F
Fenerbahçe
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Büyük şehirde yaşıyorsanız şehir içi dolmuşlarla yolculuğu bilirsiniz. İlk duraklarda binenler şanslıdırlar; dolmuşu boş görme şansına sahip insanlardır onlar. Gençseniz arka beşliye kaçarsınız yer vermek zorunda olduğunuz insanların gelebileceği son noktadır orası.
Güzergâhın orta yerlerindekiler hep ayaktadırlar ki zaten alışıktırlar.
Kimileriyse benim gibi bardağın altındaki tablaya taşıp dökülmüş çay gibidirler.
“Her neresi olursa olsun gideyim de bir an önce” diye düşünen, hep acelesi, hep işi olan…
Eee! dünya dönüyor o durur mu hiç?
Bir keresinde yine kalabalık bir dolmuşta lügatteki şoförün halk dilindeki kaptanın arkasında yer edindik. Öyle yer ki burası; bu yere nail olan kişiler aynı zamanda muavinlik unvanına sahip olurlar.
Bir kişi alır mısınız? Bir tam, bir öğrenci... İnecek var mı? Sorularının cevapları ve hâsılat doğrudan sizden geçer.
Derken yoğun gürültü arasında kulağıma ilişen bir müzik dikkatimi çekti. Dikkatimi çekti ama sadece benim kimse oralı değil. Bilişim çağında yaşıyoruz hani bir sözünü duysam bu Google amcama sorar bulurdum. Ama nerde… Ne şoför, ne de yolcular sustu inadına. Ne diyeceksin ki:
— Pardon biraz sessiz olur musunuz?
— Neden?
— Şarkıyı duyamıyorum
— Hıı
Yoksa o gürültünün içinde bir de “Şoför bey az sesini açar mısınız radyonun?” mu demeliydim.
Duydum duyuyorum derken de şarkı bitti.
Sadece müziği kaldı aklımda. Sözlerini bir duysaydım. Bilişim çağı dedik te o kadar da gelişmedi ki mırıldansam da söylese
— Bu şarkıyı mırıldandın indireyim mi?
— EVET / HAYIR / İPTAL / BAŞKA MIRILDAN
Tam bir sene geçti. Sadece mırıldanıyorum aklıma geldiğinde yürürken, o gün aklıma geliyor ve her defasında yanıyorum duyamadığıma. Bir yandan da internette sörf yapmak şeklinde tabir edilen başıboş ne aradığımı bilmeyerek dolaştığım zamanlarda olur olmadık müziklere de göz attım belki bulurum diye ama ne fayda.
Aradan bir yıl geçti, belki daha fazla. Bir arkadaşımı ziyaretimde 3 kuşak öte arkadaşım (yani arkadaşımın arkadaşının arkadaşının) telefonu çalana kadar.
Kız telefonla konuşmaya gidiyor ben onu izliyorum diğerleri beni izliyor ne oluyor diye. Yüzümde öyle bir sevinç ifadesi varmış ki sanki memleketten dedem aradı da kız konuşup bana verecek. Kız telefonu kapadığında ilk işim o şarkıyı telefonuma almak oldu. Sonunda buldum. Hikâyesini de buldum. Buydu o lanet şarkı bir yıldır beklediğim. Hikâyesini okudum daha da anlam kazandı bu bekleyiş. Zaten oturup ta sıradan bir şehir içi yolculuğumu anlatmazdım size bu kadar anlamlı bir şey olmasa idi.
Uzun yol olsa ne ise…
Şarkının hikâyesi harbiden de “hikâye” ise uyduranın günahları boynuna diyerek Şarkının hikâyesi ve sözleri ile baş başa bırakıyorum sizleri.
Önce Hikâyesi:
Üniversite ye yeni başlayan Murat ve aslı tesadüfen okulun müzik kulübünde tanışırlar. Murat çok iyi gitar çalan uzun boylu esmer ve herkesin çok çabuk dikkatini çeken bir müzisyendir. Aslı ise kocaman siyah gözleri ve masum bakışlarıyla bölümün en başarılı ve en güzel kızlarındandır. Murat etkilendiği gözlerinden dolayı ona türkü gözlüm demektedir.
Okulun müzik bölümünde birçok konser verir ayrıca harçlığını çıkarmak için barlarda müzik yapar iyi bir hayran kitlesine sahiptir. Fakat gözü aslıdan başkasını görmez. Murat babasını yıllar önce kaybetmiş annesinin emekli maaşıyla okuyan bir gençtir. Aslıyla büyük aşk yaşarlar. Bir süre sonra Murat'ın annesinin sağlık durumu bozulur ve Murat memleket ine dönmek zorunda kalır. Döner dönmez askere alınır. O aşkı unutmaya çalışırlar yine de birbirlerini unutamayan gençler tekrar telefonlaşmaya başlarlar.
Bu hasretlik ikisi içinde zordur. Aslı Murat için okulunu bırakır ve nihayet ailelerini ikna ederek evlenmeye karar verirler. Evlendikleri gün feci bir kaza yaparlar ve çok kötü bir şekilde can verirler. Ölümlerinin ardından ikisinin de çok yakın arkadaşı olan Ayşegül onlar için bu şarkıyı yapar.
Sonra Sözleri:
Sen yokken yüreğim öksüzdü
Sevgide ilgide dilsizdi
Ölü bir ruh idi beden
Hasretin de her dem keder
Gözlerimi kapadım aklım sende kaldı
Türkü gözlerin beni ahhh benden aldı
Ama yoksun
Hani yoksun ahhh
Baktığım her yerde sendin
Sesin gitarın
Güzel ellerin
Ulaşamadığımda bükülür belim
Üzülür kırılır incinirim
Güzergâhın orta yerlerindekiler hep ayaktadırlar ki zaten alışıktırlar.
