-
- Katılım
- Kasım 5, 2010
-
- Mesajlar
- 11,182
-
- Çözümleri
- 2
-
- Tepkime puanı
- 5,026
-
- Puanları
- 354
Genel olarak şehirleşme ve bu arada ülkemizdeki şehirleşme hareketinin başlıca üç önemli göstergesi vardır.
• Şehirsel nüfusun payının artması
• Toplam şehir sayısının artması
• Büyük ve Metropolitan şehir sayısının giderek artması
Ülkemizde şehirleşme ve boyutları hakkında fikir veren önemli göstergelerden biri, şehirli olarak nitelendirilen nüfusun toplam nüfusumuz içindeki payının giderek artmasıdır. 1927 nüfus sayımının sonuçlarına göre 10.000'den fazla nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşayan şehirli nüfusumuz %16 civarındaydı. Oysa bu pay 1990'da %55'i aşmıştır. Böylece ilk kez kırsal nüfusumuz şehirsel nüfusumuzdan az olmuştur.
Şehirsel nüfus payımız yükselirken aynı zamanda nüfusu 10.000'i aşan kent sayımız da dikkat çekici şekilde artmaktadır. Gerçekten 1927'de 66 adet olan şehir sayımız, 1990'da 450'ye yükselerek yaklaşık yedi kat artmıştır. Oysa aynı dönemde toplam nüfusumuz kabaca dört kat artmıştı. Yani şehirleşme hızımız nüfusumuzun artış hızından yüksektir
Tablo 7. 2: Türkiye'de Yıllar İtibariyle Şehir Sayımız (10.000 +) (Doğanay'dan)
Yıl Şehir Sayısı
1927 66
1950 104
1960 148
1970 292
1980 381
1990 450
Türkiye'de şehirleşmenin belirgin göstergelerinden bir diğeri de büyük ve metropolitan şehir sayımızın artmasıdır. Daha önce de bahsedildiği gibi nüfusu 100.001-1.000.000 arasında olan yerleşmeler ülkemiz şartlarına göre büyük şehir sınıfındadırlar. Buna göre 1927'de sadece iki büyük kentimiz vardı. Bunlar İstanbul (704.825) ve İzmir (153.845) şehirleri idi. 1990'da ise büyük şehir sayımız 43 adedi bulmuştur. Metropolitan (Metropol) şehirlere gelince, 1 milyondan fazla nüfuslu olanları ülkemiz için metropolitan kabul ediyoruz. 1955'de iki olan milyonluk kent sayımız 1990'da üçe çıkmıştır.
• Şehirsel nüfusun payının artması
• Toplam şehir sayısının artması
• Büyük ve Metropolitan şehir sayısının giderek artması
Ülkemizde şehirleşme ve boyutları hakkında fikir veren önemli göstergelerden biri, şehirli olarak nitelendirilen nüfusun toplam nüfusumuz içindeki payının giderek artmasıdır. 1927 nüfus sayımının sonuçlarına göre 10.000'den fazla nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşayan şehirli nüfusumuz %16 civarındaydı. Oysa bu pay 1990'da %55'i aşmıştır. Böylece ilk kez kırsal nüfusumuz şehirsel nüfusumuzdan az olmuştur.
Şehirsel nüfus payımız yükselirken aynı zamanda nüfusu 10.000'i aşan kent sayımız da dikkat çekici şekilde artmaktadır. Gerçekten 1927'de 66 adet olan şehir sayımız, 1990'da 450'ye yükselerek yaklaşık yedi kat artmıştır. Oysa aynı dönemde toplam nüfusumuz kabaca dört kat artmıştı. Yani şehirleşme hızımız nüfusumuzun artış hızından yüksektir
Tablo 7. 2: Türkiye'de Yıllar İtibariyle Şehir Sayımız (10.000 +) (Doğanay'dan)
Yıl Şehir Sayısı
1927 66
1950 104
1960 148
1970 292
1980 381
1990 450
Türkiye'de şehirleşmenin belirgin göstergelerinden bir diğeri de büyük ve metropolitan şehir sayımızın artmasıdır. Daha önce de bahsedildiği gibi nüfusu 100.001-1.000.000 arasında olan yerleşmeler ülkemiz şartlarına göre büyük şehir sınıfındadırlar. Buna göre 1927'de sadece iki büyük kentimiz vardı. Bunlar İstanbul (704.825) ve İzmir (153.845) şehirleri idi. 1990'da ise büyük şehir sayımız 43 adedi bulmuştur. Metropolitan (Metropol) şehirlere gelince, 1 milyondan fazla nüfuslu olanları ülkemiz için metropolitan kabul ediyoruz. 1955'de iki olan milyonluk kent sayımız 1990'da üçe çıkmıştır.