Ülkenin ilerle(ye)memesi

  • Kullanıcı Thor
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 1209 gün önce görüldü
Bir ülkenin ilerleyiş seviyesini gösteren olgu topu, tankı, tüfeği değil bilime ve ilerlemeye yaptığı yatırımdır. Üzülerek söylemek gerekiyor ki ülkemizin bu konudaki karnesi hiç iç açıcı değil. Ayrıca seçimlerde oy alabilmek adına çıkartılan 3-5 uçak, tank ve benzeri projelerin gerçekliği de manidar.

Maalesef iktidarın ülkeyi yönetmekten anladığı şey dinsel duyguları istismar etmek ve popülizm yapmaktan ibaret. Bundan ötürü olsa gerek diyanete harcanan bütçe 8 bakanlığın bütçesinin toplamından fazla ve bilimden sorumlu bakanlığın 9 katı. Kendi iktidarlarının devamlılığını ve gücünü buradan almaya çalışmanın rakamsal karşılığı bunlar. Ülkemiz ihraç eden değil, ithal eden bir ülke. Bunun karşılığı üretici değil, tüketiciyizdir. "Biz bunu yaptık, dünya bizden bunu alıyor" diyebileceğimiz ne sayabiliriz ki... Yol yapmak, köprü yapmak, metro yapmak 20. yüzyılın başlarında modernlikti. 21. yüzyılda gelişmişliğin göstergesi bunlar değil. Aşiret mantığı, kabile reisi mantığı var ne yazıkki. Aydınlanmasız modernite.

Öte yandan bir ülkenin gelişmişliğini ekonomik açıdan ele alacaksak eğer ekonomik tablolara, rakamlara bakarak değil, halkın temel ihtiyacı olan olgulara ne şekilde ulaştığına bakmak gerekir. Halk, temel ihtiyaçlarına ucuz yollarla ve rahat bir şekilde ulaşamıyorsa, tekellerin, holdinglerin ve kartellerin borsadaki görüntüsü pek bir şey ifade etmez. Önemli olan halkın çoğunluğunu oluşturan, açlık sınırının altında yaşayan on milyonlarca insanın ülke kaynaklarından ne ölçüde nasiplendiğidir.
 
Sherlock hocam, sana göre ileri ne kadar uzak?

Çok uzak

Eğitim sistemi bizi eğitip hayatta nasıl başarılı olacağımızı anlatmak yerine, şimdiki sisteme köle olmayı öğretiyor

Yani; sorgulama, bişey üretme, tüket, ezil, ses çıkarma vs.

Örnek vermek gerekirse; 2. dünya savaşında yenilen, yok olan Nazilerle şimdiki Almanya arasında ne kadar fark var?

Bende sana bunu soruyorum
 
Konu başlığı yönlendirmeli, içeriği ise tamamıyla kinaye veya tezatlıkla dolu.
Kısacası iyi niyetli bir konu değil belli ama yine de tartışalım.

Bence ilerliyoruz. Büyük ölçüde olmasa da ilerliyoruz.

Ekonomi alanına baktığımızda; TÜİK'in açıklamasına göre geçen sene ekonomideki %4'lük büyüme oranımızı, bu sene %4,7'ye çıkarmışız. İhracatımız da %7,7 artmış. Cari açık yıllık bazda 28,9 milyar dolar gerilemiş. GSYH %4,2'lere kadar gerilemiş.

Öte yandan IMF'nin açıklamalarına bakarsak, "Türkiye büyümesini sürdürüyor." açıklamasını görüyoruz. Tahminlerine göre uzun bir süre boyunca Türkiye'nin her yıl ortalama %3,5 oranında büyüyeceğini söylüyorlar.

En öte yandan; Nike Zafer Mağazaları, Under, Skechers, Vans ve Kiehl gibi dünyaca ünlü giyim ve spor markaları bu sene Türkiye pazarına giriş yaptılar.

İçimize baktığımızda kendi ürünlerimi üretmeye başladık. Hepsi bir anda olmaz tabi. Yavaş yavaş.

Yani veriler ve uluslararası araştırmalar durumu ortaya koyuyor zaten.

Köprüdür, yoldur bunlar da birer etken tabi. Bu zamana kadar muhalefet dışında buna kıçıyla gülen birilerini görmedim ben. Gayet başarılı projeler ve olumsuz olarak eleştiren kişiler de bu projelerden yararlanıyor.

Bir çok ülke hem geçmişiyle övünür hem de gelişir.
Bu ülkelere en iyi örnek; Çin ve Rusya olabilir.

