Türklerin Kurdukları Beylikler
Sâcoğulları (Sâcîler)
Âzerbaycan’daki Türk hânedanlarından.
Abbasî Halifeliği topraklarında kuruldu. Hânedânın kurucusu Ebü’s-Sâc Divdâd, Uşrusanalı bir Türk komutandı. Abbasî Halifesi El-Mütevekkil’in hizmetine giren Ebü’s-Sâc Divdâd kısa bir sürede önemli mevkilere geldi. Halep, Kınnesrin ve El-Ahvâz’da valilik görevlerinde bulundu. 868-870’te Âzerbaycan ve havalisinin umumî valiliğine getirildi. 880’de ölümü üzerine yerine oğlu Muhammedü’l-Afşin Ebû Ubeydullah geçti.
Afşin, 885’te Musul ve el-Cezîre’yi Tulunlular'dan alıp, kendi adına hutbe okuttu. Ancak Emîr İshak karşısında tutunamayarak geri çekildi ve tekrar Âzerbaycan’a yerleşti. Meraga, Kars ve Divin’i zaptetti. 901’de ölümü üzerine yerine kardeşi Ebü’l-Kasım Yûsuf geçti.
Ermeni krallığı üzerine sefere çıkan Yusuf, Kral Sempad’ı yenip öldürerek büyük şöhret kazandı. Abbasîlerden Kazvin, Zencan ve Ebher’i aldı. Üzerine gönderilen Abbasî ordusunu bozguna uğrattı (918). Ancak iki yıl sonra Emir Munis’e karşı giriştiği mücadeleyi kaybederek, esir düştü. İki yıl Bağdat’ta tutuklu bulunan Yusuf, serbest bırakıldıktan sonra Karmatîlere karşı giriştiği mücadelede öldürüldü (927). Yerine Afşin’in oğlu Ebü’l-Musâfirü’l-Feth geçti.
Feth, üç yıl hükümdarlık yaptı. Feth’ten sonra Abbasîler, Sâcîlerin hakimiyetine son verip, Âzerbaycan ve havalisine tekrar hakim oldular.
Sâcîler, İslâm devlet hudutları içinde kurulan, fakat iç ve dış siyasetlerinde tamamen müstakil hareket edebilen ilk Türk hânedanlarındandır. Bölgedeki Ermenilere ve Abbasîlerin merkezine yakın sapık Karmâtîlere karşı, Halîfeliğe askerî bakımdan yardımcı oldular. Âzerbaycan’da Türk nüfusunu bulundurma ve bölgenin Türkleşmesinde hizmetleri geçti. Sâcîlerin merkezi, önceleri Meraga olduğu halde, sonradan Erdebil oldu. Âzerbaycan’ın iktisadî hayatını geliştirip, altın sikke bastırdılar.
Eşrefoğulları Beyliği
Eşrefoğulları, 13. yüzyılın ikinci yarısında Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuş bir Türk Beyliği'dir. Beyliğin kurucusu Seyfeddîn Süleyman b. Eşref, Türkiye Selçuklularının uç beyi idi. Selçuklu sultanı III. Gıyâseddîn Keyhüsrev, İlhanlı sultanı tarafından öldürülmüş 1284 ve yerine II. Gıyâseddîn Mes'ûd geçmişti.
Öldürülen sultanın annesi, iki torunu için Eşrefoğullarından yardım isteyerek Konya'ya çağırdı. Eşrefoğlu'na saltanat nâibliği verildi. Bu şehzâdeler 13 Mayıs 1285'de tahta çıkarıldı. Fakat bir ay sonra Selçuklu ordusunun gelmesi üzerine Eşrefoğulları tekrar Beyşehir bölgesine çekildiler. Daha sonra Eşrefoğulları Sultan II. Gıyâseddîn Mes'ûd ile barışmış ve Konya'ya giderek itaat arz etmişlerdir. Bu arada beyliğin merkezi ise Beyşehir olmuştu.
İlhanlı beylerbeyi Emîr Çoban'a itaat edenler arasında Eşrefoğlu Mehmed Bey de vardı (1314). Mehmed Bey'den sonra emîr olan II. Süleymân-şâh zamanında ise, uclarda bağımsızlıklarını korumağa çalışan beyliklere karşı Moğol valisi Timurtaş harekete geçti. Timurtaş, Beyşehri zabt ve yağma etmiş, II. Süleymân-şâh'ı Beyşehir gölüne attırmak suretiyle öldürtmüştür (1326). Bu suretle Eşrefoğulları Beyliği sona ermiştir.
