Türk_Che

Konu sahibi son olarak 4118 gün önce görüldü

Türk_Che Kimdir

Kadir ben K.Maraştan katılıyorum.Üni Okuyorum son sınıf sonders buyıl bitecek ins.
en sevdigim şey paylaşmakBilgi paylasıldıkca deger kazanır diye düsünür bu garip adem.
şiir yazmak bu gün birtane daha yazdım paylastım paylaşmak güzeldir acıyıda tatlıyıda paylasıldıkca azalır dertler mutluluklar cuvalır.

ve işte ben kendimi tanıtamam beni şiirlerim yorumlarım imzam ve paylasımlarım*
beni tanıtır...
avatar44913_2.gif
 
.....işte gidiyorum karşılıksız bir aşka kurban eddim ömrümü.....
[YOUTUBE]PlsECiw6izA[/YOUTUBE]

........English Subtitled l Communist Song l Che'Guevara.....

[YOUTUBE]UClHAH8nFVY[/YOUTUBE]


...........nesine yandım.........

[YOUTUBE]j18mtql6y5s[/YOUTUBE]


Seyduna ve Şahrut İşte Aşk Budur

(Yitik öyküdür)
Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
İki ayrı yürekte durmadan kanayan
Seyduna’yla Şahrud
Yüreklerin akarken bıraktığı izi
Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
Yoktu.
İki iklim farkıydılar
Ne zaman göz göze değseler
Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

Şahrud gökyüzü geliniydi.
Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
Bir solukluk rüzgarda bile
Usul usul kanardı gelincik bedeni.

[YOUTUBE]9cBQkLTkisg[/YOUTUBE]

Seyduna yeryüzü cehennemi.
Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

İki iklim ayrıldılar.
“Ya Şahrud!” dedi Seyduna
“Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
Su gibi git.”

Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
Yüzlerine oturdu.

Rivayet odur ki,
Şahrud vardığı denizlerde hala
Seyduna türküleriyle uyanmakta,
Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan
Masalla yaşlanmakta.)


...... BU SESSİZLİK ÖLDÜRÜR.....

[YOUTUBE]lbTaPjkEwrw[/YOUTUBE]


......Ölüm Seni Arar Oldum Nerdesin.....

[YOUTUBE]VwgknnDVZ5E[/YOUTUBE]


.......Feryadı İsyanım ..........

[YOUTUBE]VmZSLP0cQo[/YOUTUBE]

......Karagül......ŞüPEr BiR ŞiiR

[YOUTUBE]GaqAA2kZ8kM[/YOUTUBE]

............Assolistler En Son Çıkar Sahneye...........

[YOUTUBE]watch_video_title[/YOUTUBE]​
 


[YOUTUBE]wGxcYAz5EWs[/YOUTUBE]

Che'Guevara'nın sözleri

Dik dur ve gülümse. Bırak neden gülümsediğini merak etsinler.
Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan asla vazgeçme.
Arkamdan konuşmaya devam et. Çünkü karşıma çıkacak kadar büyük değilsin.
Ayakkabılarımın altı delikti; ama üstü her zaman boyalıydı.
Vur korkak herif sonuçta sadece bir adam öldürmüş olacaksın.
(Ölmeden önce katiline)
Futbol devrimin silahıdır.
Belki hiç bir şey yolunda gitmedi; ama hiçbir şey de beni yolumdan etmedi!
Hayatta öyle seçimler yap ki; kazandığın şeyler kaybettiklerine değsin...
Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile vicdanına hesap vermekten kurtulursun.
Bir şeyi yapmak için onu çok sevmelisiniz. Bir şeyi sevmek için ona delicesine inanmalısınız.
Kaybettiğin tek savaş uğrunda savaşmaktan vazgeçtiğindir.
Ölüm seni yanıltmasın. Düşün yaşayanları alnını korkusuzca kaldır kimin yanındasın yerin neresi ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
Ben Ernesto'ydum sadece Ernesto sizde sadece bir şey olarak var olursunuz. Che olmayı kendim istedim sizde inanırsanız olursunuz inanırsanız.
Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin... Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi safa geldi...
Devrimcinin görevi devrim yapmaktır.
Gerçekçi olalım imkansızı isteyelim.
Devrimden başka bir hayat yoktur.
Bir yalan hangi amaç için söylenmiş olursa olsun her zaman en kötü gerçekten daha kötüdür.
Gerilla Savaşı ve Özgürlük Eylemlerinden
Şansın yok bunu kullan!
Bir iki birden çok Vietnam yaratalım.
Kaybetmekten korkma; birşeyi kazanman için bazı şeyleri kaybetmelisin. Ve unutma; Kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin.
Savaşan kaybedebilir. Savaşmayan çoktan kaybetmiştir.
Buraya beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Vur beni korkak yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın.
Ölmeden önce katiline
En önemlisidünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.

