Türkiye'yi Tam Anlamıyla Tanımak İçin Okunması Gereken Kitaplar

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Türkiye'yi, tarihini ve insanını tanımak için okumanız gereken tarih, kurgu ve analiz kitapları.

1748747110851.png

türkiye'yi anlamak öyle kolay iş değil; çünkü mesele sadece bir coğrafya, bir tarih, bir millet hikâyesi değil. mesele, sürekli sallanan bir salıncakta oturmak gibi: bir ucu doğuya bir ucu batıya dokunan bir ipte, bazen kendi gölgesine bile yabancı düşen bir halkın hikâyesi. o yüzden türkiye'yi anlamak için sadece ekonomi-politik okumak yetmez, bir romanın gölgesinde dolaşmalı, bir şairin hayaline sığınmalı, bir tarihçinin soğukkanlı anlatısında nefeslenmeli. biraz anadolu toprağı, biraz istanbul sabahı, biraz da kasaba yalnızlığı…

işte bu yüzden önerim kitaplar, bir “liste” olmanın ötesine geçsin; bir okuma yolculuğu olsun:


1. tarih kitapları (hafızayı kazanmak için)​

- şark meselesi / hakan yavuzyılmaz

türkiye'nin jeopolitik kabuslarının kökenini anlatır. doğu ile batı arasında sıkışmışlığın, tarih boyunca nasıl bir kriz ve pazarlık konusu olduğunu görmeden bugünü anlamak imkânsızdır.

- turkey: modern history (modernleşen türkiye'nin tarihi) / erik-jan zürcher

resmi tarihin anlatmadığı, ama arka planda dönen pazarlıkları, krizleri ve sancıları görmek için. tarihin kılcal damarlarına bilimsel bir neşter atar. mitleri, kahramanlık masallarını değil; belgeleri, süreçleri, çatışmaları anlatır.

- history of the ottoman empire and modern turkey / stanford j. shaw

osmanlı'dan cumhuriyet'e geçişi ele alan kapsamlı bir çalışma; ancak tarihsel tarafsızlık ve detaylar konusunda dikkatli ve eleştirel bir bakışla okunmalı.

- tanzimat'tan 21. yüzyıla türkiye ekonomisi / gülten kazgan

bu kitap, osmanlı'dan günümüze türkiye ekonomisinin gelişim sürecini detaylı bir şekilde ele alıyor ve ekonomik yapının tarihsel dönüşümünü görmek isteyenler için temel bir kaynak.

- cumhuriyetin karanlık yılları / ayşe hür

türkiye tarihindeki kırılma anlarını, susturulan sesleri, gölgede kalan hikâyeleri öğrenmeden türkiye'yi tanımak zor.

- bir zamanlar anadolu / halil inalcık

osmanlı'yı “şanlı atalarımız” romantizminin ötesinde, bir iktidar ve sosyal düzen projesi olarak görmek için.

- osmanlı imparatorluğu'nda iktisat ve toplum / halil inalcık, donald quataert (editör)

türkiye'yi anlamak için, sadece siyasal tarih değil, osmanlı'dan miras kalan ekonomik ve toplumsal yapıları da bilmek gerekir. bu kitap, osmanlı toplumunda üretim ilişkileri, ticaret, vergilendirme ve sınıf dinamiklerinin nasıl şekillendiğini gösterir. modern türkiye'nin temel problemlerinin köklerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak.

- imparatorluğun en uzun yüzyılı / ilber ortaylı

osmanlı'nın 19. yüzyıldaki reformlarını, çözülme sürecini ve batılılaşma çabalarının yarattığı gerilimleri inceler.

- tanzimat'tan cumhuriyet'e yerel yönetim geleneği / ilber ortaylı

osmanlı'nın tanzimat döneminden başlayarak türkiye cumhuriyeti'ne uzanan süreçte yerel yönetimlerin yapısını ve evrimini inceler. türkiye'deki idari yapının tarihsel kökenlerini ve dönüşümünü anlamak isteyenler için önemli bir eserdir.

- türkiye'de siyasal partiler / ergun özbudun

türkiye'de siyaset, sadece seçim sandığından ibaret değildir; derin bir aidiyet ve hizipler tarihidir. sağ-sol kutuplaşması, merkez-çevre gerilimi, din-devlet ilişkisi gibi karmaşık meselelerin nasıl şekillendiğini anlamak için partilerin tarihine ve ideolojik kökenlerine bakmak şart. özbudun'un çalışması, bu bağlamda hem bir rehber hem bir analiz aracıdır. türkiye'nin siyasal dna'sını çözmek isteyenler için temel bir kaynak.

