Türkiye bugün korku devletidir.

Konu sahibi son olarak 2412 gün önce görüldü
erdogan-in-sarayi-korku-merkezi-oldu-b.jpg



Türkiye bugün korku devletidir.

80 milyon Türk vatandaşı Erdoğandan korkuyor.

Erdoğan başkanlık yolunun taşlarını korkuyla döşemeye çalışıyor. Korkutuyor. Korkutmaya çalışıyor. Korkuyu ise en rahat medya üzerinden gerçekleştireceğini düşünüyor galiba. Gazeteciliğin, yurtttaşın haberlere bağımsız bir şekilde ulaşması için çalışmak, haberlerin ise gerçeği açıklamak zorunda olmak gibi niteliklere sahip olduğunu bile isteye unutan “gazeteciler” medyayı bir baştan diğerine kaplamışken, Erdoğan’ın işi kolay. Kimse simit satıp onurlu yaşamayı göze alamıyor!

Sanat camiasında hükümetten korkunun çok fazla olduğunu söyleyen oyuncu Tamer Karadağlı, "Hepimiz içeri alınırız diye Erdoğan'dan korkuyoruz. Herkes 'aman ters gitmeyelim, yanlış algılanmayalım' derdinde" dedi.

Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur Fetullahçı diye mi istifa ettirildi?
Eğer öyle ise hapse girmesi gerekmiyor mu?
Hayır FETÖ’cü değil de, hırsız mı?
İyi de hırsızlık suç değil mi, niçin yargıya havale edilmiyor?
İsifaya zorlanması bunlar için değilse, niçin?
Baksanıza koskoca adamlar ağlıyor!
Dahası, Ahmet Edip Uğur kameraların önünde “Ailemle beraber tehdit edildim” diyor.
Bu mudur demokrasi ve halk iradesine saygı?

Lamı-cimi yok, Türkiye bugün korku devletidir.

Devlet yönetiminde tek ölçü Saray’a sadakattır.

AKP üyeleri korkuyor:

AKP içinde az sayıda da olsa aklı başında, en azından olup biteni serinkanlılıkla analiz etmeye çabalayanlar var. Onların korkusu “Bu adam bizi nereye sürüklüyor ve ne yapmak istiyor” sorusundan kaynaklanan bir korku.

***

Erdoğan korkmuyor mu?

Erdoğan daha çok korkuyor.

80 milyon Türk vatandaşının bir gün uyanmasından korkuyor.

2019’da kaybedeceğini gördüğü için korkuyor.
Erdoğan için 2019 şimdiden tam bir kâbusa dönüşmüş durumda.

Anketlere göre AKP'nin oy oranı yüzde 34

Sandıktan yüzde 50+1 çıkmayacak çünkü, bu gerçeğin farkında.

Bunun için de, 2019’a giderken önünde duran engelleri yerle bir etmek istiyor.

Bu nedenle hak hukuk tanımıyor.

Meral Akşener’e bunun için yıldırımlar yağdırıyor.

Yazın bir kenara.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun bu kadar dik durabileceğine ihtimal vermemişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’na bunun için kumpas kuruyor.

Eski Pentagon yetkilisi Micheal Rubin, Reza Zarrab’ın dosyasına Erdoğan’ın eski bakanlarından Zafer Çağlayan'ın da dahil edilmesi ve Çağlayan hakkında kısa süre sonra yakalama kararı çıkarılmasının, Zarrab’ın davasına ve Ankara-Washington ilişkilerine nasıl yansıyacağını şöyle açıkladı:

"Öncelikle bu Zarrab’ın savcılarla konuşup onlara delil sunduğunu işaret ediyor olabilir. Erdoğan’ın en çok korktuğu bu, çünkü Zarrab konuşursa Erdoğan’ın ilişkilerinden de bahsetmesi muhtemel. Ve yasal sürecin şöyle bir detayı var, bunlar kamuya açık hale gelecek".

Erdoğan Türkiye’nin teröre destek veren ülke olarak ilan edilmesinden korkuyor.

“Erdoğan döneminde Creme de la Crema (kaymağın kaymağı) denilen bir islami zengin zümresi oluştu. Bundan yararlanamayan geniş bir tabanı bunun farkında. Erdoğan bu kesimin bir gün baş kaldıracağından korkuyor.

