Türkiye'de Rüzgar Enerji Santralleri

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
TÜRKİYE’DE RÜZGAR ENERJİSİNİN DURUMU VE ENERJİ GÖRÜNÜMÜ

Rüzgâr, güneş kaynaklı radyasyonun yer yüzeyini farklı ısıtmasından kaynaklanır. Yer yüzeyinin farklı ısınması, havanın sıcaklığının, neminin ve basıncının farklı olmasına, bu farklı basınç da havanın hareketine neden olur. Dünyaya ulaşan güneş enerjisinin yaklaşık %2'si kadarı rüzgâr enerjisine dönüşür.


Rüzgârın özellikleri, yerel coğrafi farklılıklar ve yeryüzünün homojen olmayan ısınmasına bağlı olarak, zamansal ve yöresel değişiklik gösterir. Rüzgâr hız ve yön olmak üzere iki parametre ile ifade edilir. Rüzgâr hızı yükseklikle artar ve teorik gücü de hızının küpü ile orantılı olarak değişir. Rüzgâr enerjisi kaynaklı elektrik üretim uygulamalarının ilk yatırım maliyetinin yüksek, kapasite faktörlerinin düşük oluşu ve değişken enerji üretimi gibi dezavantajları yanında üstünlükleri genel olarak şöyle sıralanabilir;
  • Yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağıdır, çevre dostudur.
  • Tükenme ve zamanla fiyatının artma riski yoktur.
  • Maliyeti günümüz güç santralleriyle rekabet edebilecek düzeye gelmiştir.
  • Bakım ve işletme maliyetleri düşüktür.
  • Teknolojisinin tesisi ve işletilmesi göreceli olarak basittir.
  • İşletmeye alınması kısa bir sürede gerçekleşebilir.
Rüzgâr türbinleri, rüzgâr enerji santrallerinin ana yapı elemanı olup hareket halindeki havanın kinetik enerjisini öncelikle mekanik enerjiye ve sonrasında elektrik enerjisine dönüştüren makinelerdir.

2006 yılında orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgâr akış modeli kullanılarak 200 m yatay çözünürlükte hazırlanan Türkiye Rüzgâr Enerjisi Potansiyeli Atlası (REPA-V1) verilerine göre yer seviyesinden 50 metre yükseklikte ve 7,5 m/s üzeri yıllık ortalama rüzgâr hızlarına sahip kullanılabilir alanlarda kilometrekare başına 5 MW gücünde rüzgâr santralı kurulabileceği kabul edilmiş ve Türkiye’de kurulabilecek rüzgar elektrik santrallerinin toplam kapasitesinin 47.849,44 MW olduğu belirlenmiştir.

AVANTAJLAR;

1. Rüzgar enerjisi daha önce de bahsettiğimiz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarındandır ve rüzgar gücünü kullanarak elektrik üretir.
2. Rüzgar türbin ve sistemleri herhangi bir çevre kirliliği oluşturmaz.
Çoğu enerji santrallerinin ve fabrikaların enerji üretirken ve tüketirken çevreye zararlı gazlar yaydığını ve akarsularımızı kirlettiğini biliyoruz. Özellikle kullanılan soğutma suları ve çıkan gazlar nedeniyle ekosistemi bozmakta ve küresel ısınmaya neden olmaktadır.
3. Rüzgar türbinleri uzun olmalarına rağmen çok fazla alan kaplamaz.
Rüzgar türbinleri her ne kadar devasa yapılar olsalar da yüzeyde sadece gövdesinin yer kaplaması rüzgar enerjisi üretilen alanlarda tarım faaliyetlerine devam edilebilmesini sağlar. Türbinlerden geri kalan alanlar başka işler için değerlendirilebilir.
4. Yerleşim yerlerine uzak olan bölgelerde enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla rüzgar enerjisi kullanılabilir.
Şehir merkezlerine uzak kasaba ve köylere elektrik götürmek mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda koşullarda uygunsa o bölge için rüzgar enerji santrallerinin kurulması hem maliyet açısından hem de kullanışlılık açısından daha uygun olabilir.
5. Rüzgar enerjisi gelecek için önemli bir yenilebilir enerji kaynağıdır.
Rüzgar enerjisi büyük kasabalara enerji üretmekten sadece bir ev için elektrik üretmeye kadar çok geniş bir kitleye hitap eder.Ayrıca daha önce bahsettiğimiz gibi ülkelerin kısa ve uzun vadeli enerji planlarında yenilenebilir enerji kaynakları önemli yer tutar.
6. Olgunlaşma sürecine girmekte olan enerji piyasalarının geçiş aşamasını hızlandırabilir. Sektörün gelişimi özel yatırımcıların aktifliği ile beraber gereken hukuki reformların yapılmasına olanak sağılabilir.
7. RES’lerin üretiminden kurulumuna kadar , ara malların tedarik edilmesinden taşımacılığa bir çok sektörde ciddi istihdam sağlamaktadır. Yeşil Enerji dönüşümünde yeni iş olanakları yaratacağı gibi sektörler arasında istihdam kaydırması da yaşatacakatır.

