Corona virüsü yayılmaya devam ederken ülkemizde de can almaya devam ediyor. En çok tartışılan konulardan birisi ise gerçek hasta sayısı.
Corona virüsü yaklaşık 1 yıldır dünya gündemindeki yerini korumaya devam ederken ülkemizdeki durum da geçen mart ayından bu yana kötü bir tablonun oluştuğunu gösteriyor ne yazık ki. Hükümetin çeşitli önlemlerine karşın bir türlü engellenemeyen virüsün yayılımı Türkiye için de tehlike çanlarının sesini kısamadığımızı gösteriyor. Bireysel ve toplumsal önlemlerin ikna edici bir boyutta olmadığını anladığımız bu günlerde şahit olduğumuz tartışmalar ise vakâ ve ölü sayıları üzerinde yoğunlaşıyor.
Corona virüsü hakkındaki son veriler: Bugün itibariyle toplam yaklaşık 59 milyon vakâ

Dünya genelindeki durumun da iç açıcı olmadığı Corona virüsü salgınındaki vakâ sayısı 58 milyon 639 bin 81 oldu. Johns Hopkins Üniversitesi tarafından günlük olarak yayımlanan bu verilere göre Corona virüsü bugüne kadar 1 milyon 388 bin 612 kişinin canını aldı.
Türkiye’deki “Corona virüsü” tablosu da korkutucu
Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de can almaya devam eden yayılım, gün geçtikçe daha karanlık bir tablonun ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından günlük olarak sunulan tabloya göre 23 Kasım itibariyle toplam vakâ sayısı 453 535 olurken kaybedilen toplam hasta sayısı ise 12 511 olarak açıklandı.
Corona virüsünün Türkiye’deki merkezi İstanbul oldu
Salgının Türkiye genelinde yaşattığı hazin tablo, ülkenin en büyük şehri İstanbul’a verdiği zararı da gözler önüne seriyor. Salgının getirdiği hasarın ekonomik yönü bir tarafa konulduğunda İstanbul’daki vakâ sayısı ve ölü sayısı değerlendirmelerine göre ülke genelindeki sayının yarısı bu şehirde bulunuyor.
TTB vaka sayısı hakkında ne diyor?
Bakanlık tarafından açıklanan verilerin şeffaf olup olmadığı tartışmalarında taraf olan Türk Tabipler Birliği (TTB) de salgının en başından bu yana farklı veriler sunuyor ve durumun Sağlık Bakanlığınca açıklanandan daha vahim olduğunu iddia ediyor.
TTB, 17 Kasım tarihinde web sitesi üzerinden yaptığı açıklamada şu uyarılarda bulunmuştu:
“Türkiye açısından yapılması gerekenler:
Ülkede birçok alanda yaşanan kriz karşı karşıya olduğumuz sindeminin tetiklediği sağlık kriziyle birlikte daha da derinleşmiştir. Bu krizi aşmanın temel yolu alanda çalışanların örgütlü olduğu yapıların sesine kulak vermekten geçmektedir. Sağlık özelinde koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği, sağlıktaki piyasalaşmanın son bulduğu toplumcu bir sağlık sistemi inşa edilmelidir. Bu gerçekleşinceye kadar sindemi ile mücadelede başarılı olmak için aşağıdaki tedbirler alınabilir.
Sindemi mücadelesi demokratikleşmelidir. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıkların da içinde olduğu sağlık alanındaki emek meslek örgütleri temsilcileri ve siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu yeni “bağımsız” bir sindemi kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurulun alacağı kararlar toplum ile en kısa sürede tüm ayrıntıları ile paylaşılmalıdır.
Aynı kurulun izdüşümü olarak her ilde sindemi kurulları oluşturulmalıdır. Bu kurullarda o yerelde bulunan DKÖ’ler, STK’lar, muhtarlar, kanaat önderleri yer almalı ve bu şekilde toplumun karar alma süreçlerine katılımı sağlanmalıdır. Yerele dair her türlü kararlaştırmalarda bu kurul etkili olmalıdır.”