Dizlerimin üzerinde yaşamaktansaayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim.
Bir devrimci başkasına atılan tokadı kendi yüzünde hissedendir.
Bizim gibi kaşifler burjuvalara otel parası ödemektense ölmeyi tercih ederler.
Düşmanın Yoksa hayatta hiç başarılı olamadın demektir.
İyilik yapmaya Devam Et karşındaki o iyiliğe layık olmasa bile sen o iyiliğe layıksın.
Eğer her haksızlık karşısında titriyorsanız benim yoldaşımsınız.​
 
Atatürk'ün kısa sözleri


· Yurtta sulh, cihanda sulh.


· Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.


· Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.


· Doğruyu söylemekten korkmayınız.


· Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir.
Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve
hissediyorsanız bu yeterlidir.


· Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.


· Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.


· Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri !


· Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine
ve refaha ulaştırmaktır.


· Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.


· Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden
sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler
kazanmaya devam edeceğiz.


· Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise,
"Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım"
diyebilenindir.


· Egemenlik verilmez, alınır.


· Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.


· Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.


· Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.


· Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.


· Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının
yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır.
Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz
ve yaşamayacaktır.


· Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.


· Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir
bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.


· Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir. 1906


· Ben askerliğin herşeyden ziyade sanatkarlığını severim. 1912


· Savaş için düşmanı ordugahımızda beklemektense, onu uzaktan karşılamak yeğdir. 1914


· Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez. 1919


· Bütün ümidim gençliktedir. 1919

· Ne mutlu "Türküm" diyene.


· Geldikleri gibi giderler.


· Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.


· Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı
bir türlü öğretemedim.

· Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. 1920


· Büyük Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rastgelinmemiştir. 1921


· Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir. 1921


· Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır. 1921


· Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. 1921


· Basın milletin müşterek sesidir. Başlıbaşına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür. 1922


· Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür. 1922


· Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle taarruz, hiç taarruz etmemekten daha fenadır. 1922


· Bayrak bir milletin bağımsızlık alametidir. Düşmanın da olsa hürmet etmek lazımdır. 1922


· Eğitim işlerinde behemahal muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu surette olur. 1922


· Her çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması mutlaka lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve bayındır hale getirilmesi bu esastadır. 1922


"· Zamanın değişmesi ile hükümlerin değişmesi inkar olunamaz" kaidesi adalet sistemimizin temel taşıdır. 1922


· Türkiye' nin gerçek efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstehak olan köylüdür. 1922


· Okulun vereceği ilim ve irfan sayesindedir ki Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk Şiir ve Edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. 1922


· Okul, genç beyinlere insalığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir. 1922


· Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir. 1923


· Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. 1923


· Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. 1923


· Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır. 1923


· Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır. 1923


· Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. 1923


· Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır. 1923


· Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. 1923


· Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. 1923


· Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar. 1923


· Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak! 1923


· Bizim dinimiz, ulusumuza, değersiz, miskin ve aşağı olmayı salık vermez. Tersine Allah da, Peygamber de insanların ve ulusların onur ve şereflerini korumalarını buyuruyor. 1923


· Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup oldu. 1923


· Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 1923​
 
.................Ben .....................…
Yaşanmış anılara değil de seninle yaşanmasını hayal ettiğim her şeye ağlıyorum şimdi…
Sen Sakarya caddesini hiç bilmezsin ama haberin yok aslında hep oradasın..
Her gün senin varlığını düşünerek geçiyorum oradan..
Sen hiç hissetmezsin ama ben hep umutlarıma sarılıyorum yokluğunda sanki sen varmışçasınasana sarılıyormuşçasına…
Sen buradan çok uzaklarda soluklanırken aslında bu şehirde yankılanıyor senin başkalarına seslenişlerin.
Sen Ankara’da görmek istediğim her yerdesin.
Her an olmanı istediğim hallerdesin..
Adını anmadan geçtiğim tek bir kaldırım kalmadı.Hepsi ismini ezberledi.Tüm şehir senin varlığından haberdar.
Eminim sana saçma gelecek ama her gördüğüm kuşla sana selam gönderiyorum..
Beni hiç aramayacağını bildiğim haldeher telefonu sen diye açıyorum.Her gelen güzel mesajı senden gelmiş olduğunu düşünerek okuyorum.

Sonra…
Sonra akşam oluyor.Her gece yine hayalini gerçek gibi yaşadığımın farkına varıyorum.Uyandığım her rüyanın ardından kabuslara hazırlanıyorum..

Ağlıyorum…
Ağlıyorum ama aynı zamanda yüzümde anlamsız bir tebessüm var..Gülmeliyim diyorum
Üzülürsem O benden çok üzülür.Unut! Hatta utan artık onu sevginle rahatsız etmiş olduğun için diyorum kendi kendime.

Karşılığı olmadığında sevmekten vazgeçilmeliymiş canını yok yere yakmamak adına…
…Evet sevdiğim ben de vezgeçtim.Ama daha fazla canımı yakmayayım diye değil canını yakmaktan korktuğum için.

Vazgeçiyorum senden…
Vazgeçiyorum en sevdiğim…
Vazgeçiyorum hayal olmuş tek gerçeğim…​
 
Şimdi çırpın ihanet denizinde...

Gelip de görmek bu olsa gerek
Aşk oyununda ne ararsın gerçek.