- atatürk inkılapları üzerine sosyolojik bir teşebbüs / niyazi berkes

inkılapların sadece siyasi değil, toplumsal bir değişim olduğunu görmek için okunmalı.

- 40'larda siyaset ve toplum / cemil koçak

2. dünya savaşı yıllarında türkiye'deki siyasal atmosferi, devlet-toplum ilişkilerini ve tek parti rejiminin dinamiklerini analiz eder.

- varlık vergisi / faik ökte

2. dünya savaşı yıllarında uygulanan varlık vergisi'nin ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçlarını, azınlıklar üzerindeki etkilerini içeriden bir tanıklıkla aktarır.

- 6-7 eylül olayları / dilek güven

1955'te gerçekleşen pogromun arka planını, azınlık karşıtı şiddetin nedenlerini ve türkiye'nin toplumsal hafızasındaki yerini detaylı bir şekilde inceler.

- imparatorluktan cumhuriyete / feroz ahmad

osmanlı'dan cumhuriyet'e geçişin sancılarını ve türkiye'nin modernleşme serüvenini anlamak için okunmalı.

- the emergence of modern turkey (modern türkiye'nin doğuşu) / bernard lewis

osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyet'in kuruluşuna ve modernleşme çabalarına kadar türkiye'nin geçirdiği büyük dönüşümleri kapsamlı ve analitik bir şekilde inceler. toplumsal yapıdaki değişimler, batılılaşma sancıları, devlet ve kimlik meseleleri gibi türkiye'yi anlamak için temel konulara derinlikli bir bakış sunar. bu nedenle modern türkiye'nin oluşum sürecini görmek isteyen herkes için başucu eseridir.

- nutuk / mustafa kemal atatürk

türkiye cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini, milli mücadeleyi ve devrimleri atatürk'ün kendi anlatımıyla birinci elden aktarır. resmi tarihin ötesinde, dönemin ruhunu ve yeni türkiye'nin temel taşlarını anlamak için vazgeçilmez bir eserdir.

- türkiye'de geri kalmışlığın tarihi / ismail cem

türkiye'nin batı'dan neden geri kaldığını, modernleşme çabalarının tarihsel arka planını ve toplumsal etkilerini sorgulayan, eleştirel ve temel bir eser.

- yüzyılların gerçeği ve mirası / server tanilli

türkiye'nin uygarlıklar içindeki yerini, tarihsel ve kültürel mirasını, doğu-batı ve aydınlanma tartışmalarını derinlemesine inceler. türkiye'nin modernleşme sancılarını anlamak için temel bir kaynaktır.

- uygarlık tarihi / server tanilli

medeniyetin gelişim sürecini ve türkiye'nin bu süreçteki konumunu sade ve kapsamlı bir dille anlatır. türkiye'nin toplumsal ve düşünsel dönüşümünü kavramak isteyenler için başucu eseridir.
1748747136323.png

2. romanlar (türkiye'nin insanını tanımak için)​

- içimizdeki şeytan / sabahattin ali

bireyin türkiye ile çarpışmasını anlatır. hem politik hem duygusal. çünkü türkiye, bazen en çok içindekine düşman olur.

- kuyucaklı yusuf / sabahattin ali

anadolu taşrasındaki adaletsizlikleri, güç ilişkilerini ve bireyin sistemle mücadelesini sade bir dille anlatır.

- ince memed / yaşar kemal

anadolu köylüsünün yoksulluğunu, adaletsizlikle mücadelesini ve direniş ruhunu epik bir dille anlatır. türkiye'nin kırsal toplumsal yapısını ve ezilenlerin hikayesini anlamak için temel eserlerden biridir.

- küçük ağa / tarık buğra

milli mücadele döneminin anadolu'sunu, savaşın toplum üzerindeki etkilerini ve bireylerin değişimini gözler önüne serer. türkiye'nin yakın tarihini ve toplumsal dönüşümünü roman diliyle keşfetmek için vazgeçilmezdir.

- bir düğün gecesi / adalet ağaoğlu

1980 darbesi öncesinin o tuhaf, iç içe geçmiş korkular ve umutlar evreni

- kar / orhan pamuk

türkiye'nin kimlik karmaşasının, batı'ya bakma takıntısının ve inanç-aidiyet meselelerinin panoraması.

- tutunamayanlar / oğuz atay

modern türkiye'nin bireyde yarattığı ruhsal krizi, yabancılaşmayı ve aidiyetsizlik duygusunu anlamak için okunmalı.

- aşk / elif şafak

modern türkiye'de aşkın, mistisizmin ve batı-doğu geriliminin popüler kültürdeki izdüşümü.

- devlet ana / kemal tahir

türk tarihinin kurgusal bir panoraması. neden hep “devlet baba” dedik de “halk ana” diyemedik? sorusunu hissettiren bir roman.

- bereketli topraklar üzerinde / orhan kemal

anadolu'nun işçi sınıfını, yoksulluğu ve umut dolu hayallerin nasıl ezildiğini görmek için okunmalı.

- kiralık konak / yakup kadri karaosmanoğlu

türkiye'deki eski-yeni çatışmasını, çöken aristokrasiyi ve yükselen burjuvazinin sancılarını anlamak için okunmalı.

- delibo / çağlayan çevik

çünkü türkiye'nin çeperlerini ve “kaybedenler kulübü”nün ruhunu anlamak, bugünü anlamak demektir.

- fatih-harbiye / peyami safa

türkiye'nin modernleşme sürecindeki doğu-batı gerilimini ve bireyin içsel çatışmalarını görmek için okunmalı.

- hanımlar alayı / sevgi soysal

türkiye'de kadın olmanın ne anlama geldiğini, geleneksel rollerle modernleşme arasındaki sıkışmayı görmek için okunmalı.

- araf / nezihe meriç

türkiye'de kadın kimliğinin, yalnızlığın ve toplumsal baskının izlerini anlamak için okunmalı.

- huzur / ahmet hamdi tanpınar

istanbul'un cumhuriyet dönemi burjuvazisinin hayata bakışını, aşklarını, yalnızlıklarını ve modernleşme sancılarını bir şairin diliyle anlatır.

1748747161519.png

3. güncel analiz, sosyolojik bakış ve denemeler (aklı kurcalamak için)​

- türkiye'nin toplumsal yapısı / nermin abadan unat

türkiye'nin toplumsal sınıflarını, demografik yapısını, göç ve kadın meselesi gibi temel sosyolojik dinamiklerini ele alır.

- türkiye'nin zihniyeti / tanıl bora

her şeyi devletle ölçen, güçlüye tapmayı, zayıfa hor bakmayı öğrenmiş bir toplumun bilinçaltını çözümlemek için.

- gecekondu / kemal karpat

türkiye'de göç olgusunu, kırsaldan kente akan kitlelerin yarattığı toplumsal ve mekânsal dönüşümü anlamak için okunmalı.

- mahalle baskısı / jenny white

türkiye'de toplumsal muhafazakârlığın, sosyal kontrolün ve “uyum sağlama” baskısının nasıl işlediğini görmek için okunmalı.

- yeni türkiye'nin toplumsal yapısı / derleyen: ibrahim kaya

türkiye'de kimlik politikalarının, toplumsal ayrışmaların ve modernleşme sürecinin dinamiklerini farklı perspektiflerden inceleyen bir derleme eser.

- the fall of the turkish model / cihan tuğal

akp iktidarının ilk yıllarında dünyaya “model ülke” olarak sunulan türkiye'nin, otoriterleşme, toplumsal kutuplaşma ve islamcı-muhafazakâr iktidarın toplumsal etkileri üzerinden nasıl bir kırılma yaşadığını inceler.

- ak parti ve normalleşen muhafazakârlık / tanıl bora

ak parti'nin iktidara gelişinden itibaren türkiye'de muhafazakâr değerlerin nasıl toplumsal norm haline geldiğini ve bunun siyasal-toplumsal sonuçlarını inceler. modernleşme sürecindeki kırılmaları, merkez-çevre ilişkisini ve türkiye'nin ideolojik haritasındaki dönüşümü anlamak için önemli bir kaynaktır.

- türkiye'nin orta sınıf ideolojisi / tanıl bora

bugün apartman dairelerinde, beyaz eşyaların gölgesinde, avm koridorlarında nefes alan insanların hangi hayallerle, hangi korkularla var olduklarını görmek için.