DEZAVANTAJLAR;

1.Rüzgar her zaman aynı güçte esmez.
Bazen yavaş eserken bazense beklenildiğinden daha yüksek hızda esebilir. Bu durum bölgeye düzenli olarak enerji iletimini sağlayamaz ve insanların yaşam kalitesine ve konforlarına direk olarak etki eder
2. Rüzgar türbinleri görüntü kirliliğine neden olur.
Çevrecilerden bazı gruplar rüzgar enerjisi üreten bu devasa yapıların doğanın doğal görüntüsünü bozduğu ve görüntü kirliliğine neden olduğu düşünür. Ayrıca gürültülü çalıştığı için yerleşim yerlerine yakın bölgelerde rahatsızlık verebilir.
3. Rüzgar enerjisi her ne kadar çevre kirliliği oluşturmasa da tesisin kurulum aşamasında bir miktar kirliliğe neden olabilir.
Kurulum aşamasında çalışan iş makineleri,kurulum için yapılan çalışmalar bir miktar çevre kirliliğine neden olabilir. Bu yüzden dikkatli çalışılmalı doğanın güzelliklerine zarar verilmeden kurulum yapılmalıdır.
4. O bölgedeki rüzgar enerjisi istenilen düzeyde olmalıdır.
Diğer maddelerde değindiğimiz gibi rüzgar türbinleri kurulan bölgelerde yeterli rüzgar gücü gereklidir. Rüzgar türbininden elde edilen enerji istenilen yer için gerekli enerjiyi temin edebilecek düzeyde olmalıdır.
5. Rüzgar enerjisi türbinlerinin kurulum maliyetleri yüksektir.
Rüzgar türbinleri belirtildiği gibi devasa yapılardır. Bu yüzden kurulum maliyetleri yüksektir.
6. Bazı kuş türlerinin göç mevsimlerinde rüzgar türbinlerinden etkilenebilirler.
Her ne kadar ince düşünülmüş bir neden olarak görülse de göçmen kuşların göç yollarına kurulan rüzgar enerji türbinleri kuşlar için handikap oluşturabilmektedir.
7. Enerji depolanmadığı gibi güneş oldukça güneş enerjisi rüzgar oldukça rüzgar enerjisinin olduğunu unutmamak gerekir. RES[2] için ortalama çalışma süresi tayin etmek mümkündür ama kesinliği yoktur.
8. Kurulum maliyetleri yüksektir , bunun karışlanması için hukuki altyapı zemininin çok çabuk değişmesinden kaynaklı ön lansman yatırımı alması zorlaşmaktadır.
9. Arz güvenliğini sarsmaktadır.
 
Dezavantajlardan biri cok ses yapiyor @İnanna hanim soyle de yaglasinlar sunu...

Ekli dosyayı görüntüle 83580
W hanımcım, bu da bir dezavantajlardan birisi haklısınız ciddi bir gürültü kirliliği var bu nedenle yerleşim merkezlerine uzak bir şekilde konumlandırılıyor genelde. :)
Yağlanmasından ziyade rüzgar ve türbinlerden gelen seslerdir. Modern teknolojilerle daha az gürültü kirliliği yapan türbinler üzerinde çalışılıyor.
 