Duygularım kesik kesik
Hayallerim hepten eksik.

Ne masumdu sana bakan gözler
Ne zordu `seni` diye başlayan sözler.

Oysa bu oyunda her adımda bir pusu
Kirlenmiş aşklardan yayılıyor ihanet kokusu.

Şimdi çırpın ihanet denizinde
Bulursun belki gerçekleri hayaller kıyısında


Yazar by:Türk_Che
 
Yuregımın en kuytu yerınde yasayan,
Onca kalabalıga,onca gurultuye kars,ı
Yalnızlıgımı paylastıgım AN dın...
Sen yuregı en guzel can dın...
Aynaya baktıgımda bazen huzunlu yuzum,
bazen sevınclı gunumdun...
bugunumdun..
yarınımdın ...
Sen yuregımdekı ASK ın emsalıydın...
Karsılık beklemeden bana sevgıyı ogretendın...
Sevgımın en saf halıydın...
Sen,senı kımın sevdıgını bılmeden gıttın..
Sadece gıttın..
Dayanırmı sandın bu yurek son gıdıslere,
Daha hıc basalamadan hazın sonla bıtıslere,
Hıc kavusmadan sonsuz yalnızlıga ıtılmeye,
Dogru duzgun sevmeden bır nevı terkedıslere,
Dogru bıldın sevgılı dayanamadı!

VE Sen artık
Otobus c******* baktıgım,
Hıc tanımadıgım bır sehırsın..
Yolu,suyu olmayan
yalnızca kırık kalplerın ugradıgı ,
Eskıden kalma bır SITEMSIN...
Sen artık sadece VAZGECILENSIN....


Yazar by:Türk_Che
 
YokLuğunda kan kardeşi oLdum ayrıLıkLa

Hayatım senden önce ve senden sonra diye ikiye ayrılmış bir halde.senden önce ve senli günlerde mutluluklarım saklı geçmişimde.
Bugünlerdeyse takvimler senden sonrasını gösteriyor.
Senden sonra yüreğimde unutulmaya yüz tutmuş umutlarım
Soğuk bir yaz günü gidişin üşüttüğü için titreyen ellerim ve bir de
Kırılmış kalbimden sızan kan birikintisi var avuçlarımda.
Ne zaman hıçkırarak ağlamaya başlasam pıhtılaşmayı bir türlü öğrenemeyen o kan birikintisi
Sevdamın üzerine dökülüyor.
Oysa ben dökülmemesini istiyorum.saklamam gerektiğini düşünüyorum her damlasını.. aramızda sımsıkı bir bağ var yokluğunla.
Kan kardeşi olduk ayrılıkla.beni dost seçti kendisine..
Bırakmıyor peşimi…Her an ensemde ..
Bazen kaçıyorum…soluk soluğa kalıyorum. Bu kez kurtuldum diyorum
Sonra derin bir nefes alıp gözlerimi açıyorum ve görüyorum ki baktığım her yerde bitiyor ayrılığımız. Dört yanım çevrelenmiş.
Bir telaş sarıyor birden içimi.
Ağlıyorum…
Durulmuyor gözyaşlarım. Ele avuca sığmayan bir sevdadayım..
Sen bazen bana acıyarak bakıyorsun. Bana kıyamadığını düşünüp arada bir gel diye sesleniyorsun.
Sana elimi uzatıyorum ama elim boşlukta kalıyor. Yanımda olduğunu söylüyorsun ama öyle olmuyorsun.
Aslında hiç yoksun !
Sen hiç bilmediğim bir adrestesin ve ben ne zaman sana gelmeye kalkışsam kayboluyorum.
Her yolumun sonu çıkmaz bir sokağa bağlanıyor.
Sana varmak için izlediğim yol tek yönlü ve yalnızca ayrılığa gidiyor.

Seni bulmak sana ermek için tek bir iz yok sevdiğim.
Seni unutmak zorunda olup da unutamayacağımın çaresizliği tek bildiğim.
Şimdi sOn dileğim :
Ne olur artık ağladığımda batmasın kırılan umutlarım masum gülüşlerime…
Rahat bıraksın ayrılık beni..
Ben de gülebileyim hak ettiğim şekilde .
Tıpkı senin gibi…
Öylecesessizcebeklentisizce…
 
SeBePSiZiNTiHaR !!!!

