Türk Yazarlar

Konu sahibi son olarak 890 gün önce görüldü
Bilge Umar Bilge Umar, 1936 yılında İzmir Karşıyaka'da doğdu, Türk yazar ve araştırmacı.

Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamladı. Aynı fakültede asistan olarak çalıştı ve doktorasını yaptı. Doçentlik sınavını vererek öğretim üyeliğine atandı. Uzun yıllar Ege Üniversitesi'nin çeşitli yüksek okullarında ek görevle öğretim üyeliğinin yanı sıra müdürlük, kendi fakültesinde dekan yardımcılığı gibi görevler yaptı. Kurucu Öğretim Üyeleri arasında bulunduğu İzmir Hukuk Fakültesi'nde "Medenî Yargılama ve İcra-İflas Hukuku Kürsüsü" başkanı oldu. Üniversiteden ayrılarak hukuk danışmanlığı ve avukatlık yaptı. Hukuk mesleği ile ilgili inceleme yazıları ile yapıtlarının yanı sıra çevirileri, özellikle Türkiye'nin ilkçağ kentleri üzerindeki araştırmaları ile tanındı.


Kitapları
Aiolis / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Bithynia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Börklüce,
Ionia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi, İlkçağda Türkiye Halkı, İzmir 1950, 1999, İzmir'de Yunanlıların Son Günleri
Karadeniz Kappadokia'sı (Pontos),
Karia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Kilikia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Lydia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Lykia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Trakya,
Troia / Bir Tarihsel Coğrafya Araştırması ve Gezi Rehberi,
Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi / Türkiye Türkleri Ulusunun Oluşması,
Türkiye'deki Tarihsel Adlar,
Türkiye'deki Tarihsel Anıtlar,
Yunanlıların ve Anadolu Rumlarının Anlatımıyla İzmir Savaşı
 
Üstün Bilgen-Reinart Üstün Bilgen-Reinart Türkiye ve Kanada merkezli bir kariyer sürdüren Türk yazar, gazeteci ve televizyon yayıncısı.

İlki 1956 yılında Kanada'da zorunlu tehcire tabi tutulan Sayisi Dene yerli halkının acılarını ve diğeri Bergama köylülerinin bölgelerinde siyanürlü altın arama faaliyetlerine direnişini konu alan iki kitabı ile dikkatleri çekmiştir.

Ankara doğumludur. TED Ankara Koleji'nden mezuniyetinin ardından Kanada'ya giderek Winnipeg Üniversitesi'nde Edebiyat ve Sosyoloji dalında öğrenimini sürdürmüştür. Kanada devlet televizyon kanalı Canadian Broadcasting Corporation'da araştırmacı, sunucu ve prodüktör olarak çalışmaya başlamıştır.

1995'de bir Kanada devlet bursundan yola çıkarak Ila Bussidor ile birlikte Sayisi Dene yerli halkının 1956'da ata topraklarından zorunlu tehcire tabi tutularak kent ortamında yerleştirilmelerini konu alan "Night spirits" (Gece ruhları) kitabını yazmıştır (kitabın tam adı; Night Spirits: The Story of the Relocation of the Sayisi Dene). Kendisi de bir Sayisi Dene yerlisi olan Ila Bussidor ve Üstün Bilgen Reinart'ın yerlilerin gözünden gerçekleştirdikleri bu kitap çalışmasında Sayisi Dene yerli halkının tehcir sonrasında bağımsızlıklarını ve kimliklerini kaybetmeleri ve Kanada hükümetinin plansız programsız bir tarzda gerçekleştirdiği Sayisi Dene toplam nüfusunun üçte birinin tehcir şartlarında zayıf düşerek ölmeleri anlatılmaktadır.

2003'de "Biz Toprağı Bilirik!" kitabı yayınlanmıştır. Kitap Bergama'nın 17 köyünün sakinlerinin bölgelerinde siyanür kullanarak altın arama faaliyetlerine uzun süreli direnişini konu etmektedir.

Son kitabı "A woman's trek through Turkey" (Bir kadının Türkiye gezisi) Ocak 2007 içinde İngilizce olarak yayınlanmıştır. Üstün Bilgen Reinart, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü'nde İngilizce öğretim üyesi olarak çalışmakta, OpenDemocracy gibi çeşitli uluslararası forumlar adına yazı ve röportaj çalışmalarını sürdürmektedir.


Kitapları
Night Spirits: The Story of the Relocation of the Sayisi Dene (Ila Bussidor - Üstün Bilgen-Reinart) Manitoba Studies in Native History Series,
Biz Toprağı Bilirik! (İstanbul, Metis Yayınları, 2003),
Porcelain Moon and Pomegranates: A Woman's Trek Through Turkey, Dundurn Press, Ocak 2007
 
Bilgin Adalı Bilgin Adalı 11 Aralık 1944’te Safranbolu’da doğdu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda radyo ve televizyon programcılığı konusunda öğrenim gördü. 1968-1976 yılları arasında TRT Ankara Televizyonu’nun ilk yönetmenlerinden biri olarak Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Atatürk devrimlerini konu alan belgesel filmler, kültür ve sanat programları, çocuk ve gençlik programları hazırladı.

Daha ilkokul öğrencisiyken öykü ve şiir yazmaya başlamıştı. Lise çağındayken, yazdığı öykü ve şiirler günün edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başladı. 70’li ve 80’li yıllarda o dönemin izlerini taşıyan şiirler yazdı. 1976’da Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Sinema TV Bölümü’nde Öğretim Görevlisi, daha sonra Bölüm Başkanı oldu. 1984’te üniversiteden ayrılarak İstanbul’a gelen Bilgin Adalı bir süre çeşitli reklam ajanslarında reklam yazarı olarak çalıştı. Daha sonra, serbest reklam ve senaryo yazarlığı yaptı. Bilgin Adalı halen, çocuklar ve gençler için kitaplar yazıyor, çeviri yapıyor.


Bibliyografya
Aşık Garip (Halk Hikayesi uyarlaması)

Barışın Tarihçesi (Şiirler)

Yaralı Kuşlar Tanığı (Şiirler)

Bencil Dev (Çocuk Oyunu)

Belgesel Sinema (Araştırma)

Kırlangıçlar Geçiyor Uzaktan (Öyküler)

Güncel Türkçe Yazım Kılavuzu

Havşan Öyküleri (Çocuk Öyküleri - 2 cilt)

Zaman Bisikleti (Çocuk Romanı)

Geçmişten Gelen Konuklar (Zaman Bisikleti- 2 - Çocuk Romanı)
Dünyamızın İlk Şafağı (Çatalhöyük Öyküleri - 1 - Çocuk Romanı) br>
Ateşin Çocukları (Çatalhöyük Öyküleri - 2 - Çocuk Romanı)
Bolluk ve Savaş (Çatalhöyük Öyküleri - 3 - Çocuk Romanı)
Mavi Gezegenin İlk İnsanları (Çocuk Romanı)
Dünya Artık Daha Güzel (Çocuk Romanı)
Çanakkale Destanı (Çocuklar ve gençler için manzum destan)
Dede Korkut Destanı (Çocuklar ve gençler için manzum destan)
Troya Savaşı ve İlyada Destanı (Çocuklar ve gençler için manzum destan)
Odysseia (Çocuklar ve gençler için manzum destan)
Gılgamış Destanı (Çocuklar ve gençler için manzum destan)
Kaledibi Sokağı (Roman)
Protesto (Çeviri)
İyi Yaşamak İçin Yaratıcı Düşünmek (Çeviri)
İstanbullu Kız (Çeviri)
Beyaz Diş (Çeviri)
Eski Tüfekler (Çeviri)
 
Bozkurt Güvenç BOZKURT GÜVENÇ, Samsun’da doğdu (1926). Bir asker ailesinin çoğu olarak, ilk ve ortaokul yılları boyunca, Anadolu’yu dolaşıp yurdun değişik yörelerini tanımak olanağını buldu. Kabataş Lisesi’nden sonra İTÜ’ye devam etti (1944-45). Mimarlık öğrenimini ABD’de tamamladı (1950). Melda Sunay ile evlendi (1952). Demokrasiye geçiş (DP) döneminin eğitim, felsefe ve yabancılaşma sorunlarıyla ilgilendi. “Kalkınıyoruz – Geriliyoruz” tartışmaları arkasında, “Ne oluyoruz?” sorusuna yanıt aradı (1958-61). “Kültürün değişen bir varlık alanı olduğu” gerçeğini, Columbia Üniversitesi’ndeki insanbilim derslerinde öğrendi (1962-63). Hacettepe Üniversitesi’nde İnsanbilim Bölümü’nü kurdu; doçent (1969), profesör (1977) ve emekli oldu (1993). Güvenç’in yayımlanmış araştırmaları insan, kültür, eğitim ve değişim sorunlarında toplanıyor.