  • Beğen
Tepkiler: W
TÜRKİYE’DE RÜZGAR ENERJİSİNİN DURUMU VE ENERJİ GÖRÜNÜMÜ

Rüzgâr, güneş kaynaklı radyasyonun yer yüzeyini farklı ısıtmasından kaynaklanır. Yer yüzeyinin farklı ısınması, havanın sıcaklığının, neminin ve basıncının farklı olmasına, bu farklı basınç da havanın hareketine neden olur. Dünyaya ulaşan güneş enerjisinin yaklaşık %2'si kadarı rüzgâr enerjisine dönüşür.


Rüzgârın özellikleri, yerel coğrafi farklılıklar ve yeryüzünün homojen olmayan ısınmasına bağlı olarak, zamansal ve yöresel değişiklik gösterir. Rüzgâr hız ve yön olmak üzere iki parametre ile ifade edilir. Rüzgâr hızı yükseklikle artar ve teorik gücü de hızının küpü ile orantılı olarak değişir. Rüzgâr enerjisi kaynaklı elektrik üretim uygulamalarının ilk yatırım maliyetinin yüksek, kapasite faktörlerinin düşük oluşu ve değişken enerji üretimi gibi dezavantajları yanında üstünlükleri genel olarak şöyle sıralanabilir;
  • Yenilenebilir ve temiz bir enerji kaynağıdır, çevre dostudur.
  • Tükenme ve zamanla fiyatının artma riski yoktur.
  • Maliyeti günümüz güç santralleriyle rekabet edebilecek düzeye gelmiştir.
  • Bakım ve işletme maliyetleri düşüktür.
  • Teknolojisinin tesisi ve işletilmesi göreceli olarak basittir.
  • İşletmeye alınması kısa bir sürede gerçekleşebilir.
Rüzgâr türbinleri, rüzgâr enerji santrallerinin ana yapı elemanı olup hareket halindeki havanın kinetik enerjisini öncelikle mekanik enerjiye ve sonrasında elektrik enerjisine dönüştüren makinelerdir.

2006 yılında orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgâr akış modeli kullanılarak 200 m yatay çözünürlükte hazırlanan Türkiye Rüzgâr Enerjisi Potansiyeli Atlası (REPA-V1) verilerine göre yer seviyesinden 50 metre yükseklikte ve 7,5 m/s üzeri yıllık ortalama rüzgâr hızlarına sahip kullanılabilir alanlarda kilometrekare başına 5 MW gücünde rüzgâr santralı kurulabileceği kabul edilmiş ve Türkiye’de kurulabilecek rüzgar elektrik santrallerinin toplam kapasitesinin 47.849,44 MW olduğu belirlenmiştir.

AVANTAJLAR;

1. Rüzgar enerjisi daha önce de bahsettiğimiz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarındandır ve rüzgar gücünü kullanarak elektrik üretir.
2. Rüzgar türbin ve sistemleri herhangi bir çevre kirliliği oluşturmaz.
Çoğu enerji santrallerinin ve fabrikaların enerji üretirken ve tüketirken çevreye zararlı gazlar yaydığını ve akarsularımızı kirlettiğini biliyoruz. Özellikle kullanılan soğutma suları ve çıkan gazlar nedeniyle ekosistemi bozmakta ve küresel ısınmaya neden olmaktadır.
3. Rüzgar türbinleri uzun olmalarına rağmen çok fazla alan kaplamaz.
Rüzgar türbinleri her ne kadar devasa yapılar olsalar da yüzeyde sadece gövdesinin yer kaplaması rüzgar enerjisi üretilen alanlarda tarım faaliyetlerine devam edilebilmesini sağlar. Türbinlerden geri kalan alanlar başka işler için değerlendirilebilir.
4. Yerleşim yerlerine uzak olan bölgelerde enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla rüzgar enerjisi kullanılabilir.
Şehir merkezlerine uzak kasaba ve köylere elektrik götürmek mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda koşullarda uygunsa o bölge için rüzgar enerji santrallerinin kurulması hem maliyet açısından hem de kullanışlılık açısından daha uygun olabilir.
5. Rüzgar enerjisi gelecek için önemli bir yenilebilir enerji kaynağıdır.
Rüzgar enerjisi büyük kasabalara enerji üretmekten sadece bir ev için elektrik üretmeye kadar çok geniş bir kitleye hitap eder.Ayrıca daha önce bahsettiğimiz gibi ülkelerin kısa ve uzun vadeli enerji planlarında yenilenebilir enerji kaynakları önemli yer tutar.
6. Olgunlaşma sürecine girmekte olan enerji piyasalarının geçiş aşamasını hızlandırabilir. Sektörün gelişimi özel yatırımcıların aktifliği ile beraber gereken hukuki reformların yapılmasına olanak sağılabilir.
7. RES’lerin üretiminden kurulumuna kadar , ara malların tedarik edilmesinden taşımacılığa bir çok sektörde ciddi istihdam sağlamaktadır. Yeşil Enerji dönüşümünde yeni iş olanakları yaratacağı gibi sektörler arasında istihdam kaydırması da yaşatacakatır.

