Uçurumdan yuvarlanUçurumdan yuvarlanmaya az kaldı.maya az kaldı.

Konu sahibi son olarak 2418 gün önce görüldü

Uçurumdan yuvarlanmaya az kaldı.

AKP, Hatalarından Ders Çıkarmamış Görünüyor.

Son 17 yılda Samanı bile dışarıdan ithal etti.

Canlı hayvan ve eti dışarıdan almaya başladık.

Şu ülkede bugün, bankalara kredi kartı, ev kredisi, taşıt kredisi, “şu kredisi, bu kredisi” ile borcu olmayan bir tek adam gösteremezsiniz… Kalmadı.

Halkı “Bu benden, bu senden, bu Sünni, bu Alevi, bu Türk bu Kürt.” diye 40 parçaya böldüler…

Ordunun kozmik odalarına bunların zamanında girildi.

Hedef, Türkiye’yi 36 etnik parçaya bölmekti…

Sıkıştıkça dolaylı vergileri artırdılar… Akaryakıt devletin en büyük geçim kaynağı oldu…

Vee hukuk guguk oldu.

Yandaş yargıçlar, savcılar hep iktidar lehine kararlar verdiler… Yandaş medya iktidarı ve iktidarın yaptıklarını öven yazılar, programlar, haberler yaptılar. Yapmayanlar, gerçeği söyleyenler yazanlar işten kovuldu.

Son yıllarda binlerce gazeteci işsiz kaldı… Gazetelere parti devleti el koydu.

Şu anda Türkiye, Suriyeli mültecilerin istilası altında. Başka İslam topraklarından gelenler de var.

Kentlerimiz adım adım, kare kare işgal ediliyor. Ettiriliyor.

Bir taraftan da sınırlarımızda ayak oyunları ile bir Kürt devleti kurmaya çalışıyorlar.

Bütün bu yapılanlar Ortadoğu’nun ve Türkiye’nin ABD tarafından işgalinin ön hazırlıklarıdır. Yani BOP projesinin parçasıdır.

Hedef Türk’ün, Türklüğün ayaklar altına alınması, parçalanması, bölgelere ayrılması ve kolay yutulur bir lokma haline getirilmesidir…

Şimdiden mültecilerin işgal ettiği bölgelerden vatandaşlarımız göç etmeye başladılar bile. Çünkü insanlarımız canından bezdi…

Halkımıza sağlanmayan imkânlar bu vatansızlara sağlanmaktadır. Hastaneler onlara ücretsizdir. Kendi yurttaşımıza verilmeyen maaş, bu ipsiz - sapsızlara verilmektedir.

“Canımızı zor kurtardık” diyen bu hainler, ülkelerine koşa koşa gidip, akrabaları, yakınları ile özlem gidermekte, tatil yapmakta, sonra da Türkiye’ye dönmektedirler. Oysa Almanya, vatanlarını ziyarete gidenleri bir daha topraklarına kabul etmemektedir…

Bazıları da deniz sahillerinde keyf çatıyor. Bir taraftan güneş banyosu yaparken, bir taraftan da nargilesini tüttürüyor.

Bunların içinde tam 20 bin asker kaçağı vardır.

Bu caniler, adam öldürüyor, ev ve işyeri soygunlarına karışıyor; tacizler, tecavüzler gerçekleştiriyor ve itler gibi çoğalıyorlar.

Hastanelerde ana ile kız, yan yana doğum yapıyor. Doğan bebelerine de kendilerini besleyen, bakan, devlet adamlarının adını veriyorlar. Bir doktorun anlattığına göre 24 yaşında bir kadın sekizinci çocuğunu doğurmuş.

Bunlar aynı zamanda, gelecek seçimlerde AKP’nin oy deposudur. Kendisini besleyen sahiplerine bağlanan köpekler gibi, zamanı geldiğinde hizmette kusur etmeyeceklerdir.

Bugün Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, GAP bölgesi istila edilmiş durumdadır. Yüz kişiden 15’i Suriyelidir.

Bunlar yüzünden halkımız daha da yoksullaşmış, perişan olmuş, işsizlik başını almış gitmiştir.

Türkiye’yi asıl tehlike gelecekte beklemektedir…

Şimdiden ev, arsa, tarla satın almaya, işyerleri açmaya başladılar bile. Üniversitelere, devlet dairelerine sınavsız, sorgusuz sualsiz alınıyorlar.

Bir zaman sonra, bu vatansızlar karşımıza milletvekili, bakan, parti başkanı olarak çıkarlarsa sakın şaşırmayın… Sakın ah, vah edip inlemeyin…

Güneydoğu patlamaya hazır saatli bir bomba gibi şimdi.


Bir gün önce “AK” dediklerine, bir gün sonra “KARA” diyorlar. Bir gün önce “GERÇEK” dediklerine, bir gün sonra “YALAN” diyorlar. Bir gün önce “DOĞRU” dediklerine, bir gün sonra “YANLIŞ” diyorlar. Halkı niçin yanılttıkları sorulunca da “Aldatıldık” diye yanıt veriyorlar… Bir taraftan da halkımızı kutuplaştırma yoluna gittiler. Kendilerinden olan, olmayan diye insanlarımızı iki kampa ayırdılar. Böldüler.

