Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Beni mi Arıyorsun Sevgili..! Yarım Kalmış Hikayeleri Oku... Yolun Ortasında Terkedilen Bir Kimsesizi Dinle... Sensiz Geçen Saatlere Adı Konulmamış Yaşanmışlıklara Sor... Kaybedilen Umutlarda Enkaz Altlarında Ara...
Beni Bulacak Olursan Sakın Yaklaşmaya Kalkma!
Kırıklarım O Kadar Keskin ki Dokunursan Ellerini Kanatır...
Yaralarımda Bir O Kadar Derin İçine Herşeyinle Seni Hapsettim...
Dokunursan Canın Acır, İçin Sızlar... Dayanamazsın...
Paramparçayım... Her Bir Parçam Ayrı Yerde...
Kolay Dağıttın Ama Toplamaya Gücün Yetmez...!
Hangi kuyu senden daha derin, Hangi su daha serin, Hangi gökyüzü daha engindir ki..
Abarttığım düşünülüyor nedense!
Nedense seni, anlattığım kadar sevemeyeceğimi düşünüyor seni tanımayanlar.
"Bu bir inanç değil ki iman ediyorsun sen ona.
Sanki bir dini anlatıyor gibi anlatıyorsun onu, bu cesur bir abartı." diyorlar.
Bilmiyorlar ki sevdiğim;
Ben alfabenin yirmi dokuz harfini gözlerimin pınarlarında yıkayıp, yazılmamış kitapların satır aralarına not ettiğimi adının beş harfini..
Kendimi senin topraklarına bulayıp, bir mezar yalnızlığı yaşadığımı
Gözlerine bakarken üşüyüp, sözlerinin rüzgarlarında ateşten bir kasırgaya döndüğümü..
Ey adının her bir harfine bin defa ölmek için ayağa kalktığım helalim!
Seni bende bulamazlarsa yaksınlar bedenimi.
Göremezlerse gözlerini bu gözlerimde, tüm perdeler kapansın..
Ey varlığı aşkın ilk ve son soluğu!
Ey yüreğimin cemre düşmüş bereketi, // bolluğu!
Kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün..
Ben saçının her teline bin defa ölürüm,
Ölürüm; Ağrılı kalp çarpıntıları arasında Yusuf’un kanlı gömleğini giyerek yeniden dirilirim.
Sana sustuklarım vardı ..! Korktuklarım.. Hepsi, söylemeye çekindiklerim ; Unutmak istediklerim , görmezden gelmeye çalışırken bilmeni hiç istemediklerim.. Sustuklarım var işte ;
Kaderime mıhlanmış,
Benim seçmediğim GERÇEKLERİM var !!
Şimdi ister bir bahane bul istersen bahanen bile olmadan sırt çevir bana olduğun yerde dur.
Gel diye değil , sadece ve SADECE BİL diye söylüyorum..
Keşke anlasaydın ;
SANA IHTIYACIM VARDI ! ..
Her vedanın ardından kendince haklıdır herkes...
Kendine yediremediğin şeyler olduğu sürece giden de olsan kalan da kaybetmişsin demektir. Aşk bir savaşsa, savaşmışsak birbirimizle kıyasıya ve kırmışsak kalbimizi nefret ve hırsla; ikimiz de malubiyetin doruklarındayız demektir sevgilim... Birbirimizden kurtulduğumuzu düşünmemiz boşuna.
Biliyorum, bu ikimizi de hiç yakışmayan bir sondu...
Sevemeyecek kadar korkak olduğundan gidecek kadar cesurdun.
Bu gece bütün acılarımızdan sıyrılıp Gecenin karanlıkla sözleşmediği bir yerde buluşalım Sen ayrılık hikayelerini anlat bana Ben özlem çığlıklarımla susturayım seni Sonra geceyi uyandırmadan Kaldığımız yerden devam edelim ayrılığa
Mutluluğun gözü kördür, Yalnızlık sağır. Ondandır biri tökezleyerek yürür, Öbürü uykusunda bile bağırır.
Mutluluk yalnız kendisini görür;
Unutur bu yüzden ilkin kendisini.
Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür,
Boyuna bekler dönsün diye sesini.
Mutluluk alışır kendisine, ölümden beter;
Borçsuzluğuyla övünür, ama kedisi doğurmaz.
Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur;
Boyuna kapısına döner, açan olmaz.
Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var..
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak.