Ülkedeki her şeyin ismini "15 Temmuz" yapmak

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Podzemlje isimli kullanıcının açtığı konuya yorum yazıyordum ki bir anda hızımı alamayıp Orhun kitabeleri minvalinde yazı yazdığımı farkettim.
Bkz : Orhun kitabeleri

Bkz : ilgili konu

Mesajım bu kadar uzamışken konu olarak açmış olayım dedim. Daha fazla uzatmadan konuya geçiyorum.

***

Siyasetin en önemli unsuru ve olmazsa olmazı propagandadır. İster haklı olun ister haksız, kimin daha "üstün" olduğunu yapılan propagandanın muhtevası belirliyor.

Bkz : Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser.(Goebbels)

Bu nedenle Erdoğan ve şurekası her yerde 15 Temmuz'u propaganda ediyor. Caddelerde, sokaklarda, okullarda, camilerde, iş yerlerinde, televizyonlarda, spor camialarında, kültür sanatta, maliyede(15 Temmuz'a dair para basılması) ve bilimum seslenebildikleri her alanda.

Elbette burada işlenen tema önemli. Konunun ne şekilde ele alındığı. Düz bakan ve geçmişi sorgulamayan veyahut bilgi sahibi olmayan bir yurttaş yada ülkemiz hakkında sadece güncel yazım ve çizimlerle bilgi sahibi olan yabancı uyruklu bir kimse, 15 Temmuz'da devlet içinde "gizlice" örgütlenmiş cemaat adlı bir oluşum olduğunu ve demokrasiye balta vurmak istediğini düşünecektir sadece. Ve olayı bu eksende ele alacaktır. Kuşkusuz hükümet ve kurmaylarının istediği de bu. Zira hiçbir yerde, doğru düzgün çıkıp da darbenin öncesinden, ne şekilde bu noktaya gelindiğinden söz ettiklerini anımsamıyorum. Ki bunlardan söz etmeleri de kendi zararlarına olduklarından anlaşılır(kabul edilebilir değil) buluyorum. Kaldıki toplumun tamamını ikna etmek gibi bir niyetleri de yok.

Bkz : Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak kolaydır. (Goebbels)
Bkz : Asla kabahat ve suç üstlenmeyin. (Goebbels)

Evet, sürekli olarak bu konu hiç soğumayacak şekilde ısıtılıp gündeme sunuluyor. Buradan kendilerine yönelik pay çıkartılıyor. Nedir bu pay?

- 15 Temmuz'un gündemde bulunması vasıtasıyla tasfiyelere meşruluk kazandırmak. Bunu sadece eski hocaları olan Gülenciler için değil, muhalif olarak gördükleri herkes için yapıyorlar. Gazeteciler, aydınlar, muhalefet olarak konumlandırılan herkes buna dahil.
Bkz : TKP'li avukatın FETÖ'den gözaltına alınması
Bkz : Ahmet Şık'ın tutuklanması

- 15 Temmuz'a dair halkı pohpohlayarak(kahramanlık-destan içerikli nutuklar çekmek suretiyle) daha fazla sahiplenmesini sağlamak ve seslenebileceği alanın zeminini genişletmek.

- İleride çıkması muhtemel olan yeni ekonomik yada siyasi krizleri doldurabilecekleri bir çuval oluşturmak.

- Nasıl ki önceleri Cumhurbaşkanı "toplu açılış" adı altında AKP propagandası yapıyorsa, 15 Temmuz adı altında da kendi siyasetlerini propaganda edebilecekleri yeni bir alan oluşturuyorlar. Örneğin okullarda 15 Temmuz etkinliği düzenleyip beraberinde güncel politikalarını propaganda etmek gibi...

Vs. Daha da genişletilebilir.

Ne kadar propaganda yaparlarsa yapsınlar, mızrak çuvala sığmıyor. Beraber o kadar çok kumpas kurdular ve suç işlediler ki, hala ülkenin büyük kısmına bunu inandırabilmiş değiller. En azından %49'una.(son dönemlerdeki Kemalizm propagandasını da bu açıdan ele alabiliriz). Evet, 27 Mayıs sonrası ilan edilen "Hürriyet ve Anayasa Bayramı"nı kaç kişi anımsar yada bilir? Nasıl ki o da unutuldu ve bilinmiyorsa, bu tarih de unutulacak. Zira sahte tarih yazıcılığı bir noktaya kadar etkili olabilir ve sadece günü kurtarabilir. 15 Temmuz propagandası belki bir müddet iş de görebilir. AKP'yi kurtarabilir. Ama Türkiye'yi kurtaramaz.

