Türkiye yeni bir depreme ne kadar hazır ve yapılan çalışmalar yeterli mi?

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Değerli Forum Üyeleri,

15. Haftanın Tartışması
"Yıllar önce 1999 depremini yaşamış bir ülke olarak, depreme karşı alınan önlemler ve yapılan çalışmalar ne kadar sağlıklıdır?"


image-b592cc237f473.png
 
5.7'lik deprem sonucunda İstanbul'da dokuz(9) kamu binasında hasar olduğunu göz önüne alacak olursak pek de önlem alınmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
 
Hangi çalışma??
Hangi önlem??
Yok ki.
 
Türkiye bu konuda maalesef ki yetersiz . Risk konumunda olan ülkelerden biri olmamıza rağmen, bu konuyla ilgili ne önlem konusunda ne de yapılacak durumlarla alakalı maalesef ki bilinçsiz bireyleriz. Deprem denince sadece hatırladığım çocukluğumda okullarda Ahmet Mete Işıkara 'nın görselli bir deprem kitabı vardı onu anımsıyorum. Cidden faydalı bilgilerde vardı içeriğinde görsellerle anlatılmasıda hafızamızda iz bırakmış ki hala hatırlıyorum :)
 
Bir deprem sonrası oluşan can kaybı ve hasarın büyüklüğü; depremin büyüklüğüne, depremin yerleşim alanlarına uzaklığına, zemine, yapı kalitesine, ulusal gelir düzeyine, hızlı nüfus ve göçe bağlı kontrolsüz büyüme, eğitim eksikliği ve toplumun deprem zararlarını azaltmaya yönelik yapmış oldukları hazırlığa göre farklılık gösterir. Deprem sonrası oluşan yapısal kayıplarının giderilmesi ve iyileştirilmesi de buna bağlı olarak çok uzun sürebilir.
 
Her sene bir sonraki senelerde daha büyük depremler olacak denilip , koca koca binaları dikmeye devam edenlere sormak gerek.
Tek tavsiyem yüksek katlı binalardan taşının demek olur.
Yada bir paraşüt temin edin ha ev de enkazda kalmışın ha aşağı atlayıp yere çakılmışsın.
Önce göçü durdursunlar sonra gökdelenleri azaltsınlar. 99 depreminden sonra bile önlem alınmadıysa 6. lar umurlarında olmaz.

Artı bu gibi durumlarda her binaya bir yangın merdiveni şart diye düşünüyorum.
Bir de ortaokulda okuduğum bina da raylı sistem vardı. Deprem anın da hasar alması imkansızdı.
Hala da ayakta.

Keşke önlemleri sıkılaştırsalar ama yine pek mümkün değil gibi geliyor bana.
 
Deprem sonrasında ki yapılarda Yangın merdiveni şartı var. Bir bakın etrafa kaç tanesinde var. Ev alırken 4 duvara para verip alanlar ( Örnek benim yan bina ) Mütahit yangın merdivenini odaya dahil etmiş hiçbirinin haberi yok. Söylediğimde çok ağır geldi sadece 4 duvarı olan bir betona para verip almışsınız diye.


Yani kısacası bilinçsiz toplum olarak en önde biziz. Bilinçsiz olunduğu sürece ...... diyerek burada kesiyorum.
 
Riskli bölge ve yapıların doğru şekilde tespit edilebildiğini düşünmüyorum. Önceki yıllarda deprem olan bölgelerde risk daha da arttı ve yeni riskli binalar eklendi.

Depreme dayanıklı binalara ek olarak deprem bölgelerinde kullanılan mobilyaların duvarlara sabitlenmesi de çok önemli fakat bildiğim kadarı ile böyle bir çalışma da pek yapılmıyor.
 
ya şunu da yazmadan geçemeyeceğim. Çapa Tıp fakültesindeki Kolon direklerini hangi akla hizmet sıva ile kapatıyorlar acaba. Hakikaten Ordaki öğrencilerin dediği gibi Mezar taşı değil diploma almak için buradayız. Hakikaten insan aklıyla dalga geçiliyor.
"Bina dikey kuvvetlere dayanıklı, yatay kuvvetlere hassas"



Pes.!!
 