Yayımlanmış eserleri
Türkiye Demografyası (HÜ 1971)
Sosyal Kültürel Değişme (HÜ)
İnsan ve Kültür (Remzi 1991)
Kültür Sorunu (Remzi 1985)
Japon Kültürü (1992)
Eğitimi (1991)
Mantık ve Metot (AÜ 1992)
Üniversiteye Geçiş (ÖSYM 1992)
Türk Kimliği (Remzi 1992)



Çevirileri
Erich Fromm’dan (Özgürlük Sorunu, Özgür İnsan)
Octavio Paz’dan (Yalnız Dolambacı, Cem)
Ben Ferrington’dan (Darwin Gerçeği, Çağdaş)
Will ve Ariel Durant’dan (Tarihten Dersler, Cem)
Calvin Wels’ten (İnsan ve Dünyası, Remzi)
 
Buket Uzuner Hayatı
Roman, Öykü ve Gezi Notları yazarı Buket Uzuner 1955 yılında Ankara'da doğdu. Biyoloji ve Çevre Bilimi eğitimi alan Uzuner, Türkiye' de Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ' de, ayrıca Norveç, ABD ve Finlandiya'daki üniversitelerde çalışmalarda bulundu. Kitapları 1992'den bu yana Türkiye'de Ulusal En İyi Satış listelerinde yer almaktadır ve dört ayrı dilde yayımlanmıştır. Remzi Kitabevi için yabancı edebî yayımlar konusunda editörlük yaptı ve şu anda Alfa - Everest Yayınları için yabancı edebî yayımlar konusunda edebî danışmanlık yapmaktadır.

Balık İzlerinin Sesi romanı ile 1993 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü' ne lâyık görülen Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna romanı ile 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Yılın Romanı ödülünü aldı. Son dönemde Kumral Ada Mavi Tuna adlı romanı, Mediterranean Waltz adı ile İtalya, Yunanistan ve İsrail'de yayımlandı. Ayrıca İngiltere'de kısa öykülerden oluşan A Cup of Turkish Coffee adlı kitabı yayımlandı.

1996 yılında University of Iowa tarafından onursal akademisyen yazar seçildi.

Kuzey Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa' da uzun yıllar geçiren Buket Uzuner, şimdi İstanbul' da yaşamaktadır.


Eserleri
Buket Uzuner' in Türkiye' de yayımlanmış kitapları

Romanlar
İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri (1991)
Balık İzlerinin Sesi (1993 Yunus Nadi Roman Ödülü)
Kumral Ada Mavi Tuna (1997)
Uzun Beyaz Bulut - Gelibolu (2001)
İstanbullular (2007-şubat)

Öyküler
Benim Adım Mayıs(1986)
Ayın En Çıplak Günü (1988)
Güneş Yiyen Çingene (1989)
Karayel Hüznü (1993)
Şairler Şehri (1994)
Şiirin Kızkardeşi Öykü (2003)
Istanbul Blues (2004)

Gezi Notları
Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları (1989)
Şehir Romantiğinin Günlüğü (1998)
New York Seyir Defteri (2000)
İstanbul Seyir Defteri (2005)

Otobiyografi
Gümüş Yaz, Gümüş Kız (2002)

Deneme
Selin ve Cem' le Yolculuklar (2004)
 
Burak Turna Burak Turna, 20 Ocak 1975 tarihinde İstanbul’da doğdu.

İlk, orta ve lise ögrenimini Yeşilköy, İstanbul’da tamamladı. Kıbrıs Girne Amerikan Üniversitesi’nden işletme lisansını aldı. Medya sektöründe, dergi ve kitap çevirmenliği, ekonomi muhabirliği yaptı; sonrasinda bankacılık, tekstil gibi çeşitli işlerde çalıştı. Halen çeşitli saltalarda çalışmaya devam ediyor. Yazma serüveni, günlük, öykü gibi ara adımlar olmadan doğrudan roman yazmakla başladı, ancak hayal kurma serüveni, bilincinin açıldiğı ilk andan beri sürüyor.

Metal Fırtına adında ki roman Türkiye'de en çok satan kitaplar arasında oldu. Uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşmedi.

Türkiye'de Politik Kurgu akımını başlatan ve yayınevinde yaptıkları görüşmede bu türün ismini koyan yazar, bu alanda Türkiye'nin en çok satan yazarı oldu.


Eserleri
Metal Fırtına (2004)
Metal Fırtına 2 - Kurtuluş (2005)
Üçüncü Dünya Savaşı (2005)
SistemA Geleceğin Düşüncesi (2005)
Nükleer Darbe (2006)
 
Burak Özdemir Burak Özdemir, (d. 1974-) Yeni kuşak yazarlardan. İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Mimar Sinan Üniversitesi Endüstriyel Ürün Tasarımı Bölümü'nde yüksek lisans öğrenimine devam etti. 1997-2002 arasında marka ve iletişim danışmanlığı yaptı. Yazarlığa, MediaCat ve Marketing Türkiye dergilerinde konuk yazar olarak başladı. 2002 yılında ilk kitabı "Yıl 2102" (Remzi Kitabevi) yayınlandı. Akşam Gazete'sinde başladığı köşe yazarlığına Hurriyetim-Yenibiriş ve Akbank Exi26 yayınlarında devam etti. Yazarın 2. kitabı "Türklerim Diken Diken Oldu" Haziran 2006 tarihinde, roman tarzındaki üçüncü kitabı "Tanrı'nın Doğum Günü" ise Güzeldünya yayınlarından Ekim 2006 tarihinde piyasaya çıktı.
 
Burhan Oğuz 1 Mart 1335'te (1919) İstanbul'da doğdu. İlk ve ortaokulu College Jeanne d'Arc'ta, liseyi Saint Beoit'te okudu. 1942'de Yüksek mühendis Mektebi'nden (İTÜ) Makine ve Elektrik Yüksek mühendisi olarak mezun oldu.1942'de, öğrenciliğinden itibaren çalıştığı Zeytinburnu ve Sütlüce silah ve mühimmat fabrikalarının dökümhane şefliğine atandı. 1943 sonunda istifa ederek kendi dökümhane ve atelyesinde 1950'ye kadar çeşitli döküm ve makine imal işleriyle uğraştı. Bu arada, 16 Aralık 1946'da kapatılana kadar Türkiye sosyalist Partisi Merkez İcra Komitesi azalığı ve Türkiye Demir Çelik Sanayii İşçileri Sendikası başkanlığı yaptı.

1950'den 1963'e kadar elektrik mühendisi sıfatıyla yurdun çok çeşitli yörelerinde proje mühendisi, şantiye şefi ve teknik müdür olarak enerji nakil hatlarının, şehir şebekelerinin projelendirilmesini ve uygulanması, küçük hidro-elektrik santarllerinin inşası ve sair büyük inşaat işlerinin (Çorum Çimento Fabrikası) koordinasyonu, Van-Urfa (875 km) NATO 4.Bölge telekomünikasyon hattı şantiye şefliğini yaptı.

1963-1972 arasında Elyaflı Çimento (Asbestli çimento boru ve levha) Şti.'nin Kartal ve Bolu Kaynaşlı fabrikaları, Doğu Galvaniz Saç, Termoteknik makine ve kazan fabrikası., Brown Boveri elektrik motorları fabrikası (Wat Elektromekanik Şti.), Hacı Şakir sabun fabrikasının kuruluşunda temel koordinasyon ve fiili görev yaptı.

1972-1979 arasında Oerlikon Kaynak Elektrotları ve Makineleri A.Ş.'de genel müdürlük teknik danışmanlığı yaptı.

1979-1984 arasında Edirne Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi ve sonra Trakya Üniversitesi'nde kadrolu öğretim görevlisi olarak çalıştı.

1984-1993 arasında Oerlikon genel müdürlük müşavirliği yaptı ve 1993'te emekliye ayrıldı.

1984'ten itibaren Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metalurji Bölümü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri tasarımı Bölümü'nde yüksek lisans sınıflarında öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Kitapları daha çok Anadolu Aydınlanma Vakfı ve Simurg Yayınları tarafından basılmaktadır.

Başlıca kitapları

Mezar Taşında Simgeleşen İnançlar,
Türkiye Halkının Kültür Kökenleri (5 Bölüm ),
Düşünüklerim - Yazdıklarım, Türk Halk Düşüncesi ve Hareketlerinin İdeolojik Kökenleri / (3 Cilt Takım),
Türk ve Yahudi Kültürlerine Bir Mukayeseli Bakış,
Bizans'tan Günümüze İstanbul Suları, Laiklik (Tarihsel Gelişimiyle Dünyada ve Türkiyede, İslamda Felsefe ve Farabi - 2 cilt,
Yüzyıllar Boyunca Alman Gerçeği ve Türkler,
Çevre Üzerine Düşünceler (Çevre Vakfı yayınları),
Anadolu Aleviliği'nin Kökenleri (Alevilik Üzerine Ne Dediler adlı kitaptan ayrı basım. Ant Yayınları)
Bu kitapların dışında yazarın mühendislik alanında yazdığı birçok kitap mevcuttur.
 
Böcüzade Süleyman Sami Böcüzade Süleyman Sami Osmanlı Devleti'nde uzun bir bürokratlık kariyerinden sonra, 1908-1912 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda (emekliliğini istediği 1911'e kadar) Hamid-i Abad (Isparta) mebusluğu yapmış, emeklilik yıllarında da çok kapsamlı ve değerli bir "Isparta Tarihi" kaleme almış Türk yazar, bürokrat ve siyasetçisidir.

5 Ocak 1851'de Isparta'da doğmuştur. 14 yaşında hafız ve hattat oldu. Isparta Rüşdiyesi'ni ve İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirerek hakimlik icazeti aldı. 18 yaşında katip olarak girdiği devlet hizmetinde hep Isparta'da kalarak 10 yıl boyunca Isparta şehremini (belediye başkanı) oldu. II. Meşrutiyet'in ilanı ile Isparta mebusu seçilerek Meclis-i Mebusan'a girdi. 1911'de emekliliğini isteyerek ayrıldı. 1899'da İzmir Hizmet gazetesinde yayınlatmış olduğu Isparta Tarihi'ni yeniden elden geçirerek 1000 sayfaya yakın bir kaynak kitap haline getirdi.

30 Mayıs 1932'de Isparta'da vefat etti. 1961-1965 arasında Isparta Senatörlüğü ve bir süre Sağlık Bakanlığı yapmış olan Suat Seren'in dedesidir.

Böcüzade’nin keskin bir gözlemci ve yaşadığı dönemin çalkantı ve kavgalarını iyi analiz eden bir düşünür olması, gelecekle ilgili düşüncelerini biçimlendirmiştir. Döneminin, içinde bulunduğu çaresizlik, teslimiyetçilik ve kadercilik anlayışına karşın, onun ayakları yere basan çözümlemeleri, bu gün için bile geçerliliğini korumaktadır.


Böcüzade'nin kaleminden 1870'de Isparta'da çekirge tehlikesi
1297 (M/1870) de çekirge afeti olacağı tahmin edildiğinden, çekirge yumurtalarının kıştan toplattırılıp yok edilmesi için, çekirgenin konduğu yerleri saptayacak ekipler kurmak üzere Vilâyetten ödenek istenmişti. Vilâyetten İngiliz Ali Bey adında bir uzman gönderilmiş, giderlerin Menafi Sandıkları Sermayesinden ödenmesine izin verilmişti.

Memleket ileri gelenleri ile, Ulema ve Askeri erkândan kurulan bir komisyon, ilçelerde mülki ve askeri memurlardan kurulacak ekiplerin Çekirge Mücadelesi yapmak üzere görevlendirilmesine karar verildi. Bu toplantıda, İngiliz Ali Beyin, gerektiğinde uçkun haldeki çekirgeleri öldürmek üzere Tophaneden birkaç yüz kilo Barut alınmasını önermesi üzerine kıyamet koptu. Ulemadan biri çekirgelerin iki kanadında, Süryani harfleriyle yazılmış bir ayet bulunduğunu, bu ayetin «Çekirge sürülerinin, Tanrı tarafından, memlekette fesat ve zulüm görüldüğü zaman, şehirleri ve kasabaları tahrip etmek üzere, kullarına musallat ettiği» anlamında olduğunu bir kitapta okuduğunu söylemesi üzerine Müftü Tahsin Efendi («bu yaratıklara ateşle ceza vermek Tanrıya mahsustur!.») şeklinde bir iddia ortaya atmış, Yavruzade Şeyh Mehmet Efendi'de («—Hükümetin aldığı önlemlere bizim karışmamız gerekmez. Çekirgelerin ne şekilde yok edilmesi gerekiyorsa, hükümet gereğini yapar. Bize dua etmekten başka bir şey düşmez. Biz simdi yerlerimize gidip duaya başlayalım. Papaz efendiler de ayni şekilde kiliselerinde dua edip ayin yapsınlar.») şeklinde konuşunca, İngiliz Ali Bey («Şeyh efendi, bu hurafeleri ve Yahudi masallarını bırakalım da, düşündüğümüz ve karar verdiğimiz tedbirleri uygulayalım.») der demez, ulema ve şeyhler ayağa kalkarak «— Biz ayeti celile ve doğru rivayetler okuyoruz.. Ayeti celileye sizin Yahudi masalı demeniz küfür'dür. Biz şimdi gider, durumu Hilafet Makamına arzederiz. Fakat Mutasarrıf Beyin, geldiği gündenberi, yaptığı icraatı görerek — iman-ı kâmil sahibi olduğuna inandığımız için — bu şikâyeti kendilerinin yazmalarını ümit ve taleb ederiz.») demeleri üzerine, Mutasarrıf Ali beye hitapla «— Bey efendi, bu dakikada özür dilemez ve düşüncelerinizi değiştirmezseniz, durumu yüksek makamlara arzetmeye mecbur kalacağım.» deyince Ali Bey ayağa kalkarak, Müftü ve Şeyh efendilerin ellerini öpmüş ve okunan ayetin farkında olmadığını beyan ederek özür dilemişti.

O sırada, Kuleönü köyünden Deli Hafız adında birisi, 95 yaşında olan Isparta naibi Tevfik Efendiye baş vurarak, tarlasındaki buğdayların, çekirgeler tarafından yok edilmesini önlemek üzere, çekirgelere hitaben bir ilâm yazmasını istemiş. Naip efendi Şer'iye mahkemesi başkatibine, abdest aldırtarak, çekirgelere hitaben üç tane ilâm yazdırmış. Bunları tarlasında çekirgelerin geleceği yerlere asmasını söylemiş. Deli Hafız bunları götürüp tarlasına asmış ..O civardaki bazı köylülerin söylediklerine göre çekirge saldırmamış (!).
 
Bülent Somay 1956'da İstanbul'da doğdu. 1972'de girdiği Boğaziçi Üniversitesinden 1981 yılında, İngiliz Edebiyatı dalında lisansüstü derecesiyle ayrıldı. 1982-83 yıllarında Montréal McGill Üniversitesinde bilimkurgu alanında doktora çalışması yaptı, ancak doktora derecesini almadan İstanbul'a döndü. 1983'ten bu yana Akıntıya Karşı, Zemin, Birikim, Demokrat ve Defter dergilerinde deneme ve makaleleri yayımlandı. 1984-1995 yılları arasında Mozaik Müzik Topluluğunun bir üyesi olarak, 1995'ten sonra ise bağımsız olarak müzik çalışmalarını sürdürdü. Metis Yayınları'nda fantazi ve bilimkurgu dizilerinin editörlüğünü yaptı. 1986-1994 yılları arasında yazdığı siyasi makalelerini Geriye Kalan Devrimdir (Metis, 1997) adlı kitabında, sevdiği şarkıların sözlerinden hareketle yazdığı denemelerini Şarkı Okuma Kitabı'nda (Metis, 2000) topladı. 2002'den beri Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
 
Mustafa Bülend Ecevit Mustafa Bülend Ecevit, (d. 28 Mayıs 1925 (doğduğu sırada kullanılan Rumi takvimle 1341) İstanbul – ö. 5 Kasım 2006, Ankara). Türk şair, gazeteci, yazar, siyasi parti başkanı ve siyaset adamı.

Beş kez Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı oldu. TBMM'nin 21., Cumhuriyet'in 18. Başbakanıdır. 20. yüzyılın ikinci yarısında Türk siyasi hayatındaki en önemli isimlerden biridir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 11. ve 12. Dönem Ankara, 13., 14., 15., 16. ve 19. Dönem Zonguldak, 20. ve 21. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. Temsilciler Meclisi üyesi, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı oldu. Çalışma Bakanı, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Başbakan olarak görev yaptı. Ancak üniversite mezunu olmaması nedeniyle Cumhurbaşkanlığına aday olamadı.