Yani insanlar veya ülkeler farkındalar. Neyin mi? Geçmişleri, onların varoluş nedenleri.
Bu kafada giden insanların Atatürk resimlerini kaldırdıklarında, "Vay efendim, nasıl kaldırırsınız?" demesi biraz abes olmuyor mu? Hani geçmişimizde takılı kalmıyorduk?

Şahsi fikrim; Osmanlı Tarihi de bizimdir, Cumhuriyet Tarihi de. Ne Fatih'i ne Yavuz'u ne Atatürk'ü ne de İnönü'yü unutamayız. Hepsi bizim geçmişimiz.

Bana kalırsa ülkemizin bir şeyler yaptığını görmek için gerçekten görmek gerekir.

Benim bu konudaki amacım fikir alışverişi yapmak
Ama sağol önyargılı davranmışsın :)

Diyorum ki yani demek istediğim; sürekli gündem hep 90 yıl öncesine gidiyor
Bazıları çıkıyor diyor ki; o zaman şu kadar yol, bu kadar tren rayı yapılmış biz 90-100 katını yaptık

Yol, köprü, hastane yapacaksın bu senin görevin
Amma ve lakin bunun yanında toplumun rahat yaşaması için işler yapıcaksın

Örnek vericek olursak; sen evlisin, çocukların var yani evin babası ve reisisin
Sen çalışıp eve para getiriyorsun, ailen seviyo seni bunlar normal abartılacak tarafı yok, Sen kalkıp daha fazla çalışıp terfi yada daha fazla para getirirsen, aileni her hafta sonu eğlenmeye, gezdirmeye tatile götürürsen çok iyi iş yapmış olursun ;)

Tabi ki de arada geçmişimize bakıp ders çıkarcaz ama yüzümüz hep ileri dönük olmalı
Sürekli arkamızı dönüp üretmek yerine yerimizde sayarsak oooo işimiz iş
 


Benim bu konudaki amacım fikir alışverişi yapmak
Ama sağol önyargılı davranmışsın :)

Diyorum ki yani demek istediğim; sürekli gündem hep 90 yıl öncesine gidiyor
Bazıları çıkıyor diyor ki; o zaman şu kadar yol, bu kadar tren rayı yapılmış biz 90-100 katını yaptık

Yol, köprü, hastane yapacaksın bu senin görevin
Amma ve lakin bunun yanında toplumun rahat yaşaması için işler yapıcaksın

Örnek vericek olursak; sen evlisin, çocukların var yani evin babası ve reisisin
Sen çalışıp eve para getiriyorsun, ailen seviyo seni bunlar normal abartılacak tarafı yok, Sen kalkıp daha fazla çalışıp terfi yada daha fazla para getirirsen, aileni her hafta sonu eğlenmeye, gezdirmeye tatile götürürsen çok iyi iş yapmış olursun ;)

Tabi ki de arada geçmişimize bakıp ders çıkarcaz ama yüzümüz hep ileri dönük olmalı
Sürekli arkamızı dönüp üretmek yerine yerimizde sayarsak oooo işimiz iş

Yazı tarafsız değil. Tarafsız olmadığına dair, yönlendirici cümleler:
"köprü, yol demeyin bütün dünya k*çıyla güler"
"Atatürk şöyleydi, Atatürk bunu neden yaptı, Osmanlı bla bla bla"
"Tüm dünya ki gelişmiş ülkeler ileri bakıp gelecekleri için birşeyler yapıyorlar"
ve devamındaki cümleler.

Yani o kadar uzun konu yerine aslında şöyle yazılabilirdi:
"Ülkenin ileriye gitmediği kesin. İleriye gittiğini düşünen kişiler, bu ilerlemenin nasıl olduğu bir yazsın da, dalga geçelim."

Çok ta uzun uzun yazmaya gerek yokmuş aslında. Görüldüğü üzere ön yargılı bir durum da yokmuş.

Örneklerle söyledim. Türkiye, geçmişini konuşan tek ülke değil. Geçmişini devamlı konuşan ve geçmişiyle devamlı övünen ama gelişmekten de geri kalmayan Rusya ve Çin gibi ülke örneklerini verdim zaten. Yani hem geçmişlerini konuşup, ön planda tutup, hem de başarıyı yakalayabilen ülkeler var.

Yol, köprü, hastane gibi yatırımların devamlı göze sokulması zaten yanlış. Burada konuşulması gereken yapılan yatırımlar değil. Geçmiş dönemde bu yatırımların neden yapılmadığı konuşulmalı.