Boğazlarına kadar pisliğe battılar. Yolsuzluk, arsızlık bataklığına saplandılar. “Devlet malı deniz, yemeyen domuz” önerisini kendilerine ilke yaptılar. Belediyeleri bile talan ettiler, belediye yöneticilerinin altında son model, lüks otomobiller, hem de ikişer adet, bu araçların bir kısmı da kayıp üstelik. Belediyelerin gelirlerini yandaş vakıflara, derneklere, kuruluşlara babalarının malı gibi saçtılar.

ABD emperyalizmi ve işbirlikçileri eliyle ülkemizde sinsi, gizli bir plan uyguladılar.
2023 hedeflerinin ne olduğu bilinmiyor.

Fabrikalar, vatan toprakları, limanlar satıldı, Ormanlar yağmalandı. Tarım, hayvancılık bitirildi. Bir tek üretim yeri, imalathane, fabrika açılmadı. Açtırmıyorlar. İthalat artarken, ihracat azaldı. Halk yoksullaştırıldı, en büyük bütçe Diyanet işlerine ayrıldı. Halk işsiz güçsüz bırakıldı. Üniversite mezunu gençler işsiz dolaşırken, yeteneksiz, tahsilsiz, yandaş dalkavuklar devlet kadrolarına doldurulduÖğretmenlerin tayinleri yapılmıyor.

AKP ve MHP belediye seçimlerinde büyük bir yenilgi aldı. Dünyaları tersine döndü. AKP ve MHP şaşkın. Yöneticiler şaşkın… AKP ve MHP perişan, çaresiz. Ne yapacaklarını bilemiyorlar. Çünkü Türkiye’nin, güzel vatanımızın altını üstüne getirdiler. Onu borç batağına soktular. Ne tarım bıraktılar, ne sanayi…İşsizlik had safhada. Toplumu diplomalı işsizler sardı.Gençlerimiz perişan.Yaşlılarımız perişan. Kadınlarımız perişan. Tümü de çaresiz

İstanbul’da bir kapı aralandı. Karanlıklardan şafağa, aydınlığa açılan… Gecenin sonuna yaklaşıyoruz. Bir süre sonra da o güzel, sevecen, gülümseyen yüzü ile güneş doğacak. 23 Haziran bir milat oldu. Bir başlangıç… Demokrasiye açılan bir pencere… 17 yıldan bu yana yaşanan baskının, zulmün sonlanması için atılan ilk adım oldu. Otobüslerle, trenlerle, vapurlarla uçaklarla, akın akın insanlar geliyordu.

Her çıkışın bir inişi, her yükselişin bir düşüşü vardır… Her imparatorluğun bir çöküşü… Hiçbir diktatör dünyaya direk kalmadı, kalamadı… Ne kadar çok din sömürüsü yaparsan yap, ne kadar büyük bir baskı ve korku imparatorluğu kurarsan kur; gün gelir, tencere politikadan, politikacılardan hesap sorar… Ne kadar yalan söylersen söyle, ne kadar tertip, ayak oyunu düzenlersen düzenle.

Kör faşizm, ulusalcı nasyonalist akıl ve iktidarın koltuğu terk etmeme, erki elden bırakmama hırsı bir araya geldi ve Türkiye’yi uçurumun kenarına kadar sürükledi.

Uçurumdan yuvarlanmaya ramak kaldı.

17 yıldan beri İslamcılık, dincilik, şeriatçılık perdesi altında oynanan oyun bu.

Kime hizmet ettiği bilinmeyen Erdoğan 17 senede uçurumun kenarına getirdiği Türkiyeyi "Son 17 yılda çok büyük mesafe aldık." diyerek milleti kör ve aptal yerine koyup bütün pislikleri başarı diye millete yutturmaya çalışıyor.

Hatırlatmakta yarar var. Yüz binlerce askerin, polisin, korucunun, suç işlemeye, talan etmeye, öldürmeye eğilimli sivil milislerin olması, iktidarın kendini koruyabileceğinin garantisi değil. İş son kerteye geldiğinde bu kadar ölüm makinesinin olması, sadece işlenen suçları, yaşanan ölümleri artırır, ancak sonucu değiştirmez. Yani zorbalık ilanihaye kalmaz. Daha da ötesi bu zorbalık, bizzat yürütücülerinin de sonunu getirir.

İşte o zaman bugün savcıların görmezden geldiği, iktidarların evrensel hukuka uygun olmayan keyfiyete dayalı kanunlarla koruma altına aldığı suçların tümü gündeme gelir.

Ülke o günlere gitmeden, suç işleme özgürlüğü işlenen suçları artırmadan, daha açık bir deyimle ülkemiz büyük ve daha kanlı bir savaşın içine çekilmeden gidişata dur demek mümkün. Hazır bir reçete yok ama biliyoruz ki gidişata dur demenin yolunu bulmak için en büyük görev CHP'ye düşüyor. Ama öncelikle hâlâ işleyen bir devlet varmış gibi davranıp seçimde iktidar olacağı hayalini gören CHP’nin Kuvayı Milliye ruhu ile yeni bir istiklal savaşı başlatması lazımdır.
 
Uçurumdan yuvarlanUçurumdan yuvarlanmaya az kaldı.maya az kaldı.

tenor.gif
 
Ben demeden demiş o halde gideyim
 
Geri