Eşrefoğulları mimârî eserlerinden Seyfeddîn Bey'in Beyşehir'de yaptığı câmii ve mihrabı çok güzel olup, Selçuklu mimârîsinin bir devamıdır.
Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti
Eretnaoğulları'nın veziri Kadı Burhâneddin Ahmed, onları devirip "sultan" unvanı ile Sivas'ta tahta geçmiştir. Türk tarihinin seçkin şahsiyetlerinden olan büyük âlim, şair ve devlet adamı Kadı Burhâneddin, Kayseri kadısı Şemseddin Mehmed'in, o da Kadı Sirâceddin Süleyman'ın oğludur.
Burhâneddin'in büyükbabasının büyükbabasının babası olan Sevinçoğlu Resul oğlu Mehmed, 1230'da Harzem'den Kastamonu'ya yerleşmişti. Oğuzlar'ın Salur boyundan idi. Arabça, Farsça, bilhassa büyük dîvânı ile Türkçe'de mühim bir şair olan Kadı Burhâneddin, daha çok Oğuz lehçesinin Azerî şivesini kullanmıştır, ilmî eserleri de vardır.
Dulkadıroğlu Süli Bey'in kızı ile evliydi. Süli Bey'in hem damadı, hem kayınpederiydi. Kızkardeşinin oğlu olan Şeyh Müeyyed, Kayseri valisi iken 1396'da ölmüştür.
Kızlarından Habîbe Selçuk Hatun, Dulkadıroğlu Süli Bey'le evlenmiş ve 1447'de ölmüş, Mısır Hatun ise Dulkadıroğlu Mehmed Bey'le evlenmiştir.
Büyük oğlu Mehmed Bey, 1391'de 11 yıllık velîahd iken ölmüştür. Annesi Dulkadır Prensesi olan küçük oğlu Alâeddin Ali Zeynelâbidin Bey, 1398'e kadar 7 yıl velîahdlık etmiş, babasından sonra birkaç hafta hükümdar olmuş, önce Dulkadır, sonra Osmanlı hizmetine girmiş, 1445'e kadar yaşamıştır.
Eretna Devleti'nde iktidarı ele geçirmek için yapılan mücadelede Kadı Burhaneddin rakiplerini öldürerek nâib oldu. Bir müddet sonra da Sivas'da sultanlığını ilân etti (1381). Kadı Burhâneddîn, hükümdarlık süresi içinde Amasya Emîrliği, Erzincan Emîrliği, Candaroğulları, Karamanoğulları ve Tâceddînoğulları ile mücadele ederek bu beylikler üzerinde nüfuz tesisine muvaffak oldu.
Memlûk Sultanı Berkûk ile Kadı Burhâneddîn arasında dostluk ancak Timur tehlikesi sebebiyle kurulabildi. Kadı Burhaneddin Akkoyunlular ile önceleri kötü olan münasebetleri ise 1386'dan sonra düzelmişti. 1389'daki Kosova savaşına kadar Osmanlılar ile onun arasındaki dostane münasebetler devam etti.
Bu tarihten sonra onun batıya yayılma siyaseti ve Osmanlı nüfuz sahasını tehdide başlaması, ayrıca Tâceddînoğulları ve Candaroğulları gibi beyliklerin tahrikleri ile iki devetet arasındaki dostluğun bozulmasına sebep olmuştu.
Neticede bu iki devlet arasında savaş kaçınılmaz oldu ve Kadı Burhaneddin öncü kuvvetleri Osmanlı öncülerini Çorumlu sahrasında ağır bir yenilgiye uğrattı (1392).
İki taraf arasındaki mücadele, Timur tehlikesi ortaya çıkınca yerini tekrar dostane münasebetlere bıraktı. Kadı Burhaneddin daha sonra Akkoyunlular ile arası açıldı. Akkoyunlulardın Karayülük Osman Bey Sivas yakınındaki savaşta, Kadı Burhaneddin ele geçirmiş ve öldürmüştü (1398).
Sivas halkı Kadı Burhaneddin'in on dört yaşında bulunan oğlu Alaeddîn Ali'yi hükümdar ilân etti. Bu sırada Timur'un Anadolu'yu istilâ tehlikesi başgösterdi.
Bu tehlike karşısında devleti idare edecek kuvvetli bir şahsiyet bulunmadığından Sivas halkı şehri Yıldırım Bayezid'e teslim etti. Bu suretle Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti sona eriyordu (1398).