Kimileriyse benim gibi bardağın altındaki tablaya taşıp dökülmüş çay gibidirler.
“Her neresi olursa olsun gideyim de bir an önce” diye düşünen, hep acelesi, hep işi olan…
Eee! dünya dönüyor o durur mu hiç?
Bir keresinde yine kalabalık bir dolmuşta lügatteki şoförün halk dilindeki kaptanın arkasında yer edindik. Öyle yer ki burası; bu yere nail olan kişiler aynı zamanda muavinlik unvanına sahip olurlar.
Bir kişi alır mısınız? Bir tam, bir öğrenci... İnecek var mı? Sorularının cevapları ve hâsılat doğrudan sizden geçer.
Derken yoğun gürültü arasında kulağıma ilişen bir müzik dikkatimi çekti. Dikkatimi çekti ama sadece benim kimse oralı değil. Bilişim çağında yaşıyoruz hani bir sözünü duysam bu Google amcama sorar bulurdum. Ama nerde… Ne şoför, ne de yolcular sustu inadına. Ne diyeceksin ki:
— Pardon biraz sessiz olur musunuz?
— Neden?
— Şarkıyı duyamıyorum
— Hıı
Yoksa o gürültünün içinde bir de “Şoför bey az sesini açar mısınız radyonun?” mu demeliydim.
Duydum duyuyorum derken de şarkı bitti.
Sadece müziği kaldı aklımda. Sözlerini bir duysaydım. Bilişim çağı dedik te o kadar da gelişmedi ki mırıldansam da söylese
— Bu şarkıyı mırıldandın indireyim mi?
— EVET / HAYIR / İPTAL / BAŞKA MIRILDAN
Tam bir sene geçti. Sadece mırıldanıyorum aklıma geldiğinde yürürken, o gün aklıma geliyor ve her defasında yanıyorum duyamadığıma. Bir yandan da internette sörf yapmak şeklinde tabir edilen başıboş ne aradığımı bilmeyerek dolaştığım zamanlarda olur olmadık müziklere de göz attım belki bulurum diye ama ne fayda.
Aradan bir yıl geçti, belki daha fazla. Bir arkadaşımı ziyaretimde 3 kuşak öte arkadaşım (yani arkadaşımın arkadaşının arkadaşının) telefonu çalana kadar.
Kız telefonla konuşmaya gidiyor ben onu izliyorum diğerleri beni izliyor ne oluyor diye. Yüzümde öyle bir sevinç ifadesi varmış ki sanki memleketten dedem aradı da kız konuşup bana verecek. Kız telefonu kapadığında ilk işim o şarkıyı telefonuma almak oldu. Sonunda buldum. Hikâyesini de buldum. Buydu o lanet şarkı bir yıldır beklediğim. Hikâyesini okudum daha da anlam kazandı bu bekleyiş. Zaten oturup ta sıradan bir şehir içi yolculuğumu anlatmazdım size bu kadar anlamlı bir şey olmasa idi.
Uzun yol olsa ne ise…
Şarkının hikâyesi harbiden de “hikâye” ise uyduranın günahları boynuna diyerek Şarkının hikâyesi ve sözleri ile baş başa bırakıyorum sizleri.
Önce Hikâyesi:
Üniversite ye yeni başlayan Murat ve aslı tesadüfen okulun müzik kulübünde tanışırlar. Murat çok iyi gitar çalan uzun boylu esmer ve herkesin çok çabuk dikkatini çeken bir müzisyendir. Aslı ise kocaman siyah gözleri ve masum bakışlarıyla bölümün en başarılı ve en güzel kızlarındandır. Murat etkilendiği gözlerinden dolayı ona türkü gözlüm demektedir.
Okulun müzik bölümünde birçok konser verir ayrıca harçlığını çıkarmak için barlarda müzik yapar iyi bir hayran kitlesine sahiptir. Fakat gözü aslıdan başkasını görmez. Murat babasını yıllar önce kaybetmiş annesinin emekli maaşıyla okuyan bir gençtir. Aslıyla büyük aşk yaşarlar. Bir süre sonra Murat'ın annesinin sağlık durumu bozulur ve Murat memleket ine dönmek zorunda kalır. Döner dönmez askere alınır. O aşkı unutmaya çalışırlar yine de birbirlerini unutamayan gençler tekrar telefonlaşmaya başlarlar.
Bu hasretlik ikisi içinde zordur. Aslı Murat için okulunu bırakır ve nihayet ailelerini ikna ederek evlenmeye karar verirler. Evlendikleri gün feci bir kaza yaparlar ve çok kötü bir şekilde can verirler. Ölümlerinin ardından ikisinin de çok yakın arkadaşı olan Ayşegül onlar için bu şarkıyı yapar.
Sonra Sözleri:
Sen yokken yüreğim öksüzdü
Sevgide ilgide dilsizdi
Ölü bir ruh idi beden
Hasretin de her dem keder
Gözlerimi kapadım aklım sende kaldı
Türkü gözlerin beni ahhh benden aldı
Ama yoksun
Hani yoksun ahhh
Baktığım her yerde sendin
Sesin gitarın
Güzel ellerin
Ulaşamadığımda bükülür belim
Üzülür kırılır incinirim
[YOUTUBE]iVRVmV_MRu8[/YOUTUBE]