Yani senin deyiminle örnek verecek olursak, bir kadın bir adamla evlenir. Adam her gün eve sarhoş gelir ve karısını döver. Kadın bu adamdan boşanır ve ikinci kere evlenir. İkinci kocası ise sadece kocalığını yapar. Ne daha kötüsü, ne de daha iyisi. Bu durumda kadın, ikinci kocasının kocalık yapmasından (normal olan yapmasından) dolayı değil, ilk kocasından göremediği şefkati gördüğü için mutludur.
 




Çok uzak



Eğitim sistemi bizi eğitip hayatta nasıl başarılı olacağımızı anlatmak yerine, şimdiki sisteme köle olmayı öğretiyor



Yani; sorgulama, bişey üretme, tüket, ezil, ses çıkarma vs.



Örnek vermek gerekirse; 2. dünya savaşında yenilen, yok olan Nazilerle şimdiki Almanya arasında ne kadar fark var?



Bende sana bunu soruyorum



Öncelikle sorduğun soruya cevap vermek istiyorum. Burada kesinlikle bi neonazi gözüyle bakılmasını istemem. Şöyleki, nasyonal sosyalist partisi göreve gelmeden önce Alman ekonomisi Avrupa'nın belkide en düşük ekonomilerinden biri idi. Hitler çıtayı kat be kat yükseltti. O dönemde halka dayalı bir ekonomi var olduğu için seçildi şimdi ise tamamen kapitalist bir görüntüye sahip. Hitler döneminde halk devlet için çalışıyor ve böyle büyüyordu şimdi ise kapital için yani dev markalar için çalıyor. Değişen pek birşey yok gibi ama illa büyüme oranı diyorsan şunu söyleyebilirim hitlerin Almanya'sı şimdiki Almanya'ya göre daha hızlı büyüyen bir ekonomisi vardı.

Madem Türkiye yi dev ekonomiye sahip almanya ile kıyaslıyorsun o halde şu örneğide sunayım. Birinci dünya savaşından ikinci dünya savaşına kadar geçen sürede aralarındaki tek fark birinin sürekli gelişiyor olması diğerinin kaplumbağa hızı ile gelişiyor olması idi. Belki bilgi sahibi değilsindir bilgilendirmek isterim birinci dünya savaşına Almanya Osmanlı ile girdi. Ve şimdiki Almanya'nın ekonomik gücü hitler Almanya ekonomisinin var oluşu ile gücünü devam ettirdi!!

...ve eğitim sistem. Evet bunda hem fikir olabiliriz (yada kısmen) bunuda açıklayayım okursan. Şimdiki eğitim sistemi bu hükümetin getirdiği bir sistem olarak görmek Türkiye'nin eğitim sisteminin geçmişini bilmemek demektir. Çünki köleleitirici eğitim sistemi 98 dönemlerine denk geliyor. 98 öncesi çok iyi değildi belki ama 98 den sonraya göre daha iyiydi. Dilersen açayım bunu. Örneğin bir teknisyen mesleki okullardan mezun olduğunda bir mühendis kadar yüksek yetkiye sahip değildir. Bir mühendis ise bir teknisyen kadar yetenekli değildir. Buda hemen her sektörde sabittir. Peki bir meslek okulu mezunu neden mühendis olamıyor -du- tabiki kat sayı sistemi. Bu ise sadece imam hatiplere yapılan bir darbe olarak algılanmasın diye tüm mesleklere getirildi. Şimdi sen kalkmış millet uzaya gidiyor diyorsun. Sormazlar mı adama; bu astronotlar bu kadar bilgiyi ve tekniği mühendislikle mi aldı diye. Bunlarda bu meslek üzerine lise eğitimini tamamladıktan sonra kolaylıkla ünide kendi branşına devam edebildi. Biz ise bir kaç değişikle kalabildik eğitimde.
Ve şu soru gelir arkasına, senin en iyi eğitim sistemi önerin nedir?


Bir hatırlatma 'göktürk 2 uydusu yazılmaları dahil yüzde yüz yerlidir!'
 


Yazı tarafsız değil. Tarafsız olmadığına dair, yönlendirici cümleler:
"köprü, yol demeyin bütün dünya k*çıyla güler"
"Atatürk şöyleydi, Atatürk bunu neden yaptı, Osmanlı bla bla bla"
"Tüm dünya ki gelişmiş ülkeler ileri bakıp gelecekleri için birşeyler yapıyorlar"
ve devamındaki cümleler.

