Üniversite Psikolojisi

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üniversite Psikolojisi

”İşte bu! İstediğim üniversiteyi kazandım abi. Bir de manita yaptık mı gel keyfim gel.” felsefesi ile üniversite hayatına da atılınır. Artık ailesinden uzak diyarlarda üniversite hayatına adımını atmıştır. Özgürdür. E artık hazırlık sürecinde çekilen cefanın sefası sürülmelidir, değil mi? Artık hayat onun hayatıdır. İstediği kadar uyur, istediği ile takılır, istediğini yer, istediğini içer, istediğini yapabilirdi. Artık kitap başında sabahlamalar yoktur.

Bir kaç ay öncesinde son bulan hayatın tam tersi onu beklemektedir. İlk günlerin verdiği gaz ve hazla arkadaş edinilir, çevre yapılır karakterler çözümlenmeye alınır, sentezlenir ve aralarından mıknatıs gibi çekilmeye başlanılır. Teklifler uçuşur, iltifatlar havada birbirleri ile akraba ola dursunlar, bir ilişkiye girişilmiştir bile. Balın tadına bakılır. Yok hoşuna gitmedi değiştirilir. Derken bu sistematik bir şekilde devam eder. Ta ki aranılan kişi bulunana dek. Vizeler finalleri kovalarken, kızlar da kovalanmaya devam eder ve aranılan kan bulunmuştur. Yeni tanışmış olmasının bir önemi yoktur, tanıyacak zaman önünde oldukça fazladır. Genelde ilk etapta çok iyi anlaşılır. Hayat böyle devam ede durur iken, okulun da sonuna yaklaşılmaktadır. Birbirlerini seviyorlar da, anlaşıyorlar da, evlenmek lazım ama di mi? Hayaller kurulur, en ince ayrıntısına kadar planlar yapılır. Üniversite de okuyor, illa ki iş bulacak di mi? Ve okulun bitmesi beklenilir.

Aman Allahım o da ne? Okul biter ama zayıf dersler var, görünüşe bakılırsa okul uzayacak, aileye durumun nasıl açıklanacağı düşünülecek, okulun uzaması onu kız arkadaşından ayıracak, kaldığı dersleri geçebilmesi için ve temel ihtiyaçların karşılanması için para gerekecektir. Kız arkadaşının da okulu bitmiştir. O artık evin yolunu tutadururken bizimki de yine yalnızlığın eşiğindedir.

E şimdi ne olacak? derken ve bir yandan okulun nasıl biteceği düşünülürken, bir yandan da harçlığın nerden geleceği düşünülür. Diğer yandan hayallerinin gecikmesi ve gerçekleşmemesinin verdiği yıkıntı ile yine lisedeki isyanlara dönülmüştür.
Askerlik ve İş Hayatı Psikolojisi

İlişkileri herkes kendi yoluna gitmek zorunda olduğu için ayrılık kaçınılmazdır.Yine kaybetmiştir.N’apalım, artık üniversiteden sonraya nasipmiş avuntusuna girilir ve üniversite bir şekilde bitirilir. Tercihe göre askerliğe gidilir veya çalışma hayatına geçilir. Çalışma hayatını tercih edenler yine yeni sulara yelken açar ve ilişkiler tazelenir. Askerlik engeli de aşılmalıdır artık. Bir an önce evlenmek gerekmektedir. Şimdi bekleme sırası kızdadır. Ve askere gidilir.Askerde yaşanılan çapkınlıklar, hafta sonları yapılan kaçamaklar, bir yandan da sevgilisi ile ilişkiyi yürütme çabaları ile boğuşmaktadır. Duruma göre ilişki orda bitirilir veya devam ettirilir.

”Oh be! Sonunda askerlik de bitti, bir de iş buldum mu bu iş tamamdır abi” denilir ve iş hayatına atılınır. Artık hedef kariyer yapmaktır. Evlilik en son iştir. Koşuşturmacalar başlar. Paralar kazanılır. Yenilir içilir, alemden aleme, o kulüp senin, bu kulüp benim derken almış başını gitmiştir. Nerde gece, orda sabah edilir, tabi çoğu kez de yalnız sabahlanmamaktadır. Ne gerek vardır ki evliliğe? Artık düşünce “30-35 yaşına doğru evlenirim” düşüncesine dönüşür.

Günler birbirini kovalarken, özgürlük tadı artık yalnızlığa dönüşmüştür. Geçmişte yaşanılan ilişki tecrübeleri ve askerlikten sonra yaşanılan özgürlük esnasında görülen ortamlar, kişiler, kadınlar derken gerçek hayattan tanışmakla işin olmayacağı düşüncesi ufaktan yer edinmiştir. “Sanal alemde yeni heyecanlar aramak fena da olmaz” diyerek profiller oluşturulur. Umduğunu bulma çabası ile bilgisayar başında saatler geçirilir. Buldukları ile de sahte profillerle güveni, samimiyeti ve sadakati son derece dikkatli bir şekilde sınanır. Derken aranılan reel hayattan veya sanaldan bir şekilde bulunmuştur.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri