Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Umre yapmak isteyenler, gerekli hazırlıkları yaptıktan ve iki rek’at ihram namazı kıldıktan sonra,
"Allah’ım! Senin rızan için umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle."
Diye niyet edip 'telbiye' söyleyerek ihrama girerler. Bu şekilde ihrama girdikten sonra Kâbe’yi usulüne göre tavaf ederler.
Nihayet Safa ile Merve arasında sa’y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkarlar. Böylece umre tamamlanmış olur.
Umre'nin ihramına girilir. Umre'nin tavafı, sa’yı ve tıraş olup ihramdan çıkılması yapılır.
Mikat sınırları dışında kalanlar Umre için ihrama, Mikat sınırlarında veya daha önce girerler. Harem Bölgesinde bulunanlar, Harem bölgesinin dışına çıkarak ihrama girerler.
Harem Bölgesi ile Mikat sınırları arasında (Hıl Bölgesinde) olanlar ise bulundukları yerden ihrama girerler.
Ülkemizden gidip de, Mekke’de bulundukları süre içinde umre yapmak isteyenler, genellikle Medine-Mekke otoyolu üzerinde ve Harem-i Şerif’e yaklaşık 5 km. uzaklıkta bulunan Ten’im'e giderek ihrama girmektedirler. Bugün burada Hz. Aişe Mescidi bulunmaktadır.
Umrede Kudüm tavafı, Arafat ve Müzdelife vakfeleri, Şeytan taşlama ve Veda tavafı gibi görevler (menasik) yoktur.
Haccın ihram, tavaf, sa’y ve tıraş gibi menasikinde, rükün, şart, vacip ve sünnet olan hükümler, Umre'nin menasikinde de söz konusudur.
Hac yapıldıktan sonra bir süre daha Mekke’de kalacak olan hacılar, imkân buldukları takdirde, isterlerse bayramın dördüncü günü akşamından itibaren Umre yapabilirler. Özellikle İfrad Haccı yapanların, hacdan önce umre yapmadıkları için, hacdan sonra umre yapmaları uygun olur.
Temettu Haccına niyet edenlerin hacdan önce ikinci, üçüncü. Umre yapmaları caiz ise de, o günlerdeki izdihamı da dikkate alarak, bunun yerine bol bol nafile tavaf yapmaları ya da mümkün mertebe vakitlerini Harem-i Şerif’te geçirmeleri daha iyidir.
"Allahım! Sen sonsuz izzet ve kerem sahibisin. Benim bilemeyip de senin bildiğin günahlarımı affet, beni bağışla!" Rüknü Yemani'de Okunan Dua: Rabbimiz! Bize hem dünyada ve hemde ahirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!"
Mekke-i Mükerreme'nin Fazileti
Allah Teala, Mekke'yi birden çok isimle anmaktadır. Kur'an-ı Kerim'de Mekke için "Ümmü'l Kura ve çevresindekileri uyarman için" En'am suresinin 92. ayetinde "Ümmü'l Kura", "İncire, Zeytine, Sina dağına ve şu Emin Beled'e yemin ederim ki" Tin suresinin 1. 2. 3. ayetlerinde "Emin Beled", "Bu Beled'e yemin ederim ki sen bu Beled'de oturmuşsun" Beled suresinin 1 ve 2. ayetinde "Beled" isimlerini zikretmiştir.
Mekke'de bulunan Beytullah için Allah Teala Kur'an-ı Kerim'de,"O Eski Ev'i tavaf etsinler" Hac, 29'da "Eski Ev", "Allah Saygın Ev Kabe'yi insanlar için güven durağı yaptı" Maide suresinin 97. ayetinde "Saygın Ev" tabirlerini kullanmıştır.
Mekke'nin saygınlık kazanması için dua eden Hz. İbrahim (a.s.) şöyle demiştir:
"Rabbim bu Beled'i emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut" (İbrahim, 35). İbrahim, "Ey Rabbim! Burayı güvenilir bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle" diye dua ettiğinde ise, Allah Teala: "Kim inkar ederse onu az bir süre faydalandırır sonra onu Cehennem azabına sürüklerim. Ne kötü varılacak yerdir orası buyurmuştur" (Bakara, 126).
Allah Teala, "Biz Ev'i insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın) İbrahim ve İsmail'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükü ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik" (Bakara, 135) buyurmaktadır.
Allah Teala, Hz. İbrahim'in diliyle mealen şöyle buyurmaktadır: "Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Saygın Evi'nin yanında ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim" (İbrahim, 37).
Kureyş kabilesi Hz. Peygamber'i Mekke'den çıkardığında Hz. Peygamber bir dağın tepesine çıkıp Mekke'ye ve onun mahallelerine bakıp şöyle demiştir:
"Benim için senin en sevimli belde olduğunu biliyorum. Allah için de en sevimli belde olduğunu biliyorum. Müşrikler beni çıkartmasaydı seni terketmezdim."
Sahihayn'da anlatıldığına göre, Allah Resulü şöyle buyurmuştur: "Allah Teala bu Beled'i yer ve gökleri yarattığı günden itibaren Kıyamete kadar saygın kılmıştır."
Hz. Peygamber Fetih yılında Akabe cemresini taşlayıp şöyle buyurmuştur:
Vallahi Sen Allah'ın en hayırlı yerisin, Benim için Allah'ın en sevimli beldesisin; beni, orayı terketmeye zorlamasalardı seni terketmezdim, "haberiniz olsun Mekke benden önce kimseye helal olmadığı gibi benden sonra da kimseye helal olmayacaktır. Bana da sadece bir günün bir saatinde helal olmuştur.
Ağacına balta değdirilmez. Yitiğini kimse elini uzatıp, asılamaz. Sahibini aramak için dahi olsa?"
Mekke Allah Teala'nın ve Allah Resulü'nün saygın evidir. Oraya giren emniyette olur.
Mekke'ye Giriş Duası:
"Allahım! Bu ev, içine girenleri emniyetine aldığın saygın evindir. Allahım! Beni cehennem ateşinden koru, kullarını dirilttiğin günkü azaptan beni emin kıl, beni dostlarından ve sana itaat eden kullarından eyle!"
Hz. Peygamber, Mekke'ye girdiğinde şöyle derdi: "Allahım! Mekke'den çıkıncaya kadar ecelimizi takdir etme."
İhrama girmiş kişi Mekke'yi gördüğünde şöyle demelidir:
Allahım! bana burada kalmayı nasip eyle ve helal rızık ver.
Beytullah'ın Fazileti:
Mescid-i Haram veya Kabe Allah'ü Teala'nın isimlendirdiği gibi "Eski" veya "Kurtarılmış Ev" demektir. Yeryüzündeki zalimlerden kurtarılan Kabe'ye hiçbir zaman bir zalim hakim olamamıştır. Allah Teala Kabe'yi yıkmak isteyen Ebrehe ve ordusu üzerine Ebabil kuşlarını göndermiştir.
Ayrıca Allah Teala hakkıyla inanıp, elçisi Hz. Muhammed'in izini takip eden ve Evi Kabe'yi ziyaret edenleri cehennemden azat etmektedir.
Kabe'yi, İbrahim ve oğlu İsmail doğrudan Allah'ın emri gereğince inşa etmişlerdir. Bu konuda Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Bir zamanlar İbrahim, oğlu İsmail'le birlikte Beytullah'ın temellerini yükseltiyorken şöyle diyorlardı: "Ey Rabbimiz bizden bunu kabul buyur.
Şüphesiz sen işitensin bilensin". Böylece peygamberlerin atası Hz. İbrahim yer yüzünde en şerefli yerde en şerefli mescidi inşa etmiştir. Allah Teala, Beytullah'ı yer yüzünde en çok ziyaret edilen mescit kılmıştır. Yer yüzünde en çok Beytullah sonra Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa ziyaret edilir. Mescid-i Haram'da kılınan namazın sevabı normal camilerde kılınan namazın yüzbin katıdır.
Mescid-i Haram'a Girerken Okunacak Dua:
Lanetlenmiş şeytandan şanı yüce, bağışlaması bol, hakimiyeti ezeli olan Allah sığınırım. Elhamdu Lillah, Bismillah, Allahım! Muhammed'e rahmet eyle! Günahlarımı bağışla! Bana rahmet kapılarını aç!
Kabe'ye Girme Adabı:
Kabe'ye gusül alarak, taharetle girilmeli ve hiç kimse rahatsız edilmemelidir. Mümkün olduğu kadar huşu ve niyaz halinde olunmalı, ağlamalı, gözünü Kabe'nin tavanına doğru dikmemeli, bunu Allah'a saygı ve tazim için yapmalı ve devamlı Allah'ı anmalıdır.
Hz. Aişe'den şöyle bir rivayet nakledilir: Kabe'ye girip gözünü Kabe'nin çatısına doğru kaldıran müslümanın garip bir hali vardır. O, Allah'a saygı ve hürmetin bir gereği olarak bu hareketi yapmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) Kabe'ye girdiğinde oradan ayrılıncaya kadar gözünü secde mahallinden ayırmazdı.
Hz. Peygamber'in Kabe'ye Girişi: Hz. Peygamber (s.a.v.) Hicretten sonra Mekke'nin Fethi günü, Kaza umresi ve Veda haccı esnasında olmak üzere dört defa Kabe'ye girmiştir.
Kabe'ye Girmenin Sevabı:
Hz. Peygamber (s.a.v.), "Kim Kabe'ye girip namaz kılarsa günahlardan arınıp bağışlanmış ve sevap kazanmış olur." Bir diğer rivayette ise "bağışlanmış olarak oradan çıkar" buyurmuştur.
İbni Ömer Kabe'ye girme adabı hususunda şöye anlatır: "Kabe'ye girmek kötülüklerden sıyrılıp iyiliğe girmektir." Ata şöyle anlatır: "Kabe'nin bizzat kendi içinde iki rekat namaz kılmak bana Mescid-i Haram'da dört rekat kılmaktan daha sevimlidir." Yahya b. Ca'de b. Hübeyre "Oraya giren emniyette olur" (Âl-i İmran, 97) ayetinin anlamı hakkında "Oraya giren ateşten emin olur" demiştir.
Hafız Ebu Tahir Selefi, Kabe'ye girerken şu şiiri okumuştur:
"Kabe'de Rahman'ın güvencesine giren kimsede,
Kalır mı günah! Hayır! hayır kalmaz,
Bundan da öte hepisini bağışlar da!
Herkes güvenli, tertemiz döner yurduna!"
Kabe'ye Bakmanın Fazileti:
İbn Abbas anlatıyor: "Kabe'ye bakmak halis imandandır." Hammad b. Ebu Seleme de şöyle der: Kabe'ye bakanın hali, ibadetle meşgul olan gibidir. Mücahid de şöyle der: Kabe'ye bakmak ibadettir. Ata ise: Beytullah'a bakmak ibadettir. Said b. Müseyyeb de: İslam'a inanarak ve onu gönülden tasdik ederek Kabe'ye bakan kimse annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olur" der.
Kabe Görüldüğünde Okunacak Dua:
Kabe ilk görüldüğünde dua okumanın müstehap olduğuna dair rivayetler vardır. Kabe görüldüğünde şu dualar okunabilir.
"Allahım! Bu Ev'in insanlar nezdinde saygınlığını ve değerini, daha da artır.
Onu hac ve umre için ziyaret edenlerin de takva ve saygınlıklarını ziyade eyle! Allahım! Huzur ve esenlik senin sıfatın, huzur ve esenlik sadece senin kaynağından bize ulaşır. Allahım! Bize huzur ve esenlik dolu bir hayat ver!
"Allah'ım Bu harem senin haremin, bu şehir senin şehrin, bu huzur senin huzurun, bu kul senin kulun; sana uzak memleketlerden geldim, çok günahlarla kötü amellerle geldim, sana çaresizlerin diliyle yalvarıyorum, azabından korkuyorum, bana affınla muamele eyle, geniş cennetine al beni. Allahım! Bu harem senin ve Resulünün haremi, benim derimi, kanımı, kemiklerimi ateşe haram kıl. Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin günde beni azabından emin kıl!"
Mültezem'in Yanında Okunacak Dua:
"Allahım! Verdiğin nimetlere karşılık sana sonsuz hamdederim. Sana layık, bildiğim ve bilmediğim bütün övgülerle seni överim. Allahım! Muhammed ve onun aile efradına salat ve selam eyle! Allahım! Beni kovulmuş şeytandan muhafaza buyur, beni her türlü kötülüklerden koru, rızık olarak verdiğin nimetlerle beni kanaatkar eyle ve rızkımı bereketli kıl. Allahım! Beni nezdinde makbul bir kul eyle ve sana kavuşuncaya kadar beni istikametten ayırma!"
Hacer-i Esved:
Önce Hz.Peygamberin sonra da sahabelerin Hacer-i Esved'i öptükleri rivayetlerle sabittir. Bütün müslümanlar da bu sünneti kıyamete kadar devam ettireceklerdir.
Allah'dan başka hiçbir şeyin kendisine ne bir yarar ne de bir zarar veremeyeceğini belirten Hz. Ömer sahih bir rivayette Hacer-i Esved için: "Ey taş! Allah'a yemin olsun ki senin senin ne fayda ne de zarar veremeyeceğini biliyorum, Resulüllah'ın seni öptüğünü görmesydim seni öpmezdim" der.
Sahih bir hadiste Hz. Peygamber; "Allah Teala kıyamet günü Hacer-i Esved'i diriltecek, o taşın gözü ve dili olacak, sonra kendisini dünyada samimi bir şekilde öpenlere şahitlik edecektir." Tirmizi'nin sahih olduğunu söylediği bir hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Hacer'ül Esved sütten daha beyaz olarak cennetten indi; onu insan oğlunun günahları kararttı." Bir başka rivayette ise şöyledir: "O şirk ehlinin günahları yüzünden karardı."
Makam-ı İbrahim:
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Rükün ve Makam, cennet yakutlarından bir yakuttur; Allah onların nurunu gizlemiştir, şayet nurlarını gizlemeseydi bütün yeryüzünü aydınlatırdı."
İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edilir: "Rükün ve Makam, cennet yakutlarından bir yakuttur, insanların günahları onları karartmasaydı, onların nuru yeri de göğü de aydınlatırdı."
Makam-ı İbrahim'de Okunan Dua:
Şu ayetin okunması sünnettir: "Makam-ı İbrahim'de namaz kılınız."
İki rekat namaz kılınması da sünnettir: Birinci rekatta Fatiha ve Kâfirun, ikinci rekatta Fatiha ve İhlas süreleri okunur.
Sonra şöyle dua eder: "Allahım! Ben senin kulunum, kulunun evladıyım, huzuruna çok günahlar ve kötü amellerle geldim; bu Makam, ateşten sana sığınanların makamıdır; Allahım günahlarımı bağışla, zira sen günahları örten ve merhamet edensin."
Hicr-i İsmail'de Okunan Dua:
"Allahım! İhsanını umarak çok uzaklardan geldim. Ey bağışlaması bol olan Allahım! Bana öyle bir ihsanda bulun ki başkasına muhtaç olmayayım."
Zemzem Suyu Başında Okunan Dua:
Hz. Peygamber (s.a.v.) Zemzem suyu hakkında şöyle buyurmuştur: "Zemzem karnı doyuran bir yemek, hastalıklara iyi gelen bir şifadır."
İbn Abbas, Resulüllah'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "Zemzem suyu ne niyetle içilirse o şey için faydalıdır."
İbn Abbas Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Yeryüzünün en hayırlı suyu Zemzem'dir. O karnı doyuran bir yemek, hastalıklara iyi gelen bir şifadır."
Muaviye b. Ebu Süfyan, haccedip Zemzem suyundan içtiğinde şöyle demiştir:
"Zemzem suyu şifadır, ne niyetle içilirse o şey için faydalıdır."
İbn Abbas şöyle demiştir: Biz Zemzem suyunu karın doyuran olarak adlandırıp onu en iyi rızık sayardık."
İbn Abbas ayrıca şöyle demiştir: "Salih kulların suyu Zemzem'den kana kana içiniz."
İbn Abbas bir başka rivayette şöyle anlatır: "Resulüllah (s.a.v.) birine ikramda bulunmak istediğinde ona zemzem suyu takdim ederdi."
Hacer-i Esved İstilam Edilirken Okunacak Dua:
"Bismillah, Allahu Ekber, Allah'ım! Sana inandım, kitabını tasdik ettim, ahdine vefa ediyorum, peygamberine uyuyorum, onun sünnetine gönül bağlıyorum." Tavafın her şavtında, Hacer-i Esved'in hizasına gelindiğinde bu duayı tekrarlamak müstehaptır.
İmam Şafii'nin açık kavline göre umre de hac gibi farzdır. Umre'nin farz olduğuna dair İmam Şafii Kur'an ve Sünnet'ten delil getirmiştir. Kur'an'dan delili şu ayettir:
Hac ve umre'yi Allah için tamamlayın (Bakara/196)
Sünnet'ten delili ise Hz Aişe'den rivayet edilen şu hadîstir: Hz Peygamber'e 'Ey Allah'ın Rasûlü! Kadınlara cihad var mıdır?' diye sordum. Hz Peygamber şöyle buyurdu:
Evet vardır. Ama içinde savaş olmayan bir cihaddı. Bu cihad hac ve umre'dir.
Bazı Mülâhazalar
1.Hac ve umre'nin farz olan adedi
Âlimler, hac ve umre'nin, gücü yeten bir kimseye hayatı boyunca bir defadan fazla farz olmadığında ittifak etmişlerdir Ancak Allah için hac yapmayı adayan bundan müstesnadır Onun adağım yerine getirmesi vacibdir
Bunun delili, Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği şu hadîstir: Hz Peygam-ber bir hutbe esnasında 'Ey insanlar! Size, hac farz kılınmıştır, hac yapınız' buyurdu Bir kişi 'Ey Allah'ın Rasûlü! Her sene mi?' diye sordu Fakat Hz Peygamber sustu Kişi bunu üç defa tekrar edince, Hz Peygamber şöyle buyurdu:
Ben sizi terkettiğim zaman benim yakamı bırakın Eğer 'evet' desey-dim, her sene hac yapmanız vacib olurdu, sizin de buna gücünüz yetmezdi Sizden önceki ümmetler peygamberlerine sual sorup da ihtilafa düştükleri için helak olmuşlardır, Size birşey emrettiğimde gücünüz yettiği kadar onu yerine getirin; size birşeyi yasakladığımda ise ondan kaçının!
Bir de Cabir b Süraka'nın rivayet ettiği şu hadîstir: Cabir b Süraka 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu umre bu sene için mi, yoksa ebediyyen geçerli mi?' diye sordu Hz Peygamber şöyle dedi:
Umre haccın içine girmiştir, umre haccın içine girmiştir Umre ebecİiyyen geçerlidir, umre ebediyyen geçerlidir.
2.Hac ve umre'nin vacib olduğu kişi, onları tehir edebilir mi?
İmam Şafii'nin mezhebine göre, hac ve umre'nin vacib olduğu kim-senin onları hemen yapması vacib değildir İsterse onları tehir edebilir Çünkü hac ve umre'nin zamanı, tüm hayat boyudur Ancak kişi gele-cekte hac ve umre'yi eda etmeye kararlı olmalıdır Bu, beraat-i zimme kaidesine ve ibadeti hemen eda etmenin sünnet olmasına ters düşmez
Artık hayırlarda yarışın Hepinizin dönüşü Allah'adır Hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri(n hakikatini) O size haber verecektir (Mâide/48)
3.Hz Peygamber'in yaptığı hac ve umre'Ierin sayısı
Katade şöyle anlatır: Enes'e 'Hz Peygamber kaç hac yaptı?' diye sor-dum Enes şöyle dedi: 'Hz Peygamber, bir hac, dört umre yapmıştır Umre'nin birini Zilkade, birini Hudeybiye'yi takip eden senede, birini yaptığı hac ile beraber, dördüncü umre'yi de Cirane denilen yerde ihrama girerek yapmıştır Çünkü Huneyn Gazvesi'nde elde edilen ganimetleri orada taksim etmişti.
