Unutulmuş sayfalar

Konu sahibi son olarak 3595 gün önce görüldü
Arada sırada zihne bir reset atmak gerekebiliyor.
Benim için bu denizi seyretmek oluyor.
Mevsimi, saati hiç önemli değil.
Yeter ki denizin o serin rüzgarı dans etsin yüzümde.
Yeter ki dalgaların sesi, sindirsin dünyadaki diğer tüm sesleri.
Bir ilahi gibi mırıldansın bana ve huzur bulsun zihnim.
Vefakar ve cefakar bir sevgili gibi açsın kollarını…
 
Makyajın çatlakları kapattığına inanmıyorum!
İki yakası bir araya gelmeyen şehre dikilen köprüler sahiden iki yakayı bir araya getiriyor mu?
Çatlakları makyaj kapatsaydı insanlar psikologlar yerine ressamlar karşısında saatlerini harcardı.
Bu her gün insanlar daha fazla soru sormasın diye söylenen yalanlardan farksız. “iyiyim” demekten pek farkının olduğunu düşünmüyorum.
Peki ya insan iyi olmasa ne olur?
 
Güneşin doğmayı unuttuğu yağmurlu sabahların koynuna saklıyorum ismini.
Bir insanın ismini kanayan yalnızlığına merhem yaptın mı hiç?
İç kanamalarla sarsılırken bedenin ve göğüs kafeslerin her şiştiğinde bir ismin yokluğuyla sırılsıklam olurken yanakların, dudakların caddelerin isimlerini sayıklarken, tek bir isimle tüm mesafeleri yenebildin mi?
Seve seve bitiremedim seni.

Tüm cümleler aynı sesle tekrarlanır, tüm sessizlikler aynı sesle bozulur.
Birinin sesini hiç sahiplendin mi?
İç sesim oldun çıktın sen.
Seve seve bitiremedim seni
 
Huzuru dudaklarının arasına saklamışsın.
Lisanını anlamadığım bir şarkıda ki hüznü tüm hücrelerimde hissetmek gibi. Huzurun lisanını bilmiyorum fakat huzur, senin sustuğun sözcüklerde mıhlanmış kendi başına tomurcuk veriyor.
Senin bile haberin yok belki. Zor olan sevmek değil, gözlerindeki simsiyah perdenin ardından kendimi sana gösterebilmek, sanırım. Herkesin kursağında birikmiş çığlıklar vardır mutlaka, o çığlıkların arasında benim sesimi duyar mısın, işte bunu bilmiyorum.
 
Bütün seslerin boğuk geldiği bir an.
Sesi hariç, bütün seslere sağır olmak istedim.
O güne kadar hatırımda kalan, ezberlediğim bütün sesleri kökünden söküp, zifiri karanlığa atmak geçti içimden...
 
Sol göğsünüzün altında sakladıklarınızı sahiden unutabiliyor musunuz?
Dilinizin ucu ne zamandan beri acıyor?
Öfkelisiniz, damarlarınızdaki kanın sıcacık aktığını hissediyorsunuz. Dünya büzülüyor, avuçlarınız öfkeden terliyor.
Öfkenizin sebebinin kaybettiklerinize ya da elinizdekileri elinden alanlara olduğuna inanmıyorum. Peşin peşin söylüyorum hatta, siz kendinize öfkelisiniz.
Kendini affedemeyen bir insan, karşındakini ne kadar affeder? Kendinizi sahiden affedebildiniz mi?
 
Ayrılık aşkın gölgesidir.
Olur ya, bir gün gözünüz korkarsa ayrılıktan, gölgeden kaldırın başınızı, aşka bakın. Gölgelerin hepsi renksizdir.
Renkleri gölgede değil, gölgeyi çizen nesnede arayın.
Karanlıkta her kadın esmer, gece yarısı her göz siyahtır.
Şayet bir kadın vazgeçmişse sevmekten, her aşk ayrılıktır..
 