Korkusu onu gülünçleştiriyor. Ardarda düzenlediği mitingler ve açılışlar bunun en somut kanıtı. O mitinglerde yağıp gürleyen Tayyip Erdoğan ile gece karanlığında mezarlıktan geçerken korkusunu bastırmak için türkü söyleyen ödlekler arasında pek fark yok.

Tamam, akıllı bir siyasetçi olduğu söylenemez. Ama kurnaz, hinoğluhin bir siyasetçi olduğu da su götürmez. Gençliğinden beri, öğrenci derneklerinde, Erbakan’ın kapatılıp açılan partilerinde delege hesaplarının, oy toplama tekniklerin ustası oldu…

****

Bir ülkenin demokratik olup olmadığının en sade ölçülerinden biri ülkeyi yöneten partinin iktidardan düşmekten korkup korkmadığıdır. Demokratik ülkelerde siyasi partiler iktidardan düşmekten korkmaz. AKP ölesiye korkuyor.

Çünkü Tayyip Erdoğan (ve onun organı AKP), her şeyi ele geçirdi. Demokratik ülkelerde iktidara gelen bir parti her şeyi ele geçiremez. Devletin irili ufaklı tüm yönetim erki Erdoğan’ın maşası. Yargı öyle. Medyanın yüzde 90’ı öyle. Ele geçirdikleri kamunun imkanlarıyla ve devletin gücüyle para, imkan, tehdit dağıttılar; bir suç havuzu yarattılar, suç ürettiler, suçu paylaştırdılar, suç şebekesi olarak varoldular. Bu yüzden, Erdoğan’la birlikte, kılıfına uydurulmuş olsun olmasın, bu suçu paylaşanlar, bu suça bulaşanlar, daha alt düzeylerde bu suçu üretenler de ölesiye korkuyor iktidarın düşmesinden.

Erdoğan’ın hileli referandum sonucunu aldığından bu yana en az üç kere AKP’deki ‘metal yorgunluğu’ndan sızlanmasının altında da bu korku ve tek şans bilinci yatıyor, hafta içinde apartopar topladığı partisinin Meclis grubuna “Yorulan varsa kenara çekilsin” diye seslenmesinin altında da.

Hep birlikte Türkiye’yi kendilerine ait bir suç havuzuna dönüştürdüler. Her şeyi ele geçirdikleri için ve her şeyi ele geçirerek bunu yaptılar. Suçlarına devam etmelerini ve üzerilerini örtmelerini sağlamanın olmazsa olmaz koşulu da sızıntısız bir şekilde her şeyi ele geçirmek. Gerçeği ele geçiremeyecekleri için de yalanlar üretmek ve gerçeğin sızacağı bütün delikleri tıkamaya mecburlar (nafile çaba).

Dolayısıyla, ele geçirdikleri şeylerin kontrolünü kaybederlerse defterlerinin dürüleceğinden ölesiye korkuyorlar. Korkmakta haklılar.
 
f22dc-CANAKKALE.jpg


Çanakkalede şehit olan 57. piyade alayı.

Bu memleketi böyle kurtardılar, yoksa şimdi hepinizin ismi Agop, Salamon, Mişon olacaktı, Anadoluda müslüman kalmayacaktı.

Son Namazını toplu olarak kılıp, Düşmanlara karsı savaşan ve Dönmeyi düşünmeyen dedelerimizin huzuruna, hangi yüzle çıkacaksınız?

**

Sanki II. Meşrutiyet geriye gelmiş gibi. Ortalığı muhafazakâr komitacılar yavaş yavaş sarıyor.
AKP ve Başkanını eleştirmeyeceksiniz.Hicvetmeyeceksiniz.Olmamış demeyeceksiniz.Çiftçiyseniz ananız dile gelir, memursanız sürülürsünüz. Gazeteciyseniz anında mahkemeye verilirsiniz, normal bir vatandaşsanız sıkıyönetim kanununa göre içeri atılırsınız.