DEZAVANTAJLAR;

1.Rüzgar her zaman aynı güçte esmez.
Bazen yavaş eserken bazense beklenildiğinden daha yüksek hızda esebilir. Bu durum bölgeye düzenli olarak enerji iletimini sağlayamaz ve insanların yaşam kalitesine ve konforlarına direk olarak etki eder
2. Rüzgar türbinleri görüntü kirliliğine neden olur.
Çevrecilerden bazı gruplar rüzgar enerjisi üreten bu devasa yapıların doğanın doğal görüntüsünü bozduğu ve görüntü kirliliğine neden olduğu düşünür. Ayrıca gürültülü çalıştığı için yerleşim yerlerine yakın bölgelerde rahatsızlık verebilir.
3. Rüzgar enerjisi her ne kadar çevre kirliliği oluşturmasa da tesisin kurulum aşamasında bir miktar kirliliğe neden olabilir.
Kurulum aşamasında çalışan iş makineleri,kurulum için yapılan çalışmalar bir miktar çevre kirliliğine neden olabilir. Bu yüzden dikkatli çalışılmalı doğanın güzelliklerine zarar verilmeden kurulum yapılmalıdır.
4. O bölgedeki rüzgar enerjisi istenilen düzeyde olmalıdır.
Diğer maddelerde değindiğimiz gibi rüzgar türbinleri kurulan bölgelerde yeterli rüzgar gücü gereklidir. Rüzgar türbininden elde edilen enerji istenilen yer için gerekli enerjiyi temin edebilecek düzeyde olmalıdır.
5. Rüzgar enerjisi türbinlerinin kurulum maliyetleri yüksektir.
Rüzgar türbinleri belirtildiği gibi devasa yapılardır. Bu yüzden kurulum maliyetleri yüksektir.
6. Bazı kuş türlerinin göç mevsimlerinde rüzgar türbinlerinden etkilenebilirler.
Her ne kadar ince düşünülmüş bir neden olarak görülse de göçmen kuşların göç yollarına kurulan rüzgar enerji türbinleri kuşlar için handikap oluşturabilmektedir.
7. Enerji depolanmadığı gibi güneş oldukça güneş enerjisi rüzgar oldukça rüzgar enerjisinin olduğunu unutmamak gerekir. RES[2] için ortalama çalışma süresi tayin etmek mümkündür ama kesinliği yoktur.
8. Kurulum maliyetleri yüksektir , bunun karışlanması için hukuki altyapı zemininin çok çabuk değişmesinden kaynaklı ön lansman yatırımı alması zorlaşmaktadır.
9. Arz güvenliğini sarsmaktadır.
Gerçekten bu bilgiler için teşekkür ediyorum. Muazzam bir bilgi notu olmuş. Harfiyen hepsine katılıyorum.

dezavantajı kısmındaki 9. Maddede yer alan arz güvenliğini sarsmaktadır kısmını biraz açmak gerekirse, enerjinin henüz depolanması kısmı yeteri kadar mümkün olmadığı için, gelecek olan talebe karşılık güvenli bir arz gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Arz talep dengesinde birebir uyum olması açısından her trafo merkezinde belirli bir kota ile rüzgar enerjisine dayalı arz yapılabilmektedir. Ki bu durum güneş santrallerinde de geçerlidir. O yüzden ne kadar çevreci olsa da her trafo merkezi için arz dengesini sağlayabilecek şekilde belirli oranlarla üretim kapasitesi verilebilmektedir.

