Türkiye'de Anayasal Süreç

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Çok partili hayata dönüş

Milli Güvenlik Konseyi yönetimi, hukukî çerçeveyi hazırladıktan kısa bir süre sonra 15 Mayıs 1983 günü dönemin ilk siyasî topluluğu emekli Orgeneral Turgut Sunalp liderliğinde Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) kuruluşunu açıkladı.

20 Mayıs'ta eski bir asker olan emekli Orgeneral Ali Fethi Esener'in Büyük Türkiye Partisi (BTP), Ulusu hükûmetinin Başbakan yardımcısı Turgut Özal'ın Anavatan Partisi (ANAP) ve dönemin başkanlık müsteşarı Necdet Calp'in Halkçı Partisi (HP) ile Erdal İnönü liderliğinde Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruluş başvurularını yaptılar.

15 Mayıs 1983 tarihi itibarıyla yeniden siyasi partilerin kuruluşlarına izin verildi.

MGK'nin 79 sayılı kararı ile Süleyman Demirel ve arkadaşlarınca desteklenen BTP, temelli kapatıldı. DYP ile SODEP'in yapılacak olan 7 Kasım 1983 genel seçimlerine katılması engellendi.

10 Haziran 1983'te yeni seçim kanunu kabul edildi ve sadece MGK'nin izin verdiği partiler, genel seçimlere katıldı. Turgut Özal'ın ANAP'ı, oyların %45'ını alarak seçimi kazandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yeniden açılması ve Başkanlık Divanının seçilmesi 6 Aralık 1983'te gerçekleşti.
 
28 Şubat süreci ve MGK kararları

28 Şubat süreci

MGK'nin 28 Şubat 1997 günü dokuz saat süren toplantısında "28 Şubat Kararları" diye adlandırılan kararlar çıktı ve bu kararların, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan ve hükûmet üyeleri tarafından imzalanmak istenmemesi ordu ile hükûmet arasında krize yol açtı.

5 Mart 1997 günü hükûmet içinden ve dışarıdan gelen baskılar üzerine 28 Şubat 1997 günkü MGK kararları, başbakanca imzalandı.

13 Mart'ta ise MGK'ce alınan kararların Bakanlar Kurulu tarafından benimsendiği açıklandı.

28 Şubat kararlarının uygulanması için Genelkurmay Karargahı ve MGK, kamu kurum ve kuruluşları, belediye, dernek, vakıflar ve yazılı ve görsel medya bu amaçla izlemeye alındı.

21 Mayıs 1997 günü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, hükûmetin büyük ortağı Refah Partisi'nin anayasaya aykırı eylemler nedeniyle kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

18 Haziran 1997'de Başbakan ve Refah Partisi'nin genel başkanı Necmettin Erbakan, DYP ve BBP ile görüştükten sonra hükûmetin istifasını ve üç partinin DYP lideri Tansu Çiller başkanlığında bir hükûmet kurulması için anlaştıkların bildiren bir deklarasyonu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu
 
2001 değişiklikleri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tarih 3 Ekim 2001

Meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi

Madde sayısı 35 madde

Kabul oyu 474

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan 6 siyasi partinin de gönderdiği ikişer temsilci ile Partilerarası Uzlaşma Komisyonu oluşturuldu. Komisyon tarafından hazırlanan Anayasa değişiklik paketi, 14 Haziran 2001'de kamuoyuna açıklandı.

Uzlaşma Komisyonu'nun hazırladığı bu paket, oluşturulan özel komisyon tarafından aynen benimsenerek değişiklik teklifi haline getirildi ve 6 Eylül 2001'de TBMM Başkanlığına sunuldu.[109] Meclis, Anayasa değişikliğini görüşmek üzere 17 Eylül'de toplantıya çağrıldı.

1982 Anayasası'nın 37 maddesinde değişiklik öngören teklifin görüşmelerine 24 Eylül 2001 tarihinde başlandı ve 37 maddelik değişiklik paketinin maddelerine geçilmesi 17 ret, 27 çekimser 4 boş oya karşın 428 oyla kabul edildi.

Değişikliklerin, ilk tur görüşmeleri 25-28 Eylül tarihlerinde, ikinci tur görüşmeler 2-3 Ekim tarihlerinde yapıldı.

3 Ekim 2001’de kabul edilen 17 Ekim 2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun" ile yapılan 2001 değişiklik paketinde, 1982 Anayasası'nın Başlangıcı, 32 maddesi ve bir geçici maddesi değiştirildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 15 Ekim'de yasanın 33 maddesini onayladı fakat milletvekili ödenek ve yolluklarını düzenleyen 27. maddesini halkoyuna sunma kararı aldı ancak belirtilen kısım, TBMM'ce tekrar değiştirilerek Cumhurbaşkanınca imzalandı.

1 Aralık 2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan TBMM üyelerinin ödenek ve yolluklarına ilişkin 86. madde değişikliği de 2001 anayasa değişikliklerine dahildir. 2001 değişikliğiyle 82 Anayasası'nda 35 değişiklik yapıldı ve 82 Anayasası üzerinde yapılan en kapsamlı değişiklik paketidir.

