Türkiye'de Yaşanan İlk Askeri Darbe 27 Mayıs Darbesi ve Tarihçesi!

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Türkiye'de Yaşanan İlk Askeri Darbe 27 Mayıs Darbesi ve Tarihçesi!

Bugün demokrasimize vurulan ilk ve en ağır darbe olarak bilinen 27 Mayıs 1960 darbesinin 59. yıldönümü. 27 Mayıs ihtilali olarak da anılan Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşanan ilk askeri darbe emir komuta zinviri içinde gerçekleşmediği, 37 düşk rütbeli subayın planları ile icra edildiği söylenir. Peki zamanın hükümetini 27 Mayıs 1960 darbesine götüren olaylar nelerdi?

27 Mayıs 1960 Demokratik Parti hükümetinin askeri darbe ile iktidardan indirilmesi

Bugün 14 Mayıs 1950'de yapılan serbest seçimlerle iktidara gelen Adnan Menderes başkanlığındaki Demokratik Parti'nin 27 Mayıs 1960'da askeri darbe ile iktidardan indirilmesinin 59. yılı. Ülkedeki bir kesim soz konusu darbeyi zamanın Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı İsmet İnönü'nün yaptırdığını söylese de, başka bir kesim de Menderes'in bu çıkmaz yola körü körüne girdiğini söyler.

İşte Adnan Menderes ve arkadaşlarını idama götüren ülke demokrasisine vurulan ilk ve en ağır darbe olan 27 Mayıs 1960 darbesi ve ayrıntıları!

Menderes'in baskı rejimini neden kurdu?

Demokrasi Partisi'nin (DP) 1950 seçimleri ile iktidara gelmesinin ardından ülkede 1957 yılında ekonomik sıkıntılar baş göstermeye başladı. Samet Kuşku adındaki bir subayın, 9 subayın bir araya gelerek iktidara darbe yapacakları ihbarını yapmasının ardından DP, o sıralarda Irak'ta yaşanan askeri darbenin de etkisiyle iktidarı kaybetme korkusu yaşadı ve baskı rejimini oluşturdu.

Daha sonra Adnan Menderes 1958'de zamanın muhalefet partisini "Kin ve Husumet Cephesi” diye adlandırarak soz konusu muhalefete karşı bir “Vatan Cephesi” kurdu.

İsmet İnönü seçimsiz iktidara gelmekle suçlandı

1958'de yaptığı yurt gezilerinde CHP'ye yüklenmeye başlamış ve bir konuşmasında CHP'yi secimsiz iktidara gelmekle suçlayarak, eger CHP savcılar üzerindeki baskısını cekmezse demokrasiye paydos edileceğini açıkladı. Bunun üzerine ise CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, kimsenin demokrasiye paydos etmeye gücünün yetmeyeceğini, eğer böyle bir işe kalkışan olursa kendilerini parmaklıklar ardında bulacağını ifade etti.

Bu konuşmaların ardından 1959'de yurt gezilerine çıkan İsmet İnönü ise yurdun ceşitli kesimlerinde taşlı saldırılara ve linç girişimlerine maruz kaldı ve dokunulmazlığının elinden alınması istendi.

Menderes CHP'yi kapatmak ve basını susturmak için Meclis Tahkikak Komisyonu kurdu

Adnan Menderes'in 1960 yılında iktidardan seçtiği 15 üyeyle kurduğu Meclis Tahkikak Komisyonu; bütün siyasi faaliyetleri, komisyonla ilgili bütün yayınları, ve meclisteki tahkikat görüşmeleri yayın yasağını getirmek üzere 18 Nisan'da 3 yasak kararı aldı. Anayasaya çok aykırı olan bu baskı rejiminin kuruluşu beraberinde ülkede birçok sorunun da meydana gelmesine sebep oldu.

İsmet İnönü kurulan bu rejimle birlikte ülkenin bir uçuruma sürüklendiğini belirterek DP Hükumetini şu sözlerle uyardı.

Bu demokratik rejimi istikametinden ayırıp, baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir… Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam! Arkadaşlar, şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır.

İsmet İnönü bu sözlerinin ardından 12 oturum meclis toplantılarına oturmama cezası alarak meclisten ayrıldı.

Üniversite olayları çıktı ve 2 ögrenci öldü

Oluşan baski rejimi sonucu İstanbul Üniversitesi'nde olaylar baş göstermeye başladı. Öğrenciler DP hükümeti aleyhine mitingler düzenleyip sloganlar atmaya başladı. Öğrencileri dağitmak için guvenlik güçlerine emir verilmesinin ardından çıkan arbedede üniversite rektörünün de aralarında olduğu 16 kişi yaralandi ve 2 öğrenci hayatını kaybetti.

İstanbul ve Ankara'da gelişen olaylar sonucu Menderes Sıkı Yönetim ilan etti.

İsmet İnönü ve Cemal
Gürsel'den Menderese önere geldi

Üniversitelerde çıkan olayların ve çatısmaların ardından Ismet İnönü ve Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, Menderes'e öneri mektupları gönderdi. Söz konusu önerilerde hemen seçim tarihinin belirlenmesi, soruşturma komisyonunun kaldırılması, gazetecilere af çıkması ve göz altındaki ögrencilerin bırakılması yazıyordu.

Fakat Menderes ne İnönü'nün ne de Cemal Gürsel'in önerilerine kulak asmadı.