No Pasaran
 
Biraz kafası çalışan fanatiklikten sıyrılıp objektif bakabilen neyin ne olduğunu anlar ve bilir.
 
Bu olabilir tabi ki ama her şeyin adı da değişmez.
Yeni bir şey yapılır bina , park , okul gibi verirsiniz de var olan şeyleri değiştirmek biraz karışıklığa neden oluyor
Okul, durak, sokak adı gibi
 
Yarın sol görüşlü biri geldimi ülkenin başına kaldırılır bu saçmalık
 
Esenleri bile 15 temmuz demokrasi otogarı yapmışlar ya. Çok komik..
 
Tiyatro salonlarının isimlerine de koymalılar ..
 
bazı yalaka belediye başkanlarını kurtarmaya yetmez
bu ihaneti de bu millet unutmaz
 
Çanakkalede okuyorum. 18 mart terminalinin ismi 15 temmuz terminali olarak değişti. ''Sayın'' cumhurbaşkanımız 18 martı sildi. bunun üstüne cidden bişey diyemiyorum
 
Öncelikle bu güzel kalem için teşekkürler No Pasaran...

Aslında bu yeni bir durum değil, Ülkenin kısa tarihinde gücü elinde tutan her siyasal iktidar her alanda nüfuz edebilmek , iktidarda kalabilmek ve ideolojik kadrolaşmak için yeniden tarih yazıcılığına , yeniden adlandırmaya mevcudu bir değişim dönüşüm sürecine sokmaya çalışmış her defasındada çuvallamışlardır. Bu sadece bu iktidar erkinin bir sorunu olmayıp ülkenin uzun vadeli olmayan günü birlik politikalarının esiri olmasından kaynaklanan tarihi kökleri olan bir sorundur. Konumuz Resmî tarihin yeniden ele alınması olmadığı için sadece mevcudu ele alacak olursak;

Ülke ilk iktidar erkinden başlayarak bugünkü iktidar da dahil olmak üzere emperyalist dayatmalara boyun eğen küresel güçlerin rotasında hareket eden bir ülke konumunda olmuştur. Bunun sonucunda gelişen her yeni konjektür gereğide kısa vadeli politikalar çizerek anı kurtarmaya çalışmışlardır. Mevcut iktidarda zaten bu yanlış politikaların bir benzerini içeride millilik ve Milliyetçilik , dışardaysa kırılgan ve ilkesiz politika ve ittifaklarla mevcut sorunlarını aşmaya çalışmış ve kullandığı her aracıda bir şekilde yüzüne gözüne bulaştırmayı başarmıştır.

Türkiye içerde ve dışarda geliştirdiği politikalarda özgün olma yetini asla yakalayamamış çoğunlukla kendini bir şekilde emperyal ve dspotik güçlerin bir kuyruğu haline getirmiştir. Bir yerden kopmaya karar verdiğinde başka bir emperyalizm kucağına oturmayı sözde politik manevra olarak görmüştür.

İçerdeki çürümüşlük , kadrolaşma ve iktidarda kalmak için herşeyi meşru görme sendromu içerdeki her tür kirli yapılarla ilişki kurma yollarına onları mahkum etmiş tıpkı fetö yapılanması gibi karanlık ve kullanılan örgütleri bu ülkenin başına bela haline getirmiş olanda yine geçmiş iktidarların hataya düştüğü ve bu iktidarında yaptığı hatası telafi edilemeyecek bir hatadır. Oysaki iktidarın Kendi içlerinde olan birçok kişi bile bu kirli yapının Türkiyede ve küresel bazda kimlere ve nasıl hizmet ettiklerini zaten biliyor ve bunu bile bile kendi iktidarlarının devamı için bu işbirliğine girmiş hatta devletin her kademesine bizzat kendi elleri ile bunları yerleştirmişlerdir...

Kangren olan uzuv iyileştirilemiyorsa kesilir söylemi benim için aslında hatalarda izlenecek yolda çözüm içeren bir ilkedir. İktidar yaptığı hatalardan ders alan bir iktidar olmak yerine 15 Temmuzu hertür muhalifi sindiren bir politikaya dönüştürmüştür. Mevcut yapıyla mücadele yerine toplumun her kademesinde Feto ve onların küresel işbirlikçileri ile savaşan , bu uğurda yıllarca mücadele verenleri bile Fetöden içeri almayı başarmış ve bunu meşrulaştırmak içinde olmadık hile desise entrika ve hukuk katliamına baş vurmuştur...