SİTEMİM SANADIR YAR. Sen benim içimde derin bir yara sen benim kalbimde büyük bir acı oldun. Yaşamak isteyip yaşayamadığım mutluluklarım çektiğim acıların vebali oldun. Bazen yüreğimi kurcalıyorum İçimde sana karşı hala bir özlem hala bir sevgi var mı diye yokluyorum benliğimi? Hiç tartışmasız sensiz daha mutlu olduğum çıkıyor ortaya. Biz bu yola bu şekilde mi girdik sevdiğim. Sana sevdiğim diyorum çünkü sevmiştim seni. Hem de her şeyden herkesten çok sevmiştim. Yüreğim senden başkasına bakmama izin vermiyor gözlerim senden başkasını görmüyordu. Senle yaşamak istediğim bir ömür vardı önümde. Yüreğimi sermiştim yollarına. Ama yüreğimi bir yol olarak gördün. Çiğnedin ve geçtin. Bana sığınacak bir ev yaşanacak bir huzur bırakmadın. Bendeki her şeyi aldın giderken. Beni de alıp gittin ama ben yine sustum. Konuşsam daha kötü olacaktı halimiz. Çünkü sen susmasını bilmiyordun. Dinlemeyi bilmiyordun. Hiçbir zaman öğrenemedin de. Öğretemedim sana susup dinlemesini. Hani biz ömür boyu birlikte olacaktık. Hani aynı ekmeği bölüşüp aynı yastığa baş koyacaktık. Hani evladımızı birlikte büyütecektik. Hani. Hani nerde sözlerin. Bende de hata yok muydu? Elbette ki vardı. Hatalar tek taraflı olamaz ki hiçbir zaman. Hep tek taraf suçlu olmaz ki. Bıçağın bir ucu var ise birde sapı vardır. Hangimiz o bıçağın ucu hangimiz sapı oldu bilemiyorum. Tek bildiğim; Şimdi ayrıyız. Belki sen kendine ben kendime yeni birer eş bulacağız. Ama bu eşlerimiz evladımıza bizim verdiğimiz sevgiyi verecek mi? Beklediği sevgiyi verebilecek mi? O masum yavru üvey ana - babasına bize sarıldığı gibi sarılabilecek mi? Biz onu saramadık o bize nasıl sarılabilecek ki?
 
Hergün aci cekmekten bıkmıs bir ben...
Artık seni özlemiyor gibi..
Neden böyleyim bilmiyorum...
Sanki icimdeki Son nefeslerini duyuyorum..
Bu bana cok acı versede..Yüregimde olmayacagını bilmek..

Gercekten Tuhaf !

Ya bir daha hayalini özlememek ?!
Okudugum mısralarda seni bulmamak ?!
Sarkıların nakaratlarinda seni düsünmemek ?!
Bundan sonra Senin gözlerine bakmamak ?!!
Yürek atislarini duymamak ?!

Ya hergün sensiz düsler ?!

Tuhaf !!

Bu beni ne kadar mutsuz etsede..
Bana aci verdigini bilmek..
Tüm hüzünleri unutturuyor gibi icimde..

Ben yoruldum artık...
Issız sokaklarda kendimi aramaktan gercekten yoruldum..
Seni sevmek yanlıstı..Belkide yalandi .. Kim bilir..
Senin Askin acitti..
Simdi elimde senden kalan yamalı cümlelerimle..

Gitmek istiyorum..
Bir daha SensizLige bakmamak istiyorum...

Yazar by:Türk_Chei
 

mutsuzluk.jpg

Bir sen vardın ,birsen yoktun
Papatya falları gibiydin seviyor, sevmiyor
Kalbimden gelen aşk çagrılarına
The person you have called cannot be reached at the moment, please try again later...
(Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz...)
Demek ten Baska hicbirsey yapmayan
Kendini benim yerime yokaymadan,
Yargılayan bir yargıc timsaliydin sen
Bende bıraktıgın derin izlerle,
Umutsuzlugun baş kenti oldun bende
Artık seni hiç düsün müyor gibi yapmamda nafile,
İçime çivi yazısıyla yazılmıssın.Divit kalemmle degil,
Ne gözyası silebiliyor, nede kalp çarpıntılarım,
Taki ölüm cagrılı ucurumlarda sınayacak olmam sevdamı,
belki tersten yazar kalem umudun başkenti olursun...
Ahmet Arif sevdiginden prangalar eskitmiş.
Ferhat Dagları delmiş,meçnun çölere düsmüş
Ve ben Yıkılmış Dizleri üstüne çökmüş ,
En büyük savaşı Kaybetmiş Komtan.

16 eylül 2013 pazartesi
19:00
101.şiirim
Yazar By:Türk_Che

 

[YOUTUBE]wGxcYAz5EWs&autoplay=1[/YOUTUBE]
152280.jpg


Bir çift alyansın içinde yazdığı gibi yazabilse keşke isimlerimiz hâlâ yan yana.
Gözlerinin kahvesi, hüznümün gölgesi olan yâr ; gelmiyor musun daha ?
Tren garlarındaki eli mendilli anneler gibiyim,
Nereye uğurladığımı bilmediğim, düşlerimi yolluyorum sana.
Gelirken, seni de getirsinler diye bana.
Onları sana emanet ediyorum demek isterdim de, neyi emanet ettiysem sana ; hep ihanetinle karşılaştım.
Biraz hastaydım bu aralar.
Kendimi emanet ettiğim senden alabilseydim, emanet edecek başka yürekler bulabilirdim belki.
Bir tas sıcak çorba içebilirdim, gözleri aşkla bakan birinin elinden.
Eli demişken, ellerin hâlâ sıcak mıdır ki ?
Gözlerin buğulu, sanki biri seni üzmüş gibi hüzünlü.
Ya da saatin inatla sağ kolunda mıdır hâlâ ?!

