin resmedildiği bir mozaik tespit edilmiştir. Yine Urfa’da bulunan birçok mozaikte müzik icrasını temsil eden motiflere rastlanmıştır, bunlardan en çok bilineni ve dikkat çekeni Şanlıurfa’nın Eyyubiye mahallesinde yapılan kazılarda bulunan bulgularda sihirli musikişinas Orfius ve onun musikisini dinleyen kuş, aslan, geyik ve melekler betimlenmektedir. Yukarıda vurguladığımız gibi Urfa musikisini akademik bir bakışla ele alan kapsamlı bir çalışmanın yapılması gerekir. Bu çalışma, yapıldığında dünya müzik tarihinin gelişimi konusunda yerelden evrensele önemli katkılar sağlayacaktır.
Buraya kadar Urfa’nın tarihsel geçmişi ve müzik geçmişi hakkında girizgah şeklinde yüzeysel bilgiler vermeye çalıştık Dolayısıyla tarihi ve müziği yazılı tarihle başlayan Urfa’nın musikisini anlatmak kapsamlı araştırmalar ve uzun zaman gerektiren zor bir iştir. Biz ancak yakın geçmişimizde ve günümüzde Urfada yapılan müzik türleri hakkında temel bilgiler vermeye çalışacağız.
Buna göre; Urfada günümüzde yapılan müziği üç ana başlıkta toplayabiliriz. Bunlar;
Tasavvuf Müziği (çifteler)
Türk Sanat Müziği
Halk Müziğidir.
Mevcut arkeolojik bulgulara göre Şanlıurfa, avcı ve toplayıcı toplumdan, yerleşik hayata geçildiği, mimarlık tarihinin başlangıcı sayılan, neolitik dönemin en önemli ve en eski yerleşim yeridir.
Bilimsel olarak tespit edilen 11.500 yıllık tarihi ile dünyanın en eski kentidir. Yerleşik hayatın başlangıcı olan şehir (bölge) olduğu için, tüm insanlığın ata yurdudur. İlkel dinlerden çok tanrılı ve tek tanrılı dinlere ait her uygarlıktan ve medeniyetten kültür mirasını bağrında taşıyan ender merkezlerden biridir.
Tarih, bilim, hukuk, inanç, kültür, sanat, edebiyat, medeniyet gibi insanlık kültürünün oluşumuna ve gelişimine önemli katkılar sağlamış, tarihinin her döneminde medeniyetlerin ve kültürlerin buluştuğu, kaynaştığı, kardeşliğin ve hoşgörünün hakim olduğu, başta bütün semavi dinlerin atası hazreti İbrahim olmak üzere birçok peygamberin doğduğu, yaşadığı mukaddes bir beldedir.
Hakkında sayısız şiir, destan ve metinler yazılan Urfa mistik atmosferi, otantik yapısı ve özgün mirası ile şairlere, sanatkarlara, bilim insanlarına hala ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Şanlıurfa tarihten gelen müzik ve kültür mirasıyla dünyada ve ülkemizde müstesna bir konuma sahiptir.
Urfa’yı birkaç konu başlığı ile ifade etmeye kalkarsak bu başlıklardan birinin kesinlikle müzik olması gerekir. Kapsamlı bir araştırma yapıldığı takdirde inanıyoruz ki birçok ilk gibi müzik kültürünün de Urfa’dan dünya’ ya yayıldığı görülecektir.
İnsanoğlunun yerleşik hayata geçtiği ilk şehrin Urfa olduğu bilimsel olarak tespit edilince insanın temel ihtiyaçlarından biri olan müziğinde bu tarihle birlikte başlaması gerekir. Çünkü müzik tarihinin insanlık tarihiyle birlikte olageldiği bilimsel bir gerçektir.
Meşhur tarihçi ebul-faraca göre de Urfa Nuh tufanından sonra yeryüzünde kurulan yedi yerleşim merkezinden ilki ve en önemlisidir. Göbeklitepe ve Balıklıgölde yapılan kazılarda bulunan bulgulara göre ise Urfa’nın M.Ö. 9500 yıllık bir tarihe uzandığı tespit edilmiştir. Tarihte ipek yolu üzerinde çok önemli bir kavşakta olması, çok çeşitli din, kültür ve medeniyetlere merkez olması dolayısıyla müziği de çok geniş kaynaklardan beslenmiş ve bugünkü haklı ününe ulaşmıştır.
Yerleşim merkezi olarak yukarıda zikrettiğimiz tarihlere uzanan Urfa’da musikinin tarihi de aynı seyri takip eder. Tespit edilen bilgilere göre miladi 168-222 arasında Edessa (Urfa)’da yaşayan büyük din filozofu, şair ve önemli bir musiki ideologu olan Bardaişan yeni doğan oğlunun adını ahenk anlamına gelen Harmonius koymuştur Bardaişan yazdığı dini şiirleri besteler başkalarına besteletirdi ve bunları dini ayinlerde kullanarak müziğin eşsiz gücünü ilk defa dini alanda kullanarak bu konuda tarihe adını yazdırmıştır. Bu bağlamda ilk kilise müziğinin Urfa kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.
M.S. 5.y.y. tarihlenen Haleplibahçe mozaiklerinde elinde sazı olan şarkı söyleyen müzisyenin resmedildiği bir mozaik tespit edilmiştir. Yine Urfa’da bulunan birçok mozaikte müzik icrasını temsil eden motiflere rastlanmıştır, bunlardan en çok bilineni ve dikkat çekeni Şanlıurfa’nın Eyyubiye mahallesinde yapılan kazılarda bulunan bulgularda sihirli musikişinas Orfius ve onun musikisini dinleyen kuş, aslan, geyik ve melekler betimlenmektedir. Yukarıda vurguladığımız gibi Urfa musikisini akademik bir bakışla ele alan kapsamlı bir çalışmanın yapılması gerekir. Bu çalışma, yapıldığında dünya müzik tarihinin gelişimi konusunda yerelden evrensele önemli katkılar sağlayacaktır.
Buraya kadar Urfa’nın tarihsel geçmişi ve müzik geçmişi hakkında girizgah şeklinde yüzeysel bilgiler vermeye çalıştık Dolayısıyla tarihi ve müziği yazılı tarihle başlayan Urfa’nın musikisini anlatmak kapsamlı araştırmalar ve uzun zaman gerektiren zor bir iştir. Biz ancak yakın geçmişimizde ve günümüzde Urfada yapılan müzik türleri hakkında temel bilgiler vermeye çalışacağız.
Buna göre; Urfada günümüzde yapılan müziği üç ana başlıkta toplayabiliriz. Bunlar;
Tasavvuf Müziği (çifteler)
Türk Sanat Müziği
Halk Müziğidir.