O yüzden de doğalgaz, termik ve hidroelektrik gibi daha düzenli ve öngörülebilir üretim santralleri trafo merkezinin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Nükleer, hidro karşıtı çevre oluşumlarının talep ettiği gibi tüketimin güneş ve rüzgarla karşılanması tezi de bu kapsamda maalesef ki teknik olarak da mümkün değildir.

o yüzden ülkemiz gibi gelişimini sanayi üzerine kurgulamış ülkeler ya da gelişmiş ülkeler için üretim sırasında en çevreci olan nükleer enerji santralleri kaçınılmazdır.

bilinen ve söylenenlerin aksine kontrollü ve “bilime dayalı olarak kurulan ve işletilen”nükleer santraller çevresel etki anlamında herhangi bir zararı bulunmayan santrallerdir.

evet, olumsuz bir durum yaşanması halinde ( işletme prosesi kapsamında değil de bir kaza anında ) sadece belirli bir bölge için değil daha kapsamlı bir facia söz konusu olabilmektedir. Ama bu durumu ben karayolu ve havayolu kaza durumuna benzetiyorum.

hulâsa, rüzgar enerjisine dayalı üretim santralleri de güneşe dayalı üretim santralleri de nükleer ya da hidroelektrik santrallare ikame santraller değil, destekleyici üretim santralleridir.
 
Gerçekten bu bilgiler için teşekkür ediyorum. Muazzam bir bilgi notu olmuş. Harfiyen hepsine katılıyorum.

dezavantajı kısmındaki 9. Maddede yer alan arz güvenliğini sarsmaktadır kısmını biraz açmak gerekirse, enerjinin henüz depolanması kısmı yeteri kadar mümkün olmadığı için, gelecek olan talebe karşılık güvenli bir arz gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Arz talep dengesinde birebir uyum olması açısından her trafo merkezinde belirli bir kota ile rüzgar enerjisine dayalı arz yapılabilmektedir. Ki bu durum güneş santrallerinde de geçerlidir. O yüzden ne kadar çevreci olsa da her trafo merkezi için arz dengesini sağlayabilecek şekilde belirli oranlarla üretim kapasitesi verilebilmektedir.

O yüzden de doğalgaz, termik ve hidroelektrik gibi daha düzenli ve öngörülebilir üretim santralleri trafo merkezinin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Nükleer, hidro karşıtı çevre oluşumlarının talep ettiği gibi tüketimin güneş ve rüzgarla karşılanması tezi de bu kapsamda maalesef ki teknik olarak da mümkün değildir.

o yüzden ülkemiz gibi gelişimini sanayi üzerine kurgulamış ülkeler ya da gelişmiş ülkeler için üretim sırasında en çevreci olan nükleer enerji santralleri kaçınılmazdır.

bilinen ve söylenenlerin aksine kontrollü ve “bilime dayalı olarak kurulan ve işletilen”nükleer santraller çevresel etki anlamında herhangi bir zararı bulunmayan santrallerdir.

evet, olumsuz bir durum yaşanması halinde ( işletme prosesi kapsamında değil de bir kaza anında ) sadece belirli bir bölge için değil daha kapsamlı bir facia söz konusu olabilmektedir. Ama bu durumu ben karayolu ve havayolu kaza durumuna benzetiyorum.

hulâsa, rüzgar enerjisine dayalı üretim santralleri de güneşe dayalı üretim santralleri de nükleer ya da hidroelektrik santrallare ikame santraller değil, destekleyici üretim santralleridir.
Nükleer santraller ve özellikle Toryum reaktörlü nükleer santraller içinde bir konu açmıştım, inceleyebilirsiniz.
 
@İnanna bu konudaki bilgilendirme için tekrar teşekkür ederim.

bahsettiğin konuyu bulabileceğimi sanmıyorum. ;) nasıl bulabilirim, yönlendirebilir misin ?
Rica ederim.
 
Rica ederim.
Teşekkür ederim. Okuyacağım. Eminim bilgi edineceğim güzel bir makaledir.
 
Geri