Bugün gerçekleşen anayasa değişiklikleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi çok başarılı bir sınav vermiştir. [...] Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu başarısıyla ulusumuza büyük saygınlık kazandırmıştır; aynı zamanda, Türkiye'ye, Avrupa Birliği'nde tam üyelik yolumuzun daha çok açılmasını sağlamıştır.

—Başbakan Bülent Ecevit'in teşekkür konuşmasından

Yasa ile Anayasanın "Başlangıç" metni ve 13, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, 34, 36, 38, 40, 41, 46, 49, 51, 55, 65, 66, 67, 69, 74, 86, 87, 89, 94, 100, 118, 149 ve Geçici 15. maddelerinde değişiklik yapıldı.

Anayasa değişikliği, oylamaya katılan 494 milletvekilinden 474'ünün oyuyla kabul edildi. 16 milletvekili "ret" oyu kullandı. 1 çekimser, 2 geçersiz, 1 de boş oy çıktı.

Bu değişikliklerle, Millî Güvenlik Kurulu'na başbakan yardımcıları dahil edildi; genel ve özel af ilanı için 3/5 oy oranı benimsendi; yabancılara dilekçe hakkı tanındı; anayasa değişikliklerin iptali için Anayasa Mahkemesi karar yeter sayısı 3/5 olarak kabul edildi; Anayasa Mahkemesinin, kapatma yerine dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilmesi öngörüldü.

Temel hak ve özgürlükler alanında yapılan bazı değişiklikler şunlardır: 2001 değişiklikleriyle, hakkın kötüye kullanılması halleri azaltıldı. "Ortadan kaldırmak, bozmak" gibi sert bir ifade ile hakkın kötüye kullanılması açıklandı.

Devlet ve kişiler tarafından hakkın kötüye kullanılmasının olabileceği ifade edildi yani hakkın kötüye kullanılmasının öznesi değiştirildi. 1982 Anayasası'ndaki tehdit ve teşvik ifadesi 2001 değişikliği ile faaliyet ibaresi ile değiştirildi.
 
2007 anayasa referandum paketi

220px-2007_anayasa_de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi_referandumu_sonu%C3%A7lar%C4%B1_.png


21 Ekim 2007 anayasa değişikliği referandumu sonuçları

Anayasa Referandum Paketi (2007) ve 2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

Ana madde: Türkiye Cumhuriyeti Yeni Anayasa Taslağı (2007)
21 Ekim 2007 tarihinde yapılan anayasa referandumu ile Türkiye Cumhuriyeti'nde, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi başta olmak üzere bir takım anayasa değişiklikleri yapıldı.

Referandumda "cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, aynı kişinin iki kez cumhurbaşkanı seçilebilmesi (5+5), görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi ve cumhurbaşkanlığı seçiminin, görev süresi bitmeden önceki 60 gün içinde tamamlanması, genel seçimlerin 5 yıl yerine 4 yılda bir yapılması, TBMM'de, seçimler dahil tüm oturumların 184 milletvekiliyle açılması" gibi değişiklikler oylandı.

Değişikliklere ülke genelinin %31.05'i yani 8,744,947 kişi "Hayır" oyu verirken, ülke genelinin %68.95'i yani 19,422,714 kişi "Evet" oyu verdi.
 
2010 anayasa referandum paketi

2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

Mayıs 2010'da TBMM'de kabul edilen bir takım anayasa değişiklikleri cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından halkoyuna sunuldu. Değişiklik paketinde Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısıyla ilgili düzenlemelerin yanı sıra Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (ombudsmanlık) kurulması, YAŞ ve HSYK'nın ihraç kararlarının yargı denetimine açılması ile askeri yargının görev alanının daraltılmasını öngören değişiklikler bulunuyordu. 12 Eylül 2010'daki halk oylaması sonucunda %57.93 evet - %42.07 hayır oyu çıktı ve anayasa değişiklikleri kabul edildi.
 
1982 Anayasası sonrası demokratik ve sivil anayasa çalışmaları

1982 Anayasası'nın kabulünün ardından anayasada birçok köklü reform yapıldı. Bu köklü reformlar sonucunda insan hakları konusunda ciddi gelişme kaydedildi.

Bu değişikliklere karşın, askerî bir müdahalenin ardından geldiği için 1982 Anayasası'nın katılımcı, sivil ve demokratik nitelik taşımadığı gerekçesiyle 1990'lı yıllardan itibaren pek çok kez yeni bir anayasa hazırlama konusu gündeme geldi.

1991 genel seçimleri sonrasında oluşan 19. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde meclis başkanı Hüsamettin Cindoruk önderliğinde anayasa yenileme çalışmaları yürütüldü.

Meclisteki her partiden temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen bu çalışmalar 1992 yılından 1995 sonuna kadar sürdü ve bu sürede partiler arası uzlaşma ile anayasada geniş çaplı değişiklikler yapılarak "yenilenen bir anayasa" ortaya çıkarıldı.