Kendi kendime düşünüp, kendi kendime cevap veriyorum sen gittiğinden beri.
Hasta olacağım dediğimin ardından, kulaklarıma ilişiyor benim ağzımdan senin ses tonun:

- "Dikkat et kendine!"

Gülüp geçiyorum sonra, belki gülüşümü de özlemişsindir diye.
Sonra hava kararıyor, beyaz bir şeyler yağıyor saçlarıma.
Üzüntüdendir diyor annem, yaşlılık erken uğradı sanırım şakaklarıma.
Beyaz da değiller tam, grimsi bir kırıklık.
Üzülme olur mu, duyarsan şayet bir yerlerden erkenden yaşlandığımı.

Aslında en çokta neyi göremeyeceğim için üzülüyorum biliyor musun ?
Yaşlı bir bunak olduğunda, sana her gün "seni sevdiğimi" hatırlatamayacak olmayı.
Ya da o bunak ben olduğumda..
Hoş, ben sana olan aşkımı bir saniye bile unutmam ya; yaşlılık !
İlaç şişelerin de durmayacak, ilaçlarımın yanında.
Saatlerimiz de farklı olacak.
Sen sabah içeceksin aç karnına mesela, ben akşam...
Aynı bardaktan su içmemizi bile istemeyecektir belki doktorlar.
Bulaşıcı diyecekler, dikkat edin diyecekler.
Olsun, ben yine seveceğim seni.
Şimdi de sevdiğim gibi!

Unutmadan!
Şafağını kimse saymasın olur mu ?
Çizdim ben tüm günlerini.
Şafağın; doğan güneş.
Doğursana hadi benim de karanlıkta kalmış gün'eşimi!
Doğursana hadi benim de karanlıkta kalmış gün'eşimi!
Doğursana hadi benim de karanlıkta kalmış gün'eşimi!




 
Ucurtmam tellere Takıldı Belgeseli Ahmet Kaya

[YOUTUBE]AcS6Bc_BcBk[/YOUTUBE]

Bizler kimleri harcamadıkki Ahmet abimizi nazım hikmet ustamızı ahmet arif agabeyimizi kahırlarından öldürdükk

Şimdi ise kırılgan mektuplar zamanı Birileri kürt asıllı oldugu için bir kürce sarkısına kürtce kilip yapmak için yargılanmıyor ve sonu olmuyor.....

izlediginizde anlayacak ve bos yere önyargılı davrandıgınızı anlayacaksınız simdiden tskler​
 
Ve sana inanıyorum ki bunu saklayacaksın öyle ya da böyle. Sana burada söylemek istediğim birkaç şey var. Ve lütfen iyi dinle ya da oku. Her neyse artık.

Bir işe başladığında vazgeçme lütfen. Ne kadar zor olursa olsun. Hem zor diye bir şey yok. İnanırsan ve istersen her şeyi halledebilirsin Aydilek. Hayallerini gerçekleştirebilirsin. Olmak istediğin o güçlü , güzel kız olabilirsin. Ve bunu biliyorsun yapabilirsin. Ama sadece yeterince istemiyor ve kendine inanmıyorsun.


Yeni bir öğretim yılı başlıyor şimdi senin için. Sivas’a yolculuğun var. Ve oradaki evin ve arkadaşların da değişecek yine yeniden. Ama güçlü olmalısın. En azından öyle gözük. Numara yap. Tiyatro. E hadi ama! Bir günlük bir tiyatro eğitimin var senin. J Gülme bana. Ciddiyim!


Derslerine çok çalış. Seni senden iyi tanıyorum bir şeye heveslenip hemen bırakıveriyorsun ama yapma. Yapamam dediğinde bu yazıyı oku lütfen. Kendine hakim ol. Biliyorum , biliyorum işte o güzel hayallerini. Bunları gerçekleştirmen lazım kızım anlasana! Hayal et. Hadi hemen şimdi. Gözlerini kapat ve o gelecekteki kızı gör benim için lütfen. Bekliyorum .. Ve evet gördüğünü biliyorum. Biraz bulanık ama onlar detaylar. Sen ne istediğini biliyorsun. Daha sonra yanında olacak insanlar , eşyalar ayrıntılar. Geç onları. Sadece o geldiğin yeri düşün. Ah evet bu hayali sevdin. Güzel değil mi ? İstiyorsun. İstiyoruz evet! O zaman ne yapacağını biliyorsun.
 