Kişisel yaşamı
Bülent Ecevit 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da doğdu. "Ecevit Seceresi (Devlet Arşivi - No 1265)" belgesine göre İnebolu'da doğdu. Babası Kastamonu doğumlu Ahmet Fahri Ecevit Ankara Hukuk Fakültesi'nde adli tıp profesörüydü. (5 Mayıs 1951 tarihli Bülent Ecevit'in AÜ DTCF öğrenci kimlik cüzdanındaki nüfus cüzdan suretine göre baba adı Mehmet Fahrettin, gene 15 Ocak 1945 tarihli AÜ DTCF talebe hüviyet cüzdanındaki nüfus cüzdan suretine göre baba adı Fahrettin, öte yandan babasının 31 Ekim 1951 tarihli Yeni Sabah gazetesindeki ölüm ilanında Dr. Prof. Fahri Ecevit, ayrıca kullandığı kartvizitte Pr. Dr. Fahri Ecevit) A. Fahri Ecevit daha sonra siyasete girerek 1943-1950 yılları arasında CHP'den Kastamonu milletvekilliği yaptı. İstanbul doğumlu olan annesi Fatma Nazlı ise ressamdı.


Ankara'da Devlet Mezarlığı'ndaki mezar taşıBülent Ecevit 1944 yılında Robert Kolej'den mezun oldu ve aynı yıl içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında sınıf arkadaşı Rahşan (Aral) Ecevit ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ateşeliği'nde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Ulus Gazetesi Demokrat Parti tarafından kapatılınca Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1954 Ocak ayında CHP Çankaya Ocağı'na kaydoldu. 1955 yılında ABD'nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde, The Journal and Sentinel'de konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957'de Rockefeller Foundation Fellowship Bursu ile yeniden ABD'ye gitti, Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. Bu sırada Ecevit'in sürekli "Hocam" diye bahsettiği Henry A. Kissinger Harvard rektörü idi. Harvard'da 1957 yılında, 1950-1960 arasından verilen antikomünizm seminerlerine sürekli Olaf Palme, Bertrand Russell gibi kişilerle katıldı. 27 Ekim 1957 seçimlerinde CHP'den milletvekili olarak siyasete girdi. Biri ABD'de Rumlar tarafından olmak üzere siyasi hayatında 6-7 kere suikaste uğradı.

Bitlis sigarası, Meclis sigarası içer, eniştesi İsmail Hakkı Okday'ın hediyesi Erika marka daktilosuyla yazardı. Bu 70 yıllık daktiloyu, ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'ne armağan etmiştir.

1973 seçimlerinde CHP'nin seçim kampanyasında, yaşlı bir kadının "Karaoğlan nirede ha evlatlar, Karaoğlan'ı görmek istiyom" şeklindeki sorusundan sonra Karaoğlan adı CHP'liler tarafından benimsenmiş ve ilerleyen yıllarda da Türkiye'de Bülent Ecevit için kullanılmaya başlanmıştır.

İlerleyen yaşıyla birlikte sağlığı bozulan Ecevit 19 Mayıs 2006 tarihinde beyin kanaması geçirdi ve uzun süre yoğun bakımda kaldı. Bu sırada kendisi için tutulan ziyaretçi yazıları Kaldırım Defteri adıyla anılıyor. Bülent Ecevit, bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 pazar günü Türkiye saatiyle saat 22:40'da Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu vefat etti.

Ecevit'in devlet mezarlığına gömülebilmesi için, ölümünün hemen ardından 9 Kasım'da yapılan bir kanun değişikliğiyle bu mezarlıklara başbakanların da gömülmesi sağlandı. Bülent Ecevit, 11 Kasım günü yapılan törenle devlet mezarlığına defnedildi. Cenaze törenine büyük bir kalabalık ve siyasiler katıldı.


Siyasî yaşamı

CHP içinde yükselmesi
32 yaşında, İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'in adaylığını ona devretmesiyle, milletvekili olarak siyasi yaşamına başlayan Bülent Ecevit 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonraki seçimlerde tekrar milletvekili seçildi. 1961 yılında İsmet İnönü'nün kurduğu hükümette Çalışma bakanı oldu. 1965 yılındaki seçimlerde Zonguldak'tan yeniden milletvekili seçildi, seçimleri Süleyman Demirel'in başkanlığındaki Adalet Partisi kazandı. Bülent Ecevit bu tarihten sonra muhalefete geri dönen CHP'nin içinde ortanın solu görüşünün öncülüğünü yapmaya başladı. 12 Mart 1971 muhtırasına karşı tavrından dolayı İsmet İnönü'yle anlaşmazlığa düşerek Parti genel sekreterliğinden istifa etti. CHP'nin 4 Mayıs 1972'de yapılan 5. Olağanüstü Kurultay'ında parti meclisi için yapılan güvenoylamasında Ecevit yanlılarının 507'ye karşılık 709 oy ile güvenoyu alması üzerine 8 Mayıs 1972'de istifa eden İsmet İnönü'nün yerine 14 Mayıs 1972 tarihinde genel başkanlığa seçildi.


CHP Genel Başkanlığı dönemi
14 Ekim 1973 tarihinde yapılan seçimlerde Ecevit'in başkanlığındaki CHP en fazla oyu almasına rağmen çoğunluğu kazanamadı. 26 Ocak 1974 tarihinde Milli Selamet Partisi ile kurduğu koalisyon hükümetinde ilk defa başbakanlık görevini aldı. Sadece 10 ay süren bu koalisyon hükümetinin tarihe geçen en önemli olayı Kıbrıs Barış Harekâtı olmuştur. Bu hükümetin dağılması üzerine Süleyman Demirel'in başbakan olarak görev yaptığı AP-MSP-MHP-CGP partilerinden oluşan I. Milli Cephe Hükümeti kuruldu. Muhalefete geri dönen Bülent Ecevit 5 Haziran 1977 tarihindeki seçimlerde CHP'nin oyunu %41'e çıkarmayı başardı. Bu oy oranı Türkiye Cumhuriyeti'nde bir sol görüşlü partinin kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçti.

Ecevit oy oranını artırmakla birlikte o zamanki seçim sistemine (Nisbi seçim sistemi) göre çoğunluğu kazanamadığı için bir azınlık hükümeti kurmaya karar verdi. Bu azınlık hükümetinin güven oyu alamaması nedeniyle tekrar Süleyman Demirel'in başbakanlığında II. Milli Cephe hükümeti (AP-MSP-MHP) kuruldu. Bu hükümetin de kısa ömürlü olması sonucu Ecevit AP'den ayrılan 11 milletvekilinin desteğiyle (Güneş Motel Olayı) 5 Ocak 1978 tarihinde yeni bir hükümet kurarak tekrar başbakan oldu. Ancak bu 11 milletvekilinin (Tuncay Mataracı, Hilmi İşgüzar, Orhan Alp, Oğuz Atalay, Mete Tan, Güneş Öngüt, Mustafa Kılıç, Şerafettin Elçi, Ahmet Karaaslan, Enver Akova, Ali Rıza Septioğlu) desteğini kazanmak için verdiği tavizler ve bakan yaptığı 11 milletvekili hakkında çıkan yolsuzluk söylentileri, dürüstlüğüyle tanınan Ecevit'e zarar verdi. Bu arada, Türkiye'nin ekonomik durumu gittikçe bozulmaya başlamış, sağ-sol çatışmaları sonucu işlenen cinayetler önlenemez duruma gelmişti. TÜSİAD gazetelere tam sayfa eleştiri ilanları verdi. 1979 yılında yapılan ara seçimlerde başarısızlığa uğrayan Ecevit görevden çekildi ve Süleyman Demirel 25 Kasım 1979 tarihinde MSP ve MHP'nin desteğiyle bir azınlık hükümeti kurdu. 12 Eylül 1980 tarihinde Genel kurmay başkanı Kenan Evren'in komutasındaki silahlı kuvvetler ülkenin yönetimine el koydu. Diğer parti başkanlarıyla beraber Bülent Ecevit de siyasetten uzaklaştırıldı ve bir süre göz altında tutuldu. Daha sonra diğer bütün partilerin ileri gelenleriyle birlikte 10 yıl süreyle siyasete girmesi yasaklandı. Bu dönemde gazetecilik yaptı. Arayış dergisini çıkardı. 1981'de çıkan dergi 1982'de askeri rejim tarafından kapatıldı.