Sâcoğulları (Sâcîler)
Âzerbaycan’daki Türk hânedanlarından.
Abbasî Halifeliği topraklarında kuruldu. Hânedânın kurucusu Ebü’s-Sâc Divdâd, Uşrusanalı bir Türk komutandı. Abbasî Halifesi El-Mütevekkil’in hizmetine giren Ebü’s-Sâc Divdâd kısa bir sürede önemli mevkilere geldi. Halep, Kınnesrin ve El-Ahvâz’da valilik görevlerinde bulundu. 868-870’te Âzerbaycan ve havalisinin umumî valiliğine getirildi. 880’de ölümü üzerine yerine oğlu Muhammedü’l-Afşin Ebû Ubeydullah geçti.
Afşin, 885’te Musul ve el-Cezîre’yi Tulunlular'dan alıp, kendi adına hutbe okuttu. Ancak Emîr İshak karşısında tutunamayarak geri çekildi ve tekrar Âzerbaycan’a yerleşti. Meraga, Kars ve Divin’i zaptetti. 901’de ölümü üzerine yerine kardeşi Ebü’l-Kasım Yûsuf geçti.
Ermeni krallığı üzerine sefere çıkan Yusuf, Kral Sempad’ı yenip öldürerek büyük şöhret kazandı. Abbasîlerden Kazvin, Zencan ve Ebher’i aldı. Üzerine gönderilen Abbasî ordusunu bozguna uğrattı (918). Ancak iki yıl sonra Emir Munis’e karşı giriştiği mücadeleyi kaybederek, esir düştü. İki yıl Bağdat’ta tutuklu bulunan Yusuf, serbest bırakıldıktan sonra Karmatîlere karşı giriştiği mücadelede öldürüldü (927). Yerine Afşin’in oğlu Ebü’l-Musâfirü’l-Feth geçti.
Feth, üç yıl hükümdarlık yaptı. Feth’ten sonra Abbasîler, Sâcîlerin hakimiyetine son verip, Âzerbaycan ve havalisine tekrar hakim oldular.
Sâcîler, İslâm devlet hudutları içinde kurulan, fakat iç ve dış siyasetlerinde tamamen müstakil hareket edebilen ilk Türk hânedanlarındandır. Bölgedeki Ermenilere ve Abbasîlerin merkezine yakın sapık Karmâtîlere karşı, Halîfeliğe askerî bakımdan yardımcı oldular. Âzerbaycan’da Türk nüfusunu bulundurma ve bölgenin Türkleşmesinde hizmetleri geçti. Sâcîlerin merkezi, önceleri Meraga olduğu halde, sonradan Erdebil oldu. Âzerbaycan’ın iktisadî hayatını geliştirip, altın sikke bastırdılar.
Eşrefoğulları Beyliği
Eşrefoğulları, 13. yüzyılın ikinci yarısında Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuş bir Türk Beyliği'dir. Beyliğin kurucusu Seyfeddîn Süleyman b. Eşref, Türkiye Selçuklularının uç beyi idi. Selçuklu sultanı III. Gıyâseddîn Keyhüsrev, İlhanlı sultanı tarafından öldürülmüş 1284 ve yerine II. Gıyâseddîn Mes'ûd geçmişti.
Öldürülen sultanın annesi, iki torunu için Eşrefoğullarından yardım isteyerek Konya'ya çağırdı. Eşrefoğlu'na saltanat nâibliği verildi. Bu şehzâdeler 13 Mayıs 1285'de tahta çıkarıldı. Fakat bir ay sonra Selçuklu ordusunun gelmesi üzerine Eşrefoğulları tekrar Beyşehir bölgesine çekildiler. Daha sonra Eşrefoğulları Sultan II. Gıyâseddîn Mes'ûd ile barışmış ve Konya'ya giderek itaat arz etmişlerdir. Bu arada beyliğin merkezi ise Beyşehir olmuştu.
İlhanlı beylerbeyi Emîr Çoban'a itaat edenler arasında Eşrefoğlu Mehmed Bey de vardı (1314). Mehmed Bey'den sonra emîr olan II. Süleymân-şâh zamanında ise, uclarda bağımsızlıklarını korumağa çalışan beyliklere karşı Moğol valisi Timurtaş harekete geçti. Timurtaş, Beyşehri zabt ve yağma etmiş, II. Süleymân-şâh'ı Beyşehir gölüne attırmak suretiyle öldürtmüştür (1326). Bu suretle Eşrefoğulları Beyliği sona ermiştir.
