Unuturum sanma.

Konu sahibi son olarak 1887 gün önce görüldü
Unuturum sanma.

doğa ananın huzurundan kovulmuş mevsim gibi kaplıyor havayı
bıraktığın sızı.

Veysel’in gözlerinden bakarken sana
acılarına kadar gördüm
ki,
seni sızlıyor tenim
bildiğin gibi değil..
Araf’tan ötedeyim.

bilmem sanma.

gözleri yağmurlu bir kadın,
yeni yetme teninde saçları ağarmış bir kıyıymış..
kanına düğüm atılmış
kara bir tren sesiymiş şehir sen giderken
kemanın sofrasında rakı,
dilinden düşen hüzünbaz bir notaymış ıslığı.

Ahh şehir!
dallarında efkâr doğan
bahçendeki o ağacı sarhoş eden ben değilim
ben değilim göğünden yıldız,
denizinden tuz çalan..

bak!
su ateşi zehirledi
ki,
ateş deli miydi
ölüme, sevdiğinin elinde bile bile selam verdi.

deme birşey şehir,
kıyama bana ..
kayboluyorum inkârın kollarında
inanmak diyor;
piç gibi bıraktın ellerimi
sende mutlu olama!

sevemediğimsin sen şehir
o yokken
acılarımın saçlarını yalandan da olsa okşama
kırılgandır uçları hâlâ

ve bil diye şehir

kahrol diye

hüznü iyi ağırladığımdan beri,
et’im kemiklerimin mezar yeri.
 
Geri