Corona virüsü yaklaşık 1 yıldır dünya gündemindeki yerini korumaya devam ederken ülkemizdeki durum da geçen mart ayından bu yana kötü bir tablonun oluştuğunu gösteriyor ne yazık ki. Hükümetin çeşitli önlemlerine karşın bir türlü engellenemeyen virüsün yayılımı Türkiye için de tehlike çanlarının sesini kısamadığımızı gösteriyor. Bireysel ve toplumsal önlemlerin ikna edici bir boyutta olmadığını anladığımız bu günlerde şahit olduğumuz tartışmalar ise vakâ ve ölü sayıları üzerinde yoğunlaşıyor.
Corona virüsü hakkındaki son veriler: Bugün itibariyle toplam yaklaşık 59 milyon vakâ

Dünya genelindeki durumun da iç açıcı olmadığı Corona virüsü salgınındaki vakâ sayısı 58 milyon 639 bin 81 oldu. Johns Hopkins Üniversitesi tarafından günlük olarak yayımlanan bu verilere göre Corona virüsü bugüne kadar 1 milyon 388 bin 612 kişinin canını aldı.
Türkiye’deki “Corona virüsü” tablosu da korkutucu
Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de can almaya devam eden yayılım, gün geçtikçe daha karanlık bir tablonun ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından günlük olarak sunulan tabloya göre 23 Kasım itibariyle toplam vakâ sayısı 453 535 olurken kaybedilen toplam hasta sayısı ise 12 511 olarak açıklandı.
Corona virüsünün Türkiye’deki merkezi İstanbul oldu
Salgının Türkiye genelinde yaşattığı hazin tablo, ülkenin en büyük şehri İstanbul’a verdiği zararı da gözler önüne seriyor. Salgının getirdiği hasarın ekonomik yönü bir tarafa konulduğunda İstanbul’daki vakâ sayısı ve ölü sayısı değerlendirmelerine göre ülke genelindeki sayının yarısı bu şehirde bulunuyor.
TTB vaka sayısı hakkında ne diyor?
Bakanlık tarafından açıklanan verilerin şeffaf olup olmadığı tartışmalarında taraf olan Türk Tabipler Birliği (TTB) de salgının en başından bu yana farklı veriler sunuyor ve durumun Sağlık Bakanlığınca açıklanandan daha vahim olduğunu iddia ediyor.
TTB, 17 Kasım tarihinde web sitesi üzerinden yaptığı açıklamada şu uyarılarda bulunmuştu:
“Türkiye açısından yapılması gerekenler:
Ülkede birçok alanda yaşanan kriz karşı karşıya olduğumuz sindeminin tetiklediği sağlık kriziyle birlikte daha da derinleşmiştir. Bu krizi aşmanın temel yolu alanda çalışanların örgütlü olduğu yapıların sesine kulak vermekten geçmektedir. Sağlık özelinde koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği, sağlıktaki piyasalaşmanın son bulduğu toplumcu bir sağlık sistemi inşa edilmelidir. Bu gerçekleşinceye kadar sindemi ile mücadelede başarılı olmak için aşağıdaki tedbirler alınabilir.
Sindemi mücadelesi demokratikleşmelidir. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıkların da içinde olduğu sağlık alanındaki emek meslek örgütleri temsilcileri ve siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu yeni “bağımsız” bir sindemi kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurulun alacağı kararlar toplum ile en kısa sürede tüm ayrıntıları ile paylaşılmalıdır.
Aynı kurulun izdüşümü olarak her ilde sindemi kurulları oluşturulmalıdır. Bu kurullarda o yerelde bulunan DKÖ’ler, STK’lar, muhtarlar, kanaat önderleri yer almalı ve bu şekilde toplumun karar alma süreçlerine katılımı sağlanmalıdır. Yerele dair her türlü kararlaştırmalarda bu kurul etkili olmalıdır.”