Eşrefoğulları mimârî eserlerinden Seyfeddîn Bey'in Beyşehir'de yaptığı câmii ve mihrabı çok güzel olup, Selçuklu mimârîsinin bir devamıdır.
Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti
Eretnaoğulları'nın veziri Kadı Burhâneddin Ahmed, onları devirip "sultan" unvanı ile Sivas'ta tahta geçmiştir. Türk tarihinin seçkin şahsiyetlerinden olan büyük âlim, şair ve devlet adamı Kadı Burhâneddin, Kayseri kadısı Şemseddin Mehmed'in, o da Kadı Sirâceddin Süleyman'ın oğludur.
Burhâneddin'in büyükbabasının büyükbabasının babası olan Sevinçoğlu Resul oğlu Mehmed, 1230'da Harzem'den Kastamonu'ya yerleşmişti. Oğuzlar'ın Salur boyundan idi. Arabça, Farsça, bilhassa büyük dîvânı ile Türkçe'de mühim bir şair olan Kadı Burhâneddin, daha çok Oğuz lehçesinin Azerî şivesini kullanmıştır, ilmî eserleri de vardır.
Dulkadıroğlu Süli Bey'in kızı ile evliydi. Süli Bey'in hem damadı, hem kayınpederiydi. Kızkardeşinin oğlu olan Şeyh Müeyyed, Kayseri valisi iken 1396'da ölmüştür.
Kızlarından Habîbe Selçuk Hatun, Dulkadıroğlu Süli Bey'le evlenmiş ve 1447'de ölmüş, Mısır Hatun ise Dulkadıroğlu Mehmed Bey'le evlenmiştir.
Büyük oğlu Mehmed Bey, 1391'de 11 yıllık velîahd iken ölmüştür. Annesi Dulkadır Prensesi olan küçük oğlu Alâeddin Ali Zeynelâbidin Bey, 1398'e kadar 7 yıl velîahdlık etmiş, babasından sonra birkaç hafta hükümdar olmuş, önce Dulkadır, sonra Osmanlı hizmetine girmiş, 1445'e kadar yaşamıştır.
Eretna Devleti'nde iktidarı ele geçirmek için yapılan mücadelede Kadı Burhaneddin rakiplerini öldürerek nâib oldu. Bir müddet sonra da Sivas'da sultanlığını ilân etti (1381). Kadı Burhâneddîn, hükümdarlık süresi içinde Amasya Emîrliği, Erzincan Emîrliği, Candaroğulları, Karamanoğulları ve Tâceddînoğulları ile mücadele ederek bu beylikler üzerinde nüfuz tesisine muvaffak oldu.
Memlûk Sultanı Berkûk ile Kadı Burhâneddîn arasında dostluk ancak Timur tehlikesi sebebiyle kurulabildi. Kadı Burhaneddin Akkoyunlular ile önceleri kötü olan münasebetleri ise 1386'dan sonra düzelmişti. 1389'daki Kosova savaşına kadar Osmanlılar ile onun arasındaki dostane münasebetler devam etti.
Bu tarihten sonra onun batıya yayılma siyaseti ve Osmanlı nüfuz sahasını tehdide başlaması, ayrıca Tâceddînoğulları ve Candaroğulları gibi beyliklerin tahrikleri ile iki devetet arasındaki dostluğun bozulmasına sebep olmuştu.
Neticede bu iki devlet arasında savaş kaçınılmaz oldu ve Kadı Burhaneddin öncü kuvvetleri Osmanlı öncülerini Çorumlu sahrasında ağır bir yenilgiye uğrattı (1392).
İki taraf arasındaki mücadele, Timur tehlikesi ortaya çıkınca yerini tekrar dostane münasebetlere bıraktı. Kadı Burhaneddin daha sonra Akkoyunlular ile arası açıldı. Akkoyunlulardın Karayülük Osman Bey Sivas yakınındaki savaşta, Kadı Burhaneddin ele geçirmiş ve öldürmüştü (1398).
Sivas halkı Kadı Burhaneddin'in on dört yaşında bulunan oğlu Alaeddîn Ali'yi hükümdar ilân etti. Bu sırada Timur'un Anadolu'yu istilâ tehlikesi başgösterdi.
Bu tehlike karşısında devleti idare edecek kuvvetli bir şahsiyet bulunmadığından Sivas halkı şehri Yıldırım Bayezid'e teslim etti. Bu suretle Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti sona eriyordu (1398).