Aşık Mahzuni Şerif Belgeseli - Bir Yudum İnsan


[YOUTUBE]WXivDr1o1iQ[/YOUTUBE]


1940'ın başlarında, ileride 'Pir Sultanların' ölümsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olacak Mahzuni Şerif, Afşin' in Berçenek Köyünde doğar.
1956yılında Berçeneğe gelen ilk okuldan mezun olur. Berçeneğin okulsuz yıllarında, Elbistan' ın Alembey Köyü' nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur 'an eğtimi almış, Eski Türkçe okumuş ve yazmıştır.
1957 yılında Mersin Astsubay Okulu' na gider. 17 yaşındayken babasının zoruyla dayısının kızı Emine ile evlenir. Bu evlilikten bir kızı olsa da Mahzuni bu evliliği bir mektupla bitirir.
1960 yılında Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu' nu başarıyla bitirir. Başarısının gereği Kuleli Askeri Lisesi' ni aynı yıllarda hak etmesine karşılık, toplumculuğa ve halk edebiyatına gönül verdiği ve Alevi olduğu için ordudan ihraç edilir.
1961Ankara'da İtalyan asıllı Sovina (Suna) isimli bir kızla tanışır. Bu evlilikten Züleyha, Emrah, Ferhat adlı üç çocuğu olur. Bu yıldan itibaren, sevip gönül verdiği yoldan giderek, yüzlerce plak ve kaset yapar. Hakkında yazılan ve yazdığı kitaplar uluslararası edebi tartışmalara konu olur.
1971Mahzuni üçüncü eşi Fatma Hanım ı görür beğenir sever ve evlenir. Bu evliliklerinden Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlı dört çocukları oldur. Aynı yılolan askeri darbeden sonra kurulan Nihat Erim hükümeti nin Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarına kıymasına dayanamayıp 'Erim Erim Eriyesin' türküsünü patlatmasından dolayı hemen tutuklanıp dört ay cezaya çarptırılır. Tahliye olur ve yeniden tutuklanır.
1972 de Gaziantep' deki evi kundaklandı. Ozanmız' ın tüm ödülleri ve arşivinin yandığı söyleniyor.
1973yılında halkı suça teşvik etmekten tutuklanır. Ankara'da Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanır.
1962 - 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğrar, evi yakılır, mahkemelik olur, tutuklanır, hapse atılır, dövülür, dişleri sökülür...
1989-1991yılları arasında 'Halk Ozanları Derneği' genel başkanlığını yapmıştır.1997yılının haziran ayında Almanya'da beyin kanaması geçirip, Almanya 'nın Ulm Şehrinde tedavi görür.