Şiddetli bir deprem de bu ülkede ayakta kalacak bina sayısı yok denecek kadar az, öyle kötü ve ucuz malzemeler kullanılıyor ki! Sadece deprem değil, kendi oturduğum mahallede 8 tane çıkmaz sokak var, herhangi bir acil durumda itfaiye bile giremiyor, ambulans giremiyor. Yıllardır söylenen şey, şehir planlanması yapılacak.
 
Hazır değiliz, yapılan çalışmalar yeterli değil çünkü ortada bir çalışma yok.
Konu kilit, by.
 
'BİZ NEYLE UĞRAŞIYORUZ, KILIÇDAROĞLU NEYLE UĞRAŞIYOR'


© REUTERS / MURAD SEZER
Deprem nedeniyle İstanbul'da beyanname süreleri uzatıldı
Oktay, bir gazetecinin "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu 1999'daki deprem sonrası getirilen vergilerin akıbetine dair sorusu vardı. Vergiler kaldırıldı mı devam ediyor mu?" sorusunu ise şu yanıtı verdi: "Biz neyle uğraşıyoruz Kılıçdaroğlu neyle uğraşıyor? Herhalde Kılıçdaroğlu bu tür durumlarda televizyon karşısına geçip gündemi değiştirmekle ilgili konularda çok mahir. Herhalde televizyon karşısında otururken birisi 'Gündemi nasıl değiştirebiliriz.' dedi. O şekilde aklına geldi herhalde. Bu soru nereden çıktı? Biz vatandaşımızın hayatını nasıl kurtarabiliriz, geleceğe dönük nasıl kararla alabiliriz diye tüm bakanlıklarımızla... Bakanımız, valimiz burada. İlgili bakanlarımız burada. Sayın Cumhurbaşkanımızın her an konuyu çok yakinen takip ettiği bir ortamda '1999'daki deprem vergisi' derse cevap verelim. Şu anda da eğer televizyon karşısında bizi izliyorsa çayını ve kahvesini yudumlayarak. Biz cevabını verelim oradan dinlesin alsın. Bütün basında da çarşaf çarşaf görüyorsunuz. Ne kadar verginin toplandığını. Bizim 2002'den itibaren AK Parti iktidarı olarak göreve geldiğimizden itibaren geçici olarak oluşturulan ve konulan Özel İletişim Vergisi'nden bizim iktidarımız döneminde sadece 675 milyon liradır. '7,4 milyar' diyorsunuz ya onun 675'i sadece bizim dönemimizde. Ondan sonrasında da bu kalıcı vergiye dönüştürülüyor. Farklı isimler altındaydı. Tek bir özel iletişim vergisi altında kalıcı vergiye dönüştürülüyor. Orada da o kalıcı vergi bütçeye giden bir şey. Ama 65 milyar lira cari rakamlarla da orada var."



Yukarıda ki açıklamada bu ülkenin cumhurbaşkanı yardımcısının saçmalamasını okuyabilirsiniz. Düşünün ki daha üç beş gün önce deprem oluyor ve ana muhalefet lideri 20 yıldır toplanan deprem vergilerinin ne olduğunu soruyor. Bu zevatta SORUYU BEĞENMİYOR. ALLAH aşkına depremin üzerine bu sorulmayacak da ne sorulacaktı?
Ve 20 yıldır yeterli önlemi almayan bir zihniyetin gerçekten önce menfaatlerini değil de milleti düşüneceğine inanıyor musunuz?
Adamlara daha soru soramıyorsunuz soruuuu.
 
kesinlikle hazır değiliz.

gsm operatörlerinin şebeke problemleri bir kenarda dursun; bir jeoloji mühendisi olarak söylemem gerekirse yapılacak ilk şey halkın bilinçlendirilmesidir. ne yazık ki bizim halkımız genel olarak vurdumduymaz bir tavırda olduğu için bu konuya biraz daha özen göstermek lazım =) kuzey anadolu fay hattı sağ yönlü ve oldukça aktif bir hat ve bu depremlerin belki de yüzlercesi bizim hayatımızda var olmaya devam edecek.