Yiğidi öldür hakkını yeme , iktidarın yüzlerce olumlu projesini , yaptığı güzel işleri sıralayabiliriz. Ülkeyi bir yerden bir yere getirdiklerinde görebiliriz , katılır katılmazsınız o sizin görüşünüz , lakin bu demek değildir ki yaptığı hataları , ihanetleri , kumpasları , yolsuzlukları görmezden gelecek ve eleştirmeyeceğiz. Aksine bunu zikretmek ( gündemleştirmek ) bizim temel sorumluluğumuzdur...

Lakin ulusal çıkarlar , devletin güvenliği , iktidarın önceliği vb yüzlerce gerekçelerle ilkesiz ve zalimane politikalar geliştirmek bu uğurda sindirme politikaları uygulamak , içerde ve dışarda ilkesizce dostluklar , zalim oldukları apaçık ortada olan başka küresel haramilerle ittifaklara yönelmek ve onlarla ortak politikalar geliştirmeye yönelmek asla saygın ve inandırıcı politikalar kategorisine girmez. Bu tür birliktelikler insanlık onurunu çiğnemekten öteye geçmez kanımca.

Mevcutta bugün değiştirilen isimler yarın başka iktidar erkinin tahakkümü altına geçtiğinde yeniden değişime uğramaya mahkumdur. Ülke kurulduğundan bu yana bu riyakar ve çıkar endeksli , kısa vadeli politikalar mevcudun ve ondan nemalananların pastadan payı götürmekten öteye geçemeyen davranışları olarak tarih sayfalarında yerini alacaktır.

Oysa ülkenin , toplumun sorunundan soyutlanmış yerel politikalar yerine ilkeli toplumun menfaatini önceleyen , kalkınmayı belli bir sınıfın hizmetine değil ülkenin tüm halklarının hizmetine sunan , adalet merkezli , dürüst ve katılımcı uzun vadeli amaçlar hedefleyen bir yönetime ihtiyacı var.
Diğer tarafta İktidara olan öfkemiz ve kinimiz bizi doğru düşünemeyen bireyler yapmış ve doğru olan şeyleri bile karalayan bir hal vasfına bürümüştür bizi... bu cürmü işleyenin suçu olabilir ama bizim zihin dünyamızı başkaları değil biz inşaa etmeliyiz... Ayrıca Yüzde 49 u ikna edemeyen bir hükümet söylemine katılmıyorum. Yüzde 51 in içindende ikna olmayan binler var olduğu gibi Yüzde 49 un içindende ikna olmuşlar olabilir. Ülkeyi sayısal verilerle okumayı ben doğru bulmuyorum maalesef... bunun üzerine konuşulabilir , söyleyecek çok şeyde var lakin daha fazla uzatmamak adına burada kesmek yerinde olur...

Konu için yeniden teşekkürler...
Forumun düzeyli şekilde gündemleri konuşacağı başlıklara ve Forumun kendi yazarlarına ihtiyacı var...
 
Bir şeyin ismini her yere vermek bence görgüsüzlüktür.. Bu ne olursa olsun..
Bu ister 15 Temmuz olsun, ister dini kavramlar olsun ister Atatürk olsun..
Hep aynı şeyleri tekrarlamak, aynı şeyi tekrar edip durmak ilkeliğin işaretidir..
Her mahalleye dikilen estetik zevki olmayan camiler..
Her okula dikilen Atatürk’e benzemeyen bile o zevksiz büstler gibi..
Her yere dikilen sözde ev denilen birbirinin kopyası beton duvarları

Bunların hiçbiri akla, nezakete, zerafete uygun şeyler değil..
Hepsi o görmemişliğin, görgüsüzlüğün dışa vurumu bence..
15 Temmuz’u kıymetli bulsam da iktidarın bunu kullanmasını sevmiyorum.
FETÖ ihaneti konusunda en son söz söyleyecek insanlar onlar..
2007-2013 Fetö-Akp suç ortaklığını kandırıldık diye gizlemek imkansız..

Akp’nin yaptığı her şeyde Fetö’nün
Fetö’nün yaptığı her şeyde de Akp‘nin payı vardır..
 
Geri