Siyasete geri dönüşü: Demokratik Sol Parti dönemi
1985 yılında Bülent Ecevit'in siyasete girme yasağı devam ederken eşi Rahşan Ecevit'in başkanlığında Demokratik Sol Parti kuruldu. 1987 yılında yapılan referandumla eski siyasi liderlerin siyaset yasağı kaldırılınca Bülent Ecevit DSP'nin başına geçti. Aynı yılın Kasım ayında yapılan seçimlerde DSP barajı aşamayınca Ecevit siyasetten çekildi. 1989 yılında siyasete geri döndü ve DSP'nin başına geçti. 1991 seçimlerinde DSP'den milletvekili seçilerek 11 yıl sonra TBMM'ye geri döndü. 24 Aralık 1995 tarihindeki seçimlerde oy oranını artırarak solun en büyük partisi haline geldi. ANAP ve DTP'yle birlikte kurulan Anasol-D hükümetinde Başbakan yardımcısı oldu. Daha sonra da DYP ve ANAP'ın desteğiyle kurulan bir azınlık hükümetinde kısa süre için başbakan oldu. 18 Nisan 1999'da yapılan seçimlerde DSP en fazla oyu alınca başbakanlık görevini aldı ve bu görevi 2002 yılına kadar sürdürdü. 2002 yılında yapılan seçimlerde DSP'nin barajı aşamayarak TBMM dışı kalması üzerine siyasetten çekildi.


Edebî kişiliği
Bülent Ecevit, siyasi yaşamının yanı sıra yazarlık ve şairliği de birlikte yürütmüş ender siyasetçilerden birisidir. Sanskrit, Bengal ve İngilizce dillerinde çalışmalar yapmış olan Ecevit, Rabindranath Tagore, Ezra Pound, T. S. Eliot, ve Bernard Lewis'in yapıtlarını Türkçeye çevirmiş, kendi şiirlerini de kitap halinde yayımlamıştır.


Şiir kitapları
Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm şiirleri), Doğan Kitapçılık (2005)
El Ele Büyüttük Sevgiyi, Tekin Yayınevi (1997)
Işığı Taştan Oydum (1978)
Şiirler (1976)

Siyasî kitapları
Ortanın Solu (1966)
Bu Düzen Değişmelidir (1968)
Atatürk ve Devrimcilik (1970)
Kurultaylar ve Sonrası (1972)
Demokratik Sol ve Hükümet Bunalımı (1974)
Demokratik Solda Temel Kavramlar ve Sorunlar (1975)
Dış Politika (1975)
Dünya-Türkiye-Milliyetçilik (1975)
Toplum-Siyaset-Yönetim (1975)
İşçi-Köylü Elele (1976)
Türkiye / 1965-1975 (1976)
Umut Yılı: 1977 (1977)
 
Cahit Uçuk Cahit Uçuk (17 Ağustos 1909 - 7 Kasım 2004) Hikâye ve roman yazarı.

Selanik'te doğdu. Siverek Milletvekili ve Kaymakam İbrahim Vehbi Uçuk'un kızıdır. Babasının görevi dolayısıyla Anadolu'da çok yer dolaşması sebebi ile düzenli bir tahsil görmedi. Evinde özel dersler alarak kendisini yetiştirdi. İlk olarak, 1935 yılında Nazım Hikmet'in çıkardığı Yarım Ay Dergisi'nde bir köy masalı yayımlandı. Başlangıçta şiir yazarken, daha sonra hikâye ve romana yöneldi. Eserlerinde genellikle kadın hakları, kadının toplumdaki yeri, analık duygusu ve zaman zaman mistik temalar işledi. Önceliği kadınlar alsa da, Anadolu'nun çeşitli meselelerini de dile getirdi. Temiz dili, sıcak ve içten anlatımı ile bir dönem çok okunan yazarlar arasında yer aldı.

Cahit Uçuk, gerek romanlarının konuları, gerekse sıcak ve rahat anlatımı ile tanınan ve her zaman sevilerek okunan bir yazardı. Babıali'de ve Anadolu'da yayımlanan günlük gazete ve dergilere, piyes, masal, hikâye ve roman tefrikaları yazmıştır.

Sayıları her yıl artan roman ve hikâye kitaplarından başka, çok sevdiği çocuklar için de romanlar, öyküler, masallar, manzum masallar yazdı. Ona en güzel armağanı da, çocuklar için yazdıkları getirmiştir. Dünyanın ünlü çocuk klasikleri İkizler serisinin yirmi sekizinci kitabı olan Türk İkizleri ile Hans Christian Andersen armağanını kazanmış, bu kitabı, İngilizce dahil olmak üzere birkaç dünya diline çevrilmiştir.

Cahit Uçuk, yazar Mahmut Yesari ile kısa bir evlilik yapmıştır. Daha sonra Galatasaraylı futbolcu Cici Necdet ile on yıl süren ikinci bir evliliği olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın yazarlarından Cahit Uçuk, 7 Kasım 2004'de İstanbul Bebek’teki evinde 95 yaşında öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda yatıyor.

Başlıca yapıtları:
Roman

Küçük Ev, Kanlı Düğün, Siyah Dantelli Şemsiye, Uçan Su, Değirmentaşı, Hep Yarın, Güneş Kokusu, Kirazlı Pınar, Sürü Çıngırakları, Dikenli Çit.

Öykü

Cennet Bahçesi, Işıklı Pencere, Kurtların Saygısı, Değişen Sensin, Altın Pabuçlar.

Çocuk kitapları

Türk İkizleri, İran İkizleri, Gümüş Kanat, Yalçın Kayalar, Mavi Ok, Kırmızı Mantarlar, Üç Masal, Ateş Gözlü Dev, Cepteki Yavrular, Kurnaz Çoban, Herte Verte Pitte, Eve Giren Güneş, Açılan Pencereler, Esrarengiz Yalı, Mavi Derinliklerdeki Sır, Sırrını Vermeyen Tabak

Oyun

Yaşamak İstiyoruz, Gök Korsan, Bileziklerin Sesi

Anı

Bir İmparatorluk Çökerken (anı, 1995, YKY), Erkekler Dünyasında Bir Kadın Yazar (anı, 2003, YKY)
 
Cahit Zarifoglu Hayatını kendi diliyle şöyle anlatır:

"1940'ta Ankara'da doğdum. Rahmetli babam hakimdi. Bu vesile ile çocukluğum Güneydoğu'da geçti. İlkokula Siverek'te başladım. Maraş ve Ankara'da bitirdim. Ortaokula ise Kızılcahamam'da başladım, liseyi Maraş'ta tamamladım. Aslen Maraşlıyım.

Ceddimiz 300 yıl kadar önce Kafkasya'dan Maraş'a gelip yerleşmişler. Bunlar üç kardeşmiş ve içlerinden birinin adı Zarif'miş. İşte bizim aile bu Kafkasyalı Zarif'ten geliyor. Daha çok bu sebeple olacak Kafkasya'yı çok seviyorum.

Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başladım. Usta hikayeci Rasim Özdenören, şair Erdem Beyazıt, şair Alâaddin Özdenören ile aynı sıralarda okuduk. Liseden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatını bitirdim. Öğrenciliğim sırasında çalışmak zorundaydım. Muhtelif gazetelerde sayfa sekreteri olarak çalıştım. Bu yüzden tahsilim biraz ağır aksak ilerledi. Bütün bunlar zarfında vazgeçmediğim,değişmeyen, istikrarlı bir yönüm vardı,o da şairliğim ve yazarlığımdı.

Bir yerde çok titiz bir insanım,bir bakıma da hiç titiz değilim. Görünüşte bir düzensizlik içindeyim, ama her şey zihnimde benim de şaştığım bir disiplin ve düzen içindedir. Şu masanın halini görüyorsun.Çekmeceler de öyle. Ama söyleyin bir şey onu gözüm kapalı çıkarayım. Hayatımda öyle. Bir telaş içinde parçalanmış gibiyim. Ama saati saatine programlanmışımdır. Şiiri de ne zaman yazacağımı bilmiyorum. Memur gibi. Durum öyle gerektiriyor.

Sezai Karakoç ağabeyin yayınladığı Diriliş dergisinde şiirlerim yayınlandı. Ağabeyin sohbetlerinden ve yazdıklarından çok şeyler öğrendik.Her anlamda bizim hocamızdı. Yetişmemizde çok büyük faydası oldu. Sonra Nuri Pakdil ve arkadaşlarının yayınladığı Edebiyat dergisinde yazdım. 1976'dan itibaren ise ben, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Akif İnan ve Nazif Gürdoğan'nın kurucuları olduğu Mavera dergisinde şiirlerim, bir-iki hikayem, senaryo çalışmalarım, günlüklerim ve "Okuyucularla" ismini verdiğimiz sohbetlerim yayınlandı. Bir kaç yıldan beri ise roman çalışıyorum. Bunlardan ilki "Savaş Ritimleri" 1985'te yayınlandı. Ayrıca çocuk edebiyatı dalında kitaplar yazdım."1


Değişik dönemlerde ilkokul öğretmen vekilliği ve Almanca öğretmenliği yaptı.1976'dan itibaren TRT Genel Müdürlüğü'nde mütercim sekreter olarak görev aldı. Farklı gazete ve dergilerde yazıları yayımlandı. Mavera Dergisi'ni arkadaşlarıyla birlikte yayımladı. Zaman Gazetesi ve Mavera dergisi'nde 'Okuyucularla' başlığıyla hayli ilgi toplayan ve bir 'mektep' özelliği taşıyan sohbet köşelerini düzenledi. 1983'te TRT İstanbul Radyosu'nda görev aldı. Radyo oyunları yazdı. 1984'te Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülü'nü alan Zarifoğlu, 07 Haziran 1987'de vefat etti.