Nevevî Şerh-i Müslim'de şöyle demektedir: Hz Peygamber'in yaptığı umre'Ierin biri Hudeybiye senesinin Zilkade ayında idi Fakat o sene Mekke'ye girmeleri engellendiği için kurbanlarını orada keserek ihramdan çıktılar Fakat bu umre sayıldı İkinci umre hicretin yedinci senesinde Zilkade ayında yaptığı urnre'dir Bu 'Gelecek sene umre yapacaksınız' diye va'd edilen umre'dir Üçüncü umre hicretin sekizinci senesinde Zilkade ayında yaptığı umre'dir Bu da fetih senesinde yapılan umre'dir Dördüncü umre ise Hz Peygamber'in farz olan hac ile beraber yaptığı umre'dir'
Hz Peygamber'in, hicretten önce yaptığı hac ve umreler bu sayıya dahil edilmemiştir Çünkü esas olan hac ve umre'nin farz kılınmasından sonra yaptığı hac ve umrelerdir.
UMRE YASAKLARI 1- Umre yapan Erkeklerin vücuda göre dikişle, örerek veya dokuyarak şekillendirilmiş elbise giymeleri.
2- umre yapan erkeklerin başlarını örtmeleri, eldiven,çorap ve topuklu ayakkabı veya topuğunu örtecek ya da kavrayacak şekilde kullanımı olan sandalet türü şeyler giymeleri.
3- Umre yapan kadınların yüzlerini, tenlerine değecek şekilde bir şeyle örtmeleri.
5- Umreciye Güzel koku sürmek.(güzel kokulu sabun ve deterjanların,kolonyalı mendillerin kullanılması sıkça görülen hatalardandır)
6- Umrecinin Şehevi söz ve davranışlarda bulunması,cinsi ilişkiye girmesi.
7- Umre yapan kişinin Başkaları ile tartışması,kavga etmesi,onları kırması.
8- Mekke harem hudutları içinde insan emeği olmadan büyüyen otlar ve ağaçları koparmak...
İHRAMLI BİR KİMSENİN; Duş alması, duş sırasında kokusuz sabun kullanması, Yüzük,kol saati,kemer,boyun çantası takması, Kirlendiğinde kokulu madde kullanmadan ihramını yıkaması, Giymiş olduğu ihramı,kirlenme,yırtılma ve benzeri durumlarda başka bir ihramla değiştirmesi, Pişikler ve ayak yarıkları için kokusuz krem kullanması, Başını kapatmadan battaniye, pike örtünmesi, Şemsiye kullanması.. caizdir.
Giydiği terlikte dikişin bulunması da ihrama zarar vermeyecektir.
Haccın eda şekilleri bahsinde yer yer bu konu ile ilgili değişik açıklamalar vardır.
- Kutsal topraklara gitmeden mutlaka bazı zatların kabirlerinin ziyaret edilmesi gerektiğine bunun yapılmaması durumunda ziyaretin eksik kalacağına inanmak.
- Kutsal topraklar yolcusunun arkasından su dökmek.
- Kutsal topraklarda dilek tutmak, çaput veya bez bağlamak.
- Tavaf yaparken dünyalık şeyler konuşmak.
- Kabe'nin örtüsünden kumaş kesip ondan medet ummak.
- Makam-ı İbrahim'deki fanusun camlarını öpmek.
- İnsanlara eziyet ederek Hacer'ül Esved taşına dokunmaya çalışmak.
- Harem'deki mermerlere sürülen kokuları alıp sürünmek.
- Dinen Sünnet sayılmadığı halde, bazı yerlerin ziyaretine özellikle önem vermek.
- Teberrük için kutsal toprakların taşından veya toprağından almak.
- Namaz kılanların önlerinden geçmek.
- İmamın arkasında vitir namazını kıldıktan sonra, vitir namazını tekrar kılarak kaza etmek.
- Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'inin herhangi bir yerini kendisinin namaz kılacağı yer olarak tahsis etmek.
- Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'inin herhangi bir yerini her ırkın ayrı bir yer olarak tahsis etmesi.