- türkiye'de sivil itaatsizlik / binnaz toprak

türkiye'de bireyin ve toplulukların devlete karşı nasıl ve ne zaman ses çıkardığını, sivil itaatsizliğin tarihsel ve toplumsal bağlamını görmek için okunmalı.

- türk modernleşmesi / şerif mardin

bir ülkenin nasıl ve neden “yarım yamalak modern” kaldığını anlamak için. batıya özenen ama bir türlü tamamlayamayan o garip çabayı çözümlemek için.

- kent, planlama, politika / murat güvenç

türkiye'de kentleşme süreçlerini, mekânsal planlamayı ve bu dinamiklerin siyasetle ilişkisini ele alan temel bir çalışma.

- türkiye'de toprak sorunu / çağlar keyder

osmanlı'dan cumhuriyet'e türkiye'de toprak mülkiyetinin dönüşümünü, köylülerin ve toprak sahiplerinin ilişkilerini ve tarım politikalarının toplumsal etkilerini inceler.

- modern mahrem / nilüfer göle

türkiye'de modernleşme sürecinde islam, kadın bedeni ve kamusal alan arasındaki gerilimleri inceler.

- islam'ın yeni kamusal yüzleri / nilüfer göle

türkiye ve avrupa'da müslüman kimliğin kamusal alandaki yeni temsillerini, başörtüsü ve kimlik siyaseti üzerinden tartışır.

- secularism and muslim democracy in turkey / m. hakan yavuz

türkiye'de laiklik ve siyasal islam ilişkisini, özellikle akp dönemindeki dönüşümü ve islamcılığın ideolojik seyrini derinlemesine analiz eder. türkiye'de din, siyaset ve modernleşme eksenindeki gerilimleri anlamak için önemli bir kaynaktır.

- bu ülke / cemil meriç

cemil meriç'in entelektüel portreleri, türkiye'nin düşünce dünyasını, kimlik arayışını ve kültürel ikilemlerini sorgulayan denemelerden oluşur. kemalizm, batılılaşma ve türk aydınlanması gibi temel meseleleri özgün bir bakışla ele alır; düşünsel mirası ve toplumsal dönüşümü kavramak için yol göstericidir.


1748747183106.png

4. şiir ve düşünce (ruhu duymak için)​

- şiirler - cemal süreya, turgut uyar, can yücel, küçük iskender

türkiye bir devlet olmanın ötesinde bir duygudur; ve o duygu, en çok bu şairlerin dizelerinde saklanır; bazen bir mısrada bir milletin yalnızlığı, özlemi, isyanı gizlidir.
“bir gün birini çok seversin, o da türkiye'dir ama türkiye seni asla tam sevmez.”

- yaşamak / orhan veli kanık

çünkü türkiye, bazen sadece bir sokakta yürürken, bir ekmek alırken, bir vapura binip martılara bakarken yaşanır.

- türkiye'de islamcılık düşüncesi / ismail kara

osmanlı'dan günümüze islamcılık düşüncesinin türkiye'deki gelişimini ve modernleşme süreciyle olan ilişkisini inceler.

- sosyoloji yazıları / nurettin topçu

türkiye'yi sadece bir proje olarak değil, bir ruh olarak görmek isteyenler için.

- metin erksan filmleri üzerine okumalar

metin erksan'ın filmleri, türkiye'deki toplumsal çelişkileri, bastırılmış arzuları ve modernleşmenin yarattığı ikilemleri sinema diliyle ortaya koyar.

1748747203785.png

5. etnik ve dinsel çeşitlilik (farklı kimlikleri ve inançları anlamak için)​

- alevilik üzerine / krisztina kehl-bodrogi

aleviliğin tarihsel gelişimini, inanç sistemini ve modern türkiye'deki konumunu anlamak için okunmalı.

- kürtler / mesut yeğen

kürt kimliğinin oluşum sürecini, kürtlerin türkiye'deki tarihsel ve sosyolojik konumunu anlamak için okunmalı.

- türkiye'de azınlıklar / baskın oran

türkiye'deki gayrimüslim toplulukların tarihi ve bugünkü durumunu öğrenmek için.

- aşiret, tarikat, cemaat / mesut yeğen

türkiye'nin etnik ve dini örgütlenme biçimlerini, tarihsel ve sosyolojik boyutlarıyla kavramak için.