1998yılında, 58 kaset sahibi olan Ozanımız, dünyanın yaşayan üç büyük ozanı arasında birinci sırayı aldı. Bir çok yabancı ülkede deyişleri değişik dillerde okunmuştur. Tüm türkülerinin yer aldıığı 8 kiyabı bulunan Ozanımız 'ın, Bektaşı Kültürünün ve Anadolu Ezgilerinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir yeri vardır.
2001 in başlarında rahatsızlanarak, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle, JFK Hospital'da yoğun bakım altına alındı. Mayıs ayında, günümüzün Pir Sultan'ı Aşık Mahzuni Şerif, bir kez daha ölümü yenmeyi başardı. Ve aynı yılın kasım ayında kendisine, ''Elhamdülüllah Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa oda dedemdedir! " dediği için, DGM tarafından dava açıldı. Duruşma 27. 12. 01 tarihinde DGM ' de yapıldı.
2002 Mayıs ayının 17 si Mahzuni Severler için kara bir gün: Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Değerli Ozanımız 62 yaşında Almanyanın Köln Şehrinde hayata gözlerini yumdu. Bu acı ana kadar O, devletin düzenini yıkmak suçundan, hala yargılanıyordu.Şu an son ikamatkahı olan Hacı Bektaş Veli Külliyesi'nin yakınındaki Çilehane adı verilen bölgede huzur içinde yatıyor.
İŞTE GİDİYORUM
İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin dilinde
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervan'ın elinde parelense de
******************************************
BAYRAM GÜNÜ
Bahar kış ile barışır
Güller biter bayram günü
Küskünler hak'ka varışır
Kinler biter bayram günü
İnsanın kökü derinde
Hak'kı vardır bir yerinde
Baykuşun bozgun dilinde
Bülbül öter bayram günü
Şu bizim köyler bucaklar
Bayramda dostu kucaklar
Hak'ka bakan kör ocaklar
Yanar tüter bayram günü
Der Mahzuni ahu zarım
Ahu zarım benim kârım
Hey bana küsen dostlarım
Artık yeter bayram günü
******************************************
SAVULSUN GİTSİN
Ambargo mambargo dinleme gardaş
Gelin Amerika kovulsun gitsin
Üsleri müsleri çıksın burdan
Kendi toprağına savulsun gitsin
Bu herifler senden alır haşhaşı
Morfin eder sana açar savaşı
Boşuna vurmadan gardaş gardaşı
Bir bayram davulu çalınsın gitsin
Elin gavurunu boşa çagırma
Evdeki dövüşü ele duyurma
Seni senden, beni benden ayırma
Böyle bir memleket öğünsün gitsin
Bu topraklar bizimdir bizim olacak
Amerika bela buldu bulacak
Mahzuni bağımsız şehit kalacak
Yeter ki Türkiye'm dev olsun gitsin.
******************************************
BULDUĞU ZAMAN
Gökte yıldız yerde ışık görülmez
Güneş doğup gündüz olduğu zaman
İnsanoğlu ara yerde sürünmez
Baş koyacak yastık bulduğu zaman
Çalışmadan yetim hakkını yeme
O kül kafan ile bilirim deme
Dağılır ordular, kalkar mahkeme
İnsanlık kavgasız kaldığı zaman
Bak ne hale koydun garip başımı
Zehir ettin ekmek ile aşımı
Boşa süslemeyin mezar taşımı
Mahzuni Şerif' im öldüğü zaman
******************************************
ZALİMİN ZULMÜ VARSA
Karamanın koyunu
sonra çıkar oyunu
Ben artık seyredemem
devrilesi boyunu
Zalımın zulmü varsa
mazlumun allahı var
Ahım seni kül eder
vallahi billahi yar
At ölür meydan kalır
yiğit ölür şan kalır
Kör olası dünyada
can gider zaman kalır
Mahzuni bu rıhtıma
yanaşıyor son gemi
Düşenin dostu olmaz
bunu unutma emi
******************************************
YORGUNUM BUGÜN
Ey doktor çekil başımdan
Gönlümden yorgunum bugün
O yar bana inanmıyor
Dargınım bugün, dargınım bugün
Geçen günüm aylar gibi
Eğilmişim yaylar gibi
Coşup giden çaylar gibi
Durgunum bugün, durgunum bugün
Bu yol gider vara vara
Etrafını yara yara
Eski sevdigim dostlara
Kırgınım bugün, kırgınım bugün
Der Mahzuni bile bile
Taşa tutu beni hile
Aşık oldum azraile
Vurgunum bugün, vugunum bugün.
******************************************
CANANIM
Bana yücelerden seyreden dilber
Siyah kirpiklerin ok mu cananım
İnsaf et yüzünü yüzüme dönder
Istırabın sonu yok mu cananım
Gönül sevdi benim günahım nedir
Yandım ateşine bunca senedir
Mecnun'un derdinden derdim fenadır
Bu derdin dermanı yok mu cananım
Bu dünya misaldir çatısız hana
Ebedi kalmadı şah'a sultan'a
Deryanın içinde bir damla bana
Bu da Mahzuni 'ye çok mu cananım.
******************************************
AĞLAMA
Kader böyle imiş böyle yazılmış
Gidiyorum kara gözlüm ağlama
Mezarımız gurbet ele kazılmış
Gidiyorum dudu dilim ağlama
Ceylan bakışını üzme boşuna
Kurbanlar olayım gözün yaşına
Keder yakışmıyor hilal kaşına
Gidiyorum kara gözlüm ağlama
Emanet eyledim benli kuzumu
Arkalarda koyma benim gözümü
Getir ver çalayım kırık sazımı
Gidiyorum kara gözlüm ağlama
Mahzuni Şerif 'im yollar göründü
Garip başım dertten derde büründü
Fadime'm duvağın yerde süründü
Gidiyorum kara gözlüm ağlama.
******************************************
BARIŞAK
Ömrümün serdar'ı gönlümün şah'ı
Sana bu günlerde noldu barışak
Gönderme ardımdan ahu imamı
Bahar geldi bayram oldu barışak
Ben giderim gönül senden gitmiyor
Kuru çöl'de mavi sümbül bitmiyor
Küsenlere mevlam yardım etmiyor
Ömür bitti çile doldu barışak
Kara zülüflerin dökmüş kaşına
Ben seni sevmedim boşu boşuna
Gücenmek günahtır mezar taşına
Farzet ki Mahzuni öldü barışak
******************************************
GERİ DÖN
Düşündükçe kan ağlıyor gözlerim
Onbeşinde bahar günüm geri dön
Birbirini tutmaz oldu sözlerim
Nerdesin pirim benim geri dön