Yani o kadar uzun konu yerine aslında şöyle yazılabilirdi:
"Ülkenin ileriye gitmediği kesin. İleriye gittiğini düşünen kişiler, bu ilerlemenin nasıl olduğu bir yazsın da, dalga geçelim."

Çok ta uzun uzun yazmaya gerek yokmuş aslında. Görüldüğü üzere ön yargılı bir durum da yokmuş.

Örneklerle söyledim. Türkiye, geçmişini konuşan tek ülke değil. Geçmişini devamlı konuşan ve geçmişiyle devamlı övünen ama gelişmekten de geri kalmayan Rusya ve Çin gibi ülke örneklerini verdim zaten. Yani hem geçmişlerini konuşup, ön planda tutup, hem de başarıyı yakalayabilen ülkeler var.

Yol, köprü, hastane gibi yatırımların devamlı göze sokulması zaten yanlış. Burada konuşulması gereken yapılan yatırımlar değil. Geçmiş dönemde bu yatırımların neden yapılmadığı konuşulmalı.

Yani senin deyiminle örnek verecek olursak, bir kadın bir adamla evlenir. Adam her gün eve sarhoş gelir ve karısını döver. Kadın bu adamdan boşanır ve ikinci kere evlenir. İkinci kocası ise sadece kocalığını yapar. Ne daha kötüsü, ne de daha iyisi. Bu durumda kadın, ikinci kocasının kocalık yapmasından (normal olan yapmasından) dolayı değil, ilk kocasından göremediği şefkati gördüğü için mutludur.

hayır o köprü yol yaptı bütün dünya bizi kıskanıyor deniliyor da, benim demek istediğim adamlar uzaya gitmiş orada yaşam var mı araştırıyor yani biz taş devrindeysek adamlar bizden 2-3 çağ ileride

hepimizin farklı bakış açıları olsa bile tek gayemiz ülkemizin gelişmesi değil mi?

abi haberlere bak mesela; adamın teki diğerini neden baktın diye öldürüyor, bir diğeri hiç yok yere canı sıkılıp öldürüyor yani saçma saçma nedenler

bunların altında da gelişememek, ailenin iyi eğitim verememesi, yani yanlış anlamazsan ülkemiz cahil, hepimiz cahiliz

elbette bu hükümetten sonra gelen iktidarın neler yapıp ne kadar çalıp çalışağı meçhul :)
 
Öncelikle sorduğun soruya cevap vermek istiyorum. Burada kesinlikle bi neonazi gözüyle bakılmasını istemem. Şöyleki, nasyonal sosyalist partisi göreve gelmeden önce Alman ekonomisi Avrupa'nın belkide en düşük ekonomilerinden biri idi. Hitler çıtayı kat be kat yükseltti. O dönemde halka dayalı bir ekonomi var olduğu için seçildi şimdi ise tamamen kapitalist bir görüntüye sahip. Hitler döneminde halk devlet için çalışıyor ve böyle büyüyordu şimdi ise kapital için yani dev markalar için çalıyor. Değişen pek birşey yok gibi ama illa büyüme oranı diyorsan şunu söyleyebilirim hitlerin Almanya'sı şimdiki Almanya'ya göre daha hızlı büyüyen bir ekonomisi vardı.

Madem Türkiye yi dev ekonomiye sahip almanya ile kıyaslıyorsun o halde şu örneğide sunayım. Birinci dünya savaşından ikinci dünya savaşına kadar geçen sürede aralarındaki tek fark birinin sürekli gelişiyor olması diğerinin kaplumbağa hızı ile gelişiyor olması idi. Belki bilgi sahibi değilsindir bilgilendirmek isterim birinci dünya savaşına Almanya Osmanlı ile girdi. Ve şimdiki Almanya'nın ekonomik gücü hitler Almanya ekonomisinin var oluşu ile gücünü devam ettirdi!!