Eserleri
Şiir
İşaret Çocukları
Yedi Güzel Adam
Menziller
Korku ve Yakarış

Hikaye
İns

Çocuk Hikayeleri
Serçekuş
Katıraslan
Ağaçkakanlar
Yürekdede ile Padişah
Küçük Şehzade
Motorlu Kuş
Kuşların Dili

Çocuk Şiirleri
Gülücük
Ağaçokul (Çocuklara Afganistan Şiirleri)

Roman
Savaş Ritimleri,Ana

Günlük
Yaşamak

Deneme
Bir Değirmendir Bu Dünya
Zengin Hayaller Peşinde

Tiyatro
Sütçü İmam
 
Cahit Öztelli Cahit Öztelli (d. 1910 - ö. 1978, Ankara), Türk yazar.

Ortaöğrenimini Trabzon'da yaptı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1940). Edebiyat öğretmenliği yaptı. Türk halk edebiyatı konularında çalıştı.


Bibliyografi
Zileli Şairler, (1944)
Karacaoğlan, (1952)
Köroğlu-Dadaloğlu
Dertli-Seyranî
Halk Türküleri, (1953)
Halk Şiiri 14.-17. yüzyıllar
Halk Şiiri 18. yüzyıl, (1955)
Resmî Yazışmalar Sözlüğü, (1963)
Nasrettin Hoca, (1964)
Kul Nesimî, (1969)
Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Bütün Şiirleri, (1971)
 
Can Dündar Hayatı
Ankara'da doğdu. Babasının Fenerbahçe sevgisi ve Can Bartu'ya olan hayranlığı sebebiyle Can adını aldı.

Ankara Anadolu Lisesi'ni bitirdi. 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1986 yılında İngiltere London School of Journalism'de eğitim aldı. 1988’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi'nde Siyaset Bilimi dalında master yaptı. 1996’da yine aynı bölümde doktorasını verdi.

1979-1988 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde çalışan Can Dündar, televizyon yaşamına 1988 yılında TRT de başladı. 32. Gün bünyesinde yaptığı program ve belgesellerle çalışmalarını sürdürdü. Çeşitli televizyon kanallarına belgeseller hazırladı. Birçok dergi ve gazetede yazılar yazdı. Halen Milliyet gazetesinde köşe yazıları yazmakta.

Evli ve bir çocuk babası.

Can Dündar, NTV'de yaptığı Neden isimli bir programda konu aldığı Derin Devlet nedeniyle adının programda geçmesi nedeniyle Alattin Çakıcı'dan mektup aldı. Bu konu hakkında yapılan haberlerde bu mektubun bir tehdit olduğu biçiminde haberler yer almıştır.


Çalışmaları
Yönetmenliğini yaptığı belgeseller
Demir Kırat
Gölgedekiler
Aynalar
Ahmet Kaya
Yılmaz Güney
Sezen Aksu
Kemal Sunal
Zeki Müren
İbrahim Tatlıses
Ajda Pekkan
Orhan Gencebay
Tanju Çolak
Türkan Şoray
İş Bankası Belgeseli - 1999
Nazım Hikmet Belgeseli - 2001
Bahçedeki Fener - 2002
O Gün
18 Ağustos 1999 - 2002
6 Kasım 1983 - 2002
6-7 Eylül 1955 - 2002
17 Şubat 1959 - 2003
16 Mart 1978 - 2003
17 Ocak 1991 - 2003
Bir Yaşam İksiri : Dr. Nejat Eczacıbaşı - 2003
Önce İnsan - 2003
Yüzyılın Aşkları - 2003 / 2004
"Karaoğlan" Belgeseli - 2004 (Rıdvan Akar ile birlikte)
Garip :Neşet Ertaş - 2005

Senaryosunu yazdığı belgeseller
Son Ocak - 1992

Hazırladığı belgeseller
Yükselen Bir Deniz
12 Mart Belgeseli (10 Bölüm) (Bülent Çaplı ile birlikte)
Sarı Zeybek
Köy Enstitüleri
Cumhuriyetin Kraliçeleri (5 Bölüm)
Halef - 2001
Diyarbakır Belgeseli - (Proje aşamasında)

Yayımlamış eserleri
Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), Milliyet Yayınları, 1991
Sarı Zeybek, Milliyet Yayınları, 1994
12 Mart İhtilalin Pençesinde Demokrasi (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), İmge Kitabevi Yayınları, 1994
Gölgedekiler, İmge Kitabevi Yayınları, 1995
Hayata ve Siyasete Dair, İmge Kitabevi Yayınları, 1995
Yağmurdan Sonra, İmge Kitabevi Yayınları, 1996
Ergenekon (Celal Kazdağlı ile birlikte), İmge Kitabevi Yayınları, 1997
Yarim Haziran, İmge Kitabevi Yayınları, 1998
Benim Gençliğim, İmge Kitabevi Yayınları, 1999
Köy Enstitüleri, İmge Kitabevi Yayınları, 2000
Nereye?, İmge Kitabevi Yayınları, 2001
Yaveri Atatürk'ü Anlatıyor, Salih Bozok, Doğan Kitap, 2001
Uzaklar, İmge Kitabevi Yayınları, 2002
Yükselen Bir Deniz, İmge Kitabevi Yayınları, 2002
Savaşta Ne Yaptın Baba? (Savaş Yazıları), İmge Kitabevi Yayınları, 2003
Bir Yaşam İksiri: Dr. Nejat F. Eczacıbaşı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ekim 2003
Mustafa Kemal Aramızda (Ülkem Özge Sevgilier ile birlikte), Doğan Kitap, Ekim 2003
Büyülü Fener, İmge Kitabevi Yayınları 2003
Yıldızlar, İmge Kitabevi Yayınları, 2004
Sedat Alp: İlk Türk Hititoloğun Yaşam Öyküsü (Fatma Sevinç ile birlikte), TÜBA, 2004
Kırmızı Bisiklet, İmge Kitabevi Yayınları, 2005
Nazım, İmge Kitabevi Yayınları, 2005
 
Cem Akaş 1968'de Almanya'nın Mannheim kentinde doğdu, 1974'e kadar orada kaldı. Anaokuluna sınavla girdi, başarıyla bitirdi, ilkokul birin sonunu görmeden Türkiye'ye geldi ve ailesiyle İzmit'e yerleşti. Seka İlkokulundan mezun olduktan sonra Robert College'de yatılı okudu, haftasonları Doğan Körfez otobüsüyle ve Bursalı arkadaşlarıyla İzmit'e gidip geldi. Boğaziçi Üniversitesinde Kimya Mühendisliği okumaya başlamasıyla birlikte İstanbul'a taşındı. O gün bu gündür Kadıköylü. Boğaziçi'nde başladığı siyaset bilimi master'ını New York'ta, Columbia Üniversitesinde tamamladı; ardından Boğaziçi'ne dönerek Türk siyaset tarihi üzerine doktora yaptı.

İlk öykülerini İngilizce kompozisyon sınavlarında, zamana karşı yazdı. Yayımlanan ilk öyküsü "Gerçeğin Öte Yanında" (Gergedan, 1987, sayı 3) oldu. Bir ödül kazandı ama almadı, bir imza günü düzenledi ama yalnızca komşu dükkanın çırağı geldi. Bir dönem hemen her şeyin dersini verdi. Başkalarının ödevlerini ve master tezlerini yazdı. Cenk Koyuncu'yla birlikte "SonKişot"u kurdu.1993-94 sezonunda TRT-2'de "Okudukça" programını Enis Batur'la birlikte hazırladı, ama tek başına sundu.

Askerliğini Balıkesir ve Genelkurmay'da yaptı, çok şeyler öğrendi. 1992-2004 yılları arasında şu ya da bu şekilde (part-time editör olarak başlayıp yayın yönetmenliği ve son olarak yayın danışmanlığı yapmak suretiyle) Yapı Kredi Yayınlarında çalıştı. Sabancı Üniversitesinde yaratıcı yazarlık dersleri verdi. Serbest editörlük ve çevirmenlik yaptı. 2005 yılında g yayın grubu'nu kurdu.