Göçüm kalkmış Acemistan hoyunda
Sülalem sulanmış Dersim soyunda
Dünyaya gelmiştik Zeynel soyunda
Hemen gitme tatlı canım geri dön
Varıp gidip Elbistana karışsam
Ben kimim ki Yaradanla yarışam
Mahzuni'yem kırdım isem barışam
Yandı Kerem Aslı Hanım geri dön
******************************************
ÇEKER GİDERİM
Ben de bir peygamber olmuş olsaydım
Birlik tohumunu eker giderdim
Önce yasaklardım kula kulluğu
İnsan Hak'tır deyip çeker giderdim
Bakmazdım zalimin gözü yaşına
Sabıra bağlamazdım boşu boşuna
İtikat etmezdim mezar taşına
Taş yerine çiçek eker giderdim
İnsan olduğu yön kıbledir bana
Ben böyle inandım çünkü insana
Çok sebeptir diye kavgaya kana
Bütün hududları söker giderdim
Cehalet insana pusudur pusu
Kolay bilinmiyor işin doğrusu
Hocam çekmeseydi ahret korkusu
Dünyaya bal gelir şeker giderdim
Mahzuni hüner yok şah'ın tacında
Aşk yanamaz cehennemin sacında
Son isim isterse dar ağacında
İnsan der boynumu büker giderdim.
******************************************
DERMANIM MI VAR
Ben de şu dünyanın nesini sevem
Ovada savrulan harmanım mı var
Çıkıp seyran edem hangi yaylayı
He deyip kalkacak dermanım mı var
Anlamaz da garip gönlüm anlamaz
Mazlum öldürünce yiğit şanlanmaz
Ağardı saçlarım sözüm dinlenmez
Benim padişahtan fermanım mı var
Pare pare etti hakim yaramı
Şaşırdım dünyamı ak mı kara mı
Der Mahzuni neyim alır harami
Benim soyulacak kervanım mı var.
******************************************
DOKUNMA KEYFİNE
Dokunma keyfine yalan dünya'nın
İpini eline dolamış gider
Gözlerinin yaşı bana gizlidir
Dertliyi dertsizi sulamış gider
Kimi hızlı gider uzun yol tutar
Kimi altın satar kimi pul yutar
Kimi soğan bulmaz kimi bal yutar
Kimi parmağını yalamış gider
Mahzuni bu nasıl yazı Mahzuni
Bazen Şerif olur Bazı Mahzuni
Yurdunda anasız kuzu Mahzuni
İnsanlık ardından melemiş gider
******************************************
VASİYETİM
Ben Ölünce sevenlerim toplansın
Ağlamayıp benim sesim çalsınlar
Dualar etsinler kendi dilimden
Gökyüzüne kızıl ışık salsınlar
Ankarada yüklesinler dengimi
Berçenekte başlatmıştım cengimi
Nevşehire taşısınlar rengimi
Hacı Bektaşı şeyhine dalsınlar
İnanarak gittim yüce Allaha
Hüseyinle düştüm ah ile vaha
Yanlış imam elin vurmasın daha
Bir seyitle namazımı kılsınlar
Üstüme 'Bir Ozan Bektaşı' yazın
Ama yazıları derince kazın
Çekem diye şu beş taşın ayazın
Ara sıra kışın beni bulsunlar
İki fidan dikin selviden olsun
Cemler yapılırken yüreğim dolsun
Bir de bostan yapın altında kalsın
At yolcular karpuz kelek alsınlar
Yakın kaldı, yakın kaldı zamanım
İşte gidiyorum kaşı kemanım
Benim sevgiydi dinim imanım
Sevenlerim beni böyle bilsinler
Can taşıyan canlı mutlaka ölür
Değişir dünyadan başka şey gelir
Benim kim olduğum yavrular bilir
Ehlibeyt dünyası sahip olsunlar
Mahzuni asalet sözüne doydum
İnsanlık adına serimi koydum
Ben Ali'yi sevdim, Ali oğluydum
Bütün sevenlerim hoşça kalsınlar.
******************************************
DERMANIM MI VAR
Ben de şu dünyanın nesini sevem
Ovada savrulan harmanım mı var
Çıkıp seyran edem hangi yaylayı
He deyip kalkacak dermanım mı var
Anlamaz da garip gönlüm anlamaz
Mazlum öldürünce yiğit şanlanmaz
Ağardı saçlarım sözüm dinlenmez
Benim padişahtan fermanım mı var
Pare pare etti hakim yaramı
Şaşırdım dünyamı ak mı kara mı
Der Mahzuni neyim alır harami
Benim soyulacak kervanım mı var.
******************************************
VEYSEL'E MEKTUP
Sen bu bahçelerden çok gelip geçtin
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Arılarla çiçeklerde inleştin
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Ne haktan incindin ne de incittin
Taş ile geleni gül ile ittin
Koyunu kurdunan güderek gittin
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Hak nurunu insanlarda aradın
Sabrı tarif ettin derde yaradın
Gönüllerde kaldın gözden ıradın
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Dopdoluydun gezdim dedin beyhuda
Bin göz vermiş sana Cenabı Hüda
Sen dostları unutmadın dünyada
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
Kuru laf etmedin Mahzuni gibi
Gözünde berraktı deryanın dibi
Mustafa Kemal'in gerçek talibi
Dostlar seni unutur mu Veysel'im
******************************************
EFENDİM ( Güzel Dostum )
Güzel dostum aramızda senlik benlik olur mu
Neden gönlüm sarayını tarumar ettin böyle
Bilirsin ki viranede hanedanlık olur mu
Bir nefes alayım derken, bin zarar ettim böyle
Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana bağlıdır efendim
Nefsim gitti sonbahara ulaştı
Seller suskun bağlar gazel efendim
Her baharda boz bulanıp, coşup coşup çağladın
Geçemedim sellerinden yollarımı bağladın
Diyarı gurbete saldın, ardım sıra ağladın
Figanı figana katıp, ahuzar ettin böyle
Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana bağlıdır efendim
Nefsim gitti sonbahara ulaştı
Seller suskun bağlar gazel efendim
Hey Mahzuni sevdiğimin sözünü ferman gördüm
Kuru çöllerde dolaştım, susuz değirmen gördüm
Ayaklarına yüz sürdüm, elinden derman gördüm
Kaldırıp vurdun sineme, zülfükar ettin böyle
Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana bağlıdır efendim
Nefsim gitti sonbahara ulaştı
Seller suskun bağlar gazel efendi​
 
Geri