27 Mayıs Alparslan Türkeş "ihtilal bildirisini" okudu

Ülkede çıkan isyan ve çatışmaların ardından rahatsiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri bazı general ve subaylardan oluşturduğu 38 kişilik bir Milli Birlik Komitesi ile, "DP'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" gerekçesini göstererek 27 Mayıs sabaha karşı yönetime el koydu. Kurmay Albay Alparslan Türkeş 27 Mayıs 1960 sabahı Ankara Radyosu'ndan okuduğu bildiriyle ''ihtilal'' duyuruldu.

Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekata Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak, idareyi hangi tarafa mensup olursa olsun seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır.
 
  • Beğen
Tepkiler: X
27 Mayıs darbecilerinin din istismarı! Özel hutbe okutmuşlar.

27 Mayıs ihanetini pulla, sigarayla, plakla meşrulaştırmaya çalışan cuntacılar, müftülüklerden “darbenin faziletlerinin” halka âyet ve hadislerle anlatılmasını istedi.

Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin üzerinden 59 yıl geçti. TSK içerisindeki bazı subay ve generallerden oluşan Millî Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen darbe neticesinde, demokrasi askıya alınırken Türkiye'nin uluslararası alanda itibarı büyük zarar gördü.

Millî Birlik Komitesi (MBK), Anayasa'yı ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı. Başbakan Adnan Menderes, hükûmet üyeleri, Demokrat Partili milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri gözaltına alındı, tüm tutuklular Yassıada'da hapsedildi. Dönemin Başbakanı merhum Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun idam edildiği darbe süreci, Türk milletinin vicdanında derin yaralar açtı.

ARZU ETTİKLERİ DESTEĞİ BULAMADILAR

Türk siyasi hayatında millî iradeye yönelik ilk askerî müdahale olan 27 Mayıs darbesinin ardından arzu ettikleri yaygın desteği bulamadıklarını gören cunta, ciddi bir propaganda faaliyetine girişti. Cuntacılar, 27 Mayıs 1960 askerî darbesini meşrulaştırmak için "Düşükler Yassıada'da" filmi başta olmak üzere "27 Mayıs İnkılabı" adıyla yayınlanan pulları, 27 Mayıs sigarasını, "27 Mayıs Hatıra Parası"nı ve hatta "27 Mayıs" yazılı nikel alyansları, plakları birer propaganda aracı olarak kullandı. Cunta, dağınık propaganda faaliyetlerinin bir düzen içinde devam etmesi için "MBK 27 Mayıs İnkılabını Yayma ve Tanıtma Komisyonu"nu kurdu.

DARBECİ BİLE İSYAN ETTİ

assıada'da Demokrat Partililere yapılan kötü muamele ayyuka çıkması üzerine çekilen "Düşükler Yassıada'da" filminde, tutukluların sözde günlük hayatından görüntülere yer verildi ancak seslendirmeler büyük tepki çekti. Filmde Bayar ve Menderes'in odalarında yemek yediği sırada çekilen görüntüler vardı. Bu sırada Bayar için "Sofrasında kilosu 1.000 liraya satılan siyah havyar bulunmamakla beraber Bayar, iştahından bir şey kaybetmiş gibi görünmemektedir" ifadeleri kullanılıyor.

Menderes için ise "Adnan Menderes... Poz vermeden edemez..." deniyordu. Merhum Cumhurbaşkanı Celal Bayar, film çekimlerinin ardından "haysiyet kırıcı" bu muamele yüzünden intihar girişiminde bulundu ve kurtarıldıktan sonra tepkisini "Bize Yeşilçam oyuncuları gibi film çevirttiler. Revayı hak mıydı bu?" sözleriyle dile getirdi. 7 Ekim 1960'da basına gösterilen ve ardından sinemalarda oynatılmaya başlanan "Düşükler Yassıada'da" filmine MBK Üyesi Suphi Karaman bile "Olmaz böyle şey" diyerek tepki gösterdi.

DİYANET'E EMEKLİ ASKER TAYİN EDİLDİ

Demokrasiyi kesintiye uğratan darbeler zincirinin ilk halkası olarak toplumsal yapı üzerinde de derin yaralar açan 27 Mayıs sonrası darbecilerin müdahale ettiği kurumlardan biri de Diyanet İşleri Başkanlığı oldu. cuntacılar, Diyanet İşleri Başkanlığını kontrol etmek için başkan yardımcılığına emekli Tuğgeneral Sadettin Evrin getirdi. Darbenin hemen ardından Evrin imzalı il ve ilçe müftülüklerine gönderilen tamimlerde halka ayet ve hadislerle "darbenin meşru olduğu, ve faziletlerinin" anlatılması istendi.

Müftülüklere gönderilen genelgede 27 Mayıs darbesi "millet ve memleket hayrına yapılmış hürriyet ve inkılap hareketi" olarak nitelenip "Hükûmetimize destek olmanın dini bir vecibe teşkil ettiğini, aksine hareketin dünyada ve ahirette mesuliyeti ve hüsranı mucip olacağını vaizlerimizin vaazlarında, hatiplerimizin hutbelerinde âyet ve hadislere istinaden halkımıza duyurmanın temini ve neticeden bilgi verilmesini ehemmiyetle rica ederim" ifadelerine yer verildi.
 
  • Beğen
Tepkiler: X
Bizim aile cok severmis rahmetliyi mekani cennet olsun. Hem babamin hem dayimin ismin Menderes. Idami muhafazar cenahta resmen travmaya yol acmis, halada daha unutulmus degil. Allah rahmet eylesin, mekanlari cennet olsun hepsinin kim nerse desin demokrasi sehididirler.
 
Geri