...ve eğitim sistem. Evet bunda hem fikir olabiliriz (yada kısmen) bunuda açıklayayım okursan. Şimdiki eğitim sistemi bu hükümetin getirdiği bir sistem olarak görmek Türkiye'nin eğitim sisteminin geçmişini bilmemek demektir. Çünki köleleitirici eğitim sistemi 98 dönemlerine denk geliyor. 98 öncesi çok iyi değildi belki ama 98 den sonraya göre daha iyiydi. Dilersen açayım bunu. Örneğin bir teknisyen mesleki okullardan mezun olduğunda bir mühendis kadar yüksek yetkiye sahip değildir. Bir mühendis ise bir teknisyen kadar yetenekli değildir. Buda hemen her sektörde sabittir. Peki bir meslek okulu mezunu neden mühendis olamıyor -du- tabiki kat sayı sistemi. Bu ise sadece imam hatiplere yapılan bir darbe olarak algılanmasın diye tüm mesleklere getirildi. Şimdi sen kalkmış millet uzaya gidiyor diyorsun. Sormazlar mı adama; bu astronotlar bu kadar bilgiyi ve tekniği mühendislikle mi aldı diye. Bunlarda bu meslek üzerine lise eğitimini tamamladıktan sonra kolaylıkla ünide kendi branşına devam edebildi. Biz ise bir kaç değişikle kalabildik eğitimde.
Ve şu soru gelir arkasına, senin en iyi eğitim sistemi önerin nedir?


Bir hatırlatma 'göktürk 2 uydusu yazılmaları dahil yüzde yüz yerlidir!'

ya ben diyorum ki geçmişe bakıp mesela Osmanlıyı yıkıp Cumhuriyeti kuran Atatürk'ü konuşuyorlar ya, yoktan yani yıkılmış bir devletten nasıl yeni bir devlet nasıl kurulmuş
o yok denen şeyler nasıl yapılmış, borç içinde fabrikalar nasıl kurulmuş filan bunlar araştırılıp konuşulsun istiyorum

biz geçmişimize bakıp sadece suçlayıcı şeyler konuşuyoruz

Fatih Sultan Mehmet olmasaydı İstanbul fethedilmezdi
daha sonra Atatürk İstanbul'u fethetmeseydi şuan bizim değildi

Eğitim sisteminde de, başarılı olan ülkeleri araştırıp oradan ilham alıp burada işlemek onları.

Peygamberimiz; "İlim Çin'de bile olsa gidin" demiş
 




ya ben diyorum ki geçmişe bakıp mesela Osmanlıyı yıkıp Cumhuriyeti kuran Atatürk'ü konuşuyorlar ya, yoktan yani yıkılmış bir devletten nasıl yeni bir devlet nasıl kurulmuş

o yok denen şeyler nasıl yapılmış, borç içinde fabrikalar nasıl kurulmuş filan bunlar araştırılıp konuşulsun istiyorum



biz geçmişimize bakıp sadece suçlayıcı şeyler konuşuyoruz



Fatih Sultan Mehmet olmasaydı İstanbul fethedilmezdi

daha sonra Atatürk İstanbul'u fethetmeseydi şuan bizim değildi



Eğitim sisteminde de, başarılı olan ülkeleri araştırıp oradan ilham alıp burada işlemek onları.



Peygamberimiz; "İlim Çin'de bile olsa gidin" demiş



Eğitim konusunda sanırım senin fikrin geçmişte yapılan başarısızlıkları değil, başarıların kaynağını bulup geleceğe taşımak yada geleceği inşaa edecek nesillere ulaştırmak. Peygamber'imiz "ilmi Çin'de Bile olsa bulun" dan kastın bir mekan ile sınırlı olmadığını aynı zamanda tarih içerisinde varsa yine alın gelin gibi. Yanlış algıladıysam düzelt hocam.
Evet eğitimde buna gidilmiyor belki ama bunun gidilmemesi yine hükümetin sebep olduğunuza sanmıyorum. Osmanlı da eğitim, cumhuriyetten daha güçlüydü iddiasında bulunabilirim (en azından ilk yıllarında). Buna örnek zaviyelerin kapatılması -ki bunları kapatmaya dayatan Atatürk değildi, işgal güçleri idi. Çünki osmanlının eski gücüne yine eğitim ile gelineceğini biliyordu.

Belki konu dışında görülecek ama bi tespiti belirtmek istiyorum. Son 15 yılda ülkemizin güçlendiğini gören güçler durdurmak için çaba sarf ediyor. Irak Suriye bunları gösteriyor. Zira Irak savaşında tüm dünyanın gördüğü fakat bizim görmediğimiz Türkiye'nin sınırlarını genişletmesi. Örneğin kuzey Irak Kürt bölgesi. Resmiyette Irak'ın bir bölgesi ama fiiliyatta Türkiye'nin bir parçası. Dünya bunun devam etmesinden çekindiği için eğitim istemiyor.
 
halkın gerilemeyi ilerlemek sandığındandır
 
Geri