- Mescidlerde cemaat olabilecek insanlar varken, namazları ayrı ayrı veya birkaç cemaat halinde kılmak.
- Halkalar halinde Arafat'ta oturup, hareketli bir şekilde zikir etmek ve burada def çalmak.
Hac yapıldıktan sonra bir süre daha Mekke’de kalacak olan hacılar, imkân buldukları takdirde, isterlerse bayramın dördüncü günü akşamından itibaren umre yapabilirler.
Özellikle ifrad haccı yapanların, hacdan önce umre yapmadıkları için, hacdan sonra umre yapmaları uygun olur.
Temettu haccına niyet edenlerin hacdan önce ikinci, üçüncü...
Umre yapmaları caiz ise de, o günlerdeki izdihamı da dikkate alarak, bunun yerine bol bol nafile tavaf yapmaları ya da mümkün mertebe vakitlerini Harem-i Şerif’te geçirmeleri daha iyidir.
Ülkemizden gidip de, Mekke’de bulundukları süre içinde umre yapmak isteyenler, genellikle Medine-Mekke otoyolu üzerinde ve Harem-i Şerif’e yaklaşık 5 km. uzaklıkta bulunan "Ten’im"e giderek ihrama girmektedirler. Bugün burada "Hz. Aişe Mescidi" bulunmaktadır.
Umrede Kudüm tavafı, Arafat ve Müzdelife vakfeleri, Şeytan taşlama ve Veda tavafı gibi görevler (menasik) yoktur.
Haccın ihram, tavaf, sa’y ve tıraş gibi menasikinde, rükün, şart, vacip ve sünnet olan hükümler, umrenin menasikinde de söz konusudur.
Umre, ihrama girerek tavaf ve sa`y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmaktan ibarettir.
Hanefî ve Mâlikîler'e göre müslümanın ömründe bir defa umre yapması müekked sünnettir. Şâfiî ve Hanbelîler'e göre ise farzdır.
B) Umrenin Farz ve Vâcipleri
Hanefîler'e göre, umrenin farzları ihram ve tavaf olmak üzere ikidir. Bunlardan ihram şart, tavaf ise rükündür.
Şâfiî ve Hanbelîler'e göre bu dört nüsük yani ihram, tavaf, sa`y ve tıraş birer rükündür.
Mâlikî mezhebinde ise, ilk üçü rükün, tıraş ise vâciptir. Bu nüsüklerle ilgili hükümler ve umre için ihrama girme yerleri daha önce açıklanmıştır.
C) Umrenin Zamanı
Umre için belirli bir zaman yoktur, her zaman yapılabilir. Ramazanda yapılması mendup ve daha faziletlidir.
Ancak Hanefî mezhebinde "teşrîk günleri" denilen yılda beş gün yani arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde umre yapmak, tahrîmen mekruhtur.
Diğer üç mezhepte, haccetmeyen kişilerin teşrîk günleri dahil her zaman umre yapmaları, kerâhetsiz câiz görülmüştür.
Haccedenler ise, Mâlikîler'e göre bayramın 4. günü güneş batıncaya kadar, Şâfiîler'e göre ise vedâ tavafı dışında haccın bütün menâsiki tamamlanmadıkça umre yapamazlar.
D) Umrenin Yapılışı
Bulunulan yere göre mîkat sınırında veya Harem bölgesi dışında usulüne göre ihrama girilir. Harem-i şerif'e gelince: "Allahım, senin rızânı kazanmak için umre tavafını yapmak istiyorum. Onu bana kolay eyle ve kabul buyur!" diye niyet edilerek umre tavafı yapılır.
Tavaf namazı kıldıktan sonra, "Allahım, senin rızânı kazanmak için umrenin sa`yini yapmak istiyorum. Bana kolaylık ver ve onu benden kabul eyle!" diye niyet edilip Safâ ile Merve arasında umrenin sa`yi yapılır.
Sa`y tamamlandıktan sonra, uygun bir yerde saçlar dipten tıraş edilir veya kısaltılır. Böylece umre tamamlanmış ve ihramdan da çıkılmış olur.