- alevilik: birliğin kaynağı mı, ayrışmanın nedeni mi? / recai aksu

aleviliğin türkiye'deki yerini, tarihini ve modern toplumla ilişkisini görmek için.

- kürtler: bir halkın doğuşu / david mcdowall

kürt meselesinin tarihsel köklerini, bölgesel dinamiklerini ve türkiye içindeki yansımalarını anlamak için.

- türkiye'de kürt sorunu: tarih, siyaset, kimlik / hamit bozarslan

kürt meselesinin türkiye'deki tarihsel arka planını, devlet politikalarını ve kimlik inşasını analiz eder.

- ağa, şeyh, devlet / martin van bruinessen

türkiye'de kürt toplumu, aşiret yapıları ve devlet ilişkileri üzerine çığır açıcı bir çalışma.

- başkaldıran kuran / ali şeriati

türkiye'deki islamcı aydınlar, ilahiyatçılar ve muhalif din yorumcuları üzerindeki etkisi nedeniyle okunması gereken bir kitap. türkiye'deki eleştirel ve muhalif islam düşüncesinin gelişimini anlamak için bir ilham kaynağı.

- islam dünyasında çağdaşlaşma / şerif mardin

islam dünyasında modernleşme hareketlerinin ortaya çıkışını, bu süreçte yaşanan çatışmaları ve türkiye dahil birçok ülkedeki etkilerini inceler.


1748747222508.png

6. felsefe ve düşünce tarihi (türkiye'deki düşünsel kırılmaları ve dünya ile etkileşimlerini görmek için)​

- türk felsefesi tarihi / hilmi ziya ülken

türkiye'de düşüncenin nasıl geliştiğini, felsefi birikimimizin köklerini ve evrimini görmek için okunmalı.

- islamcılık / şerif mardin

osmanlı'dan cumhuriyet'e türkiye'de islamcılığın doğuşunu, değişimini ve siyasal-toplumsal etkilerini ele alır.

- medeniyetler çatışması mı? barış mı? / samuel p. huntington / edward said karşılaştırmalı okumalar

türkiye'nin küresel sistemdeki yerini, oryantalizm ve batı-merkezci yaklaşımlar bağlamında sorgulamak için.

- doğu-batı arasında türkiye / nihat sami banarlı / tanıl bora ile tamamlayıcı okumalar

türkiye'nin doğu ve batı arasında sıkışmış kimliğini, kültürel çatışmalarını ve bu ikiliğin toplumsal yansımalarını inceler.

bu liste hep eksik kalır, çünkü türkiye bitmeyen bir kitaptır. her yeni seçim, her yeni deprem, her yeni kriz, bu listeye bir sayfa daha ekler. o yüzden; eklemelere, önerilere açığım. çünkü türkiye'yi anlamak, hepimizin kolektif çabasıdır.

Kaynak
 
listede suyu arayan adam kitabını aradım ama bulamadım. bu ülkede yaşayan, bu ülkeyi, bu ülke insanını, bu ülkenin tarihini öğrenmek, tanımak isteyen herkes okumalı, okutmalı.

şevket süreyya aydemir suyu arayan adam kitabında bu durumu çok güzel özetliyor. okumalısınız.

"demek ki anadolu buydu. anadolu gerçeğinin artık karşısında ve içinde bulunuyorduk. fakat ne var ki, gördüğüm anadolu, benim mektepte öğrendiğim, yahut şiirlerde okuduğum, mektep şarkılarından haykırdığımız anadolu’ya hiç benzemiyordu. çağlayan sular, öten bülbüller, altın başaklar, altı üstü birbirinden zengin ve dünyanın hazinesi olan anadolu herhalde burası olmasa gerekti. burası, dünya kabuğunun, çoktan ölmüş bir parçasıydı ki, yakan güneş, kavuran soğuk altında, kumları, kireçleri şerha şerha ufalanarak her gün biraz daha çölleşiyordu.