Askerî darbeden sonra kabul edilen 1982 Anayasası katılımcı bir ortamda hazırlanmamış ve demokratik sayılmayacak şartlarda halkoyuna sunulmuştur. Bu yüzden ulusal mutabakata dayalı yeni bir anayasa yapılması gerekmektedir.

—Erdoğan Teziç başkanlığında hazırlanan Yeni Bir Anayasa İçin adlı çalışmadan

Demokratik, katılımcı ve sivil anayasa çalışmaları konusunda TÜSİAD da pek çok çalışma sundu. Bunlardan ilki 1992 yılında, çoğunluğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Yeni Bir Anayasa İçin adlı çalışmadır. Prof. Dr. Erdoğan Teziç önderliğinde hazırlanan bu çalışma, bazı anayasa hukukçuları tarafından çok radikal bulundu.

TÜSİAD'ın bir başka çalışması, TÜSİAD Parlamento İşleri Komisyonu tarafından hazırlatılan ve Prof. Dr. Bülent Tanör tarafından kaleme alınan Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri adlı anayasa çalışması oldu. Batı demokrasileri esas alınarak hazırlanan çalışma, Ocak 1997'de kamuoyuna açıklanarak yayımlandı ve TBMM'ye sunuldu.

Siyasal boyut, insan hakları ve hukuk devleti olarak üç bölümde ele alınan çalışmada mevcut durumun tanımı yapıldı, mevzuat ve işleyişe yönelik eleştiriler getirildi ve önerilerde bulunuldu.

Eser Ocak 2007'de TÜSİAD ve Prof. Dr. Zafer Üskül tarafından Türk Demokrasisinde 130 Yıl: Prof. Dr. Bülent Tanör'ün Anısına Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri 10. Yıl Güncellemesi adıyla güncelleştirildi.

Türkiye Barolar Birliği de farklı üniversitelerden birçok öğretim üyesinin oluşturduğu bilimsel kurulla birlikte bir anayasa taslağı önerisi hazırlayarak, 12 Eylül'ün 21. yıl dönümünde kamuoyuna sundu.

2001 yılında yayımlanan Anayasa Taslağı Önerisi adını taşıyan bu çalışma, Kasım 2007'de ekleme ve düzeltmelerle güncellendi. Eserde anayasa taslağı önerisinin sunumu, genel gerekçesi, madde önerileri ve önerilerin ayrıntılı gerekçeleri yer aldı.

Buna sivil anayasa denilmesinin kastı, yapılma biçimindendir. Halkın hür iradesiyle yaptığı, tartışma ve uzlaşma yoluyla yapılması anlamındadır. Çünkü bugüne kadarki anayasalarımız böyle hazırlanmadı.

—Ergun Özbudun

Daha önceki yıllarda meclis dahilinde yapılan çalışmaların aksine, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi 2007 genel seçimleri öncesinde başka bir yöntemle yeni anayasa taslağı çalışması başlattı.6 öğretim üyesinden oluşan kurulun hazırladığı, 137 maddeden oluşan ve 47 sayfa gerekçesi olan taslak, cumhurbaşkanının yetkilerinden üniversitelerde baş örtüsüne ve dokunulmazlığa, bazı yeni düzenlemeler içermektedir.

Dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığında kurulan komisyonda dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, grup başkanvekilleri Sadullah Ergin, Bekir Bozdağ, Ahmet İyimaya (Ankara) ve Burhan Kuzu (İstanbul) yer aldı.Komisyonun başkanlığına, Prof. Dr. Ergun Özbudun getirildi.

Özbudun, taslakta, "“değiştirilemez” maddelerin korunduğunu, cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlandığını, temel hak ve hürriyetlerde AB’ye tam uyum sağlandığını" belirtti. Taslağın hazırlığında hiçbir ülke tek başına örnek alınmadı; değişik ülkelerin uygulamaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi belgelerinden yararlanıldı.

Ergun Özbudun başkanlığında hazırlanan bu anayasa taslağı, başta toplumsal uzlaşmayı sağlayamadığı, şeffaf ve katılımcı hazırlanmadığı gerekçeleriyle pek çok bilim adamı, siyasetçi ve hukukçu tarafından olumsuz yönde eleştirildi.

Son olarak Haziran 2009'da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun çağrısıyla çalışmalarına başlayan öğretim üyeleri ve avukatlardan oluşan "Uzmanlar Kurulu", Özgürlükçü - Eşitlikçi - Demokratik ve Sosyal Bir Anayasa İçin Temel İlkeler adlı bir rapor ortaya koydu. Raporun "yurttaşlık tanımında, laiklik üzerine ve yönetimde merkez/çevre ilişkisi üzerinde ifadesini bulan üçlü kırılma eksenine yeni açılımlar getirmesi, ezberleri bozması" umudu ve amacıyla hazırlandığı belirtildi.
 
Geri