Mihri
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Nisan 17, 2023
-
- Mesajlar
- 6,152
-
- Tepkime puanı
- 6,475
-
- Puanları
- 234
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- Cat Sosyete
Terör, insan kitlelerinin korkutulması, yıldırılması ve bunun üzerinden bir takım konularda kaygılar taşımaları ve ani reaksiyonlarda bulunmaları üzerine ortaya konan şiddet yönlü eylemler bütünüdür.
Terörün Türkiye siyasetindeki ontolojisini, sadece son 20 yıllık ikdar varlığı üzerinden anlamak mümkündür. Düalist bir biçimde, ikdarın kendini var etmesi ve sürdürülebilirliğini sağlaması noktasında terör, en önemli yeri teşkil eder ve bu bağlamda adı değişir, sanı değişir, çeşitli fraksiyonlara ayrılır, ama güncelliğini ilelebet sürdürür. Varlığından hiçbir şekilde taviz ver(il)mez. Mücadele edildiği söyemleri ortaya atılır, kitleler uyarılır, fakat terörü besleyecek gerek maddi destek gerekse manevi kin ve nefret yatırımları her daim yapılır. Terörü sona erdirmek değil, onunla mücadelenin sürdürülebilirliği amaçlanır. Buna dayanan bir politik anlayışla kitle özendirmesi yapılır.
İktidar yandaşlarının kendi ontolojilerini terörle mücadele söylemi üzerine şekillendirmeleri noktasında ise yine karşılıklı çıkarlar söz konusudur. Bu bakımdan iktidar, kadrolaşma poltikasını nepotizme dayandırır, hizmet alanlarında ihtiyaç duyulan insan kaynağının sağlanmasını da söz konusu alana değil öncelikli olarak kendine hizmet edecek kişilerin seçimi üzerine yapar. Siyasi ve kamusal alanda terörle mücadelede ilişiği olan kişilerin önceliğini onayan kanunnameler ortaya koyar. Bunun sonucunda da devleti oluşturan belirgin yapı, en üst niteliği terör karşıtlığına dayanan bir şekle bürünür.
Terörün Türkiye siyasetindeki ontolojisini, sadece son 20 yıllık ikdar varlığı üzerinden anlamak mümkündür. Düalist bir biçimde, ikdarın kendini var etmesi ve sürdürülebilirliğini sağlaması noktasında terör, en önemli yeri teşkil eder ve bu bağlamda adı değişir, sanı değişir, çeşitli fraksiyonlara ayrılır, ama güncelliğini ilelebet sürdürür. Varlığından hiçbir şekilde taviz ver(il)mez. Mücadele edildiği söyemleri ortaya atılır, kitleler uyarılır, fakat terörü besleyecek gerek maddi destek gerekse manevi kin ve nefret yatırımları her daim yapılır. Terörü sona erdirmek değil, onunla mücadelenin sürdürülebilirliği amaçlanır. Buna dayanan bir politik anlayışla kitle özendirmesi yapılır.
İktidar yandaşlarının kendi ontolojilerini terörle mücadele söylemi üzerine şekillendirmeleri noktasında ise yine karşılıklı çıkarlar söz konusudur. Bu bakımdan iktidar, kadrolaşma poltikasını nepotizme dayandırır, hizmet alanlarında ihtiyaç duyulan insan kaynağının sağlanmasını da söz konusu alana değil öncelikli olarak kendine hizmet edecek kişilerin seçimi üzerine yapar. Siyasi ve kamusal alanda terörle mücadelede ilişiği olan kişilerin önceliğini onayan kanunnameler ortaya koyar. Bunun sonucunda da devleti oluşturan belirgin yapı, en üst niteliği terör karşıtlığına dayanan bir şekle bürünür.