köy denilen şey, bozkırın boşluklarından kaybolmuş birtakım kovuklardı. ara sıra rastlanan küçük istasyon kulübelerinin önlerinde kımıldaşan insanlar, bu çorak toprakların yürüyen parçaları gibiydi.
orta anadolu yaylası aşılıp da güneyde toroslar göründüğü zaman, tren, yolcularının bir kısmını ulukışla istasyonunda boşalttı. o zaman doğuda kafkas cephesinin yolu güneyde ulukışla'dan geçerdi. arap cephelerine gidecek olanlar güneye doğru yollarına devam ettiler.
ben trendenn inip anadolu toprağına ilk ayağımı basınca, etrafıma uzun uzun bakındım. burası, birkaç toprak kulübesi olan kıraç, tozlu, kasvetli bir yerdi. fakat, kayseri'yi sivas'ı aşıp, erzincan, erzurum ilerisine, rus, acem sınırlarına varan yollar buradan başlıyordu. bozuk düzen birtakım izlerden ibaret bu yolların uzandığı istikametlerde ne bir karış demiryolu, ne de motorlu bir vasıta vardı.
uzun ve sonu belirsiz yolların artık başında bulunuyordum. içimde önce, hayal kırıklığına benzeyen duygular canlandı. kendimi yalnız, terkedilmiş hissediyordum.
bir toprak damın köşesine yerleştirdiği tahta masasının başında çalışan menzil kumandanının emrinde, yeni gelen subay namzetlerini, ne barındıracak yer ne de onları daha ileri menzillere sevk edecek vasıta vardı. bunun üzerine kafile daha o gün parçalandı. üçer beşer kişilik grupların kimisi akşam serinliği yollara döküldü. yürünecek yol belki de bin kilometre kadardı.
ben de iki arkadaşımla beraber yola düzüldüm. dizlerimizin takati kesilince ilk geceyi, kırların sessizliği içinde yarı uyur yarı uyanık geçirdik. sabahleyin güneşin görünmesiyle sıcağın çökmesi bir oldu.
ulukışla ile kayseri arası, o zaman bizim gibi yaya yolcular için bir haftalık yoldu. bu yolda hep çıplak sırtlar, yahut tuzlu bozkırlar halindedir. erciyes dağı görününce de bataklıklar başlar. etraflarında birkaç bakımsız zerdali bahçesi ve birkaç kısır bağ bulunan kasabacıklar sahrada kaybolmuş vahalar gibidirler.

tuzlu bozkırlar, ufukları çıplak dağlarla çevrilen büyük düzlüklerdir ki, yer yer tuzlu topraklar, uzaktan güneşin altında gümüş göller gibi parlarlar. insan bu tuzlu bozkırların birini aştım zannederken diğerine geçer. buralarda ufuk, yolcuya, hiçbir zaman varılamayacakmış gibi sonsuz ve yeis verici görünür.

buraları eski ve artık kurumuş denizlerin dibidir. stepin ortasında yahut ufkun altında görünen karaltı, toprak bir han damıdır ki, içine girmeseniz bile, merdivenle inilen kuyusunda bir yudum acı su olsun bulabilmek için oraya varmanız lazımdır. dudaklarınız çatlamıştır. dizleriniz kesilmiştir. rüzgarların savurduğu tuzlu zerreler terinize karışarak vücudunuza gittikçe cıvıklaşan bir yapışkanlıkla sarar. yanıkları, karşıntılar başlar. toprak damın karaltısı ise biz yaklaştıkça uzaklaşır. fakat acı da olsa, aradığımız su oradadır. oraya ulaşmalısınız. yükünüzü gittikçe hafifletirsiniz. çantanızı, kitaplarınızı atarsınız. teriniz ise hala pıhtılaşır…

istanbul’da, daha birkaç gün önce bulunduğumuz yakacık’ın, maltepe’nin, soğanlı köyünün göğe varan çınarlarının gölgesinde, oluklarından dereler gibi sular taşan çeşmeleri hayalinizde canlanır. şimdi size bu hayalinizde canlanan şeylerle aranızda sanki yıllar varmış gibi gelir. diz çökmek, hayalinizin serin gölgesine uzanmak, hatta ölmek istersiniz. fakat dayanışınızı kaybetmemek lazımdır. içinizde dayanaklar, izahlar ararsınız. allah duygusu, vatan duygusu, cihad yolunda ayağına bir tek toz yapışan müslümana vaadolunan cennetler, varacağınız cephede sizi bekleyen zaferler, gazilik, şehitlik mertebeleri levha levha ruhunuzda canlanır. hatta bu teselliler de yetmezse:

