Hezarpare
Üye
-
- Katılım
- Ekim 14, 2013
-
- Mesajlar
- 1,402
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 304
-
- Yaş
- 41
-
- Konum
- Kırşehir
Antalya’da 1934 yılında kurulan Sıcak İklim Bitkileri Islahı İstasyonu’nda fideler üretildikten sonra özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaygın olarak turunçgil yetiştirilmeye başlandı. Aslen tropik iklimde yetişen turunçgiller ailesi yağmurlu havayı ve rutubeti seviyor. Muğla’ya bağlı Köyceğiz yakınlarındaki portakal bahçesi kış yağmurunun ardından sisler altında.
Beydağları’nın güney ucunda duvar gibi yükselen Toçak Dağı’nın ve güneyden esen rüzgârların yarattığı benzersiz mikroklima ve verimli toprağı sayesinde Türkiye’nin en lezzetli portakalları Finike Ovası’nda yetişiyor. Sezonun açılmasıyla birlikte tarım işçileri de sepetlerini bütün ovaya hoş bir rayiha yayan ağaçların dallarından topladıkları olgun ve sulu meyvelerle doldurmaya başlıyorlar.
Geçmişte Lykia Birliği’nin başkenti olan antik Limyra kentinin kalıntıları, küçük akarsuların yüzyıllar boyu taşıdığı alüvyonlarla oluşan Finike Ovası’na bakıyor. Bugün portakallarıyla tanınan coğrafya, 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar pamuk tarlalarıyla kaplıydı.
Finike’nin Saklısu Mevkii’nde limon bahçesi olan Abdullah Ortaç, ailesinin aynı bahçede 1950’lerde araka (iri taneli bezelye) yetiştirdiğini anlatıyor. Getirisi az olduğu için 1996’da söküp limon fidesi dikmişler.
Finike ilçe merkezindeki yolların kenarını portakal ağaçları güzelleştiriyor. Ağaçların dallarından hem meyveler hem de beşer kiloluk fileler sarkıyor. Filedeki portakallar suyu çıkarılarak büfelerde taze taze satılmayı bekliyor.
Finike Ovası’nın çevresinde faaliyet gösteren taş ocakları mikroklimayı olumsuz etkilediği gibi portakal bahçelerinin bir kısmı 2014-2015 kışında beklenmedik soğuklar yüzünden de don yedi. Sigorta eksperlerinin yolunu gözleyen çiftçi, mahsulü olduğu gibi dalında bıraktı.
Finike kentinin portakal ağaçlarıyla süslü meydanına, Türkiye’nin tarım şehirlerinde yaygın bir adet olduğu üzere ünlü meyvesinin betondan bir heykeli kondurulmuş.
Turunçgil çeşitlerinin satıldığı bir sanal site kuran Mete Apaydın’ın annesi Nuriye Hanım da geleneksel yöntemlerle reçel üretiyor.
Meyve işleme tesisinde bahçelerden gelen portakalların üzerindeki lekeler ya da böcek hasarları arındırılıyor, ardından meyveler mumlanarak bakteri ve mantara karşı korumalı hale getirildikten sonra büyüklüklerine göre paketleniyor.
Türkiye ekonomisine sağladığı katkı bakımından narenciyenin önemi büyük. Antalya Hali’nde bulunan 150 toptancı dükkânı en hareketli zamanlarını sabaha karşı saat üç ile altı arasında yaşıyor. Erken saatlerde halden çıkan portakal, mandalina, limon ve greyfurtlar, kasa kasa semt pazarlarına ve manavlara dağılıyor.
Yabani bir portakal türü olan turuncun tadı acı olduğundan genellikle taze meyve olarak değil, reçeli yapılarak tüketilir. Fabrikada turunç kabukları rulo haline getirilerek ipe dizilir, acılığı geçene kadar haşlanır, ardından reçeli yapılıp kavanozlara doldurulur.
. kaynak .
Beydağları’nın güney ucunda duvar gibi yükselen Toçak Dağı’nın ve güneyden esen rüzgârların yarattığı benzersiz mikroklima ve verimli toprağı sayesinde Türkiye’nin en lezzetli portakalları Finike Ovası’nda yetişiyor. Sezonun açılmasıyla birlikte tarım işçileri de sepetlerini bütün ovaya hoş bir rayiha yayan ağaçların dallarından topladıkları olgun ve sulu meyvelerle doldurmaya başlıyorlar.
Geçmişte Lykia Birliği’nin başkenti olan antik Limyra kentinin kalıntıları, küçük akarsuların yüzyıllar boyu taşıdığı alüvyonlarla oluşan Finike Ovası’na bakıyor. Bugün portakallarıyla tanınan coğrafya, 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar pamuk tarlalarıyla kaplıydı.
Finike’nin Saklısu Mevkii’nde limon bahçesi olan Abdullah Ortaç, ailesinin aynı bahçede 1950’lerde araka (iri taneli bezelye) yetiştirdiğini anlatıyor. Getirisi az olduğu için 1996’da söküp limon fidesi dikmişler.
Finike ilçe merkezindeki yolların kenarını portakal ağaçları güzelleştiriyor. Ağaçların dallarından hem meyveler hem de beşer kiloluk fileler sarkıyor. Filedeki portakallar suyu çıkarılarak büfelerde taze taze satılmayı bekliyor.
Finike Ovası’nın çevresinde faaliyet gösteren taş ocakları mikroklimayı olumsuz etkilediği gibi portakal bahçelerinin bir kısmı 2014-2015 kışında beklenmedik soğuklar yüzünden de don yedi. Sigorta eksperlerinin yolunu gözleyen çiftçi, mahsulü olduğu gibi dalında bıraktı.
Finike kentinin portakal ağaçlarıyla süslü meydanına, Türkiye’nin tarım şehirlerinde yaygın bir adet olduğu üzere ünlü meyvesinin betondan bir heykeli kondurulmuş.
Turunçgil çeşitlerinin satıldığı bir sanal site kuran Mete Apaydın’ın annesi Nuriye Hanım da geleneksel yöntemlerle reçel üretiyor.
Meyve işleme tesisinde bahçelerden gelen portakalların üzerindeki lekeler ya da böcek hasarları arındırılıyor, ardından meyveler mumlanarak bakteri ve mantara karşı korumalı hale getirildikten sonra büyüklüklerine göre paketleniyor.
Türkiye ekonomisine sağladığı katkı bakımından narenciyenin önemi büyük. Antalya Hali’nde bulunan 150 toptancı dükkânı en hareketli zamanlarını sabaha karşı saat üç ile altı arasında yaşıyor. Erken saatlerde halden çıkan portakal, mandalina, limon ve greyfurtlar, kasa kasa semt pazarlarına ve manavlara dağılıyor.
Yabani bir portakal türü olan turuncun tadı acı olduğundan genellikle taze meyve olarak değil, reçeli yapılarak tüketilir. Fabrikada turunç kabukları rulo haline getirilerek ipe dizilir, acılığı geçene kadar haşlanır, ardından reçeli yapılıp kavanozlara doldurulur.
. kaynak .