Umut Herşeydir
umut varsa yaşam devam eder...
Kaldırımlara terkettiğimiz boynu bükük bir yetim
Sokakların karanlığını yudumlayarak beslenen bir münzevi.
Göklere, kelebeklere ve çiçeklere küskün bir deli kız.
Çöllerde susamış, denizlerde boğulmuş bir garip.
Yetimimiz, deli kızımız, garibimiz umut.
Evet, evet, ne kadar çok hırpalıyoruz umudumuzu.
Akşamları önce onu kovuyoruz kapıdan,
yüreğimizden sürgün ediyoruz yargılamadan.
Şehirlerde gece kondularda bile yer bulamıyor kendine.
Ta ki, masum, derin gözlere girip,
diri ruhları binek edip, pak yüreklere sokulup
bize, yüreği katılaşmaya durmuş, hayalleri küllenmiş erişkinlere akın edinceye kadar.
Umut, bir çocuğun gözünde bir parıltı olup yolumuzu kesiyor.
Umut, bir masum yüzün kıvrımlarına saklanıp gözümüzü alıyor.
Umut, bir cılız nefesin boynuna dolanıp kucağımıza düşüyor.
Umut, bir ince tebessümün burcuna yükselip kalbimizin coğrafyasını fethediyor.
Umut, illa da çocuklarla sokuluyor göğsümüze.
Çocuklar ki, yeniden büyütüyor bir yetimi.
Çocuklar ki, nicedir terkettiğimiz umudu evimize getiriyorlar gizlice.
Elinden tutuyorlar umudun, kapıdan içeri sokuyorlar.
Umut bir çocuğun hayata, insana, sevgiye, aşka, sevdaya, göklere, kelebeklere, uçurtmalara koşması kadar yanımızda.
Yeter ki umudu parladığı yerde, çocukların gözlerinde, söndürmeyelim.
Bir kandil yakalım, bir kıvılcım olalım derin, mavi gözlere...
Umudu eve çağıralım....
Yanı sıra oğlumuz, kızımız da gelecek göreceksiniz.
Göreceksiniz, sizin de gözlerinize parıltılar doluşacak...
Önce umudu göreceksiniz, sonra herşeyi....
Umut gözleriniz olacak,
ilk defa göreceksiniz herşeyi...
alıntıdır...
umut varsa yaşam devam eder...
Kaldırımlara terkettiğimiz boynu bükük bir yetim
Sokakların karanlığını yudumlayarak beslenen bir münzevi.
Göklere, kelebeklere ve çiçeklere küskün bir deli kız.
Çöllerde susamış, denizlerde boğulmuş bir garip.
Yetimimiz, deli kızımız, garibimiz umut.
Evet, evet, ne kadar çok hırpalıyoruz umudumuzu.
Akşamları önce onu kovuyoruz kapıdan,
yüreğimizden sürgün ediyoruz yargılamadan.
Şehirlerde gece kondularda bile yer bulamıyor kendine.
Ta ki, masum, derin gözlere girip,
diri ruhları binek edip, pak yüreklere sokulup
bize, yüreği katılaşmaya durmuş, hayalleri küllenmiş erişkinlere akın edinceye kadar.
Umut, bir çocuğun gözünde bir parıltı olup yolumuzu kesiyor.
Umut, bir masum yüzün kıvrımlarına saklanıp gözümüzü alıyor.
Umut, bir cılız nefesin boynuna dolanıp kucağımıza düşüyor.
Umut, bir ince tebessümün burcuna yükselip kalbimizin coğrafyasını fethediyor.
Umut, illa da çocuklarla sokuluyor göğsümüze.
Çocuklar ki, yeniden büyütüyor bir yetimi.
Çocuklar ki, nicedir terkettiğimiz umudu evimize getiriyorlar gizlice.
Elinden tutuyorlar umudun, kapıdan içeri sokuyorlar.
Umut bir çocuğun hayata, insana, sevgiye, aşka, sevdaya, göklere, kelebeklere, uçurtmalara koşması kadar yanımızda.
Yeter ki umudu parladığı yerde, çocukların gözlerinde, söndürmeyelim.
Bir kandil yakalım, bir kıvılcım olalım derin, mavi gözlere...
Umudu eve çağıralım....
Yanı sıra oğlumuz, kızımız da gelecek göreceksiniz.
Göreceksiniz, sizin de gözlerinize parıltılar doluşacak...
Önce umudu göreceksiniz, sonra herşeyi....
Umut gözleriniz olacak,
ilk defa göreceksiniz herşeyi...
alıntıdır...