- bu yollarda biz bir borcu ödüyoruz, dersiniz. yüzyıllardan beri soyulan, sömürülen, yüzyıllar boyunca yalnız mal, yalnız can vergisi için aranan şu bitmiş, şu bilinmeyen anadolu’ya karşı, çeşmeleri gürül gürül akan istanbul’un işlediği günahların borcunu ödüyoruz.

bu düşünce size, hatta bürün dayanaklardan daha kuvvetli görünür. başınızı eğer ve artık yürümekten ziyade, sürünürsünüz. gün sona erer, güneş arkanızda alçalır, tuzlu çöle vahşi bir sessizlik siner. nihayet çölün tenhalığında, uzaktan bütün ümidinizi bağladığınız toprak dama varırsınız. fakat görürsünüz ki, toprak dam çökmüş, kuyunun suları ise çekilmiş, kurumuştur…

bu kırlarda daha birkaç gün yol alınca, artık orta anadolu ile haşır neşir olmuş, toprağını, çalısını, hayvanını, adamını, köyünü, damını bir parça tanımış olursunuz. her şey size bilmediğiniz, duymadığınız bir kıtayı keşfediyormuşsunuz duygusunu verir: şu bilinmeyen anadolu’yu…

köyler görürsünüz ki, insanlar yerin altında yaşarlar. jeolojik devirlerin biriktirdiği eski yanardağ küllerini, tarihöncesi kazmaların eşi olan aletlerle delebilen insan, bir tepenin altında kendisine dam, oda, ahır, samanlık kovukları oymuştur. bu kovukların içinde ağır, fakat daima serin bir hava bulursunuz. testiler, küpler, kilimler, kaplar için duvarın içerisinde ayrı ayrı yerler oyulmuştur. tepenin altını dolduran bu yer altı evlerinin, bu mağara konutlarının bazen birinden diğerine geçilir. havaya açılan deliklerden içeriye loş bir ışık sızan bu yeraltı dehlizlerinde, tarihöncesi devirlerin mağara adamı gibi dolaşırsınız.

- acaba hangi devirde, nerede yaşıyorum?
dersiniz.
her şey sizden ayrı, her şey size yabancıdır. bu alem sanki başka bir gezegenden kopmuştur. başka bir çağdan arta kalmıştır. toprağında çalı bile bitmeyen bu ölmüş dünya kabuğu üstünde öküzler, inekler, eşekler, ancak keçi kadardırlar. dağda adına ekin denilen şey, ancak hasırlı ellerle yolunabilen, sıska, dağınık bir şeydir. “insanlarla hayvanlar bu kavruk bitkiden nasiplerini nasıl çıkarırlar?” diye düşünürsünüz. tıpkı karataşlar gibi kavruk, tıpkı karataşlar gibi yüzyılların soğuğunda, sıcağında kuruya kuruya adına güzellik denilen hayatiyeti tamamen unutmuş mihnetli bir insan varlığı sizde acı düşünceler uyandırır.

yerde bir toprak sedirin üstüne çöktüğünüz zaman, bu insanlar, size yanık bir toprak kap içinde ekşi ayranlarını sunarlarken nazik görünmek isterler. çocuklar, kadınlar, erkekler etrafımızı alırlar. onlara baktığınız zaman, henüz yenice olan elbisenizden, henüz parçalanmamış ayakkabılarınızdan, hatta yüzünüzün taze, sıhhatli renginden utanırsınız.

gençleri ise, işte bu hayatı korumak ve işte bu dünya nimetlerinin hakkını ödemek için yabancı cephelere götürülmüşlerdir. bu mağaralarda kalanlar, o gidenlerin, hatta gittikleri memleketlerin isimlerini bile beceremezler:

- hasan kalıça’daymış (galiçya). mehmet arap içine gitti! derler.
- neresi bu arap içi?
- bilmeyik ki? aha buradan iki aylık yolmuş!...

fakat jandarma, zaman zaman bu mağaralar alemine uğrar. ya kalıça’ya, ya da arap içine yeni yeni askerler çağırır. yahut köye, koynunda buruşmuş birtakım sarı kağıtlar bırakır. bunlar, gidenlerden geri dönmeyecek olanların haberidir. herkes bu sarı kağıtlarda adı çıkanların kovuklarına üşüşür. buralarda ağlamak bile, ürkek, tıkanık, doyurmayan, içi boşaltmayan bir şeydir.