Güzel insanların sayfası da güzel ve renkli oluyor.:hi:
 
Bazen sadece “bitti” demek için git dersin. “seni unuttum” dersin sırf gitmesi için. bitti diye yinelersin.
Oysa biten nedir? Aşk mı? Sevgi mi? Güven mi? Saygı mı? Koca bir yalan mı? Aranızdaki bağlılık mı? Güzellik mi? Biten nedir? Aslında biten mutluluktur. Biten neşedir. Biten güzel sabahlara uyanmaktır, çift kişilik masalarda iki sandalyenin de dolmasıdır biten. Biten sadece aşkın mutluluk isimli ilk perdesidir.
Git dersin. Nereye gidecektir? Yanından gitmekle aşk biter mi?
Seni unuttum demek aslında bir çocuğun canı yanmasına rağmen son gücüyle “acımadı ki” diye çığlıklar içinde feryat etmesi gibidir.

Her iki cümlede son gayretle söylenir ve Her iki cümlede çığlıklar içinde söyleniyor tek fark birini çevrendekiler duyar diğerini sadece kendin duyarsın. Seni unuttum derken bile onu hatırlarken nasıl unutabilirsin? Sadece çocuksu bir inadın ve yalanın yetişkinlere özgü versiyonudur bu.

Aslında aşk tam bitti dediğin noktada başlıyor.

Aşkın asıl sureti o zaman gösteriyor kendini her yanı onunla ve onun anılarıyla dolu dünyada. Anlıyorsun ki aşk bitti’kten sonra başlıyor.:dyg:


[YOUTUBE]DhCNQo7w42Q[/YOUTUBE]
 

Küçücük boynuna sığınıyorum sancıyla
Savrulmuşken yüreğimin dümeni
Bir parça mavilik uğruna
 
Bazı insanlar siyahtır, bazıları soluk.
Bazı insanlar parlaktır, bazıları ışıl ışıl…
Bazı insanlar mavidir, siyahın içinde kaybolmuş bir mavi, zamanla ona karışmış bir mavi. Bazıları da rengarenktir, bazen mutlu, bazen mutsuz, bazen sıradan… Önemli olan; bizim seçimlerimizdir.
Hayalimizde ki insanları bulmak istiyorsak eğer, onları tanıyalım. Şans verelim. Gel bana yaz, konuşalım seninle.
Rengarenk olmana gerek yok, ben siyahada aşığım.
 
İçimdeki hesaplaşmanın kare köklerine bir ip bağlayıp kendimi asıversem diye düşünmüyor da değilim. Ama yok valla ölmekten çok korkuyorum hatta yaşlanmaktan da ve yaşamaktan. Neden çünkü sizin kolayca aşabildiğiniz, olmamış gibi davrandığınız ya da takmadığınız şeylerde ben çok kırılıyorum. Yastığa başımı koymadan bile uykuya dalamayacağımı anladığım akşamların gündüzlerinde akışına bırakmakta mesela çok zorlanıyorum.
Böyle nasıl bir insanım biliyor musun zaman zaman, O gün hiç ütü yapmadığını bildiği halde evden çıkmadan ütünün fişini 5 kere kontrol eden biri gibiyim.
Ve ütü yapmaktan nefret ederim.
 
Pişmanlıklarla uyanıyorsunuz güne. Üşüyen bacaklarınıza örttüğünüz nevresimin buz gibi dokusu sizi uyandırıyor, öfkeleniyorsunuz kendinize. Dün'ü hatırlayınca kaburgalarınız çatlıyor, kalbinize batıyor, daha çok öfkeleniyorsunuz kendinize.
Telefon rehberini karıştırıyorsunuz elde var yalnızlık. Bir hafta sonu daha, ömrünüzden eksilip gidiyor.
Tek başınızasınız. İş yeri mesaisi bitiyor, şimdi yalnızlığın mesaisi başlıyor.
Pişmansınız. Her şeyden. Öfkenizin pürüzlü sesi, kırdıklarınız için “hak etti” derken, nefretinizin gür sesi affetmedikleriniz için pişman olma diye sizi teselli ediyor. Başınızı kaldırın, en yakınızdaki aynaya bakın. Öfkeniz, gözlerinizin altındaki torbalardan ya da yüzünüze mıhlanmış huzursuzluk ifadesinden daha mı dürüst?
Pişmansınız. Şimdi kendinize kızma vakti. Öfkeleniyorsunuz.
Daha çok öfkeleneceksiniz. Ama insan bencil bir varlık, kendinize kızmayı bırakacak ve yeni bir günah keçisi seçeceksiniz birazdan.
Aslinda,bakışlarınız birkaç saniyede özetliyor hayatınızdaki felaketi.
 
Geri