Kendisi zümrüt kakmalı tahtında oturup, testilerle şarap içerek fıskiyeli mermer havuzlarda üryan kızlarla oynaşırken; içki içerken yakalanan insanların kellesini kestiren bir padişahın, yaptıklarını yadırgamayan ve onu tarihe yiğit olarak kaydettiren bir halkın bugünkü politikacısı da elbet “Bizim söylediklerimizle yaptıklarımız birbirini tutmaz, bu bizim geleneğimizdir” der.

Tarihi sahtekarlıklarla dolu bir ülkenin elbet bugünü de sahtekarlıklarla dolu olacak.

Tarihi yalan olanın elbet geleceği de yalan olacak.

Geçmişinden korkan elbet geleceğinden de korkacak.

Yalanla övünen elbet yalanla batacak.

***

- Son 300 yılında neredeyse her savaşı kaybeden, hatta bazen kendi komutanını bırakıp kaçan Osmanlı’yı biz kahraman ilan etmiyor muyuz?

- Hazırlıksız bir halde girdiğimiz Dünya Savaşı’nda zavallı köylüleri öldürtüp, salak gibi yenildikten sonra aslında galip geldiğimizi ama Almanlar yenildiği için yenik sayıldığımızı okutmuyor muyuz okullarda?

Bunca yalandan, çarpıtmadan, sahtekarlıktan ne çıkmasını bekliyoruz?

Bu toplumu yönetenler kendi halkından, bu toprakların halkı kendi geçmişinden ve kendi gerçeğinden korkuyor.

Bir kere de cesur olamaz mıyız?

Çıkıp, sorunlarımızla açıkça yüzleşemez miyiz?

Korkuyu ve yalanı bir kenara bırakıp bir kere de cesur olmayı deneyemez miyiz?

Bu toplum ciddi sorunlarını normal yollarla çözemezse, söylediği yalanlarla bu sorunları kendinden bile saklamaya çalışırsa sonumuzun iyi olmayacağını siz de hissetmiyor musunuz?

Dünyaya yalanlarımızla kafa tutmak sizin de ağırınıza gitmiyor mu?

Yalanlara dolanarak yaşamaktansa, öleceksek de cesur olup dürüstçe ölmek size daha çekici gelmiyor mu?

Gerçeğe varmak gerçeğin parçası olmak gerçekten yaşamak için hayatımızdaki sahtelikleri, yalanları söküp atmamız gerekmiyor mu?

Bunca sahtekarlıkla kuşatılmış bir hayatın içinde bizim hayatlarımız gerçek olabilir mi? diye endişe sarmıyor mu her yanınızı?

Peki, bu sahte hayatı yaşayanların duyguları, aşkları, sevişmeleri, heyecanları, başarıları gerçek olabilir mi?

Biz onca yalan varken gerçek olabilir miyiz?

Bu ülkede yirmili yaşlarındaki Deniz Gezmişler, “yaşasın örgüt” diyerek idam sehpasına gitmişlerdir. Keşke örgütlü olsak. Ve şimdi hepinizi de örgütlü olmaya çağırıyorum. Hangi partiye inanırsanız inanın gidin o partinin saflarına katılın. Şikayetleri bırakalım. Herkes elini taşın altına koymalı.Atatürk Bandırma vapuruna binerken bir kararlılığı vardı. Yani özetle şunu söylüyorum. Korkmayın arkadaşlar. Hepimiz ölüp gideceğiz. Korkarak yaşamaktansa hiç yaşamayalım daha iyi. Bakın Osmanlı’nın özellikle de İngiliz mandası ile işbirlikçilerin ortak senaryosu bugün sahneleniyor. O dönem ne yapıldıysa bugün aynısı sahnede. Damat Ferit’ler ve diğerleri bunları unutmayın.

Bir gün gelecek kanalizasyon borusu patlayacak, bütün pislikler ortaya saçılacak, o zaman şimdi korktuğunuz kimselerin ne kadar korkak, ne kadar aciz, ne kadar zavallı mahluklar olduğunu göreceksiniz.
 
Korkmayın mk siz de. Nedir yani bir can borcunuz var o da Allah'a. Niye eyvallah ediyorsunuz.
 
2019!a kadar dişinizi sıkın azcık.
 
80 milyon Türk vatandaşı Erdoğandan korkuyor.

haha
 
exit,loading,skip add
 
Geri