Kitapları
Noktanın Kesişimleri Antolojisi (1990)
7 (1992)
Suç ve Ceza (1992)
Belkienisbatur (1993)
Gizli Hava Müzesi (1995)
Aşkın Zembereği Olgunluk Çağı 1: Balığın Esir Düştüğü Yer (2000)
Aşkın Zembereği-Uyandığında Kadın Hala Yanındaydı - Elli Öykü (2000)
İse, Ki Değil (2001)
Pop Art: Kaldırımdaki Dondurma (2001)
Olgunluk Çağı Üçlemesi (2001)
Balığın Esir Düştüğü Yer, Sönmemiş Kireç, Oyun İmparatorluğu (2003)
r (2002)
Kant Kulübü - Bir İlkgençlik Macerası (2004)
Gitmeyecekler İçin Urbino (2007)
 
Cem Özgönül Cem Özgönül (1972, Sakarya) Almanyada yaşayan bir türk tarihçi ve yazar. Kölnde bulunan Önel basımevinin piysaya sürdüğü Der Mythos eines Völkermordes. Eine kritische Betrachtung der Lepsiusdokumente sowie der deutschen Rolle in Geschichte und Gegenwart (Soykırım efsanesi. Lepsius dökümanlarına ve tarihteki ve günümüzdeki alman rolüne eleştirel açıdan bir bakış) adını taşıyan ilk kitabında alman teolog Johannes Lepsius'un 1919 yılında piyasaya sürdüğü ve sözde ermeni soykırımının Batıdaki soykırım bilimsel araştırmalarında bu dereceye gelmesinde başlıca rol oynayan Lepsius belgelerindeki Türk düşmanı manipülasyonları tarihte ilk defa açığa sürdü. Eğer Batıda bugüne kadar bulmuş olduğu yankı çeşitli Türk düşmanı çevrelerin çabalarıyla örtbas ettirilemezse, bu kitap sözde ermeni soykırımı tezini Batıda kökünden çürütebilir, çünkü Lepsius belgeleri soykırım tezi için temel kaynak niteliğinde. Başka bir deyişle, diğer birçok sözde ermeni soykırımını ispatladı diye kabul edilen kitaplar Lepsius belgelerine dayaniyor. Başka bir temel kaynak Andonian belgeleriydi. Onların manipülasyon oldukları 1984 yılında ispatlanmıştı.

Hayatı
Cem Özgönül 1972 yılında Sakaryada doğdu. Almanyada Matematik, Sosyoloji ve Felsefe okudu. Kölnde bağımsız yazar olarak çalışıyor.

Kitabı
Cem Özgönülün kitabındaki ana konu, alman arşivlerinde bulunan orijinal belgelerin, 1919 yılında Johannes Lepsius'un piyasaya sürdüğü Deutschland und Armenien 1914-1918: Sammlung diplomatischer Aktenstücke (Almanya ve Ermenistan 1914-1918: Diplomatik belgeler derlemesi) (kısa adıyla Lepsius belgeleri) ile karşılaştırılmasıdır. Arşivlerde bulunan orijinal belgeler 1915 civarı yıllarda Osmanlı İmparatorluğunda bulunan Alman konsoloslarının ve başka memurların Berlinle yaptıkları faks şeklindeki iletişimlerini gösteren orijinal belgeler.

Lepsius kitabını yazarken, orijinal fakslarda bulunan ve ermenilerin ayaklanmalarını gösteren, ermenilerin Türklere karşı yaptıkları katliamları gösteren, bağımsız olma çabasında olduklarını gösteren ve Osmanlı idaresinin ermenileri Doğu Anadoludan sürgün ederken insancıl şekilde davranılmasını emreden ve buna benzer birçok pasajları, tek tek yoketmiş veya tam ters anlam alacak şekilde manipüle etmiş. Onun sildiği veya manipüle ettiği pasajlarla ermeniler masum gözüküyor, Osmanlı idaresi ise soykırım gerçekleştirmiş gibi gözüküyor.

Lepsius belgelerinde manipülasyonlar olduğu aslında daha önceden de biliniyordu ancak hakkında oldukça susuluyordu. Wolfgang Gust (soykırım tezini savunan sayısız tarihçilerden biri) ancak 2005 senesinde Lepsiusun manipülasyonlarını konu eden ve kendi deyimiyle bu sefer alman arşiv belgelerini tamamen doğru yansıtan bir kitap çıkarmıştı (Der Völkermord an den Armeniern 1915/16. Dokumente aus dem Politischen Archiv des deutschen Auswärtigen Amts , Ermeni soykırımı 1915/16. Alman dış dairesinin politik arşivinden belgeler). Ancak Gust kitabında sadece Lepsiusun Almanların yararına yaptığı manipülasyonlari ele almıştı. Özgönül ise Lepsiusun bunun da ötesinde Türklerin zararına yaptığı manipülasyonları ele alıyor. Özgönül, Gustun konuyu ele alırken böyle seçici davrandığını anlayamadığını yazıyor. Oysa Gust kendisine ait olan Magisches Viereck (Sihirli dörtgen) adlı bir yazısında, Lepsiusun manipülasyonlu belgelerini yazarken hedefinin ne olduğunu kendisi açıklamıştı. Gustun yazısına göre, Lepsius bir mektubunda hedefini kendi sözleriyle şöyle açıklamıştı: 1. Almanyayı aklamak, 2. Türkiyeyi suçlamak, 3. dairenin ihtiyat muhtaçlığı, 4. Ermenilerin güvenini kazanmak[1]. Özgönül, Gustun bunu bildiğini ve hatta yazısına sırf Lepsiusun o cümlesi yüzünden Sihirli dörtgen başlığını verdiğini ve bunu bildiği halde, neden Türklerin zararına olan manipülasyonları gözardı ettiğini anlayamadığını yazıyor ve Batının soykırım araştırmasında çok olan bu tarz seçiciliğe şöyle açıklama getiriyor: soykırım tezini en radikal biçimde savunanlar ya bunu bile bile Türkiye düşmanlığı olarak yapıyorlar ya da onların gözünde soykırım faktisitesi tartışmasız gerçek olduğuna inandıkları için, bu tarz yaklaşımlara girdiklerinin farkına bile varmiyorlar.

Özgönül, buna benzer çeşitli yöntemlerle kafalarda bir soykırım efsanesi oluştuğunu ve efsanelere bilimsel şekilde yaklaşmanin çok zor olduğunu yazıyor, çünkü efsaneler her halkın kimliğinin bir kısmını oluşturuyor. Soykırım efsanesi, ermeni halkının kimliğinin bir parçası oldu ve bundan ötürü de ermeni yandaşları, soykırımın gerçek olup olmadığından en ufak şüphesini dile getiren herkesi Soykırımı inkar edici veya başka çamur atma yöntemleriyle susturmaya çalıştıklarını yazıyor.

Özgönül kitabında tarih boyu gerçekleşmiş olan daha birçok başka manipülasyonları açıklıyor ve her bir manipülasyonun efsanenin büyümesine katkısı olduğunu düşündüğünü yazıyor. Mesela soykırım tezinin en radikal savunucularından olan Tessa Hofmann 1980 yılında çıkarmış olduğu Der Völkermord an den Armeniern vor Gericht - Der Prozeß Talaat Pascha (Ermeni soykırımı - Talât Paşa yargılaması) adlı kitabında bir kafatası piramidi gösteren bir resim koyduğunu ve bunun altına Türk barbarlığı - Batı Ermenistanda bir kafatası piramidi 1916/17 yazdığını açıklıyor. Oysa daha sonra Prof. Türkkaya Ataöv'ün ispatladığı gibi, bu resim rus ressam Vasili Vereşçagine ait bir resimdi ve bugün Moskovada asılı duruyor.

Batıda sözde ermeni soykırımını efsane haline getiren elementlerinden bir başka örnek Franz Werfele ait olan Musa Dağının 40 Günü adlı roman. Bu romanda Talât Paşanın söylediği bir cümlenin gerçekte tam ters anlamda söylenildiğini yine Alman dış dairesi belgeleriyle karşılaştırma yaparak ispatlıyor.

Alman dış dairesinin olayla alakalı belgeleri şu numaraları taşıyor: mikro fiş numaraları 7086-7204 (Dosya: Türkei 183 / Türkiye 183) ve mikro fiş numaraları 7205-7270 (Dosya: Botschaft: Konstantinopel - Armenien / Büyükelçilik: İstanbul - Ermenistan).

Kitabın ön sözünü Dr. Udo Witzens yazdı.


Batıda kitapla ilgili bugüne kadar gerçekleşmiş olan tartışma [değiştir]İstanbul konferansından sonra, Alman Die Welt gazetesinde Mart ayında olayla ilgili birkaç yazı çıktı. Konuyla ilgili, herhangi bir Alman gazetesi için alışılmamış açıklıkta sözler yazıldı. Acaba İstanbul konferansı bir dönüm noktası mı olacak? diye soruluyordu.