yalnız kalınca toprak sedirin üzerine uzanırsınız. sırtınızda bir mezar serinliğinin ürpertileri dolaşırç yaşarken gömüldüğünüz bu mezar içinde bir şey düşünmeye çalışırsınız:

- peki ama, dersiniz; biz bin yıl önce girdiğimiz şu anadolu topraklarına ne verdik?

selçuklular, anadolu beylikleri ,son imparatorluk hayalinizde canlanır. basra körfezi’nden viyana’ya, habeşistan’dan hazer denizi’ne kadar uzanan sahada geçen ve sizi bütün çocukluk hayallerinizle o kadar sarhoş eden şeyler, fetihler, istilalar, şanlar, alaylar; sarayların vezirlerin hikayeleri gök yakuttan taçlar, köprüler, medreseler, camiler?...

- peki ama bu yayla ki imparatorluğun, hem temeli, hem mihberiydi. bütün yollar bu yaylada toplanır, bu yayladan dağılırdı. burası kan ve can hazinesiydi. buraya ne bıraktık? birkaç yıkık kümbet, birkaç harap kervansaray, birkaç kale kalıntısı?

bir büyük masal ki, sonu hiçlikle biter…
uyumaya çalışırsınız. uyumak ve unutmak? bazen uyku ve unutuş, ne kadar kurtarıcıdır. önümüzde ise aşılacak daha nice uzun yollar var…

kayseri’deki menzil kumandanı duygulu bir adamdı. bize yol için vasıta arıyordu.
- sizi araba kolu ile göndereceğim,
dedi. fakat bu kol bir türlü görünmedi. sonra ümitler deve koluna, hatta gelen geçen askeri birlik döküntülerinin cılız mekkare hayvanlarına bağlandı. fakat onlar da olmadı. nihayet menzil kumandanı bir gün pazar yerine küçük bir baskın yaptırdı. ele geçen eşeklerden üçer beşer kişilik gruplara eşyaların yüklenmesi için birer tane dağıtıldı. bize verilen eşeğin ne semeri, ne yuları vardı. sırtı da cılk yaraydı.

sahibi, bitkin bir ihtiyardı. eşeğinin başında bir türlü ayrılmıyordu. bütün varlığı elinden alınan ve onu kurtarmak için her şeyi göze alan bir insanın inadıyle peşimizde koşuyor, hanın, kahvenin kapısında geceliyordu.

sonra bir akşam, hava kararınca, menzil kumandanından gizli, onu yanımıza katıp, eşeğini de şehir kenarında kendisine teslim edince, önce buna inanamadı. sonra işin ciddi olduğunu anlayınca da söyleyecek söz bulamadı. elimizi öpmek mi, ayağımıza kapanmak mı, yoksa boynumuza sarılmak mı lazım geldiğini tayin edemiyordu. bazen gülüyor, gene birden ağlamaklı oluyordu. sonra dua etmek aklına geldi. fakat bu sefer de ağlamak sırası galiba bize geliyordu. onu yaralı eşeğiyle şehrin kenarından, gecenin bağrına dalan tozlu yollara adeta zorla iteledik.

yerimize dönerken, biz de aramızda konuşacak söz bulamıyorduk. biz üç arkadaş, üçümüz de fakir çocuklarıydık. bizim de babalarımız böyle ihtiyar toprak adamlarıydılar. beylerin yanında bağ, bahçe işleri veya şurada burada ırgatlıkla geçinirlerdi. faka tbizde toprak, hiçbir zaman bu kadar sefil değildi. bizde sefalet, bütün varlığı bir uyuz eşekten ibaret olan bu bitmiş ihtiyarın yoksulluğuyla kıyaslanacak kadar derin olmamıştı."
 
Adamlar Türkiye tarihini anlatan kitap yazmışlar. Bizimkiler de diyo ki kürdü de anlatmiş mıdır. Hahaha olm çok komiksiniz ya la siz :D
 
Bir dakika bir dakika ermeni soykirimini savunan orhan pamuk mu? Turkiyeyi anlatmis?
 
Türkiyeyi yaşayarak öğrenenemişler, kitaplardan öğrenecekler. Yok daha neler.
 
Elif şafak aşk mı???? xd xd

19.yy siyasi tarihi ve 20. yy siyasi tarihi okuyun
 
Millet daha günümüz Türkiyesini doğru tanımıyor tarihini mi doğru öğrenecek? Çok safsınız çok.
 
Geri