kafic.jpg



özellikle bina inşaatlarında jeofizik ve jeoloji mühendislerinin daha etkin bir biçimde rol alması gerek. malzemeden çalınmasının önüne geçilmeli ve daha sıkı denetimler getirilmeli. bunun dışında deprem sigortası elbette gerekli olan bir uygulama fakat sırf daha ucuz olsun diye daha düşük metrekarelerde yaptırıyor insanlar. örneğin 120 metrekare olan bir daireye 50 metrekarelik bir deprem sigortası yapılıyor maaliyet azalsın diye. fakat 50 metrekarelik bir deprem sigortasının sigorta bedeli en fazla 20.000 TL olur. dairenin tamamı depremden yıkılsa dahi sigorta sadece bu tutarı ödemekle yükümlü kalır.

Afet Sigortalar Kurumu (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı Selamet Yazıcı, Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası yaptırma oranının yüzde 25 olduğunu, bu sigortanın bilinirlik oranının yüzde 70'i bulduğunu söyledi. Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik halihazırdaki teknoloji ile İstanbul depreminin kesin tarihinin bilinemeyeceğini ancak olası 7 büyüklüğündeki bir depremde İstanbul'da 20 bin binanın tamamen yıkılacağını, 300 bin binanın hasar göreceğini belirtti.
 
Son düzenleme:
  • Beğen
Tepkiler: X
Deprem olması iyi bir şeydir, dünyamız halen canlı yani fokur fokur, tıkır tıkır.
Tek başına zararsız doğamızın bir nimeti deprem.
Gelelim asıl meseleye, büyük depremden 20 yıl geçmiş kocaa 20 yıl.Yaptıkları bolca beton.Toplanma alanlarına 3-5 kişi sığımaz bile.Zaten toplanma alanları da çocuk parkları ve binaların dibi.Zaten yıkıntılar arasında toplu katliam gibi bir şey olur deprem anında.Arttıkça azalmış bu alanlar , yerlerine avmler ve gökdelenler yapılmış.Şimdi ahlayıp vahlarlar tabi, olan yine başımı sokacak bir evim olsun diyen garibana olur genel olarak.Öylesine yapılmış binalarda oturan.
Telefonlar çalışmadı var mı ötesi, iletişim sıfır.
Bir sürü okul bugün ders yapamıyor, uygun değilmiş.İlle deprem mi olması gerekiyor.Hiç mi kontrol etmediniz bunca sene.
 
Ne kadar hazir oldugumuzun fragmanini 6.0 ile gorduk iste.

15 milyon insan, bunun siddetinin 7-8 arasi bisey oldugunu hayal edin arkadaslar. Toplanma alanlarini bile betona peskes ceken bir zihniyet var karsimizda.

Yazik, ne diyeyim.
 
Bana göre ülkemizde anlaşılmaz raddede vurdumduymaz bir tavır söz konusu. Bu tür doğal afetlerde ne Devlet eliyle ne de halkın kendi nezdinde bir hazırlık söz konusu değil.
Oysa uzmanlar yıllardır büyük İstanbul depreminden bahsediyor, önlemlerinizi alın diyorlar. Bu konuda Devletin hatırı sayılır çalışmalar yapmadığı zaten aşikar.
Peki ya millet? Mesela kaçımızın deprem çantası var? Kaçımız evlerimizde, ofislerimizde yaşam üçgeni oluşturabileceğimiz yerleri tespit ettik? Bence birçoğumuz 5.8 'lik depremden sonra bu tür şeyleri düşünmeye, uygulamaya başladı veya umursamamaya devam etti..
Yani ülkece vurdumduymaz bir tavır söz konusu. Bu tür doğal afetlerde çok yetersiziz.
 
Son düzenleme:
Geri