İlginç olaylar yaşandı. Tessa Hofmann ve Wolfgang Gust bir röportajda hemen Özgönülün tezlerine karşı çıktılar, ancak ikisi de daha sonra kitabı henüz okumadıklarını açıklamışlardı. Daha sonra Gust kitabı eleştirmeye çalışan bir yazı yazdı, ancak bu yazısında "daha önce bu konuyu inceleyen oldu mu?" "neden herkes Lepsiusun manipülasyonları hakkında susuyordu?" "Lepsius belgeleri diğer soykırım tezini inceleyen araştırmaları ne denli etkiledi?" gibi merak edilen sorulara cevap vermedi. Hofmanndan ise daha sonra başka hiçbir reaksiyon gelmedi.

Die Welt gazetesinin yazısına göre, İstanbul konferansında üç soykırım tezinin savunucusu bulunuyordu. Ermeni asıllı Ara Sarafyan, bundan sonra Türk Tarih Kurumu ile işbirliği yapmak istediğini söyledi. Alman Hilmar Kaiser ise, Özgönülün tezlerini suskun bir şekilde dinleyip hiçbir cevap vermedi.

Şu an Batıda olan tartışma bir suskunluk dönemine girdi
 
Cemal Kutay Cemal Kutay. Tarihçi ve yazar. (d. 1909 Konya, ö. 5 Şubat 2006 İstanbul).

Kutay, orta öğrenimini Kadıköy Lisesi'nde tamamladı. Anadolu Ajansı'nda 1924-1928 yılları arasında muhabirlik, Hakimiyet-i Milliye'de istihbarat şefliği ve fıkra yazarlığı yapan Kutay, Konya'da Yeni Anadolu Gazetesi'ni ve Zaman Dergisi'ni, İstanbul'da Halk Gazetesi'ni, Millet Dergisi'ni çıkardı. Kutay, pek çok gazete ve dergide özellikle tarihi konularda yazılar yazdı.

Cemal Kutay'ın kitap halinde basılan 187 eserinden bazıları şöyle:

"Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi" (20 cilt, 1957-62),
"Bilinmeyen Tarihimiz" (4 cilt, 1974-75),
"Tarih Sohbetleri" (9 cilt, 1966-68),
"Örtülü Tarihimiz" (2 cilt, 1975),
"Sisli Tarihimiz" (2 cilt-1975),
"Midhat Paşanın Gurbet Hatıraları" (3 cilt, 1983),
"Geçmişten Günümüze Türk Kitaplığı"
 
Cemal Sağlam ARASTEREDO isimli romanın yazarının gerçek ismi. 1976 yılında İzmir Karşıyaka'da doğmuş olan yazar Elektrik ve Tıbbi Cihazlar üzerine eğitim görmüştür. Fantastik-miliyetçi diye tanımladığı bir akımın öncüsü olma çabaları içerisindedir. 2006 yılında yeni bir romanının daha yayınlanması beklenmektedir.
 
Cemal Süreyya Cemal Süreya (Erzincan, 1931 - İstanbul, 9 Ocak 1990), şair. Asıl adı Cemalettin Seber'dir.

Önceden Süreyya olan soyadındaki y'lerden birisini, arkadaşı Ülkü Tamer ile girdiği iddiada kaybetmiştir.

Hayatı
Erzincan'da doğdu.(O yıllarda Pülümür Erzincan iline bagli oldugu icin Erzincan yaziliyor olmali)Aslinda 1931 Tunceli ili Pülümür ilcesinde dünyaya geldi dersim isyani sebebiyle zorunlu göce tabi olan ailesiyle sürgüne gönderildi.ı

1954'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve müfettişlik görevlerinde bulundu; 1965’te ayrıldığı müfettişlik görevine 1971’de yeniden döndü; 1982’de müşavir maliye müfettişliğinden emekli oldu. Ağustos 1960’ta başladığı ve yalnızca dört sayı çıkarabildiği Papirüs dergisini, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47, 1980-81 arası iki sayı daha çıkardı. 1978’de Kültür Bakanlığı’nda Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yapan Cemal Süreya, emekli olduktan sonra, yayınevlerinde danışman ve ansiklopedilerde düzeltmen olarak çalıştı. Birçok dergide yazıları ve şiirleri yayımlandı; ayrıca Oluşum, Türkiye Yazıları, Maliye Yazıları dergileri ile Saçak dergisinin kültür-sanat bölümünü bir süre yönetti. Politika, Aydınlık, Yeni Ulus ve Yazko Somut gazeteleri ile 2000’e Doğru dergisinde köşe yazıları yazdı.

İlk şiiri “Şarkısı-beyaz”, 8 Ocak 1958'de Mülkiye dergisinde çıktı. Şiirlerindeki şekil, muhteva ve anlatım özellikleri ile İkinci Yeni şiirine katıldı. Bu akımın önde gelen şairlerinden biri oldu. Geleneğe karşı olmasına karşın geleneği şiirinde en güzel kullanan şairlerden birisiydi. Kendine özgü söyleyiş biçimi ve şaşırtıcı buluşlarıyla, zengin birikimi ile, duyarlı, çarpıcı, yoğun, diri imgeleriyle İkinci Yeni şiirinin en başarılı örneklerini vermiştir. Şahsiyetli bir şiir dili vardır. Canlı halk dilini kullanması, onu okuyucuya yaklaştırır. Üslubundaki mizah ve istihza, ona ayrı bir özellik kazandırmaktadır.

Batı Anadolu'daki Bilecik'e sürgüne gönderilmiş bir Kürt ailesinin çocuğudur; bu kimliğini uzun süre saklar ya da saklamak zorunda kalır. Öyle ki Bazil Nikitin'in Kürtler adlı kitabını çevirdiği halde yayında adının sadece baş harflerini kullanır.

Şairin hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri adressizliktir: 4 kez evlenir, 29 farklı evde oturur.

Ölmeden önce, eşi 'Bayan Nihayet'e bıraktığı 4 Kasım 1989 imza tarihli miras yazısında, 6 madde halinde; iki tane halı, kütüphane, masanın ortasındaki ve yabancıların yarısı, çiçeklerin hepsi, büyük ayna, bütün kitapların telif hakkının yarısı, kendisini ve bütün notlarını eşine bıraktığını belirtmiştir.

Ölümünden sonra adına bir şiir ödülü kondu. Feyza Perinçek ve Nursel Duruel, şair üzerine bir biyografik inceleme hazırladılar: Cemal Süreya / Şairin Hayatı Şiire Dahil (1995). 1997’de de Cemal Süreya Arşivi yayımlandı.


Kitapları
Şiir
Üvercinka (1958; Yeditepe Şiir Armağanı)
Göçebe (1965; 1966 TDK Şiir Ödülü)
Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973)
Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984)
Sıcak Nal ve Güz Bitigi (1988; Behçet Necatigil Şiir Ödülü)
Sevda Sözleri (bütün şiirleri: 1990, ö.s; YKY 1995)

Düzyazı
Şapkam Dolu Çiçekle (1976)
Günübirlik (1982)
Onüç Günün Mektupları (1990, ö.s.; YKY 1998)
99 Yüz (1991; YKY 2004)
999. Gün / Üstü Kalsın (1991)
Folklor Şiire Düşman (1992)
Uzat Saçlarını Frigya (Günübirlik’in yeni basımı: 1992)
Aydınlık Yazıları / Paçal (1992)
Oluşum’da Cemal Süreya (1992)
Papirüs’ten Başyazılar (1992)
Günler (999. Gün’ün genişletilmiş basımı: YKY 1996)
Güvercin Curnatası (Cemal Süreya ile konuşmalar: haz. Nursel Duruel, YKY 1997; genişletilmiş basımı: YKY, 2002)
Toplu Yazılar I: Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar (YKY 2000)

Antoloji ve çevirileri
Cemal Süreya iki antoloji (Mülkiyeli Şairler ve 100 Aşk Şiiri) hazırladı; Simone de Beauvoir’dan Sade’ı Yakmalı mı? (1966; YKY 1997), Gustave Flaubert’den Gönül ki Yetişmekte (Duygusal Eğitim) ve Antoine de Saint-Exupéry’den Küçük Prens (Tomris Uyar’la birlikte) başta olmak üzere, pek çok çeviri yaptı. Çeviri şiirleri (Yürek ki Paramparça, haz. Eray Canberk, YKY 1995) ve Çocukça dergisi için yazdığı yazılar (Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, haz. Necati Güngör, 1993; YKY 1996) derlendi.
 
Geri